Bir Kimseden Cefa Görürsen Tövbe Et!
Dahmel bin Abdullah hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Yemen'in Sahban beldesinde doğdu. Zamânın âlimlerinden ilim öğrenerek yetişti. Talebe yetiştirmek için icâzet aldı. 1203 (H.600) senesinde vefât etti.
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.602.580
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Dahmel bin Abdullah hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Yemen'in Sahban beldesinde doğdu. Zamânın âlimlerinden ilim öğrenerek yetişti. Talebe yetiştirmek için icâzet aldı. 1203 (H.600) senesinde vefât etti.
Daha önceden fethedilen Sakız Adasını Venedikliler yeniden istilâ etmişler, oradaki müslüman halka eziyet ve işkencelerde bulunmuşlardı. Bunlara karşı Mezomorto Hüseyin Paşa komutasında bir donanma gönderildi. Bu donanma Sakız'ı almak üzere savaşa girdi. Osmanlı yiğitleri Sakız'da çarpıştıkları bir sırada, Nasûhi Efendi, Üsküdar'daki dergâhında kırk gün süren bir halvete çekildi. Kimsenin olmadığı bir odada Allahü teâlâyı zikreder, oruç tutar, namaz kılar, Kur'ân-ı kerim okuyarak ibâdet ederdi. Bir gün yakın dostlarına; "Elhamdülillah Sakız Adası ehl-i İslâma nasib oldu." buyurdu. Yakın dostları bugünün târihini bir yere kaydettiler. Birkaç gün sonra fetih haberi duyuldu. Aylar sonra Sakız Adasının fethine katılan gâzilerden bâzıları Nasûhi Efendinin dergâhına ziyârete geldiler. Adanın fethi sırasında, Venediklilere karşı elinde kılıç olduğu halde asker kıyâfetinde olmayan pekçok yiğitle birlikte Nasûhi Efendiyi çarpışır gördüklerini söylediler. Adanın fetholunduğu günü bildirdiler. Talebeler daha önce kaydettikleri târihle karşılaştırdıklarında bunun, bildirilen güne rastladığını hayretle müşâhede ettiler.
Sene 1669. Veziriazam Köprülüzade Fazıl Ahmed Paşa, Girit'te aylardır alınamayan Kandiye kalesi önlerinde. Kaleyi kuşata Osmanlı askerinin mühimmat ve yiyecek ikmali, Hanya'dan gemilerle getiriliyor ve Kandiye önlerindeki Çanak limanına indiriliyordu. Vene dikliler, Osmanlı askerinin Çanak limanından ikmal yaptıklarını öğrenince 12 gemilik bir filo ile orasını abluka altına aldılar. Fazıl Ahmed Paşa, hemen Memizade Mehmed Paşa kuman dasında 12 gemiden müteşekkil bir filoyu oraya göndererek kuşatmayı kırmak istedi. Fakat bunu haber alan Venedikliler, Çanak limanına takviye olarak 20 gemi daha gönderdiler. Bun dan Memizade Mehmed Paşanın haberi yoktu ve düşman kuvvetlerini 12 gemiden ibaret zannediyordu.
Fikâri Efendi, Kanuni Sultan Süleymân devri tefsir âlimlerinden olup 957 (m. 1550) senesinde vefât etti. Eshâb-ı kiramın fazileti hakkında şunları nakleder:
Ali bin Muhammed Cürcânî hazretleri evliyânın meşhurlarındandır. Hem seyyid, hem de şerif olup soyu Peygamber “sallallahü aleyhi ve sellem” efendimize ulaşır. Bu sebeple Seyyid Şerîf Cürcânî ismiyle tanınıp meşhur oldu. 1339 (H.740) târihinde İran’da Cürcan şehrinde doğdu. Küçük yaşından îtibâren Cürcan’da ilim öğrenmeye başladı. Tahsîlini devâm ettirmek üzere seyâhatlere çıktı. Bu maksatla Hirat, Anadolu ve Mısır’a gitti. Anadolu’ya uğradığında zamânın büyük âlimlerinden Molla Fenârî ile de tanışıp, birlikte Mısır’a gittiler. İlim tahsîlini tamamladıktan sonra memleketine döndü. Tîmûr Hân, 1387 târihinde Şîrâz’ı fethedince, Seyyid Şerîf Cürcânî’ye çok hürmet gösterdi. İlminden istifâde etmek için, onu Semerkand’a dâvet etti. Bu dâvet üzerine Semerkand’a gitti. Yüzlerce kıymetli âlim yetiştirdi. Semerkand’da iken Alâüddîn-i Attâr’ın sohbetine devâm ederek, tasavvufta yüksek derecelere kavuştu. Tîmûr Hânın vefâtından sonra, Şîrâz’a döndü. 1413 (H.816) tarihinde orada vefât etti.
Ali bin Ahmed Zeydi hazretleri Şafii fıkıh ve hadis âlimlerindendir. 529 (m. 1134) senesinde doğdu. 575 (m. 1180) senesinde vefât etti. Bir dersinde şunları anlattı:
Padişahlardan biri bir Ramazan günü hizmetkarına tembih etti: -Akşam namazında camiye git, namaza gelen herkesi iftara davet et. Akşam oldu, namaz kılındı, namazdan sonra, ilim ve irfan sahibi olan bu hizmetkar, 5-10 kişilik bir grupla çıka geldi. Padişah şaşırdı: -Bunlar kim? Ben sana namaza gelen herkesi saraya iftara çağır diye tembih etmedim mi? Sen o kadar cemaatin arasından bir sofralık bile adam getirmemişsin.. -Efendimiz, siz bana camiye gelenleri değil, namaza gelenleri iftara çağır dediniz. Namazdan sonra bendeniz cami kapısında durdum, çıkan herkese hocanın namaz kıldırırken hangi sureyi okuduğunu sordum. Onu da yalnız bu getirdiğim kişiler bildi. Camiye gelen çoktu ama namaza gelen demek ki yalnız bunlarmış.