İnsanın Kemâli, Fâni Olduğunu Anlamasıdır
Tâhir Uryân-ı Hemedânî hazretleri tanınmış velîlerdendir. İran'ın Hemedan şehrinde doğdu. 1010 (H.401) senesinde aynı yerde vefât etti. Çok kerametleri görüldü. Sohbetlerinde buyurdu ki:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.653.453
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Tâhir Uryân-ı Hemedânî hazretleri tanınmış velîlerdendir. İran'ın Hemedan şehrinde doğdu. 1010 (H.401) senesinde aynı yerde vefât etti. Çok kerametleri görüldü. Sohbetlerinde buyurdu ki:
Çolak Hasan yeniçeri olmak istiyordu. Acemi ocağına başvurdu. Fakat Ağa , onu ocağa kabul etmedi. Hasan'ın boynu büküldü. Sonra çolak elini gizlemek için bedenine yaklaştırdı ve kendi kendine;"Artık hiçbir zaman savaşa katılmayacağım, yeniçeri olamayacağım" diyerek evine gitti. Çolak eline aka baka ağlamaya başladı. Devrin büyük âlimlerinden Hoca Sadeddin Efendi, sarayın bahçesinde gezintiye çıkmıştı. Hasan'ın ağlama sesini duydu ve sesin geldiği tarafa yürüdü. Hasan'a niçin ağladığını sordu. Hasan, çolak elini arkasına saklayarak gözyaşlarını gizlemeye çalışıyordu. Sadeddin Efendi ona; "Derdini söyle de bir çaresini bulmaya çalışalım" dedi. Hasan;"Çaresini bulamazsınız" deyince, Hoca;"Sen yine de söyle" dedi.
Ermeni vakayiinin (olaylarının) cereyanı sırasında Sultan Hamide şiddetle muarız olan ve hükûmetine yazdığı raporla İngiltere hariciye nazırı (dışişleri bakanı) Lodr Salzbury'nin Türkiye aleyhinde icra ettiği teşebbüslerin ve nihayet parlâmentoda söylediği şiddetli nutkun âmillerinden bulunan İstanbuldaki İngiliz elçisi Sir Flip Küri'nin teşebbüsü neticesiz kalınca İstanbul'dan kaldırıldı. Vedânâmesini takdim için hariciye nezaretine tevdi ettiği huzura naliyet istidası padişah tarafından bilhassa uzatıldıktan ve binaenaleyh sefir epeyce kızdırıldıktan sonra nihayet huzura kabul olundu.
Ali el-Masisi, Şam evliyâsındandır. Masisâ kasabasında dünyaya geldi. İbrâhim Edhem hazretleriyle görüşüp sohbetlerinde bulundu. Bilhassa hadis ilminde güvenilir bir âlim olarak anılır. Kendisinden birçok zât, hadis-i şerif rivâyet etti...
Fertekli Osman Efendi Nakşibendî şeyhlerindendir. Niğde'ye bağlı Fertek köyünde doğdu. Mısır'da tahsilini ve manevî terbiye ve tahsilini tamamladıktan sonra memleketine dönerek tedris ve irşadla meşgul oldu. 1811 (H. 1225)’de Niğde’de vefat etti. Bu mübarek zat sohbetlerinde buyurdu ki:
Yiğitbaşı Ahmed Efendi "rahmetullahi aleyh" Halvetiyye tarikatı Ahmediyye şubesinin kurucusudur. 839'da (m. 1435) Manisa'nın Gölmarmara kasabasında doğdu. Zahiri ilimleri tahsil ettikten sonra, Uşak'ın Kabaklı köyünde Halveti şeyhi Alâeddin Uşşâki'ye talebe oldu ve hocasının vefatından sonra onun yerine geçti. Ahmediyye tarikatı sonraları Ramazâniyye, Sinâniyye, Uşşâkıyye ve Mısriyye adıyla dört kola ayrılmıştır. 910 (m. 1504)'de vefat etti. "Kenzü'l-hakâyık" isminde, Allahü tealanın sıfatlarıyla ilgili bir eser yazmıştır. Bu eserinde şöyle buyuruyor:
Sultan III. Osman'ın (padişahlığı 1754-57 yılları arası) sadrazamlarından Hekimoğlu Ali Paşa, çok dindar bir kimse idi. Bu Ali Paşa zamanında bir tüccar iflas etmiş, bütün mal ve servetini kaybetmiş, üstelik bir de borca girmişti. Bu sıkıntılı durumda iken müracaat ettiği bütün eş-dost kapıları, bu durumdaki herkese yapıldığı gibi yüzüne kapanmıştı Adamcağız bu çaresiz haldeyken bir gece rüyasında Peygamberimizi gördü ve O'ndan yardım ve destek istedi. Peygamberimiz ona: "Git Allahü Teâlanın makbul kulu Ali Paşa'ya benden selam söyle, sana 100 altın versin" dedi Adam: "Ya Resûlallah, ben Ali Paşa'ya selamınızı iletir, bana 100 altın vermesini emrettiğinizi söylerim ama bana inanmaz" dedi. Hz. Peygamber(sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: