Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.520.310

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Yemekten Önce Elini Yıkayan Fakirlikten Kurtulur

Bâyezîd Pürânî hazretleri meşhur velîlerdendir. 1457 (H.862) senesinde Horsan’da Püran'da vefât etti. Tasavvufta üveysî idi. Peygamber Efendimizin (sallallahü aleyhi ve sellem) rûhâniyetinden feyiz alırdı. Kendisi şöyle demiştir: "Her ne zaman bir zorlukla karşılaşsam veya bir sıkıntıya düşsem, Peygamber Efendimizin rûhâniyeti vâsıtasız olarak beni, sıkıntıdan kurtarır."

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Gemiler Karadan Yürüdü

Fatih Sultan Mehmed Han, İstanbul kuşatmasının uzamasına üzülüyor, zayıf olan Haliç tarafındaki surların yıkılabilmesi için, gemilerin haliçe geçmesini istiyordu. Bizans'ın, Haliç tarafından da tazyiki için limana girişe mani olan zincirin kırılması denenmisşe de başarı sağlanamamıştı. Bunun üzerine ince donanmanın Haliç'e karadan geçirilmesi genç hükümdar tarafından düşünülmüştü. Bizans Rumları arasında da "Gemilerin karadan yüzdürüldüğü görülünceye kadar İstanbul'un zaptının kimseye müyesser olmayacağı" hususunda bir inanç ve anlayış bulunduğundan, kuşatılanların bütün ümitlerini kırmak için bu işe teşebbüs edilmiştir. O sırada, Galata, Cenevizlilerin elinde bulunup ayrı bir kalesi vardı. Bura sakinleri, Türklerle dost olmakla beraber geceleri de Bizanslı lara yardım etmekteydiler. Haliç'e denizden girmenin imkansızlığı yüzünden 50-70 kadem uzunluğundaki 15-22 sıra kürekli 70 kadar gemi, 22 Nisan gecesi sabaha kadar Haliç'e geçirildi. Solakzâde bunu "Himmet-i merdân ile Beşiktaş dedikleri yerden Kasım Paşa deresine doğru, dağ parçası gibi gemilerin altına rugan (yağ) ile terbiye olunmus kütükler döşeyip, bir rivayette yelkenler açarak yürüttüler ve gemileri birbirine bağlayarak üzerine metrisler koydular" cümleleri ile anlatır. Bu sevkiyat yapılırken Beyoğlu tepelerine yerleştirilen bataryalar la Haliç'teki Bizans donanması taciz edilip hareketsiz bırakıldığı gibi surların etrafında da bombardımana devam edilip, esas faaliyet, iyi bir şekilde gizlenmiş ti. Sabahleyin 70 parça kadar geminin, Haliç'te yelken açtığını gören Bizanslılar, hayret ve dehşetle bu manzarayı seyre baslamışlardı. Bu şekilde, karadan gemi yürüterek denize indirme tekniği büyük bir başarı idi.

Vehbi Tülek

Cağaloğlu SinÂn Paşa (çağalazâde)

Vehbi Tülek

Akbiyik Sultan Ve Fatih

Vehbi Tülek

İstanbul’un Sulari

Vehbi Tülek

İstanbul'da belediye ile ilgili işlerden biri de su sorunuydu. Kanuni Sultan Süleyman, Kırkçeşme sularını İstanbul'a getirttiği zaman milletin yüzü biraz güldü. Her tarafta çeşmeler yapıldı. Ebussuud Efendi de Yazıcı çiftliği yöresinden bulduğu suyu Turunçluk suyu ile birleştirdi, bir çeşme yaptırmaya karar verdi. Su yolları yapmak için büyük bir çalışma başladı. Su yollarının onarımı için Mısır'dan hamallar bile getirildi. Sular İstanbul'a düzenli bir biçimde dağıtılacaktı. Eğrikapı dışında büyük bir su hazinesi vardı. Bu hazine altmış lüleye bölünüyordu. Bu sular hazinelerden çeşmelere dağıtıldı. Sultan Süleyman dönemine gelinceye kadar çeşmelerin suyu hep boşa akardı. Gece gündüz akan çeşmelerden dolayı sokaklar çoğunlukla bataklık haline gelirdi. Sonunda burma lüleler bulundu. Hem sokaklar çamurdan kurtarıldı, hem de suların boşa akmasına engel olundu. Böylece artan suyu isteyenler hayrat çeşmeler yaptırarak oralara akıtırlardı. Fakat burma lülelerin, yani muslukların icadı birçoklarının işine gelmedi. Bazı mahallelerde imam ve cemaat: "Akan su bahçelerimize verilmiştir. Yabana akarsa aksın. Burma lüleye rızamız yoktur" dediler, burma lüleleri kaldırmaya çalıştılar. Bu konuda en ileri gidenler sipahilerdi. Bu sorun üzerine Sultan Süleyman İstanbul kadısına şu hükmü yazdı: "Çeşmelere burma lüle takıldığından lüleyi ufaltan eğer sipahi ve başka kullarım taifesi ise kapıma arz eyleyesin. Ve eğer ehl-i cihetten (yöre halkından) ise cihetten alup ahare (başka tarafa) veresin. Ve eğer şehirli halkından ise muhkem hakkından geldikten sonra cerimesini (cezasını) aldırasın. Ve yabana akmak ecli (nedeni) için açık koyanların dahi vech-i meşruh (açıklanan nedenlerle) üzre haklarından gelesin.

