Bir Kimseden Cefa Görürsen Tövbe Et!
Dahmel bin Abdullah hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Yemen'in Sahban beldesinde doğdu. Zamânın âlimlerinden ilim öğrenerek yetişti. Talebe yetiştirmek için icâzet aldı. 1203 (H.600) senesinde vefât etti.
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.604.243
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Dahmel bin Abdullah hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Yemen'in Sahban beldesinde doğdu. Zamânın âlimlerinden ilim öğrenerek yetişti. Talebe yetiştirmek için icâzet aldı. 1203 (H.600) senesinde vefât etti.
Anadolu Selçuklu sultânının İlhanlı Gâzân Han tarafından İran'a götürülmesi üzerine Selçuklu Devleti parçalandı. Ortaya çıkan her bey, yer ve sancak aramaya başladı. Bu haber Osman Beye ulaşınca, o sırada mecliste bulunan Dursun Fakih Osman Beye şu teklifi yaptı: Beyim! Cenâb-ı Hak size, sığınacak yer arayan Müslümanları bir araya toplayıp idâre etmek basiretini ve gücünü ihsân etmiştir. Allahü teâlânın inâyeti, duâ ordusunun himmet ve bereketi, gazâ ordusunun kuvvet ve kudretleriyle çevrenizdeki tekfûrları dize getirip, bir çoklarının topraklarını mülkünüze dâhil ettiniz. Şimdi sıra Anadolu topraklarını ehil olmayanların elinden kurtarıp, ahâlisini huzûra kavuşturmaya gelmiştir. Müsâade buyurun da, adınıza hutbe okuyup, sizi sultan ilân edelim."
Yavuz Sultan Selim'in en büyük amacı doğudaki bütün Türk İslam devletlerini tek bir devlet çatısı altında birleştirmekti. Yavuz Sultan Selim, 1514 yılı baharında ordusuyla birlikte İran seferine çıktı. Osmanlı kuvvetleri, Erzincan'dan Tebriz'e doğru yürüyüşüne devam etti. Çaldıran'da 23 Ağustos 1514'te yapılan savaşta Osmanlı kuvvetleri büyük bir zafer kazanırken, Safeviler bozguna uğradılar. Şah, kaçarak hayatını zor kurtardı. Yavuz yoluna devam ederek Tebriz'e girdi. Şehirdeki birçok sanatçı ve ilim adamı İstanbul'a gönderildi. Bu zafer sonucunda Şah İsmail eski prestijini kaybetti. Bu sayede Doğu Anadolu'da Osmanlılar için bir tehlike kalmamış oldu. 15 Eylül 1514'te de Tebriz'den Karabağ'a hareket eden Yavuz'un amacı, kışı orada geçirip, baharda İran'ı tümüyle almaktı. Ancak şartlar müsait olmadığı için Amasya'ya gidildi. Çaldıran Zaferi'nden sonra, Erzincan, Bayburt kesin olarak Osmanlı hakimiyetine geçti. Kemah kalesi alındı. 12 Haziran 1515'de kazanılan Turnadağ zaferi ile Dulkadiroğlu beyliğine son verildi. Diyarbakır, Mardin ve Bitlis Osmanlı hakimiyetine girdi. Böylece Anadolu'da Türk birliği sağlanmış oldu.
Şeyh bin Abdullah hazretleri, Yemen'de yetişen meşhûr fıkıh âlimlerinden ve evliyânın tanınmışlarındandır. 1513 (H.919) senesinde Terim şehrinde doğdu. 1582 (H.990)de vefât etti. İyi bir çevrede yetişti. Önce Kur'ân-ı kerimi ezberledi. İlk bilgileri babasından okudu ve güzel bir edeble yetişti. Bundan sonra San'a'ya gidip âlimlerden ilim öğrendi. Buradan da hac yapmak için babası ile birlikte Mekke'ye gitti. Sonra babası ile birlikte Peygamber sallallahü aleyhi ve sellem efendimizin kabr-i şerifini ziyâret etmek üzere Medine-i münevvereye gittiler. Büyük bir aşk ve muhabbet içinde ziyâret ettiler. Mübârek türbesine girmekle şereflendiler. İçeriye girdikleri sırada bir hâl kapladı. Kendinden geçip yere düştü ve bayıldı. O sırada çok yüksek hâllere kavuştu...
Yahyâ bin Sellâm Teymî hazretleri tefsir âlimidir. 124 (m. 742)’de Kûfe’de doğdu. Hasan-ı Basrî’nin talebelerinden kıraat dersi aldı. Tunus’ta Kayrevan’a giderek tefsir dersleri verdi, dönüşte Mısır’da Fustat’ta 200 (m. 815)’de vefat etti. “Tefsîru Yahyâ bin Sellâm” isimli kitabında şöyle buyuruyor:
Amr bin Kays el-Mülâi, Kûfe'nin beş büyüğünden biri olarak tanındı. Peygamber efendimizin (sallallahü aleyhi ve selem) hadis-i şeriflerini dinlemek ve nakletmek husûsunda yüksek gayret gösterdi. Tâbiinden olan âlimlerden hadis-i şerif rivâyet etti. Bağdâd'a giderek Ahmed bin Hanbel hazretleriyle görüşüp sohbette bulundu. İlimde yüksek dereceye ulaşan Amr bin Kays'dan da pekçok kimse hadis-i şerif rivâyetinde bulundu...
Kânûni Sultan Süleymân Hân devrinde, bir ara yağmurlar yağmaz olmuş, insanlar kuraklıktan çok muzdarip olmuşlardı. İstanbul halkı, yağmur duâsına çıkılmasına karar verdi. Pâdişâh da çıktı. Okmeydanı'nda büyük bir kalabalık toplandı. Öyle ki bu toplulukta, başta pâdişâh olmak üzere, âlimler, vâliler, idâreciler, vezirler, kuvvetli-zayıf, zengin-fakir herkes vardı. Bilindiği gibi, Osmanlı sultanları yapacakları bütün mühim işlerde, mutlaka şeyhülislâma danışırlar, onun fetvâsına uygun hareket ederlerdi. Bunun için Şeyhülislâm Ebüssü'ûd Efendiden, yağmur duâsını kimin yapmasının münâsib olacağı suâl edildi. O da; "Duâyı, pâdişâh veya onun münâsib gördüğü bir zât eder." buyurdu. Bunun üzerine pâdişâh; "Ya'kûb Germiyâni duâ eylesin." dedi.