Evlilik, Gözü Haramdan Daha Muhafaza Eder
Ebû Sa’îd Eşec hazretleri hadîs ve tefsîr âlimidir. Zamanının imâmı olup, “Şeyh-ül-İslâm” diye bilinirdi. 257 (m. 865)’de Kûfe’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.667.484
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ebû Sa’îd Eşec hazretleri hadîs ve tefsîr âlimidir. Zamanının imâmı olup, “Şeyh-ül-İslâm” diye bilinirdi. 257 (m. 865)’de Kûfe’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları:
Çanakkale savaşlarına kumanda etmiş emekli bir subay şöyle anlatır:"Çanakkale savaşının devam ettiği günlerden birindeyiz. O gün akşama kadar devam eden savaş, bu nisbetsiz üstünlüğe rağmen yine zaferimizle neticelenmek üzereydi. Gözet eme yerinde muharebenin son safhasını heyecan içinde takip ediyordum. Mehmetçiklerin "Allah...Allah..." nidaları ufku titretiyor, korkunç bir medeniyetin bütün heybetini temsil eden top seslerini bile bu müthiş haykırışlar bastırıyordu.
"Bir Mimar Sinan eseri olan Şehzadebaşı Cami'nin 1990'li yıllarda
devam eden restorasyonunu yapan firma yetkililerinden bir inşaat
muhendisi, caminin restorasyonu sırasında yaşadıkları bir olayı tv'de
şöyle anlatmıştı.
Ebû Muhammed Ceriri hazretleri, evliyânın büyüklerindendir. Cerir, Irak'ın güneyinde Kûfe yakınlarında bir yerin adıdır. Doğum târihi bilinmemektedir. 923 (H.311) Hübeyr senesi diye bilinen, Karâmita ve Karmati denilen sapıkların halkı kırıp geçirdiği yıl, yaşı yüzü aşkın iken vefât etti...
Şemsüddin Muhammed Siirdi hazretleri Şâfii fıkıh, hadis, tefsir ve tasavvuf âlimidir. Aslen Siirtli olup, 679'da (m. 1281) Şam'da doğdu. Burada meşhur âlimlerden fıkıh, hadis ve tefsir ilimlerinde tahsil gördükten sonra İskenderiye'ye giderek Şâzili tarikatı şeyhi Yâkût-i Arşi'ye intisap etti, icazet aldı ve kızıyla evlendi. Kahire'ye giderek bir dergâh açtı ve çok talebe yetiştirdi. 749 (m. 1349)'davefat etti. Bir sohbetinde buyurdu ki:
Fâtıma-i Nişâbûriyye, evliyânın büyüklerinden Bâyezid-i Bistâmi hazretlerinin medh ve iltifâtlarına kavuşan mübarek bir hanımdır. Bâyezid-i Bistâmi hazretleri onun hakkında şöyle buyurdu:
"Ömrümde veli bir hâtun tanıdım. O da Fâtıma-i Nişâbûriyye'dir. Kendisine herhangi bir konuda haber vermek istesem, ona açıkça belli olur ve o şeyi kendisi bana bildirirdi."
Zünnûn-i Mısri hazretleri de kendisini bilir ve çok hürmet ederdi. Ona birçok meselelerde haber göndererek suâl sormuş, danışmıştır.
Vehb b. Münebbih'ten rivayet edilmiştir, diyor ki:
- "İsrailoğullarının abidlerinden biri vardı ki, nehrin kenarındaki ibadethanesinde ibadet ederdi. Yakınında bir elbise tamir ve temizleyicisi vardı. Belinde para kemeri bulunan bir atlı gelip, kemerini ve elbisesini çıkarır. Nehirde elbisesini yıkar. Elbisesini giyer, fakat para kemerini orda unutup gider.