Vesîle Cennette En Yüksek Derecedir
Ebû Sinan eş-Şeybânî hazretleri hadîs âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. 749 (H.132) senesinde vefât etti. Zamânının âlimlerinden ilim öğrendi ve hadîs-i şerîf nakletti. Bunlardan bazıları şöyledir:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.649.322
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ebû Sinan eş-Şeybânî hazretleri hadîs âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. 749 (H.132) senesinde vefât etti. Zamânının âlimlerinden ilim öğrendi ve hadîs-i şerîf nakletti. Bunlardan bazıları şöyledir:
Padişahlardan biri maiyetiyle birlikte bir gezintiye çıkmıştı. Yolu üzerindeki bir köyde çok yaşlı bir adamın tarlasına fidan dikmekle meşgul olduğunu gördü. İhtiyara uzaktan seslendi:- Baba, sen ne diye fidan dikmeye uğraşıyorsun? Maşallah yaşını yaşamışsın, bu diktiğin fidanların meyvesinden herhalde yiyemezsin. İhtiyar cevap verdi: - Bu diktiğim fidanların meyvesini bizim yememiz şart değil evlat. Biz nasıl bizden öncekilerin diktiği fidanların meyvesinden yedikse, bizim diktiğimiz fidanların meyvesini de bizden sonrakiler yer.
Yıl 1683, Eylül başları... Ordu-yi Hümâyun Viyana önlerinde... Hücum emri verilse, şehir belki 24 saatte düşecek. Ancak Serdâr-ı Ekrem Merzifonlu Kara Mustafa Paşa gereksiz yere zâyiat vermemek için, şehrin kendiliğinden teslim olmasını beklemeyi tercih ediyor. Bu arada Avrupa'nın her tarafından Viyana'yı kurtarmak için Alman ordusuna katılmak üzere çeşitli büyüklükte ordular yola çıkarılmıştır. Polonya Kralı III. Jan Sobiesky de 40 bini süvari olmak üzere yüz otuz beş bin askerle yoldadır ve Alman ordusuyla birleşmek üzeredir. Ne var ki, ordusunun gücünden son derece emin olan ve müttefikleri âdeta küçümseyen Merzifonlu Kara Mustafa Paşa, Tuna üzerindeki İskender köprüsünü korumakla vazifelendirdiği Kırım Hân'ı Murad Giray'ın, kendisine karşı derin bir kin beslediğinden habersizdir.
Mahmûd Sûfi hazretleri, Kuzey Irak'ta yetişen büyük velilerdendir. 1624 (H.1033) senesinde doğdu. 1673 (H.1084) senesi Musul'da vefât etti...
Mahmûd Sûfi hazretleri vefatından önce buyurdu ki:
Kâdı Şüreyh Tabiinin büyüklerindendir. 79 (m. 713)'da vefât ettiği rivâyet edilir. Babasının ismi Hâni idi. Hâni, kabilesi nâmına elçi olarak Medine'ye gelmiş ve Müslüman olmuştu. Hazreti Ömer, Hazreti Ali ve İbn-i Mes'ûd'dan (radıyallahü anhüm) hadis-i şerif rivâyet etti. Şa'bi, Nehâi, Abdülaziz bin Refi, Muhammed bin Sirin ve daha birçok âlim ondan hadis-i şerif rivâyet etmiştir.
Abide Selmâni hazretleri, Tâbiinin büyüklerinden olup, Kûfe'de yetişen meşhur fıkıh âlimlerindendir. Resûlullah efendimizin (sallallahü aleyhi ve sellem) vefatından iki yıl önce, Mekkenin fethi sıralarında Müslüman oldu; fakat Resûlullah efendimiz ile görüşemediği için eshabdan olamadı. Halife Ömer (radıyallahü anh) zamanında Kûfe'ye yerleşti. Kûfe'nin meşhur dört fakihinden biridir. Bunlar; Abide, Haris, Alkame ve Şüreyh'dir. 72 (691) yılında vefat etti. Bir dersinde buyurdu ki:
Nasuhi Efendi, Osmanlı evliyasının büyüklerindendi. Lodosun şiddetle estiği fırtınalı bir günde talebeleri Nasûhi Efendiyi ziyârete gittiler. Bir miktar sohbet ettikten sonra, Harem İskelesine doğru geldiler. Sonra Nasûhi Efendi; "Harem' den Galata'ya cenâze namazına kim gider?" dedi. Orada bulunanlar; "Ey Sultanımız! Bu fırtınalı havada karşıya geçmek mümkün müdür?" dediklerinde; "Aslına sonra vâkıf olursunuz. Sevâba ihtiyâcı olan gider." buyurdu.