Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

16.651.859

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Yağmur, Ekine Önce Mi Sonra Mı Faydalı Olur?

Feyzullah Feyzî Efendi Osmanlı şeyhülislâmlarının kırkyedincisidir. 1040 (m. 1630) senesinde İstanbul’da doğdu. Zamanın âlimlerinden aklî ve naklî ilimleri tahsil edip, kısa sürede ilmî üstünlüğe ulaştı. Müderrislik, İstanbul kadılığı, Anadolu, Rumeli kadıaskerliğinden sonra 1101 (m. 1689) senesinde şeyhülislâmlık makamına getirildi. 1110 (m. 1698) senesinde İstanbul’da vefât etti. Buyurdu ki:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Hattat Abdullah Zühdi Efendi

Sultan Abdülmecid Han zamanında Hicaz'da yeniden tamir edilen Harem-i şerifin kitabe lerini yazmak için 1858 tarihinde hattatlar arasında açılan müsabakada, kendisi de hattat olan Sultan Abdülmecid Han yazıları gözden geçirirken Abdullah Zühdi Efendinin hattına hayran kaldı ve saraya davet ederek; "Allahü teala feyzini müzdad etsin. Sana kayd-ı hayat şartı ile yedi bin beş yüz kuruş maaş tahsis ettim ve seni Harem-i şerifin yazılarını yazmaya memur ettim." buyurdu ve Mecidi nişanı ile taltif etti. Bu muvaffakiyet ve padişahın fevkalade alakası henüz pek genç olan Abdullah Zühdi Efendinin en meşhur hattatlar arasına girmesine sebeb oldu.

Vehbi Tülek

RidÂniye Meydan MuhÂrebesi

Vehbi Tülek

Pişmemişler Celveti Olamazlar

Vehbi Tülek

Minare Eğri Mi?

Vehbi Tülek

Süleymaniye Camiinin inşası tamamlanmış, ibadete açılacağı gün ilan edilmişti. O gün gelince istanbul'un her yanından insanlar bu eşsiz eserin açılışında bulunmak için şehrin bu noktasına akın etmişti. Herkes hayranlıkla bu Türk mucizesini seyrediyordu. Fakat bunlar arasında bulunan bir çocuk: "Aaa şu minareye bakın nasıl eğri!" diye bağırıyordu. Herkes de bakıyordu ama bir eğrilik görmüyordu. Çocuğun minarelerden biri için eğri dediği Mimar Sinan'a kadar ulaştı. Koca mimar hemen çocuğun yanına geldi ve ona: "Yavrum hangi minare eğri göster bana" dedi. Çocuk da: "İşte şu" diye minarelerden birini gösterdi. Mimar Sinan hemen adamlarını topladı. Uzun halatları biribirine ekletip minareye bağlattı ve:"Çekin yukarı doğru!" diye çektirmeye başladı. Çocuğa da:

Vasif Efendi İspanya’da

Vehbi Tülek

Amin Alayi

Vehbi Tülek

1 - Aydos Kalesi

Vehbi Tülek

Derya Üzre Cami

Vehbi Tülek

Mahpeyker Valide Sultan

Vehbi Tülek

Iii. Osman Han Ve İstanbul’un Yeniden İmari

Vehbi Tülek

Valide Suyu

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Cemâlüddîn Yûsuf Erdebîlî

Cemâlüddin Yûsuf Erdebili hazretleri Şafii fıkıh âlimidir. Azerbaycan'da Erdebil'de doğdu. Medrese tahsilinden sonra zamanın büyük âlimlerinden Şafii fıkhını öğrendi ve icazet alarak talebe yetiştirdi. 779 (m. 1377)'de Erdebil'de vefat etti. "El-Envâr li-acmâli'l-ebrâr" adlı eseriyle tanınmıştır. Bu kitapta şunları anlatmaktadır:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Rabbinize Yalvararak Ve Gizlice Duâ Edin

Vehbi Tülek

Ebû Nasr Kâşâni hazretleri hadis ve Şafii mezhebi fıkıh âlimidir. 454 (m. 1062)'de Türkistan'da Merv'in Kâşan köyünde doğdu. 529 (m. 1135)'de vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:

Kalbin Hayâtı!..

Vehbi Tülek

Kalbe Sıkıntı Veren Iki Haslet

Vehbi Tülek

Uşşâki Seyyid Mehmed Efendi Halvetiyye yolu büyüklerinden olup, Uşşâkilik tarikatında pir-i sâni sayılır. Edirne'de doğdu. Hasan Sezâi hazretlerine talebe oldu. Şeyh Sezâi'nin vefatından İstanbul'a gitti. Uşşâkiyye tarikatını ihya ederek, bu yolda çok talebe yetiştirdi. 1751 (H. 1164) senesinde İstanbul'da vefat etti. Sohbetlerinde buyurdu ki:

Mehmed Kâmil Efendi

Vehbi Tülek

çıplak Âşık Ebdal Murad

Vehbi Tülek

Hasımlar Bizi Tâciz Etti Ancak Biz Onları Rahatsız Etmeyiz!

Vehbi Tülek

sevdiğim Karşımda Bana Bakıyordu!..

Vehbi Tülek

Bana Ümmetimin Günahları Gösterildi

Vehbi Tülek

Hanîf İbrahim Efendi

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Delik Kova

Delik Kova

Mesnevi'de şöyle bir hikaye anlatılır:Bir zamanlar efendisinin evine her gün nehirden su taşıyan bir köle vardı. Köle boynunda taşıdığı bir sopanın iki ucuna birer kova asar, bu kovaları nehirden aldığı su ile doldurur ve eve getirirdi. Ancak kovalardan birisi birkaç yerinden delinmiş eski bir kovaydı. Dolayısıyla, nehirde ağzına kadar doldurulan suyun ancak yarısını tutabilirdi eve kadar. Diğeri ise yepyeni ve sağlam bir kovaydı. Suyu hiç sızdırmadan taşırdı. Tam iki yıl bu böylece devam etti.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

A'meş Ve Hanımı

Vehbi Tülek

Sarayda İftar

Vehbi Tülek

Cimrilik Ve Nankörlüğün CezÂsi

Tüccarin Rüyasi

Arafatta Görüşürüz

Değişen Sizin Kalbiniz

Helvaci Çocuk

Ölüyü Diriltemem

Minareden Okunan Şiir

Vehbi Tülek

Cünnetü'l-esmâ

Vehbi Tülek

Yoksa Hizir Olduğunu Söylerim

Vehbi Tülek

Hayat Kurtaran Yalan

Vehbi Tülek

Allahü TeÂlÂyi Bilir Misin?

Vehbi Tülek

Ayyaşin Sonu

Vehbi Tülek