Günahtan Sakınan Cesur, Hâinler Ise Korkak Olur!
Bennân Hammâl hazretleri meşhur velîlerdendir. Bütün ömrünü Mısır'da geçirdi. Cüneyd-i Bağdâdî ve zamânın âlimleriyle sohbet etti. 928 (H.316) senesinde Mısır'da vefât etti. Çok kerametleri görüldü.
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.445.828
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Bennân Hammâl hazretleri meşhur velîlerdendir. Bütün ömrünü Mısır'da geçirdi. Cüneyd-i Bağdâdî ve zamânın âlimleriyle sohbet etti. 928 (H.316) senesinde Mısır'da vefât etti. Çok kerametleri görüldü.
Kânûni Sultan Süleymân Han 11 Haziran 1534'te Irakeyn seferine çıktığında 20 Temmuz'da Konya'ya geldi. Burada otağını kurup birkaç gün kaldı. Bu esnâda Konya'da medfûn bulunan başta Mevlânâ Celâleddin-i Rûmi olmak üzere velilerin kabirlerini ziyâret etti. Kânûni, Mevlânâ Celâleddin-i Rûmi hazretlerinin türbesi yanında dervişlerin namaz kılacakları, âriflerin duâ edip yalvaracakları bir mescid yaptırdı. Ayrıca Behâeddin Sultan Veled hazretlerine âid eski ve yıkık bir medreseyi tâmir ettirip yeniledi. Bu sırada Çelebi Hüsrev hazretleri de dâhil olmak üzere mevlevi şeyhlerinin sohbet meclislerinde bulunup duâlarına kavuştu.
Sultan IV. Murad Han, koyduğu içki ve tütün yasağının uygulanıp uygulanmadığını bizzat kontrol etmek için geceleri tebdil-i kıyafetle dolaşır ve yasağa uymayanları şiddetle cezalandırırdı. Yine bir gece şehri dolaşırken kapıları kapalı bir kahvehaneden ışık sızdığını görüp oraya yaklaştı. Pencere deliğinden içeri baktığında birkaç kişinin içki ve tütün içtiklerini gördü. Yavaşça içeri girdi ve masanın birine ilişti. Kahveci, gelenin de tiryaki olduğunu zannederek yanına yaklaştı. Sultan Murad kahveciye:
"İçki içmenin yasak olduğunu bilmiyor musun?" dediğinde kahveci:
"Erenler, uzun etme hadi sen de çek" dedi. Padişah sesini bira daha yükseltip:
"Padişahın emrine karşı gelmenin ne demek olduğunu bilmiyor musun?" diye tekrar sorunca kahveci dayanamayıp:
"Beyzadem, adınızı bağışlar mısınız" dedi. Padişah da:
"Murad" deyince, kahveci:
"Sultanlığı da var mı?" diye sordu. Padişah:
"Evet" deyince, kahveci yandaki masaya yatıp bağırdı:
"Öyleyse buyurun cenaze namazına!"
Abdurrahmân bin Mehdi hazretleri Tabiin devrinin büyük hadis âlimlerindendir. 135 (m. 752) senesinde Basra'da doğup, 198 (m. 815)'de orada vefât etti. Hadis hafızıdır. Yüz bin hadis-i şerifi senetleriyle birlikte ezberlemiştir. Rivâyet ettiği hadis-i şeriflerden bazıları:
Hakim Senâi hazretleri evliyânın büyüklerindendir. 1071 (H.464) senesinde Afganistan'da doğdu. 1140 (H.535) senesinde orada vefât etti. Zamânının âlimlerinden okuyup üstün bir dereceye yükseldi. Horasan'a geldiğinde Yûsuf-i Hemedâni hazretlerinin sohbetlerine katılıp talebesi olmakla şereflendi. Tevhid, ilâhi bilgiler ve hakikatlerle ilgili şiirler söyledi. Feridüddin-i Attâr, Mevlânâ Celâleddin-i Rûmi, Sa'di Şirâzi ve Hâfız gibi kendisinden sonra gelenler şiirlerinden istifâde edip nazireler yazdılar. Mevlânâ Celâleddin-i Rûmi hazretleri kendini Senâi'nin tâbilerinden saydı ve; "Attâr ruh, Senâi de onun iki gözü idi. Biz Attâr'ın ve Senâi'nin izinde yürüdük" demiştir.
Zeyd bin Hasen Kindi hazretleri hadis, kırâat ve Hanefi mezhebi fıkıh âlimidir. 520 (m. 1126) yılında Bağdad'da doğdu. 613 (m. 1217) yılında Şam'da vefât etti. Zamanının en meşhûr âlimlerinden ders aldı. Şam'da Emevi Câmii'nde ve Kâsiyûn'daki medresede ders verirdi. Buyurdu ki:
İmam Yafii hazretleri, Ravzu'r-Reyahin kitabında şöyle nakleder:Malik bin Dinar Hazretleri anlatıyor:
Basra'da küçük bir grubun bir cenazeyi taşıdığını gördüm. Cenazeyi uğurlayan başka kimse de yoktu. Neden cenazeye katılım olmadığını sordum. Dediler ki:
- Bu adam büyük günahkâr, asi ve ömrünü boşa harcamış biriydi. Ben de cenazenin namazını kıldım ve kabrine indirdim. Sonra bir gölgeliğe çekildim. Uyuyakalmışım.