Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.214.408

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

İnsanlara Muhâlefet Etmekten Uzak Ol!

Ebü'l-Hasan Sayrafî hazretleri büyük velîlerdendir. İran’da Nişâbûr’da doğdu. 969 (H.359) senesinde orada vefât etti. Zamanın meşhur âlimlerinin sohbetlerinde bulunmuş, bu âlimlerden ilim öğrenmiş, hadîs-i şerîf dinleyip rivâyet etmiştir.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Akçakoca Kalesi

Osmanlı devletinin kuruluş yılları. Orhan Gazinin silah arkadaşları, İzmit ve civarını ele geçirmişti. Buralara Anadolu içlerinden göç eden Türkmen boyları yerleştiriliyordu. Böylece Anadolu'nun Türkleşmesi daha geniş alanlara yayılıyordu. İzmit havalisinde ele geçirilemeyen tek kale, Karadeniz sahilindeydi. Çok sarp bir yerde kurulu olduğu için zaptedilmesi çok zordu. Fakat buranın tekfuru zaman zaman Türk köylerine saldırıp gençleri esir alıyor, kadınlara saldırıyordu. Orhan Gazi, yaşlı Akça Koca'ya burasını zaptetme emrini verdi. O sırada Akyazı'da bulunan Akça Koca, hemen harekete geçti ve gün doğmadan kaleye ulaştı. Kaledekiler henüz uykudaydılar. Hemen gazileri kale kapılarına taksim eden Akça Koca, 20 arkadaşıyla birlikte kalenin büyük kapısı önünde pusuya yatıp beklemeye başladı. Güz doğduktan sonra kaledekilerin bir kısmı tarlalara gitmek üzere kaleden çıkmaya başladılar. Açılan kale kapıları, onlar için büyük bir fırsattı. Kaleden çıkanların arkası kesilince Akça Koca, arkadaşlarına hücum emrini verdi ve kapılar kapanmadan kaleden içeri girmeyi başardılar. Hemen kılıçlarını çekip Allah Allah" nidalarıyla yeri göğü inletmeye başladılar. Herkes kaçıyor, saklanacak yer arıyordu. Akça Koca, Tekfurun konağını buldu ve adamı kıskıvrak yakaladı. Tekfur için yapılacak bir şey kalmamıştı. Gazilerden aman diledi ve kaleyi terketmek için izin istedi. Kalede herkes sevinçliydi. Çünkü tekfurun zulmünden kurtulup Osmanlı adaletine kavuşmuşlardı. Bu kaleye daha sonra, burasını fetheden Akça Koca'nın ismi verildi ve ona yurtluk olarak tahsis edildi.

Vehbi Tülek

Doğru Yoldan Ayrilmamak

Vehbi Tülek

Küçük Zabit

Vehbi Tülek

Osmanli-hollanda Münasebetleri

Vehbi Tülek

1787'de neredeyse boş bir hazine ile savaşa başlayan Osmanlı devlet adamları büyük meblağlar tutan savaş masrafları nedeniyle artan hazine ihtiyaçlarını karşılamanın bir yolunu bulmak için birçok toplantı yapmış fakat bunlardan bir sonuç alınamamıştı. Yine bu mesele için kethüda bey'in dairesinde bazı devlet adamları ile bir görüşme yapılmış ve burada dışarıdan borçlanma gündeme gelmişti. Ancak mesele gizli tutulmak zorundaydı. Çünkü mâli sıkıntıyı düşmanların öğrenmesi Osmanlı devletini daha zor durumda bırakabilirdi. Sonuçta mesele kaymakam tarafından Padişah'a arz olundu. Padişah sâdır olan hattı hümâyûnda konunun öncelikle Şeyhülislam'la görüşülmesini emrediyordu. Çünkü Osmanlı Devletinde dışardan borç alınması daha önce benzeri görülmemiş bir olaydı. Bunun üzerine Kaymakam Mustafa Paşa kıyafet değiştirip Şeyhülislam bulunan Mehmet Kamil Efendi'nin konağına giderek yabancı devletlerden borç alma konusunda fikrini sordu. Şeyhülislam yabancı bir ülkeden borçlanma nın mekruh olduğunu ancak kerahatine rağmen bunun mevcut şartlar altında yapılması gerek tiğini bildirmesi üzerine Hollanda'dan borç alınması tasarlandı ve Hollanda elçisiyle konu ile ilgili görüşmelere girişildi.

Osmanli Devlet Teşkilatini Yeniden Kuran Sadrazam

Vehbi Tülek

Zor Şehzade

Vehbi Tülek

Eline Ne Gelirse Ver

Vehbi Tülek

Ii.mahmud Han’in İlim Ve Sanat Aşki

Vehbi Tülek

Eğri Kalesinde Şehid Olan Evliya

Vehbi Tülek

Padişahın Gezinti Teklifi!

