Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.593.852

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Ebedî Saadete Kavuşmak Için

Cemâl Halvetî hazretleri Osmanlılar devrinde yaşamış evliyânın büyüklerindendir. Amasya'da doğdu. 1493 (H. 899) senesinde hac yolculuğu esnâsında vefât etti. Amasya'da bir müddet ilim tahsil ettikten sonra Aksaray'a gitti. Halvetiyye yolu büyüklerinden Şeyh Abdullah Efendiye talebe oldu. İcazet alarak talebe yetiştirdi. Yetiştirdiği âlim ve velîlerin başında Sünbül Sinan Efendi gelmektedir. Onu kendi kızı Sâfiye Hatun ile evlendirdi.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Gördün Değil Mi?

Kânûni Sultan Süleyman Han, Yahyâ Efendinin pek yüksek bir zât olduğunu, Hızır aleyhisselâmla görüştüğünü bilir, kendisini de görüştürmesini isterdi. Aralarında geçen bir menkıbe şöyle anlatılır:Kânûni, bir gün kayıkla Boğaz'da gezmeye çıkmıştı. Ortaköy hizâsına gelince, kıyıya yanaşıp, bir adam göndererek Yahyâ Efendiyi çağırttı. O da yanında bir ahbâbı ile gelip kayığa bindi, birlikte giderlerken, Yahyâ Efendinin ahbâbı, devamlı Kânûni'nin parmağındaki çok kıymetli bir yüzüğe bakıyor ve bu bakış dikkati çekiyordu. Kânûni bu hâli farkedince, parmağındaki yüzüğü çıkarıp; "Buyurun, daha yakından iyice bakıp inceleyebilirsiniz" diye uzattı. O zât yüzüğü aldı, evirip çevirdikten sonra, denize atıverdi. Yahyâ Efendi hâriç, kayıkta bulunanlar çok hayret ettiler. Bir müddet gittikten sonra, o zât inmek istediğini bildirince, kayık kıyıya yanaştı. O zât ineceği sırada denizden bir avuç su alıp Sultan'a uzattı. Avucundaki suda, biraz önce denize attığı yüzük görünüyordu. Yahyâ Efendi hâriç, kayıkta bulunan herkes yine çok hayret ettiler. Kânûni elini uzatıp yüzüğü alınca, o zât birdenbire gözden kayboluverdi. Kânûni, Yahyâ Efendiye dönerek; "Ağabey, neler oluyor?" deyince; "O gördüğünüz Hızır aleyhisselâmdı." cevâbını verdi. Bunun üzerine Kânûni; "O hâlde bizi niye tanıştırmadınız?" deyince; Yahyâ Efendi; "O kendini tanıttı. Ama siz tanımakta geç kaldınız!" buyurdu.Yahyâ Efendinin iki oğlu olup, her ikisi de babaları gibi ilim ve irfân âşığı kimselerdi. Babalarının yolunda bulunmuşlar, vefâtlarında aynı türbeye defnolunmuşlardır.Yahyâ Beşiktâşi hazretlerinin şâirliği de kuvvetliydi. Müderris mahlasıyla tasavvufi şiirleri ve müretteb Divân'ı vardır.

Vehbi Tülek

Yunan Subayi Ve Pir Emir Sultan

Vehbi Tülek

Ezan Sesi

Vehbi Tülek

Doğu Afrika Fatihi Özdemir Paşa

Vehbi Tülek

Özdemir Bey, Mısır'daki Memlûk Türk beylerindendi. Yavuz tarafından Mısır'ın Osmanlı idaresine geçmesiyle o da Osmanlı ordusuna katıldı ve vali Süleyman Paşa'nın hizmetinde Sancak Beyi (Tümgeneral) rütbesine yükseldi. Bu vazifedeyken, 1541 senesinde emrindeki kuvvetlerle güneye ilerleyerek önce Sudan, sonra Habeşistan, Eritre, Somali topraklarını fethetti. Bu ülkelerin kralları Osmanlı tâbiyetini tanıdılar. Buraların ahalisi putperest idi. İslamiyeti bu insanlara ilk tanıtan Özdemir Paşa oldu. Kısa bir zaman içinde, bazı hristiyan Habeş kabileleri dışında bu memleketlerin ahalisi tamamen Müslüman oldu.Özdemir Paşa'nın bu başarıları padişaha kadar ulaştı. Kanuni Sultan Süleyman Han, onu İstanbul'a davet ederek görüşmek istedi. Sevimli, zeki, konuşkan ve yüksek bir terbiye ve edeb sahibi olan Özdemir Paşa'yı çok sevdi ve ona Beylerbeyi (Orgeneral) rütbesini verdi. Bir süre İstanbul'da kalan Paşa, bu zaman zarfında padişah ile bir çok defa, hem de bir dost muamelesi görerek sohbet etti. Kanuni'ye, Afrika'nın stratejik önemini, buralarda Portekiz donanmasının görülmeye başladığını, eğer Osmanlı devleti olmazsa, hristiyanlığın yayılabile ceğini padişaha anlattı. Kanuni de onu "Habeşistan Beylerbeyi" tayin ederek tekrar Afrika'ya gönderdi. Böylece Afrika'da yeni bir Osmanlı eyaleti kuruluyordu.

