Bir Kimseden Cefa Görürsen Tövbe Et!
Dahmel bin Abdullah hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Yemen'in Sahban beldesinde doğdu. Zamânın âlimlerinden ilim öğrenerek yetişti. Talebe yetiştirmek için icâzet aldı. 1203 (H.600) senesinde vefât etti.
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.605.249
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Dahmel bin Abdullah hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Yemen'in Sahban beldesinde doğdu. Zamânın âlimlerinden ilim öğrenerek yetişti. Talebe yetiştirmek için icâzet aldı. 1203 (H.600) senesinde vefât etti.
Fatih'in oğlu Sultan Cem'e, Papaların yaptıkları eziyetler, onların kendi dinlerinden olmayanlara ne gözle baktıklarının açık göstergesidir. Papa VIII. İnnocent, Saint Jean şövalyelerinden Sultan Cem'i para ile satın almıştır. Yani insan tacirliği yaptığı delilli, ispatlıdır. Papa huzuruna getirilen Sultan Cem'e, Hıristiyan olduğu takdirde, kendisini Macar kralı yapacağını vadetmiştir. Yani din değiştirmesi için, rüşvet teklif etmiştir. Cem Sultan bunu şiddetle reddettiğinde, Papa "Ben senin bizim fakir Hıristiyanlar'a bol sadaka verdiğini işittim. Hıristiyanlığı seviyorsun zannettim" deyince, Cem Sultan acıyan bakışlarla Papa'ya bakarak "İşte siz burada yanılıyorsunuz. Biz insanların inançlarına bakmaksızın, ihtiyacı olanlarına yardım ederiz. Bizim dinimiz bunu emreder" dediğinde, Papa öfkelenerek ve maalesef "Öyle ise bir köşede sinip yat" diyerek; zaten olmayan terbiyesinin seviyesini ortaya döküvermiştir. Cem Sultan'ın babası Fatih idi. Papalar onu, onaltı defa zehirletme teşebbüsünde bulunmuş ve onyedincisinde; başarılı olmuşlardır. Roma Papalarının ekserisi, insan zehirlemenin üstadıdır.
Yavuz Sultan Selim Hanın vezir-i âzamlarındandı. Şecâatı ve cesâretiyle kendini tanıtarak, Bosna Sancakbeyliğine kadar yükseldi. Çaldıran Savaşından önce Anadolu Beyler beyliğine getirilerek, İran Seferi sırasında önemli hizmetleri görüldü. Ordu-yı Humâyûnun Sivas'tan itibâren öncülüğünü yaptı ve Çaldıran Muhârebesinde, Osmanlı ordusunun sağ kanadına kumandanlıkta bulundu. Aldığı tedbir ve uyguladığı taktikle zaferin kazanılmasında önemli rolü oldu. Çaldıran dönüşü Ordu-yı Hümâyûn Amasya'da kışlarken, Rumeli Beylerbeyi liğine getirildi.Ertesi sene Dulkadıroğlu Alâüddevle üzerindeki zaferi üzerine, 18 Haziran 1515'te vezir-i âzamlığa getirildi. Şah İsmâil'in Çaldıran hezimetinden sonraki siyâsi faaliyetlerinde, Memlûk Sultanı ile anlaşması, İranlıların Mardin civârında bir Osmanlı karakolunu basmaları üzerine, Sinân Paşa, Diyarbekir ucuna gönderildi. Kayseri'de kuvvetlerini toplayan Sinân Paşa, Diyarbekir'e ulaşmak için Memlûk sınır beylerinden geçiş izni istedi. Beyler ters cevap verdikleri gibi Memlûk Sultanı da Osmanlılar İran ile uğraşırken onları arkadan vurmak için Haleb'e geldi. Durum Sultan Selim Hana duyurulunca, seferin yönü değiştirilerek, Memlûklar üzerine gidilmeye karar verildi. Sultan Selim Han, görülmemiş bir süratle hareket ederek ordunun başına geçti. 24 Ağustos 1516'da Memlûklarla yapılan Mercidabık Savaşında zaferin kazanılmasında, Sinân Paşanın büyük hizmetleri görüldü.
Hasen ibn-i Habib Nişâbûri hazretleri tefsir âlimidir. İran'da Nişâbur'da doğdu. Zamanın büyük âlimlerden tefsir, hadis, fıkıh, kıraat ilim tahsil ederek asrın müfessiri sayıldı. Sa'lebi gibi önde gelen âlimler onun talebelerindendi. İbn-i Habib 406 (m. 1016)'da vefat etti. Şöyle nakleder:
Cemaleddin İshak Karamani hazretleri Osmanlı âlimlerindendir. İstanbul'da medrese tahsilinden sonra Piri Mehmet Paşa'nın yaptırdığı Karaköy'de Koruk dergâhında talebe yetiştirdi. 923 (m. 1517)'de vefat etti. Sütlüce'deki türbesinde yatmaktadır. Birçok eser telif etti. Bunlardan "Haşiye Alâ Tefsir-i Beyzavi" isimli eseri, Kadı Beydâvi tefsirinin haşiyesidir. Burada şöyle yazmaktadır:
İbnü'l-Lebbâd Kayrevâni hazretleri Mâliki fıkıh âlimidir. 250 (864)'de Tunus'ta Kayrevan'da doğdu. Buradaki meşhur âlimlerden fıkıh ve hadis tahsil etti. Çok talebe yetiştirdi. 333'te (m. 944) Kayrevan'da vefat etti. Bir dersinde buyurdu ki:
İmam-ı Azam Ebu Hanife hazretlernin arkadaşlarından, o dönemin hadis ve kıraat âlimlerinden Süleyman A'meş, bir gece evinde eşiyle tartışmış ve hanımını biraz incitmişti. Buna rağmen tartışmadan hemen sonra hanımıyla tekrar konuşmak istemiş, ama hanımı kocasına kırgın olduğu için, adamın sözlerini cevapsız bırakmıştı.
Adam öfkeyle:
-Niçin bana cevap vermi yorsun? diye hanımını bağırıp, azarladı. Fakat bir cevap alamadı.
A'meş'in kızı babasına:
-Bu gece olmasa da, yarın sabah konuşur seninle, dediyse de adamın öfkesi dinmedi:
-Eğer bu gece benimle konuşmazsa, benden kesin boş olsun, dedi.