Bir Kimseden Cefa Görürsen Tövbe Et!
Dahmel bin Abdullah hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Yemen'in Sahban beldesinde doğdu. Zamânın âlimlerinden ilim öğrenerek yetişti. Talebe yetiştirmek için icâzet aldı. 1203 (H.600) senesinde vefât etti.
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.604.167
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Dahmel bin Abdullah hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Yemen'in Sahban beldesinde doğdu. Zamânın âlimlerinden ilim öğrenerek yetişti. Talebe yetiştirmek için icâzet aldı. 1203 (H.600) senesinde vefât etti.
Öküz Mehmed Paşa, Ulukışla'nın bir aşireti olan "Oğuz" aşiretindendi. Fakat Türkmenler arasında Oğuz kelimesi, Okuz olarak söylenir ve yazılırdı. Buna nisbetle Mehmed Paşa'nın adı Okuz Mehmed Paşa olmasına rağmen, yazılırken yapılan bir hata ile Öküz olarak meşhur oldu. Sultan I. Ahmed'in damadıdır. Kızı Gevherhan Sultan ile evlenmiştir. Sadrazamlığı sırasında, bir sefer esnasında bir köyün civarında konaklamışlardı. Köylü nün hayvanları da orada otluyordu. Bir öküz Mehmed Paşa'nın yakınına kadar sokuldu. Tabii bütün paşalar gülüşmeye başladılar. Hatta içlerinden biri:"Paşam öküzle neler konuştunuz, size ne söyledi" diyerek espri yapmaya kalktı. Mehmed Paşa:"Evet öküzle biraz konuştuk. Bana dedi ki, sen de bizlerdensin, fakat bu eşeklerin arasında ne işin var, anlayamadım."
Osmanlı Devletinde 4-7 yaş arasındaki çocuklara "elif-ba" ve ahlak bilgilerinin öğretildiği ilk mektebe başlatılırken yapılan merasim. Bu merasimin bir kandil günü olmasına bilhassa dikkat edilirdi. Bu mümkün olmazsa, pazartesi veya perşembe günleri yapılırdı.Merasime bir gün önceden evin temizliğiyle başlanırdı. Ayrıca ailenin mensupları Kapalıçarşı'ya giderek, okula başlayacak çocuğa ve mahalledeki fakirlerin çocuklarına gerekli eşyaları alırlardı. Bundan başka aile yadigarı rahle de cilaya verilirdi.Amin alayı yapılacağı gün, sabah namazından sonra çocuğa yeni elbiseleri giydirilir, hazırlık tamamlanınca ailece Eyüb Sultan'a gidilir ve burada dua edilirdi. Eve dönüldükten kısa bir süre sonra, okul çocukları ile ilahiciler gelirdi. Her okulun ayrı bir ilahicisi vardı. Semtte, amin alayı bir seyir vesilesiydi. O gün sokaklarda bir bayram havası ve görülmedik bir kalabalık olurdu.
Ebû Abdullah Sübeyhi hazretleri, evliyânın büyüklerindendir. Aslen Basralı olup doğum târihi bilinmemektedir. Sonradan Basra'dan İran'ın Tûs şehrine gitti. Onuncu asırda Tûs'ta vefât etti. Kabri ziyâret mahallidir...
Muhammed Nişâbûri hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Ebû Osman Hayri ve başka âlimlerle de görüşüp sohbet etti ve kendilerinden ilim öğrendi. 360 (m. 970)'de İran'da bulunan Nişâbûr'da vefât etti. Kıymetli sohbetlerinde buyurdu ki:
Muhammed Kadri Hazin ilk derslerini, âlim ve sâlihlerden olan babası ve dedesinden aldı. Ancak, küçük yaşlarda anne ve babasını kaybetti. O sırada evlerine Gavs-ı Geylâni'nin geldiğini gördü. Ona; "Oğlum üzülme! Baban, Rabbi'nin dâvetini kabûl ederek gitti. İşte her hususta babanım. Maddi ve mânevi hiçbir şeyden endişe etme" buyurdu.
Seyyid Muhammed Kadri Hazin, zâhiri ilimleri Molla Abdurrahmân'dan öğrendi. Sonraları Şeyh Muhammed Said'in sohbetlerine devâm etti. Bağekun'da oturan Şeyh Muhammed Said'i dört defâ ziyâret etti. Bu ziyâretleri sırasında vilâyet makâmının en üst derecelerine kavuştu.
Nasuhi Efendi, Osmanlı evliyasının büyüklerindendi. Lodosun şiddetle estiği fırtınalı bir günde talebeleri Nasûhi Efendiyi ziyârete gittiler. Bir miktar sohbet ettikten sonra, Harem İskelesine doğru geldiler. Sonra Nasûhi Efendi; "Harem' den Galata'ya cenâze namazına kim gider?" dedi. Orada bulunanlar; "Ey Sultanımız! Bu fırtınalı havada karşıya geçmek mümkün müdür?" dediklerinde; "Aslına sonra vâkıf olursunuz. Sevâba ihtiyâcı olan gider." buyurdu.