Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

16.597.933

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Ey Insanlar, Şeytanın Izini Takip Etmeyin

Şeyh Abdullah el-Acemî hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Haleb civârında Bire yakınındaki Kefertaşe köyünde ikâmet ederdi. Bağ-bahçe ile uğraşır, çiftçilik yapardı. Üstün hâller ve kerâmetler sâhibi bir zâttı. 1242 (H. 640) senesinde doğduğu yer olan Kefertaşe köyünde vefât etti. Bir dersinde şunları anlattı:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Yara

Sultan Abdülhamid Han'ın Suriye'deki çiftliklerinden birinde vazife yapan bir mülazim, yani teğmen, hatıratında şöyle bir hadise nakleder:Güneş çoktan batmıştı. Fakat çiftlik yine, sabah oluyormuş gibi coşkunlu ğunu kaybetmeyen bir aydınlık içinde kuş cıvıltılarıyla dolu, gölgesizdi. Emir erime nargilemi hazırlatmış, kahvemi bekliyordum. Birden avluya dört atlı girdi, dört silahlı bedevi...Gelenlerden en yaşlısı kısrağından inip karşımda dikildi. Sordum:-Hayrola yâ Şeyh?

Vehbi Tülek

Osmanli'da Ahlak

Vehbi Tülek

İngiliz Elçisinin Sultan Abdülhamid’e Hayranliği

Vehbi Tülek

Dilsiz Dili

Vehbi Tülek

Osmanlı sarayında bizebân da denilen sağır-dilsiz görevliler bulunur, bunlar devlet işlerinin görüşülmesi esnasında hizmet eder, evrak getirip götürürlerdi. Sağır-dilsiz oldukları için devlet sırlarının işitilmesi ve yayılması tehlikesi ortadan kalkardı.Bunların anlaşmak için kendilerine mahsus işâretleri ve el hareketleri vardı ki, buna 'Dilsiz dili' denirdi. Bütün saray halkı bu dili öğrenmişti. Pâdişahın huzûrunda konuşmak ayıp sayıldığı için saraylılar bu dille anlaşırlar, hattâ başka zamanlarda bile bu dille birbirlerine hikâyeler anlatırlardı. Dilsiz dili sarayda neredeyse moda olmuştu. Sağır-dilsiz görevliler Tanzimat'ın ilânından sonra kurulan meclislerde ve Heyet-i Vükelâ denilen bakanlar kurulunda da kullanıldı. Devlet adamları bunlarla anlaşabilmek için dillerini öğrenmek zorundaydılar. Bunlar son derece hassas ve zeki kimselerdi. Hâfızaları çok güçlüydü. Şâhit oldukları tarihi olayları en ince teferruâtına kadar anlatırlar, tarihi şahsiyetleri kendilerine mahsus hareketleriyle karikatürize edebilirlerdi. Sözgelişi, sağ ellerini parmakları açık tuğ gibi başlarına götürdüklerinde pâdişahı, ellerini yumup baş parmağı 'birinci' der gibi dimdik yukarı kaldırdıklarında da sadrâzamı kasdettikleri anlaşılırdı. Günümüzde de bâzı toplantılarda sağır-dilsiz görevliler hizmet etmektedir.

Huzur Dersleri

Vehbi Tülek

İstanbul’un Fethi Ve İnsan Haklari

Vehbi Tülek

İngilizlerin El Koyduklari Osmanli Gemileri

Vehbi Tülek

Kadi’larin Maaşlari Az Olmamali!

Vehbi Tülek

AlÂeddîn Ali Esved KarahisÂrî

Vehbi Tülek

Nasuhi Efendi Ve Mezomorto Hüseyin Paşa

Vehbi Tülek

İstanbul’da Üç Gece

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Celâl Tehâniserî

Büyük âlim Celâl Tehâniseri hazretleri, küçük yaşta ilim tahsiline başladı. Yedi yaşında Kur'ân-ı kerimi ezberledi. On yedi yaşına geldiğinde bütün ilimleri öğrenip ders ve fetvâ vermeye başladı. Bir gün hoş bir ses ile okunan gazel duydu. O anda kendisini Allahü teâlânın aşkı kapladığından düşüp bayıldı. Ayıldığında tasavvuf yolunu öğrenmek için Abdülkuddûs hazretlerinin sohbetlerine devâm etti. Kısa zamanda kemâle gelerek icâzet, diploma aldı...

