Cimrilik, Sizden Önceki Ümmetleri Helak Etmiştir
Abdullah bin Nümeyr hazretleri hadîs âlimlerinin meşhûrlarındandır. 115 (m. 733) senesinde doğdu. 199 (m. 814)’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.544.256
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Abdullah bin Nümeyr hazretleri hadîs âlimlerinin meşhûrlarındandır. 115 (m. 733) senesinde doğdu. 199 (m. 814)’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
Sultan II. Osman zamanı. İstanbul'da Hacı Mehmed Efendi isminde bir tüccar vardı. Günün birinde, dinine bağlı bir hanım ile evlenmek istedi. Fakat alacağı hanımın şu üç şartı kabul etmesini istiyordu:1-Sırtına giydiği siyah örtü, öldükten sonra tabutunun üstüne örtülecek2-Beş vakit namazını zamanında eda edecek, velev ki ben yemeksiz kalayım3-Cenâb-ı Hak evlat verir de ölürse, üzerindeki gelinlik ile benim önüme gelecek ve müjdeleyecekBu şartlarla talip olduğu birinci hanım, ilk ikisini kabul etti ve üçüncüsünü kabul etmedi. İkinci olarak istediği hanım da ilk iki şartı kabul etmedi. Nihayet üçüncü olarak is temeye gittiği hanım, bu şartların üçünü de kabul etti ve Mehmed efendi onunla evlendi.
Sultan IV. Mehmed Han bir divan toplantısında sadrazama:"Yaptığım tetkiklere göre etin okkası sekiz akçeye satılır, fakat yine de et bulunmaz imiş, sebebi nedir?" diye sorunca sadrazam:"Hünkarım, et ve ekmek zaman-ı devletinizde pek çoktur. Fiyat artışı yoktur. Var diyen size yala söylemiştir" dedi. Divanda hazır bulunan Hocazade Mesut Efendi:"Devletli vezir, asıl yalanı imdi siz söylediniz" dedikten sonra, Padişaha dönerek:"Şevketlim, hâlâ narha takyit yoktur. Şehirde bir okka et bulunmaz. Bulunursa sekiz akçedir. Hatta semiz etler gizlice 10-12 akçeye satılır. Fukara muzdariptir. Fukarası muzdarip olan bir memlekette bolluktan bahsetmek abestir" dedi. Bu sözleri üzerine sadrazam onu susturmak istedi ise de Hocazade:"Burada da mı sus dersiniz? Bu, huzur-u hümayundur. Hak ne ise onu söylemek gerekir. Bunda yalan ve hatır için söz, din ve devlet için söz, din ve devlete hıyanettir" dedi.
Selim Fetihpûri hazretleri, Hindistan'ın meşhur velilerindendir. 1492 (H.897) senesinde doğdu. Soyu evliyânın meşhurlarından Fudayl bin İyâd hazretleri ile Genc-i Şeker hazretlerine dayanır. Çeştiyye yolunda kemâle ermiştir. Zamânın hükümdârı Ekber Şahın çocuğu olmuyordu. Selim Fetihpûri hazretlerine gelip, duâ istedi. Onun duası ile Ekber Şahın bir oğlu doğdu. Selim Fetihpûri hazretleri ona Selim ismini koydu. Ekber Şah, doğru yoldan ayrılıp; "Dini İlâhi" diye sapık bir yol kurdu. Ehl-i sünnet âlimleri sapık fikirlerine cevap verdi. Fakat âlimlere ve Müslümanlara çok zulüm ve işkence yaptı. Sonunda şiddetli bir dizanteri hastalığına yakalanıp öldü. Yerine oğlu Selim Cihangir pâdişâh oldu. Babasının kurduğu sapık yolu tamâmen ortadan kaldırdı. İmam-ı Rabbani ve oğlu Muhammed Masum hazretlerine talebe olup, Ehl-i sünnet itikâdının her yere yayılmasına vesile oldu.
Es'ad bin ebi nasr el-miheni, Hicri 5. asrın en meşhur Şafii fıkıh âlimlerindendir. 1069 (H.461) senesinde Maveraünnehir'deki Mihene kasabasında dünyaya geldi. İlim tahsil etmek için Merv şehrine gitti. Burada birçok âlimden fıkıh ilmini öğrenerek icazet aldı ve emsallerinden üstün oldu.
Bedî'uddîn Sehârenpûrî hazretleri İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin önde gelen talebelerindendir. Onun zamanında Hindistan’da Sehârenpûr şehrinde yaşadı. İmâm-ı Rabbânî hazretlerine talebe olmadan önce memurluk yapıyordu. Serhend'e giderek onun sohbetlerinde kemale geldi ve İmâm-ı Rabbânî hazretleri, Bedî'uddîn Sehârenpûrî'ye icâzet verip, memleketine gönderdi. İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin, Bedî'uddîn Sehârenpûrî'ye yazdığı bir mektup aşağıdadır:
Hacı Bayram-ı Veli'nin doğduğu Zülfadl (Sol-Fasol) köyünden bir genç askere çağrılmıştı. Yetim olan bu temiz genç, babasından kalma birkaç altınını, annesinden kalan hâtıra bilezik ve küpleri emânet edecek bir kimse bulamadı. Hepsini küçük bir çekmeceye koyup, Hacı Bayram-ı Veli'nin türbesine getirdi. Türbeyi ziyâret edip;
"Yâ hazret-i Hacı Bayram-ı Veli! Beni vatani vazifemi yapmak için çağırdılar. Annemden ve babamdan kalma şu hâtıraları emânet edecek bir kimse bulamadım. Bu küçük çekmeceyi zâtı âlinize emânet bırakıyorum. Eğer askerden dönersem, gelir alırım. Şâyet dönemezsem, istediğiniz bir kimseye verebilirsiniz!" diye münâcaat etti.