Fatih’in Adaleti

Vehbi Tülek

İnebahti Deniz MuhÂrebesi

Vehbi Tülek

Helal Lokma Gerek

Vehbi Tülek

Yavuz Ve Şah İsmail’in Satranç Oyunu

Vehbi Tülek

Ben Ağlamayayim Da Kim Ağlasin

Vehbi Tülek

Acele Tövbe Et

Vehbi Tülek

İzzet Paşa Ve Ömer RizÂî Efendi

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Şeyh Sa’dî Şîrâzî

Şeyh Sa'di Şirâzi rahmetullahi aleyh, evliyânın büyüklerinden olup meşhur bir şairdir. 589 (m. 1193) senesinde İran'da Şirâz'da doğdu. 691 (m. 1292) senesinde orada vefât etti. Bostan ve Gülistan isimli eserleri dünyaca meşhur olup, birçok Avrupa diline de tercüme edilmiştir. Gülistân'dan bazı bölümler:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Nasihati Terk Edenin Dînine Zarar Gelir

Vehbi Tülek

Abdurrahmân bin Me’mûn Nişâbûrî hazretleri Şafiî mezhebi fıkıh âlimlerindendir. 426 (m. 1035) senesinde İran’da Nişâbûr’da doğdu. Birçok yeri dolaşarak ilim tahsil etti. Usûl, fıkıh, hılâf, ferâiz, kelâm ilimlerinde mütehassıs bir âlim olarak yetişti. Bağdad şehrindeki Nizâmiyye Medresesi fıkıh müderrisliğine tayin edildi. Bu vazîfede iken 478 (m. 1086) senesinde Bağdad’da vefât etti. Bu mübarek zat buyurdu ki:

Kabir Ziyâreti, Cuma Günü Daha Sevaptır

Vehbi Tülek

Aşere-i Mübeşşereden Talha Bin Ubeydullah

Vehbi Tülek

Müşriklerden Malik bin Zübeyr adında, çok keskin nişancı, attığını vuran bir okçu vardı. Bu hâin, Uhud'da Peygamber efendimize nişan alıp bir ok attı. Resûlullahın (sallallahü aleyhi vesellem) başına doğru gelen bu oka Talha bin Ubeydullah (radıyallahü anh), elini açarak karşı tuttu. Parmaklarının bütün sinirleri kesildi. Elinin kemikleri kırıldı...

Ahmed Zahîreddin Harezmî

Vehbi Tülek

Hekîmşah Kazvînî

Vehbi Tülek

Molla Muslihüddin Kastalani

Vehbi Tülek

Huzeyfe Bin Yemân (radıyallahü Anh)

Vehbi Tülek

Fransız Kültürüyle Yetişen Paşa

Vehbi Tülek

"bu Çamurlu Kaftanım Kabrime Örtülsün

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Adalet Ve Tevazu

Adalet Ve Tevazu

Emevi halifelerinin büyüğü Ömer b. Abdülaziz Hazretleri, devlet başkanlığı sırasında kul hakkı ve sosyal adalet hususunda çok titiz davranırdı. Gece çalışmalarında ayrı işlere tahsis ettiği iki kandili vardı. Bunlardan birini kendi özel işleriyle ilgili notları yazarken kullanır, öbürünü ise devlet ve millet işleriyle ilgili yazışmalarda kullanırdı. Halife, birden fazla gömleği olmayan, varlıksız biriydi.

Yakınlarından birisi Ömer b. Abdülaziz'e bir elma hediye göndermişti. O da elmayı biraz kokladıktan sonra sahibine geri gönderdi. Elmayı geri götüren görevliye şöyle dedi:

- Ona de ki, elma yerini bulmuştur.

Fakat görevli itiraz edecek oldu:

- Ey müminlerin başkanı! Rasulullah Aleyhisselâm hediye kabul ederdi. Bu elmayı gönderen de senin yakınlarındandır.

Halife cevap verdi:

- Evet ama, Rasulullah s.a.v.'e verilen hediye idi. Bize gelince, bize verilen hediyeler rüşvet olur.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Allah'tan Utanandan Her Şey Utanir

Vehbi Tülek

Geç Gelen Kurtarıcı

Vehbi Tülek

Üç Kandil

Anzakli Ömer

Sarayda İftar

Geç Gelen Kurtarıcı

Yeterki Kalbi Kirilmasin

Kadin Akli

Yürüdüğü Yerde Deniz Durgunlaşiyordu

Vehbi Tülek

Garip Karşilanan Bir Adak

Vehbi Tülek

Derdi Olan Neylesin?

Vehbi Tülek

Cennetlik Hanım Isteyen...

Vehbi Tülek

Onun Görmediği Yer

Vehbi Tülek

Latif Bir Şikayet

Vehbi Tülek