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Ebû Mansûr Ezherî

Vehbi Tülek

Ebû Mansûr Ezheri hazretleri nahiv ve fakih âlimidir. 282'de (m. 895) Afganistan'daki Herat'ta doğ­du. Tahsilini Herat ve Bağdat'ta yaptı. Şafii fıkhının usûl ve fürûunu inceleyerek bir kitap hâline getirdi. 370 (m. 980)'da Herat'ta vefat etti. Kitabında şöyle nakleder:

"kandiye Kahramanı" Bodrumlu Fedai Musa

Vehbi Tülek

Pîr Mu­ham­med Ve Ab­dül­gaffâr Gen­cevî

Vehbi Tülek

Şeyh Ab­dül­gaf­fâr haz­ret­le­ri, Azer­bay­can'da ye­ti­şen meş­hur ve­li­ler­den­dir. Gen­ce şeh­rin­den olup, en bü­yük ta­le­be­si Pir Mu­ham­med Gen­ce­vi'dir. Bu mü­ba­rek za­tın, ta­sav­vuf­ta ho­ca­sı Şeyh Ab­dül­gaf­fâr Gen­ce­vi'ye git­me­si şöy­le an­la­tı­lır:

Tasavvuf, Baştan Başa Edeptir

Vehbi Tülek

İbrâhim-i Havvâs Ve Hidâyete Eren Rahîb

Vehbi Tülek

“sultânüş Şuara” Necip Fazıl Kısakürek

Vehbi Tülek

Osman Şirvânî

Vehbi Tülek

Horasanlı Velî Feth Bin Şahref

Vehbi Tülek

Bozuk Itikâdlardan Sana Sığınırım

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Padişah Ve At

Padişah Ve At

Padişahın yakınlarından bir beyin çok güzel bir atı vardı. Bir gün o ata binip padişahın alayına katıldı. Padişahın gözü, ansızın o ata takıldı. Böyle bir at kendi sürüsünde yoktu. Atın çalımı, rengi padişahın gözünü aldı, attan gözünü ayıramıyordu. Çevikliği, güzelliğiyle beraber atta padişahı çeken bir şey vardı. Önce önemsemek istemedi ama, gönlü atı istiyordu.
Padişah geziden dönünce, vezirine durumu açtı. Yolda bir at gördüğünü, derhal gidip o atı, sahibinden alıp, getirmelerini emretti. Padişahın adamları, hızla atın sahibi beyin yanına geldiler. Padişahın atı çok beğendiğini, ne fiyat isterse hemen vereceklerini bildirdiler. Bey, beyninden vurulmuşa döndü. O güzelim, canı gibi sevdiği atını padişah istiyordu ha! Ne yapacağını, ne söyleyeceğini şaşırdı. Padişahın adamlarını oyalamak için onlara yemek ikram etti. Onlar yemeklerini yerken İmadülmülk aklına geldi. Hemen durumu ona danışmalı, ondan akıl almalıydı. Çünkü o, zamanın en bilgini, en akıllısı, en güzel ahlaklısıydı. Kaç kere vezirliği bırakıp, ibadet için uzlete çekilmişse de padişah ona yalvararak izin vermemişti. Atın sahibi üzüntülü bir halde zamanın şeyhülislamının yanına koştu.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Bana İyi Bir Elbise Yapiver

Vehbi Tülek

Hakikati Görmek

Vehbi Tülek

İcÂzetin Sirri

Sakiz Ağacinda Yapilan Hac

Üç Kandil

Hizir Aleyhisselam Nasil Görülür

Bana İyi Bir Elbise Yapiver

Allahü TeÂlÂyi Bilir Misin?

Fahreddin-i Acemi Ve Hurufiler

Vehbi Tülek

Kabahat Kilincin Midir?

Vehbi Tülek

Kadı Iyâd Hazretleri Ve Dürüst Genç

Vehbi Tülek

Allah Diyen Genç

Vehbi Tülek

Terbiye Yaratilişa Bağlidir

Vehbi Tülek

Onun Görmediği Yer

Vehbi Tülek