Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.643.714

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Nîmeti Değil, O Nîmeti Vereni Görmek Şükürdür

Ahmed Semerkandî hazretleri evliyânın büyüklerindendir. On dördüncü asrın sonlarında vefât etti. Zâhirî ilimlerde Zeynüddîn-i Hafî'nin derslerinde yetişip, kalb ilimlerinde ve tasavvuf yolunda da Hâce Alâüddîn-i Attâr hazretlerinin sohbetlerine devâm etmekle ilerledi.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Kayiğa Karşi Araba

Ahmed Vefik Paşa, Sultan Abdülaziz Han devrinde Osmanlı Devletinin Paris büyükelçisi dir. Fransa İmparatoru III. Napoléon'un saltanat arabasının eşini yaptırır ve Paris'de onunla dolaşır. Fakat ortalık alt üst olur. Arabayı görenler, "İmparator geliyor" diye elleri ayaklarına dolanır. Durumu kendisine anlatmağa cesaret edemezler, fakat İmparatora bildirirler. Saray dan, kendisine, nezaket icabı olarak bu arabayı kullanmaması rica edilir. Paşa cevabında:-Derhal!... Kullanmaktan hemen vazgeçerim. Ama bir şartım var. İstanbul'daki Fransız büyükelçisi, Boğaziçi'nde gezinti yapmak için Padişahımızın kayığının eşini yaptırmış, onunla caka satarmış. Sefirleri o kayığı kullanmaktan vazgeçsin, ben de bu arabaya binmeyeyim."Bunun üzerine İstanbul'daki Fransız sefiri bu nezaketsiz hareketinden hemen vazgeçer, Paşa da arabayı sefaretin ahırına çektirir.

Vehbi Tülek

İstanbul’un İşgalinde Yapilan Hirsizliklar

Vehbi Tülek

Rumeli Fatihi Lala ŞÂhin Paşa

Vehbi Tülek

Bu Sopayi Baban Verdi

Vehbi Tülek

İkinci Murad Han'ın çok sevdiği ve saydığı Molla Yegan hacca gitmişti. Hac dönüşünde Kahire'ye uğradı ve orada tanışıp sohbet ettiği Molla Ahmed Şemseddin Gürani'yi yanına alarak Edirne'ye getirdi. Molla Yegan, İkinci Murad Han'ın huzuruna çıktığında padişah:-Bana gittiğin yerden ne armağan getirdin? Diye sorunca, Molla Yegan:-Hünkarım, size Mısır'dan Molla Gürani'yi getirdim, dedikten sonra onun ilminden ve faziletinden bahsetmesi üzerine İkinci Murad Han, dışarıda beklemekte olan Molla Gürani Hazret lerini huzura çağırıp, kendisiyle bir saat konuştuktan sonra, onun Hadis ve Fıkıh ilmindeki dehasına hayran kaldı ve onu Bursa'daki Bayezid medresesine müderris tayin etti.

Aşçi Yahya Baba Ve Sultan Ii. Bayezid

Vehbi Tülek

Bizans’in Korkulu Rüyasi Orhan GÂzi

Vehbi Tülek

Kendi Re’yimizle İş Yapmayiz

Vehbi Tülek

101 - Sultan Ii. Süleyman Ve Ağriboz Zaferi

Vehbi Tülek

At Binenin, Kılıç Kuşananın Şah'ım!

Vehbi Tülek

Aslan Öldü!...

Vehbi Tülek

Ne Diye Akçe Versin

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Allah Indinde Hak Din Ancak İslam’dır

Şehfûr bin Tahir İsferâyini hazretleri kelâm, fıkıh ve tefsir âlimidir. 405 (m. 1015)'de İran'da İsferâyin'de doğdu. İsfahan'da Abdülkâhir el-Bağdâdi hazretlerinin talebesi oldu ve onun kızıyla evlendi. Selçuklu Vezi­ri Nizâmülmülk tarafından Tûs'ta ders okutmakla görevlendirildi. 471 /m. 1078)'de orada vefat etti. Buyurdu ki:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Tasavvuf, Baştan Başa Edeptir

Vehbi Tülek

Ebû Hâşim Sofi hazretleri tasavvufta ilk defâ "sofi" nâmıyla anılan meşhur velidir. Kûfe'de doğdu. 777 (H.161) senesinde Bağdât'ta vefât etti. Evliyânın büyüklerinden Süfyân-ı Sevri'nin hocasıdır. Sonra Şam Remle'de bir dergâh yaptırdı. Tasavvuf erbâbı ve muhabbet ehli için yapılan ilk dergâh bu oldu. Bu dergâhda sohbet eden Ebû Hâşim Sofi, sohbetlerinde buyurdu ki:

Hâkim Nafaka Vermeyen Fakîri Ayıramaz

Vehbi Tülek

Ebû Şube Hadramî Hazretleri

Vehbi Tülek

Ebû Şu'be Hadrami hazretleri Yemen'de yetişen velilerdendir. Hadramut'ta doğdu. 1277 (H.676) senesinde, Aden şehrinde vefât etti. Vefatı yaklaştığında çevresindekilere buyurdu ki:

Kalplere Şifâ Olan Bazı Nasihatler

Vehbi Tülek

Bazı Hükümdarlara Gönderilen Elçiler...

Vehbi Tülek

Ebü'l-abbâs Ahmed Zeyla'î

Vehbi Tülek

Güzel Ahlakın Alametleri

Vehbi Tülek

söze Değil, Işe Bak!..

Vehbi Tülek

Onlar Üzüleceğine Ben Üzülürüm

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Gül Yaprağı

Gül Yaprağı

Vaktiyle, yol üzerinde bulunan bir dergahın dervişleri, yoldan geçen herkesi misafir kabul ediyordu. Burada hiç konuşulmuyordu. Dervişler anlatmak istediklerini kalben ifade ediyorlardı. Bir gün dergahın kapısına bir yolcu geldi. Yolcu kapıda öylece durdu ve bekledi. Burada, misafir geldiğini dervişler firaset yoluyla anlıyorlardı, o yüzden kapıda tokmak yoktu. Bir süre sonra kapı açıldı, içerdeki derviş, kapıda duran yolcuya baktı. Bir selamlaşmadan sonra söz'süz konuşmaları başladı. Gelen yolcu, dergahta kalmak istiyordu. Derviş içeri girdi, sonra elinde ağzına kadar suyla dolu bir kapla döndü ve bu kabı yolcuya uzattı. Bu, yeni bir misafiri kabul edemeyecek kadar doluyuz demekti. Yolcu dergahın bahçesine girdi, aldığı bir gül yaprağını kabın içindeki suyun üstüne bıraktı. Gül yaprağı suyun üstünde yüzüyordu ve su taşmamıştı. Derviş kapıyı açarak yabancıyı içeriye aldı. Suyu taşırmayan bir gül yaprağına her zaman yer vardı.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Ayyaşin Sonu

Vehbi Tülek

Bülbülün Zikri

Vehbi Tülek

Bizi Hatirlayin!

Ahde Vefa

Kabahat Kilincin Midir?

Ebussuud Efendi Ve Nureddinzade

"kılıcını Değil Kınını Öpmüşlerdir!"

Örümcek Ağı

At Hirsizi

Vehbi Tülek

SelÂmetle Gidip Gel

Vehbi Tülek

B0r Çuval Toprak

Vehbi Tülek

Gördünüz Rüyadan Haberimiz Var

Vehbi Tülek

Helvaci Çocuk

Vehbi Tülek

Allah’a Firar Et

Vehbi Tülek