Velîlere Yakınlık, Insanı Allah'a Yaklaştırır
Ezher el-İsfehânî hazretleri büyük velîlerdendir. Filistin’de Remle'de otururdu. Cüneyd-i Bağdâdî, Ebû Türâb Nahşebî gibi büyüklerle görüştü. Muhammed bin Yûsuf el-Bennâ'nın talebesidir.
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.247.267
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ezher el-İsfehânî hazretleri büyük velîlerdendir. Filistin’de Remle'de otururdu. Cüneyd-i Bağdâdî, Ebû Türâb Nahşebî gibi büyüklerle görüştü. Muhammed bin Yûsuf el-Bennâ'nın talebesidir.
I. Dünya Savaşında Irak Cephesinde savaşan 6. Ordunun Kumandanı Halil Paşa, hatıralarında şöyle bir hadiseyi nakleder:27 Mart 1916 günü Irak'ta Felahiye muharebesinde boğazından ağır yaralanan 18. Kolordu 51. Tümen 9. Alay Emir subayı iken, bu muharebede kendi alayındaki bir bölüğe kumanda eden Üsteğmen Muzaffer, hayatının son dakikalarına geldiğini anlayınca sükûnet ile son görevini yapmaya başladı ve konuşamadığı için, cebinden çıkardığı bir mektup zarfının üzerine kurşun kalemle önce "kıble ne taraftadır?" diye yazarak sordu. Milli şeref ve fazileti bulunan ak yüzünü ve pak alnını, görevini başaranlara mahsus güzellikle huzur-u Peygamberiye çevirdi ve kalbindeki şehadeti diliyle anlatmaya takati olmadığından, kana boyanan o zarfın ortasına okunaklı bir şekilde kelime-i şehadeti yazdı. Sonra bu büyük asker, bölüğüne son sözü söylemek isteyerek aynı zarfın üç yerine; "bölük intikamımı alsın" cümlesini yazarak, ikisini imzaladı, üçüncüsünü ise imzalayamadan son nefesini verdi. Muzaffer Efendinin bu yüce davranışı, yani bir Türk subayının örnek maneviyatı olan o kanlı zarf, Askeri Müzeye gönderildi ve Türk çocuklarına ve gelecek nesillere cevher değerinde bir miras olarak kaldı.
Yavuz Sultan Selim Han Hazretleri Çaldıran Zaferini kazandıktan sonra ölüler arasında dolaşıyordu. Ölülerin içinde düşman askerlerinden birisinin kellesinin hiç zedelenmeden kesildiğini görüp merak etti. Ve yanında bulunan vezirlerine emrederek: - Bu kelleyi tek vuruşta kim kesti ise onu bulun bana getirin, dedi. Paşalar hemen asker içine dağıldılar ve bu yiğit askeri aramaya başladılar. Sora sora nihayet o asker bulundu ve Yavuz Sultan Selim Han Hazretlerinin huzuruna getirildi. Yavuz, o askere: -Evladım bu başı böyle sen mi kestin? diye sordu. Meselenin ne olduğunu anlayamayan asker biraz durakladıktan sonra: - Ben kestim, Sultanım, dedi.
Burhâneddin İbn-i Ebû Şerif hazretleri tefsir, hadis ve fıkıh âlimidir. 836'da (m. 1433) Kudüs'te doğdu. İlim tahsili için Mısır'a gitti. Sonra Mısır kadılığına, ardından Kahire'deki Gavri Medresesi'ne müderris tayin edildi. 923'te (m. 1517) Kahire'de vefat etti. "Minhâc Şerhi" isimli kitabında şöyle yazmaktadır:
Cafer-i Sadık hazretleri naklen şöyle rivayet etmiştir: Bir gün Resulullah Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) eshabıyla birlikte iki dağ arasındaki yoldan geçerken şöyle buyurdular:
-Şimdi karşınıza, şeytanın kendisine üç gün yaklaşmadığı bir şahıs çıkacaktır...
Çok geçmeden derisi kemiklerine yapışan, gözleri çukura inen ve çok yeşillik yediğinden dolayı dudakları yeşil olan bir bedevi gözüktü. Yakına gelince:
-Peygamber kimdir? diye sordu. Peygamber Efendimizi ona gösterdiklerinde, huzura gelerek:
-Ya Resulallah! İslam'ı bana öğret! dedi. Peygamber Efendimiz buyurdular ki:
-De ki: "Eşhedü en lâ ilahe illâllah ve eşhedü enne Muhammeden abdühu ve resulühu..." Bedevi bu şehadeti ikrar etti. Resulullah Efendimiz:
-Beş vakit namazlarını kılmalısın; ramazan ayı orucunu tutmalısın! Bedevi:
-Kabul ediyorum.
Kâdı'l-kudât Sadeddin Hârisi hazretleri Hanbeli mezhebi âlimlerindendir. 652 (m. 1254)'de Bağdad'ın Hârisiyye köyünde doğdu. 711 (m. 1311) senesinde Kâhire'de vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
Zünnun-i Mısri'nin şöyle dediği rivayet edilmiştir :
Bir gün elbiselerimi yıkamak için Nil nehrinin kenarına gitmiştim. Nehrin kenarında dururken, bir de baktım ki, görülmemiş şekilde büyük bir akrep bana doğru geliyor. Çok korkmuştum. Beni onun şerrinden koruması için Cenab-ı Hak'ka sığındım. Akrep nehre geldiğinde, sudan büyük bir kurbağa çıkıp akrebe doğru geldi. Akrep kurbağanın sırtına binip suyun üzerinde yüzüp gittiler.