Allahü Teâlânın Azabı Çok Şiddetlidir!
Abdurrahmân bin Ebî Zinâd hazretleri hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 100 (m. 718) senesinde doğdu. 174 (m. 790) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.566.303
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Abdurrahmân bin Ebî Zinâd hazretleri hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 100 (m. 718) senesinde doğdu. 174 (m. 790) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
Ramazan Ayını GörmekEskiden Ramazanın birinci gününün tahakkukuna çok ehemmiyet verilirdi. Bunun için de ayı gözle seçilmeyecek derecede bir hilal halinde iken mutlaka görmek şarttır. Her ne kadar takvimlerde yazılı ise de astronomik hesaplarla tâyini cihetini atalarımız hatalı bulmuşlardır.Bu Ramazan ayının rü'yet meselesiyle Istanbul Kadılığı meşgul olurdu. Ramazan olmayı melhuz olan akşam Istanbul Kadısı ile maiyetindeki memurlar Şeyhülislâm dairesinde toplanırlardı. O akşam için Kadı'nın, dairesinde dâvetli ricale ve büyük rütbeli ilmiye memurlarına mükemmel bir ziyafet çekmesi mutaddır.(gelenektir)
Barbaros Hayrettin Paşa, Cezayir seferinde ordusu içinde bulunan kırk kişinin bir gece aynı rüyayı gördüklerini anlatır. Rüya şöyledir:
Piri Sâmi Efendi Son asırda Anadolu'da yetişmiş velilerdendir. 1848 (h. 1264) senesinde Erzincan'da doğdu. Erzincan medresesinde Arapça ve Farsça öğrendi. İlim tahsilini devâm ettirmek üzere İstanbul'a geldi. Fâtih Medresesinde akli ve nakli ilimleri öğrendi. Buradaki tahsilini tamamladıktan sonra, müderrislik icâzetnâmesi alarak Erzincan'a döndü. O günlerde Erzurum'da bulunduğu sırada PTT müdürlerinden İsmâil Efendi adında birisiyle tanıştı. Ona, Abdurrahmân-ı Tâgi'nin büyüklüğünden bahsetti. Bunun üzerine İsmâil Efendi ile birlikte "Silsile-i aliyye" denilen büyük âlim ve velilerden Seyyid Sıbgatullah Hizâni hazretlerinin halifelerinden, Bitlis'in Nurşin köyünde bulunan büyük veli Abdurrahmân-ı Tâgi (Tâhi) hazretlerini ziyarete gitti. Onun büyük bir veli olduğunu görerek, talebe oldu. İki yıl sonunda kendisine icâzet verilerek Erzincan'a gönderildi.1912 (H. 1330) senesinde Erzincan'da vefât etti.
Hâce Dehkân-ı Kılleti hazretleri, aslen Buhârâlıdır. On üçüncü asrın ortalarında vefât etmiş olup, kabri Buhârâ yakınlarında Hakriz Hisârında Ayyâr Burcu yakınındadır.
Hace Evliyâ'nın önceki hocası, onu Abdülhâlık-ı Goncdüvâni'nin sohbetlerinden vazgeçirmeye, bu yolda ilerlemesine mâni olmaya çalıştı ise de başaramadı. Bunun için her gördüğü yerde kendisine hakâret ediyor, ayıplıyor, dil uzatıyor ve ağır sözler söylüyordu. Hâce Evliyâ ise hiç cevap vermeyip sabrediyordu...
Ahi Evrân (Mahmûd bin Ahmed) 567 (m. 1171) yılında, İran'da Batı Azerbaycan taraflarındaki Hoy kasabasında dünyâya geldi. Memleketine nisbetle "Hoyi" denildi. İmâm-ı Fahrüddin Râzi'den çeşitli ilim dallarında ders, Ahmet Yesevi hazretlerinin talebelerinden de feyz aldı. Şihâbüddin-i Sühreverdi hazretlerinin sohbetlerinde bulundu...
Büyük çoğunluğu, yüksek rütbeli Osmanlı devlet adamlarından meydana gelen Hacc kafilesi, Fahr-i Âlem, Resul-i Ekrem, Sallallahü aleyhi ve sellem Efendimizi ziyaret yolunda. Çölde günlerdir süren yorucu yolculuk bitmek üzere. Medine'ye yaklaştıkları bir gecede son defa mola verildi. Kafiledekiler kısa süre içinde yorgunluktan uykuya daldılar. Ancak biri var ki, günlerdir uyku görmeyen nemli gözleri ile ufuklara dalmış, iki cihan güneşi sevgili Peygamber Efendimizin hasretiyle yanmış, kavrulmuş, Yusuf Nâbi bu. O gece, Resulullah'a bu kadar yakın olmanın hazzı içerisinde yerinde duramayıp gezerken... O da ne! Devlet büyüklerinden birisi, ayağını Hücre-i Saadet istikametine doğru uzatmış uyumuyor mu?