İnsanın Kemâli, Fâni Olduğunu Anlamasıdır
Tâhir Uryân-ı Hemedânî hazretleri tanınmış velîlerdendir. İran'ın Hemedan şehrinde doğdu. 1010 (H.401) senesinde aynı yerde vefât etti. Çok kerametleri görüldü. Sohbetlerinde buyurdu ki:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.654.907
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Tâhir Uryân-ı Hemedânî hazretleri tanınmış velîlerdendir. İran'ın Hemedan şehrinde doğdu. 1010 (H.401) senesinde aynı yerde vefât etti. Çok kerametleri görüldü. Sohbetlerinde buyurdu ki:
Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdi hazretleri Şam'da bulunduğu sırada, onun büyüklüğünü çekemeyenler, Osmanlı Pâdişâhı Sultan İkinci Mahmûd'a; "Asker ve silâh topluyor, güçlenip devletinize baş kaldırmak istiyor. Ülkeni ondan koruyasın." diye şikâyette bulundular. Sultan İkinci Mahmûd Han hemen büyük âlim Şeyhülislâm Mekkizâde Mustafa Âsım Efendiyi huzûruna çağırdı. Durumu kendisiyle görüştü. Mustafa Âsım Efendi; "Ey müminlerin emiri! Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerimin Hucûrat sûresi 6. âyetinde meâlen; "Size fâsığın biri haber getirirse onu iyice araştırın." buyuruyor. Görüşüm odur ki, onun hâlini araştırıp açığa çıkarabilecek güvenilir iki kişiyi bulup yollayınız. Hiç sezdirmeden gitsinler, araştırmalarını yapıp dönsünler."
1780 senesinde İsanbul'a gelen bir Fransız mühendisi, yanında bir de logaritma cetveli getirmişti. Bir aralık Bâb-ı Âli'ye gelerek zamanın hükûmtine verip:
-Memleketinizde bu cetvelden anlayan ve bununla uğraşan var mıdır? Diye sorar. Kendisi ne, Gelenbevi İsmail Efendi adında bir zatın matematikle meşgul olduğunu söylediler.Fransız mühendis, Gelenbevi'nin adresini alarak kendisini ziyaret eder. Bir kulübeden farkı olmayan İsmail Efendi'nin evinden içeri giren mühendis, karşısına çıkan bu üstü başı perişan adamın, aradığı kimse olduğunu güçlükle anlayınca, fazla konuşmağa bile tenezzül etmeden elindeki kitabı uzatır ve:-Bır haftaya kadar bu kitap hakkındaki cevabınızı bekliyorum, deyip bu harap evden çıkmak ister. Gelenbevi İsmail Efendi onu bekletmeden, cevap yerine kendisinin telif etmiş olduğu logaritma cetvelini Fransız mühendise verir. Bu cetveli gören Fransız, ahyretler içinde kalır ve:-Bu adam Avrupa'da olsaydı ağırlığınca altın ederdi, diyerek hayranlığını izhar eder.
Ebû Eyyûb-i Sahtiyâni hazretleri Tâbiin'in büyüklerinden, hadis ve fıkıh âlimlerindendir. 67 (m. 685) senesinde doğdu. Eshâb-ı kirâmdan Enes bin Mâlik'i (radıyallahü anh) görüp, ondan hadis-i şerif rivayet etti. Hadis ilminde hafız idi. Rivayet ettiği hadis-i şeriflerden sekiz yüz kadarı meşhur altı hadis kitabı olan Kütüb-i sitte'de yer almıştır.131 (m. 748)'de Basra'da vefat etti. Rivayet ettiği hadis-i şeriflerin bazıları şunlardır:
Ebû Bekr-i Belhi hazretleri Hanefi fıkıh âlimlerindendir. Afganistan'da Belh şehrinde doğdu. Büyük âlimlerden fıkıh ilmi tahsil ettikten sonra buraya kâdı tayin edildi. 559 [m. 1165]'de vefât etti. Makâmât kitâbı meşhûrdur. Bu kitabında buyuruyor ki:
Molla Şâh Muhammed hazretleri evliyânın büyüklerindendir. 1582 (H.990) senesinde Afganistan’da Bedahşan’da doğdu. İlk tahsilini Belh'de yaptı. Daha sonra Agra’ya kadar olmak üzere Hindistan’ın kuzeyinde bir seyahat yaptı. Tasavvufta Şeyh Meyânmir'in sohbetlerinde bulunarak Kâdirî yolunda kemâle erdi. Kısa zamanda yükselip üstün hallere kavuştu. 1661 (H.1072) senesinde Hindistan’da vefât etti. Sohbetlerinde buyurdu ki:
Emevi Halifelerinin büyüklerinden olan Ömer bin Abdülaziz hazretleri zamanında Şam'da yaşamış olan ünlü şairlerden Ebu Amr, cömertliği ile meşhur olmuştu. İhtiyacı olan herkes ona koşar, o da elinde ne varsa verirdi. Bir ara maddi sıkıntıya düştü. Onu, cömertliğinden dolayı tenkid edenler, bunu fırsat bilerek onun hakkında konuşmaya başladılar: "İşte gördünüz mü, fazla cömertlikten sıkıntıya girdi. Biraz ihtiyatlı olsa başına bu sıkıntı gelmeyecekti!" Sonra da bunlardan bazıları Ebu Amr'ın evine giderek kapısını çaldılar. O sırada evde yoktu. Kızı kapının arkasından seslendi: