Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

16.781.496

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Kurtuluş, İslâm'a Uymakta Ve Bidatleri Terk Etmekte!

Sirâc-ül-Hind hazretleri Hindistan’daki evliyânın büyüklerinden olup Şah Veliyyullah Dehlevî hazretlerinin oğludur. İsmi Şah Abdülazîz Gulâm Halim-i Fârûkî Dehlevî'dir. 1746 (H.1159) senesinde Dehli'de doğdu. 1824 (H.1239) senesinde aynı yerde vefât etti. Nakşibendî yolunun büyüğü olan babasından edeb öğrendi. Küçük yaşta Kur'ân-ı kerîmi ezberledi. On bir yaşında iken babasının vazîfelendirdiği hocalardan okudu. Babasının vefâtı üzerine Rahmaniyye Medresesinde ders vermeye başladı...

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Sultan Iv. Murad’in Tasavvuf Ehline Hürmeti

Sultan IV. Murad Han, kendi zamanındaki Şeyhlere çok hürmet gösterir ve onlara yardım ederdi. Mesela, Yenikapı Mevlevihânesi şeyhi Doğâni Ahmed Dede'ye hürmet etmiştir. Onu sık sık saraya davet etmek suretiyle kendisinden Mesnevi sohbeti dinlemiş ve semâ yapmalarına müsaade etmiştir. Galata Mevlevihânesi şeyhi Âdem Dede de, yine IV. Murad'ın saraya davet edip Mesnevi sohbetlerini dinlediği ve semâ yaptırdığı mevlevilerdendir.Antalya Mevlevihânesi postnişini Zincirkıran Muhammed Çelebi İstanbul'a geldiğinde IV. Murad'ın ihsanlarına nail olmuştur. Daha sonra Beşiktaş Mevlevihânesi postnişini olacak olan Çengi Yusuf Dede, IV. Murad döneminde "Gılmânân-ı Hâssa"ya alınmış mevlevilerdendir.

Vehbi Tülek

13 - Orhan Gazi Ve Nilüfer Hatun

Vehbi Tülek

66 - Para Böyle Günler İçindir

Vehbi Tülek

Bir Kaşik Tuz

Vehbi Tülek

Sultan III. Mehmed zamanında, Rumeli'de Yenice kasabasında mübarek bir zat vardı. İhtiyacı olan ona koşar, sıkıntısı olanın derdini o giderirdi. Fakat kendisi bir sürü derde mübtela idi ama halinden hiç şikayetçi değildi. Birgün dergahın bahçesindeki havuzun kenarında otururken bir talebesi gelerek, başına gelen bir musibetten uzun uzun şikayet eder. O zat, o talebesinden bir bardak su, bir miktar tuz ve bir çorba kaşığı getirmesini ister. İstedikleri getirilince, bir kaşık tuzu bir bardak suya atıp karıştırır ve talebesine, bunu içmesini söyler. Tuzlu sudan bir yudum içen talebe hemen yüzünü buruşturur ve "Efendim, su çok tuzlu, içemiyeceğim" der. Sonra o zat yine kaşığı tuzla doldurur ve bu sefer havuza atarak karıştırır ve talebesine, havuzdaki sudan içmesini söyler. Talebe havuzdan kana kana içer. "Nasıl, su tuzlu mu" diye sorduğunda talebe "Hayır efendim, gayet tatlı geldi" cevabını verir. O zaman o mübarek zat şu ibretli nasihatı verir: "Oğlum, bir kaşık tuz, her zaman aynı acılıktadır. Fakat bunu bir bardak suda içmek, insana zahmet verdiği halde, bir havuz suda içince hiç hissedilmiyor. Çünkü havuzun genişliği içinde kayboluyor. İşte, göğsü bir bardak kadar dar insan, kendisine gelen bir kaşık tuz kadar dert ve belaların acısına tahammül edemez. Fakat göğsü havuz kadar geniş insan ise, kendisine isabet eden, bir kaşık değil, bir kazan tuz kadar belaları tatlılıkla karşılar, o dert ve belalar onun geniş göğsü içinde kaybolur gider de kimsenin haberi olmaz."

