Müminin Sözünü Reddetmek Hiç Uygun Değildir
Seyyid Ali bin Şihâb hazretleri büyük velîlerdendir. Büyük âlim İmâm-ı Şa'rânî hazretlerinin dedesidir. 1486 (H.891) senesinde Mısır’da vefât etti.
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.292.093
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Seyyid Ali bin Şihâb hazretleri büyük velîlerdendir. Büyük âlim İmâm-ı Şa'rânî hazretlerinin dedesidir. 1486 (H.891) senesinde Mısır’da vefât etti.
Rus çarı I. Nikola, koyu bir Türk düşmanı olarak tarihe geçmişti. Osmanlı İmparatorluğu için "Hasta Adam" tabiri ilk kullanan odur. 1844'de İngiliz Kralını ziyareti esnasında Osmanlı İmparatorluğunun paylaşılmasını teklif etmişti. Fakat İngilizler, Rusya'nın daha fazla kuvvetlenmesinin, ileride kendilerine zararı olacağı düşüncesi ile bu teklifi reddettiler. Bunun üzerine Rus hükûmeti, Ortodoks azınlıkların haklarını korumak ve bunun takibini yapmak üzere, İstanbul'a yeni bir büyükelçi tayin etti. Esas maksatları, uygun bir zamanı kollayıp, aniden Osmanlı topraklarına saldırmaktı.
Süleyman Hân'ın, Gâzi Bâli Bey'e yazdığı mektup şöyledir:"Her iyiliğin kaynağı adâlettir... Âdil olmayan kişinin elinden çıkan iş, kötü iştir... Peygamber efendimiz "Bir günün adaleti, yetmiş yıllık ibâdetten üstündür." buyurmuştur. Öyle insanlar var ki, ellerinde fırsat yok iken, salih, âbit ve zâhit görünürler. Ellerine fırsat geçince Nemrut kesilirler...Hizmetinde kullandığın adamların dış hâllerine aldanma! Mala muhabbet göstereni, devlet hizmetinde kullanma! Zira o adamlar ki, Allahın bana emânet ettiği halkı ezerler... Kıyâmet günü sorumlu benim!..Ey Gâzi Bâli Bey! Mansıbın geliri masrafıma yetmez diye gam çekme! Ne dilediğin varsa benden iste! Sana emânet ettiğim askerlerimin ve tebâmın; ihtiyarlarını baba, gençlerini evlât, çocuklarını da kardeş bil... Bilhassa fukaraya şefkât ve muhabbetle ihsan kapılarını aç!.."
Seyyid Zeynelâbidîn Kayserânî hazretleri âlim ve evliyânın büyüklerindendir. 1349 (H.750) yılında Medîne-i münevverede doğdu. Medîne-i münevverenin meşhûr âlimlerinden ilim öğrendi. Evliyâdan feyiz alıp, olgunlaştı. 1397 senesinde Kayseri’ye geldi. 1414 (H.817) yılında orada vefât etti.
Babazâde hazretleri Osmanlı devrinde yetişen âlim ve velilerdendir. 990 (m. 1582) senesinde vefât edip, Eyyûb Sultan yakınlarında defnedildi. Bir dersinde şunları söyledi:
Ömer bin Abdülaziz, adâleti, insâfı ve güzel ahlâkı ile meşhur sekizinci Emevi halifesidir. Hazret-i Ömer'in oğlunun torunudur. 679 (H.60) târihinde Medine'de doğdu. 720 (H.101) târihinde kölesi tarafından zehirlenerek şehid edildi...
Zamânın sultânı Melik Zâhir Mücirüddin, bir defâsında Abdullah el-Acemi hazretlerinin köyüne gitmişti. Abdullah el-Acemi bahçelerde bekçilik yapıyordu. Melik onu bir bahçe içinde görüp:
"Ey Genç! Bize tatlı bir nar getir." deyince, bulunduğu bahçedeki bir nar ağacından nar koparıp götürdü. Melik kesip tadına baktı ve; "Bu nar ekşi sen nasıl bekçisin narın ekşisini tatlısını ayırd edemiyorsun?" dedi.
Abdullah el-Acemi kendisine âid olmayan meyvelerden hiç yemediği için, ekşisini tatlısını bilmiyordu. Melik'in sözleri üzerine hem üzüldü hem de mahcûb oldu. Gidip bir ağacın altında namaza durdu ve iki rekat namaz kılıp şöyle duâ etti: "Yâ Rabbi bana hangi narın tatlı olduğunu bildir, gidip Melik'e vereyim..."