Vehbi Tülek

O Zaman Kiliç Ve Ok Devri İdi

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Gedikzade Abdülkadir Efendi

Gedikzade Abdülkadir Efendi "rahmetullahi aleyh" Osmanlı hadis âlimidir. 1140'ta (m. 1727) Medine'de doğdu. Osmanlı sadrazamlarından Gedik Ahmed Paşanın torunlarındandır. Babası Medi­ne'de vazifeli bir Osmanlı subayı idi. Medi­ne'de Muhammed Hayât Sindi'den ve Tayyibi'den hadis dersi aldı. İlim öğrenmek için gittiği Kudüs'te bir müd­det kalan Gedikzâde daha sonra Nablus'a geçti ve 1187'de (m. 1773) burada vefat etti. Bir talebesine şunları anlattı:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Allahü Teâlânın Emrine Ilk Muhalefet Eden Şeytandır!

Vehbi Tülek

Mahmûd Bedreddîn Efendi Osmanlı âlimlerindendir. Küçük yaşta ilim tahsiline başladı. O zamanın büyük âlimlerinden ilim öğrendi. Bursa, İstanbul ve Edirne’de müderrislik yaptıktan sonra Edirne’ye kadı olarak tayin edildi. 937 (m. 1530) senesinde Edirne’de vefât etti. Bir dersinde şunları anlattı:

Ebû Mensûr Ve Imân E­den Ya­hu­di

Vehbi Tülek

Müslümanları En Çok Sevindiren Hadis-i Şerif

Vehbi Tülek

Ömer Rızâi Efendi Osmanlı zamanındaki evliyânın meşhurlarındandır. Malatya-Dârende'de 1757 (H. 1170) de doğdu. İlk tahsiline burada başladı Sonra tasavvufa yönelip Bursa'da Münzevi Abdullah Efendinin sohbet ve derslerine katıldı. Tasavvuf yolunda ileri derecelere kavuştu ve icâzet aldı. Daha sonra İstanbul'a gelerek Eyyûb'da Yazılı Medreseyi teşrif buyurdular. Ömer Rızâi Efendi, 1824 yılında hac için surre-i hümâyûn ile Mekke-i mükerremeye doğru yola çıktı. Bir müddet sonra hastalandı ve Tebük civarında vefat etti. Bir dersinde şunları anlattı:

Âlimi Ziyâret Etmekten Maksat!

Vehbi Tülek

Misvak Kullanmanın Bazı Faydaları

Vehbi Tülek

ikimiz Için De Farklı Bir Gün Olacak!..

Vehbi Tülek

Azaptan Kurtulmak Için Sağlam Bir Tutamak

Vehbi Tülek

Abdullah Bin Amr Bin As

Vehbi Tülek

Anadolu Velîlerinden Muhammed Kadri Hazîn

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Yüz Vermedin!

Yüz Vermedin!

Fakih Îsâ bin Muhammed şöyle anlatır:

Uzak bir diyârda idim. Abdullah el-Ayderûs'u açıkça bulunduğum yerde görmeyi temenni etmiştim. Mescide gittim. Oraya bir dilenci ve yanında birisi gelip benden bir şey istedi. Bir şey vermedim. Oradan ayrılıp başka yere gittim. O dilenci ve yanındaki kişi benim arkamdan geldi. Sonra yine yanıma yaklaşarak benden bir şeyler istedi. Yine yüz vermedim. Bunun üzerine o dilenci ve yanındaki ayrılıp gitti. Bir müddet sonra ben, Abdullah el-Ayderûs'un bulunduğu yere döndüm. Şeyh Abdullah'ın yanına giderek; "Ben sizi gittiğim yerde alenen görmeyi temenni ettim. Lâkin bu isteğim hâsıl olmadı." dedim. Bunun üzerine Ebû Muhammed el-Ayderûs ; "Sana aleni görünmem hâsıl oldu. Falan gün duhâ vaktinde sen falan mescidde idin. Senin yanına bir dilenci geldi. Yanında birisi de vardı. Senden bir şeyler istediler. Onlara bir şey vermedin. Sonra kalkıp bir yere gittin. Onlar da seni tâkib etti ve yine bir şeyler istediler. Yine yüz vermedin. İşte o dilencinin yanındaki ben idim. Ben, senin yanına o kılıkla gelmiştim." dedi. Ben; "Efendim! Sizin dedikleriniz doğrudur. Fakat o size fazla benzemiyordu." deyince, Şeyh Abdullah da; "Eğer ben bu hâlimle senin yanına gelse idim, sen beni tanır ve insanlara haber verirdin." buyurdu.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Elini Değil, Ayağini Uzatmiş

Vehbi Tülek

Bize Teveccüh Edin

Vehbi Tülek

A'meş Ve Hanımı

İftiranin Neticesi

Karşılık Beklemiyorum

Bir Çuval Toprak Ve Arsa

Eğer Senin Yanında Makbul Oldu Ise

Helvaci Çocuk

Dördüncü Murad Han Ve Ankaravi İsmail Efendi

Vehbi Tülek

Pişman Oldular!

Vehbi Tülek

Evliyalar Ölmez İmiş

Vehbi Tülek

Abdullah Bin MübÂrek

Vehbi Tülek

Mü'mine Ikram, Affa Sebebdir

Vehbi Tülek

At Hirsizi

Vehbi Tülek