Hakani Mehmed Bey’in Ricasi

Vehbi Tülek

Osmanli Topraği Olan Misir’in İşgali

Vehbi Tülek

Cezayirli Gazi Hasan Paşa

Vehbi Tülek

Casus Herşeyi Görsün

Vehbi Tülek

Benim Peygamberim Beni Kurtarir

Vehbi Tülek

Timur Mağlubiyet Tatmamiş Bir Hakandir

Vehbi Tülek

Şah Sultan Ve Merkez Efendi

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Evliyâyı Inkâr Etmeyip, Muhabbet Beslemelidir

Bursalı İsmâil Hakkı Efendi Osmanlı evliyasından olup 1652 (H.1063) senesinde Trakya'da bulunan Aydos'ta doğdu. İstanbul'a giderek Celvetiyye yolunun büyüklerinden Atpazarlı Osman Fadli Efendiye intisab ederek fıkıh, kelâm, tefsir ve hadis dersleri aldı. Hocasının vefâtından Bursa'ya geldi. Bir dergâh yaptırdı ve talebe yetiştirmeye başladı. Sultan İkinci Mustafa Hânın, dâveti üzerine, Nemçe seferinde, orduya cihâdın sevâbını ve büyüklüğünü anlatarak, askeri coşturdu. 1725 (H.1137) senesinde Bursa'da vefat etti.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Yasaklardan Sakınmak, Emri Yapmaktan Daha Mühimdir!

Vehbi Tülek

Karamanî Lütfullah Efendi Bursa'da Emîr Sultan hazretlerinin vefatından sonra onun makamına geçmiş olan zatların üçüncüsüdür. Emîr Sultan hazretleri Buhara'dan Bursa'ya hicretleri esnasında Karaman'a uğradıkları zaman Lütfullah Efendinin pederi Abdullah Fakih’in hanesinde misafir olmuşlar ve ona, yakında salih bir evlâda nâîl olacaklarını müjdelemişlerdi. Lütfullah Efendi 894 (m. 1488)’de Bursa'da vefat etti. “Cenahü's-Sâlikîn” ismindeki eserinde buyuryor ki:

Nefsi Zayıflatmak Ve Ezmek Için

Vehbi Tülek

Şehridâr Deylemî

Vehbi Tülek

Şehridâr Deylemi hazretleri, hadis hafızlarındandır. 483'te (m. 1090) İran'da Hemedan'da doğdu. İlk öğ­reniminden sonra hadis tah­sili için Horasan'ın bazı ilim merkezleri­ni dolaştı. Tahsilini tamamladıktan son­ra Hemedan'a dönerek hadis rivayetiyle meşgul oldu. 558'de (m. 1163) Hemedan'da vefat etti. Buyurdu ki:

Kâ'b Bin Eşref

Vehbi Tülek

Tövbeyi Terk Etmek Insanı Helâk Eder

Vehbi Tülek

O Gün Altının, Malın Değeri Olmaz!

Vehbi Tülek

Fâni Kimselerin Çocuklarısınız

Vehbi Tülek

Şeytanın Pek Çok Hîlesi Vardır

Vehbi Tülek

Nizâ­meddîn Ev­liyâ Ve ­has Ta­le­be Ziy­âed­din

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Gül Yaprağı

Gül Yaprağı

Vaktiyle, yol üzerinde bulunan bir dergahın dervişleri, yoldan geçen herkesi misafir kabul ediyordu. Burada hiç konuşulmuyordu. Dervişler anlatmak istediklerini kalben ifade ediyorlardı. Bir gün dergahın kapısına bir yolcu geldi. Yolcu kapıda öylece durdu ve bekledi. Burada, misafir geldiğini dervişler firaset yoluyla anlıyorlardı, o yüzden kapıda tokmak yoktu. Bir süre sonra kapı açıldı, içerdeki derviş, kapıda duran yolcuya baktı. Bir selamlaşmadan sonra söz'süz konuşmaları başladı. Gelen yolcu, dergahta kalmak istiyordu. Derviş içeri girdi, sonra elinde ağzına kadar suyla dolu bir kapla döndü ve bu kabı yolcuya uzattı. Bu, yeni bir misafiri kabul edemeyecek kadar doluyuz demekti. Yolcu dergahın bahçesine girdi, aldığı bir gül yaprağını kabın içindeki suyun üstüne bıraktı. Gül yaprağı suyun üstünde yüzüyordu ve su taşmamıştı. Derviş kapıyı açarak yabancıyı içeriye aldı. Suyu taşırmayan bir gül yaprağına her zaman yer vardı.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Allah Diyen Genç

Vehbi Tülek

Kadin Akli

Vehbi Tülek

Iv. Mehmed Han Ve Ahmed CÂhidî Efendi

Hakikati Görmek

Sultan Mahmud Ve Hirsizlar

Sarik Ve Sakal

Abayi Yakmak

Padişah Ve At

Alabilirsen Al

Vehbi Tülek

Allah'ın Takdirine Kulun Aklı Ermez

Vehbi Tülek

Altıyüz Dirhemlik İp

Vehbi Tülek

Kaldıramayacağın Bir Yükün Altına Girme

Vehbi Tülek

Ebussuud Efendi Ve Nureddinzade

Vehbi Tülek

Zahiri Hükümdarin Celaline Tutuldum

Vehbi Tülek