Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.060.388

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

"bu Çamurlu Kaftanım Kabrime Örtülsün

Kemâl Paşazade dokuzuncu Osmanlı şeyhülislamıdır. 1468 (H.873) yılında Tokat'ta doğdu. Küçük yaştan itibâren iyi bir tahsil gördü. Daha sonra askerlik yolunu seçti. Sultan İkinci Bâyezîd Hanın seferlerine katıldı. Ordu ile Edirne'ye dönünce askerlikten ayrılarak ilim tahsîline başladı. İcazet aldı ve müderrislik yaptı. Yavuz Sultan Selîm'in padişahlığında onun yanında bulunarak cihada teşvik etti. 1526'da Şeyhülislâm Zenbilli Ali Efendi'nin vefâtı üzerine Kânûnî Sultan Süleymân Han tarafından bu göreve getirildi. İbni Kemâl Paşa, cinnîlere de fetvâ verirdi. Bunun için "Müfti-yüs-sekaleyn" (İnsan ve cinlerin müftüsü) adı ile meşhûr oldu. 1534 (H. 940)'te İstanbul’da vefat etti.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Yavuz Sultan Selim Ve Halimi Çelebi

Yavuz Sultan Selim Han pâdişâh olmadan önce, Trabzon'da vâliyken Halimi Çelebi'yi kendine hoca edinip, talebe oldu ve ondan feyz aldı. Gece-gündüz onun huzûrundan ayrılmaz dı ve devamlı sohbetinde bulunurdu. Abdülhalim Efendiye pekçok iltifât ve ihsânlarda bulundu. Allahü teâlânın inâyet ve ihsâniyle Osmanlı tahtına geçip pâdişâh olunca, onu yine yanından ayırmadı. Devamlı birlikte olmak ister ve kendisiyle ilmi sohbetlerde bulunurdu. Halimi Çelebi, Yavuz Sultan Selim Han ile birlikte Mısır Seferine katıldı.Nakledilir ki: Yavuz Sultan Selim Han zamânında, Molla Şemseddin diye bir saray hocası vardı. Teheccüd namazını kılan, iyi huylu bir zâttı. Yazması çok süratliydi ki, on günde bir mushaf-ı şerifi yazıp bitirirdi. Yavuz Sultan Selim Han, Mısır feth olununca, hocası, Halimi Efendiye buyurdu ki: "Şemseddin bize Tarih-i Vassâf yazsın." Halimi Çelebi, pâdişâhın emrini Şemseddin Efendiye bildirdikten sonra, Şemseddin Efendi yirmi beş gün mühlet alıp, Halimi Çelebi'nin evinde yazmaya başladı. Ancak Halimi Çelebi'yi ziyârete gelenlerden bâzıları Molla Şemseddin'le tanış olduklarından onun hücresine de uğrarlar ve çalışmasına mâni olurlardı. Bunun için odasının kapısını kilitleyip ve üstten kapının sürgüsünü çekip hızla yazmayı sürdürdüğü sırada âniden yanında bir kimseyi oturur halde gördü. Korkup heyecanlandı.

Vehbi Tülek

72 - Kanunlar Yürüdükçe Devlet Zeval Bulmaz

Vehbi Tülek

57 - Orhan Gazi Ve Alaeddin Esved Hazretleri

Vehbi Tülek

Kazliçeşme

Vehbi Tülek

Ordumuzun İstanbul önlerine dayandığı günlerdir. Henüz bahardır ama hava iyi sıcaktır. Yedikule önlerinde toplanan askerler kırbaların dibinde kalan son damlaları da yudumlar ve su sormaya başlarlar. Öyle ya bu çocuklar daha yıkanacak, paklanacak, abdest alacaklardır. Fatih bu sıkıntıyı nasıl halledeceğini düşünürken üzerinden yaban kazları geçmesin mi. Genç sultan, süvarilerden birine kuşları işaret eder. Delikanlı okuna davranır, elini sadağına atar. Fatih "Hayır, hayır!" diye fısıldar, "Onları takip et. Kim bilir, belki de bir göle uçuyorlar." Süvari bir hamlede atına çıkar, hayvanını topuklar. Artık kazlar nereye, o oraya. Kuşlar Atışalan taraflarında alçalır alçalır ve berrak sulu bir gölceğize konarlar. Delikanlı önce suyun tadına bakar, sonra matarasını doldurup ordugaha koşar. Doğrusu bu su beklenenden ziyade ve umulandan tatlıdır. Mimarlar, ustalar derhal işbaşı yapar, rütbeliler bile künk taşırlar. Çok değil 5-10 gün sonra lülelerden su akmaya başlar. Fatih bu mutluluğu paylaşmak ister, çeşme başına gelir. O sıra bir sanatkârın kitabeye "adını" kazıdığını görür. Ustaya döner "niye ama" der, "suyu bulan ben değilim ki?" Vezir araya girer ve usulünce sorar: "Peki bu çeşme kimin adı ile anılsın?"-Kazların!Öyle de olur. Çeşmenin adı "Kazlıçeşme" kalır.

