Misâfirini Uğurlarken Kendini Kâhire'de Bulan Zat!
Nûreddîn Şevnî hazretleri büyük velîlerdendir. Mısır'ın bir kasabası olan Şevnî'de doğup 1537 (H.944) senesinde Kâhire'de vefât etti. Çok kerametleri görüldü:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.288.637
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Nûreddîn Şevnî hazretleri büyük velîlerdendir. Mısır'ın bir kasabası olan Şevnî'de doğup 1537 (H.944) senesinde Kâhire'de vefât etti. Çok kerametleri görüldü:
Osmanlı Devlet'i İngiltere'ye kırka yakın irili ufaklı gemi siparişinde bulunmuştu. Başlan gıç için o günün parasal karşılığı dört milyon Sterlin'e iki drednot ısmarlanmıştı. Biri Reşadiye olacak drednotlardan diğeri ise Sultan Osman I adıyla alınacaktı. Sultan Osman gemisi, Yunanlıların da katıldığı ihalede Osmanlı Devleti tarafından alınan Rio adlı gemiydi. Süvarisinin kimliği bile saptanmıştı: Hamidiye'nin efsanevi kahramanı Rauf Bey.Bu gemilerin alınabilmesi için yeterli bütçe olmadığından geniş çapta bir bağış kampanyası düzenlenmiş, o zamanın olanaklarıyla kahvelerde, halkın toplu olarak bulunduğu yerlerde, müsamere ve eğlencelerde sürekli olarak para toplanıyordu. Bayram gibi vesilelerle öğrencilerin ellerine kumbaralar veriliyor ve bu kumbaralarla para topluyorlardı. Önemli para yardımlarında bulunanlara "Donanma İane Madalyası" adı altında bir de madalya veriliyordu.Fakat işler umulduğu gibi gitmiyordu. Osmanlı Devleti'nin Birinci Dünya Savaşı'na Almanya ile sürüklendiği bu günlerde İngiltere gemileri verip vermemekte tereddüt ediyordu
Sultan Abdülhamid Han'ın son senesinde İttihad ve Terakki Partisi iktidarı ele geçirince, halkı padişah aleyhine çevirmek ve kendi partilerine üye yapmak için çalışmalara başladılar. Bunlardan Dr. Nazım, Aydın'a giderek, tütün tüccarı sıfatıyla beldenin ileri gelenleriyle görüşü yordu. Bu arada meşhur efelerden Çakıcı Mehmed Efe'nin yanına da gitti. Sohbet esnasında Efe'ye:"Sultan Abdülhamid devlete hainlik ediyor. Bilhassa ortalığı hafiyelerle doldurdu. Bunla rın hemen dağıtılması lazım" demesi üzerine Efe, Nazım Bey'e dönerek:"Padişah memlekete hainlik etmez. Hafiye işine gelince, ben bir eşkıyayım. Dağda geze bilmem için jandarmaalrın hareketlerinden haberdar olmam lazım. Bu köylerde benim yirmi den fazla hafiyem var. Eğer onlar olmasa ve bana zamanında haber iletmeseler, bir gün bile bu dağlarda dolaşamam. Benim gibi bir eşkıyanın hafiyeye ihtiyacı oluyor da bu devletin padişahının niçin olmasın. Onun da hafiyeleri olmasa, bir gün bile bu devlet ayakta kalamaz. Bana böyle münasebetsiz laflar etmeyin ve derhal burayı terkedin" diyerek Nazım Bey'i kovdu
Evliyanın büyüklerinden olan Ebû Hafs-ı Kebir hazretlerinin doğum ve vefât târihleri bilinmemektedir. Buhârâ'da doğup, aynı şehirde vefât ettiği biliniyor. Kabri oradadır. Küçük yaşından itibâren ilim tahsiline başlayan Ebû Hafs-ı Kebir, zamânının âlimlerinden akli ve nakli ilimleri tahsil etti. İmâm-ı A'zam Ebû Hanife hazretlerinin talebesi İmâm-ı Muhammed Şeybâni'den fıkıh ilmini öğrendi. Bu ilimde ictihâd derecesine yükseldi. Reisü'l-ulemâ (âlimlerin reisi) unvânına sâhib oldu...
1793 yılında Gimri'de doğan İmam Gazi Muhammed, Medresede İslami ilimleri tahsil etti. Küralı Muhammed ve Şeyh Cemaleddin'den feyz aldı. Bütün halkın iştirakiyle başkaldırmanın başarısına inanan Gazi Muhammed, 1829'da 36 yaşındayken neşrettiği "İkamet'ül Burhan Ala İrtidadi Ürefa-i Dağıstan" adlı eseriyle büyük ilgi gördü. 1829 yılında "İmam" seçildi. Gazi Muhammed'in İmamlığı 1829-1832 yılları arasında 3 yıl sürdü. Daha sonra yerine İmam olarak Hamzat Bek, ondan sonra da Şeyh Şamil geçti...
Yûnus bin Meysere, Tâbiinin büyük hadis âlimlerindendir. Şam'da yaşamıştır. Âmâ idi. Birçok âlimden ilim öğrenip, hadis-i şerif rivâyet etmiştir... Hazret-i Muâviye'den (radıyallahü anh) rivâyet ettiği hadis-i şerifte: "Hayır kalbe sükûnet verici, şer ise çarpıntı doğurucudur" buyurulmuştur.
Adamın birisi Musa aleyhisselam'a gelerek:
- Ya Musa, ne olur dua et de hayvanların dilinden anlayayım. Bundan kendime dersler çıkarır, iyi insan olurum, dedi. Musa aleyhisselam:
- Git işine bak, bu halin senin için daha hayırlıdır, kaldıramayacağın bir
yükün altına girmeye çalışma, diye cevap verdi. Fakat adam dinlemedi ve
ısrar etti.
- Ya Musa, ne olur hiç değilse kapımdaki köpekle horozun dilinden anlayayım diyordu. Sonunda Musa aleyhisselam dua etti ve adam sevinerek evine gitti.