Fatihin Muhteşem Hafizasi

Vehbi Tülek

Ne Diye Akçe Versin

Vehbi Tülek

Osmanli'da Ahlak

Vehbi Tülek

Mahmud Han Zafere Ulaşti

Vehbi Tülek

55 - Yildirim Bayezid'in Âlimlere Hürmeti

Vehbi Tülek

33 - Şah Sultan Ve Merkez Efendi

Vehbi Tülek

Selman Reis

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Rüstem Halîfe

Rüstem Halife, Bursa'da yaşayan evliyâdandır. Bolu vilâyetinin Göynük kazâsında dünyâya geldi. Bursa'ya yerleşti. Kastamonulu Şeyh Hacı Halife'ye talebe olup, tasavvuf yoluna girdi. 1511 (H.917) senesinde vefât etti. Nefehât-ül-Üns kitabının mütercimi Lâmii Çelebi, bu zâtı şöyle anlatır:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Kıtlık Zamanında Alınan köşk

Vehbi Tülek

Meşhur velilerden Habib-i Acemi hazretleri zamanında yaşanan şöyle bir hadise anlatılır: Horasanlı bir adam, evini on bin dirheme satarak, ailesiyle Basra'ya geldi. Oradan hacca gidecekti. Habib-i Acemi'yi buldu ve ondan şöyle bir istekte bulundu:
"Ben eşimle hacca gidiyorum. Şu on bin dirhem parayı al da, Basra'da benim için uygun bir ev alıver."

Allah'ı Unutturan Şeyleri Terk Et!

Vehbi Tülek

kalbinin Hâli Nasıl?..

Vehbi Tülek

Abdurrahmân bin Ali Sekkâf, evliyânın meşhurlarındandır. 1446 (H.850) senesinde Yemen'in Terim şehrinde doğdu. 1517 (H.923)'de Yemen'de vefât etti. Hadis, kelâm, fıkıh ve tasavvuf ilimlerinde tanınmış âlimlerdendir. Çok kerametleri görüldü...

Dostlarla Sofra Başının Hesabı Olmayacaktır

Vehbi Tülek

Azmî Çelebi

Vehbi Tülek

Kalplere Şifâ Olan Bazı Nasihatler

Vehbi Tülek

Muaz Bin Cebel (radıyallahü Anh)

Vehbi Tülek

Tasavvuf, Allah'a Yakınlık Demektir

Vehbi Tülek

Seyyid Mesud Kanâvî

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Gül Yaprağı

Gül Yaprağı

Vaktiyle, yol üzerinde bulunan bir dergahın dervişleri, yoldan geçen herkesi misafir kabul ediyordu. Burada hiç konuşulmuyordu. Dervişler anlatmak istediklerini kalben ifade ediyorlardı. Bir gün dergahın kapısına bir yolcu geldi. Yolcu kapıda öylece durdu ve bekledi. Burada, misafir geldiğini dervişler firaset yoluyla anlıyorlardı, o yüzden kapıda tokmak yoktu. Bir süre sonra kapı açıldı, içerdeki derviş, kapıda duran yolcuya baktı. Bir selamlaşmadan sonra söz'süz konuşmaları başladı. Gelen yolcu, dergahta kalmak istiyordu. Derviş içeri girdi, sonra elinde ağzına kadar suyla dolu bir kapla döndü ve bu kabı yolcuya uzattı. Bu, yeni bir misafiri kabul edemeyecek kadar doluyuz demekti. Yolcu dergahın bahçesine girdi, aldığı bir gül yaprağını kabın içindeki suyun üstüne bıraktı. Gül yaprağı suyun üstünde yüzüyordu ve su taşmamıştı. Derviş kapıyı açarak yabancıyı içeriye aldı. Suyu taşırmayan bir gül yaprağına her zaman yer vardı.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Keramete İnanmayan Âlim

Vehbi Tülek

Fani Dünya

Vehbi Tülek

Misâfir Istiyordun. Gönderdik, Kovdun

Fahreddin-i Acemi Ve Hurufiler

Başka Du Bilmez Misin?

Bülbülün Zikri

Sizin Rizkinizdan Kesilmiş

Padişah Ve At

Ayyaşin Sonu

Vehbi Tülek

Üç Kandil

Vehbi Tülek

Evliyalar Ölmez İmiş

Vehbi Tülek

Fani Dünya

Vehbi Tülek

Yüz Vermedin!

Vehbi Tülek

Allah Diyen Genç

Vehbi Tülek