SÂlih Reis

Vehbi Tülek

15 - Akdeniz'de Türk Korsanlari

Vehbi Tülek

Barbaros’un İstanbul’a Gelişi

Vehbi Tülek

Şimdi Olmaz, Vezirler Var!

Vehbi Tülek

91 - Kanuni Sultan Süleyman Ve Şövalyeler

Vehbi Tülek

Osmanlilarda Mevlid Kandilleri

Vehbi Tülek

Sağ Kolumu Kaybettim Ama Sol Kolum Var

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Namazda Müekked Sünneti Ve Vacibi Terk Etmek

Abdülhay Lüknevi hazretleri Hanefi fıkıh âlimidir. 1267 (m. 1848)'de Hindistan'da Lüknov şehrinde doğdu. Soyu Ebû Eyyûb el-Ensâri hazretlerine dayanır. Tahsilini tamamladıktan sonra Haydarâbâd'da Medresetü'n-Nizâmiyye'ye müderris tayin edildi ve çok talebe yetiştirdi. 1304'te (m. 1886) vefat etti. Bir dersinde şunları anlattı:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Şefaate Kavuşacak En Mesut Kimse

Vehbi Tülek

Halife bin Hayyât hazretleri hadis hafızı ve ensâb âlimidir. 160 (m. 777)'de Basra'da doğdu. Buradaki meşhur âlimlerden kıraat, hadis, ahbâr ve ensâb öğrendi. 240 (m. 854)' Basra'da vefat etti. "Tabakâtü'r-ruvât" isimli eserinde meşhur hadis râvileri hakkında bilgi vermektedir. Bu kitabında şöyle nakleder:

Mahlûkatımın Arzu Ettiklerini Veririm

Vehbi Tülek

“yeter Ki Mübarek Yüzünüzü Göreyim!”

Vehbi Tülek

Mısır'da Tanta şehrinde yaşamış olan evliyanın büyüklerinden Seyyid Ahmed Bedevi hazretleri uzun boylu, buğday tenli idi. Her an Allahü teâlâyı düşünür, O'nun muhabbetinin ve heybetinin tesiri ile kendinden geçerdi. Kırk gün ve daha ziyâde bir şey yiyip içmez ve uyumazdı. Gözlerinin karası, bir ateş koru halindeydi. Yüzünde çiçek hastalığından kalma bir eser olarak üç nokta bulunuyordu. Biri sağ, biri de sol yanağında olup, diğeri de burnunun yukarı kısmındaydı. Küçüklüğünden beri başına şal sarar, yüzünü de iki nikapla örter, böyle gezerdi. Zaten yüzünü bu şekilde Afrika bedevileri gibi örttüğü için kendisine "Bedevi" deniyordu.

Molla Câmî'ye Iftira Atan Bedevînin Sonu

Vehbi Tülek

Hocaların Hocası Ebü’l-fadl Serahsi

Vehbi Tülek

Âdem Aleyhisselâm

Vehbi Tülek

Selahaddin Alâî

Vehbi Tülek

Toprağın Peygamberleri Çürütmesi Haram Kılındı

Vehbi Tülek

Ali Bin Hasen

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Derdi Olan Neylesin?

Derdi Olan Neylesin?

Yavuz Sultan Selim Han, Mısır'ı fethettiğinde bir süre orada kalır. İdareyi eline alıp kendi hâkimiyetini yerleştirmek için bu elzemdir. Bu sırada bir çadırda kalıyor. Çadırı süpürüp temizleyen, yemeği yapan Mısırlı bir cariye vardır ki, Yavuz Selim Han sabah çıkınca, cariye geliyor, akşama kadar çadırı temizleyip yemekleri hazırlayıp gidiyor, akşam olunca da Yavuz Selim Han çadırına dönüyor. Cariye nasıl olduysa bir kaç defa Yavuz Sultan Selim Hanı görür ve Ona âşık olur. Lâkin ümitsiz bir aşk. Zira bir tarafta koskoca Cihan Padişahı Halife-i Rûy-i Zemin, diğer tarafta basit bir cariye... Fakat cariyenin aşkı dayanılmaz seviyeye ulaşıp da kalbine sığmaz hale gelince, ne yapacağını bilemez halde Halifeye açılmaya karar verir.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Geç Gelen Kurtarıcı

Vehbi Tülek

SelÂmetle Gidip Gel

Vehbi Tülek

A'meş Ve Hanımı

Ebussuud Efendi Ve Nureddinzade

Örümcek Ağı

Kul Hakkı

Ana Hakkı Ve Alkama'nın Sonu

Abdullah Bin MübÂrek

Elini Değil, Ayağini Uzatmiş

Vehbi Tülek

Bu Gece Yolcu Olsa Gerektir

Vehbi Tülek

Abdullah-i EnsÂrî

Vehbi Tülek

Sakiz Ağacinda Yapilan Hac

Vehbi Tülek

Padişah Ve At

Vehbi Tülek

Kimsenin Yaptığı Yanına Kalmaz

Vehbi Tülek