Cimrilik, Sizden Önceki Ümmetleri Helak Etmiştir
Abdullah bin Nümeyr hazretleri hadîs âlimlerinin meşhûrlarındandır. 115 (m. 733) senesinde doğdu. 199 (m. 814)’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.542.904
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Abdullah bin Nümeyr hazretleri hadîs âlimlerinin meşhûrlarındandır. 115 (m. 733) senesinde doğdu. 199 (m. 814)’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
Sultan III. Mustafa zamanında topçuluğun ve donanmanın ıslahıyla görevli olarak Osmanlı devletine gelen Macar asıllı Fransız subayı Baron de Tott, " Memoires sur les Turcs et Tartares" adlı eserinde, Kanuni Sultan Süleyman devrinde geçen ilgi çekici bir istimlak mesele sini nakleder:"Süleymaniye Camiinin yeri tesbit edildiğinde, inşaatın yapılacağı arsanın tam ortasında, evini hiçbir suretle satmak istemeyen bir yahudi vardı. Çok büyük paralar teklif edilmesine rağmen Yahudi, kararından vazgeçmiyordu.Önünde bütün dünya ordularının mağlup olduğu ve bütün imparatorların eğildiği muhteşem Süleyman'ın, o Yahudiyi idam ettirirken, evini de yerle bir etmesi beklenirdi. Ne mutlu, davalarını adaletin hükmüne bırkan ve çevresindekilerin yargılarına değer vermeyecek kadar büyük bir ruh taşıyan hükümdarlara!... İşte Sultan Süleyman da böyle bir insandı. Kanunu çağırmak için tahtından indi. Şeyhülislama yazdığı mektupta şöyle diyordu:
Fatih Sultan Mehmed, Avrupa'nın kapısı olan Belgrad'ı 13 Haziran 1456 günü kuşatmıştı. Kale yarımada şeklinde, Tuna ve Sava nehirlerinin birleştikleri yerde olup, çok iyi bir şekilde tahkim edilmişti. Hristiyanlar, Orta Avrupa'nın kapısı ve kilit noktası olan Belgrad'ın müdafaası için büyük hazırlıklar yapmışlardı. Muhasara sadece kara tarafından başlamıştı. Bu yeterli değildi, zira kalenin nehir yoluyla irtibatı devam ediyordu. Macarların kendisini milli bir kahraman olarak gördükleri Hunyad gelmeden önce kaleye girmek lazımdı.
Büyük velilerden Süveyd Sincâri hazretleri, Diyarbakır'da doğdu. Doğum târihi bilinmemektedir. Musul'un yetmiş kilometre batısında bir kaza merkezi olan Sincar'da vefât etti. Kabr-i şerifi orada olup, ziyâret mahallidir.
Süveyd Sincâri hazretleri, Allahü teâlânın, kulları arasından seçtiği ve dilinde hikmetli sözler söylettiği ve hârikulâde hallere kavuşturduğu veli bir kuluydu. Herkes tarafından sevilip saygı ve hürmet gördü. İlim, amel, ihlâs, zühd sâhibi olup, dünyâ ve dünyâlık olan şeylerden uzak durmakta emsalsizdi. Ömrünün çoğunu Sincar ve civârında geçirdi. Çok talebe yetiştirdi. Şeyh Hasan Telaiferi, Osman bin Âşûr Sincâri ve başka âlimler ona severek talebe olmuşlar ve sohbeti ile şereflenmişlerdir. Seyyid Abdülkâdir Geylâni hazretleri de sık sık Süveyd Sincâri'yi anıp, medhederdi.
Süleymân Sıdkı Efendi, İstanbul velilerindendir. "İzzi Efendi-zâde" diye bilinir. 1795 (H.1210) senesinde Sütlüce'de doğdu. Evliyanın büyüklerinden Murâd-ı Münzâvi hazretlerinden feyz aldı ve Nakşibendi yolunun edebini öğrendi. 1843 (H.1259) senesinde İstanbul'da vefât etti. Sütlüce'deki Sa'di Dergâhı bahçesine defnedildi.
Süleymân Sıdkı Efendi, vefatından kısa bir zaman önce buyurdu ki:
Hakim-i Şehid Maveraünnehir'de Merv şehrinde dünyaya geldi. Hadis ve Hanefi mezhebi fıkıh âlimlerindendir. Tam ismi, "Muhammed bin Muhammed bin Ahmed bin Abdullah bin Abdülmecid bin İsmâil bin Hâkim el-Mervezi el-Belhi"dir. Künyesi, Ebü'l-Fadl olup, "Hakim-i Şehid" lakabıyla meşhûr olmuştur...
Osmanlı evliyalarından olan bu zat, Çanakkale'de yaşamıştır. Devrin Osmanlı sultanı Dördüncü Mehmed Han rüyâsında Ahmed Câhidi hazretlerini gördü. Bunun üzerine derhâl Kilidü'l-Bahr'e gelerek onu ziyâret etti. Sohbeti ile şereflenerek duâsına mazhar oldu. Ahmed Efendi, Sultanın hiç bir maddi ikramını kabûl etmedi. Dördüncü Mehmed Han bunun üzerine Ahmed Câhidi hazretlerine "Sultan" ünvânını verdi. Bundan sonra Evliyâ Sultan ve Ahmed Câhidi Sultan diye de anıldı.1659 (H.1070)'da vefât eden Ahmed Câhidi Kilidü'l-Bahr'de zevcesi Kerime Hâtun'un medfun bulunduğu türbeye defnedildi. Kendisinden 17 yıl önce vefât eden oğlu Âdem Efendinin kabri ise türbenin dışında güney taraftadır. Câhidi Sultan, vefâtının üzerinden üç asırdan fazla bir zaman geçmesine rağmen hâlâ gönüllerde yaşamakta kabri ziyâret olunarak mânevi istifâdelere kavuşulmaktadır.