Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.577.354

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Kötülüklerini Gizlediğin Gibi Iyiliklerini De Gizle

Abdülkâdir Cezîrî hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Seyyid Abdülkâdir-i Geylânî hazretlerinin torunlarından olup, 1475 (H.880) senesinde Mısır'da doğdu. 1569 (H.977) senesinde Suriye’de Hama'da vefât etti. Çok kerametleri görüldü. Sohbetlerinde buyurdu ki:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Ehli Sünnetin HÂmisi Iv. Murad Han

Sultan Dördüncü Murâd Han, Safevi saldırılarının önüne geçmek için ordunun başında sefere karar verip, hazırlıkları tamamladı. 18 Mart 1635'te Revan Seferine çıkan Dördüncü Murâd Han, önceden tesbit ettirdiği zorbalardan yolu üzerindekileri cezâlandırdı. 27 Temmuz 1635'te Revan önlerine ulaştı. Sefer boyunca ordunun başında bulunup, askerlerle alâkadar olan, kuvvet, heybet ve dehşetinden ürkülen Sultan Murâd Hana ordu içinde büyük bir emniyet ve hürmet hissi uyandı. 28 Temmuz 1635 gecesi başlatılan Revan kuşatmasında bütün muhârebe plânları tatbik edildi. Sultan Murâd Hanın kuşatmanın ilk gecesi yaralanan askerleri ateş hattından geriye çektirerek hastahâne çadırlarında, cerrahlar tarafından tedâvi ettirip, ilâçlarının verilmesini emretmesi ve top atışlarında bulunması askerleri coşturdu. Revan kalesini düşürmek için yapılacak umûmi taarruz öncesinde Safeviler vire ile teslim olmak istediklerini bildirdiler. 8 Ağustos 1635'te Revan kale muhâfızı Emirgûneoğlu Tahmasp Kulu Han, Sultan Murâd Hana kaleyi teslim etti. Revan Kalesi tâmir edilip, içine on iki bin asker ve yeteri kadar cephâne konularak muhâfızlığına Vezir Murtaza Paşa bırakıldı.

Vehbi Tülek

İlk Türk Uçağinin Uçuşu

Vehbi Tülek

Osmanlilarda Okçuluk

Vehbi Tülek

Midilli Müdafaasi

Vehbi Tülek

Venedik, İnebahtı, Modon, Koron ve Navarin gibi yerlerin ellerinden alınmasının yanın da, iki sene üst üste inen Osmanlı darbesine karşı koyamayacağını anlamıştı. Bu sebeple Osmanlılara karşı Alman İmpraratoru, Papa, İngiltere, Fransa, İspanya, Napoli, Lehistan ve Macaristan'dan yardım talebinde bulunur. Bu yardımla Osmanlılar aleyhine bir "Haçlı Ittifakı" ortaya çıkmış oluyordu. Baslangıçta, menfaatleri gereği Türkleri, Venedikliler aleyhine hareke te geçiren Papa, bu sefer de çağrısı üzerine Osmanlılar aleyhine bir ittifak kurmaya çalışıyor du.

38 - Savaş Ve Zafer İçin

Vehbi Tülek

Git Zavalli Oyuncak

Vehbi Tülek

İyiliğe Karşi Kemlik

Vehbi Tülek

Tapusunu Hanimin Üzerine Çikartacağim

Vehbi Tülek

Özlediğimiz Düğün

Vehbi Tülek

Akşemseddin Ve Fatih Sultan Mehmed

Vehbi Tülek

Padişahın Gezinti Teklifi!

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Nurlu Talebe Mükerrem Han

Muhammed Ma'sûm hazretleri Hicri ikinci bin yılın müceddidi İmâm-ı Rabbâni hazretlerinin üçüncü oğludur. Muhammed Ma'sûm Fârûki hazretleri Mektûbât-ı Ma'sûmiyye'sinin 1'inci cild 4'üncü mektubunda özetle şöyle buyurmaktadır:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Muhyiddîn-i Dûstî

Vehbi Tülek

Muhyiddin-i Dûsti hazretleri, Seyyid Cemâleddin Muhammed Ezheri'nin halifelerindendir. İran'da, Hazar Denizinin güneybatı sâhili boyunca uzanan Geylân bölgesinde yetişti. 1360 (H.762) senesinde yine Geylân bölgesinde bulunan İsâr köyünde vefât etti.
Muhyiddin-i Dûsti, vefatından kısa bir zaman önce buyurdu ki:

Kıyâmet Günü Onu Suya Hasret Bırakırım!

Vehbi Tülek

Samarra'nın Güneşi İmâm-ı Ali Nakî

Vehbi Tülek

Ali Naki hazretleri "Oniki İmâm"ın onuncusudur. 829 (H.214) senesinde Medine'de doğdu. 868 (H.254)'de Bağdât'ta, Samarra nâhiyesinde vefât etti. Nesebi, Ali Hâdi bin Muhammed Cevad bin Ali Rızâ bin Mûsâ Kâzım bin Câfer-i Sâdık bin Muhammed Bâkır bin Ali Zeynelâbidin bin Hüseyin bin Ali bin Ebi Tâlib'dir...

Ümmî Velî Seyyid Alî

Vehbi Tülek

Nûreddîn Taşkendî

Vehbi Tülek

İmam-ı Mâverdî

Vehbi Tülek

Rüyada Haber Verilen Fetih Müjdesi

Vehbi Tülek

Resulullahın Elleriyle Nimete Kavuşanlar

Vehbi Tülek

Hayâ Ve Imân Birbirine Bağlıdır

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Gül Yaprağı

Gül Yaprağı

Vaktiyle, yol üzerinde bulunan bir dergahın dervişleri, yoldan geçen herkesi misafir kabul ediyordu. Burada hiç konuşulmuyordu. Dervişler anlatmak istediklerini kalben ifade ediyorlardı. Bir gün dergahın kapısına bir yolcu geldi. Yolcu kapıda öylece durdu ve bekledi. Burada, misafir geldiğini dervişler firaset yoluyla anlıyorlardı, o yüzden kapıda tokmak yoktu. Bir süre sonra kapı açıldı, içerdeki derviş, kapıda duran yolcuya baktı. Bir selamlaşmadan sonra söz'süz konuşmaları başladı. Gelen yolcu, dergahta kalmak istiyordu. Derviş içeri girdi, sonra elinde ağzına kadar suyla dolu bir kapla döndü ve bu kabı yolcuya uzattı. Bu, yeni bir misafiri kabul edemeyecek kadar doluyuz demekti. Yolcu dergahın bahçesine girdi, aldığı bir gül yaprağını kabın içindeki suyun üstüne bıraktı. Gül yaprağı suyun üstünde yüzüyordu ve su taşmamıştı. Derviş kapıyı açarak yabancıyı içeriye aldı. Suyu taşırmayan bir gül yaprağına her zaman yer vardı.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Meşayihın Kadrini Bilmezsen

Vehbi Tülek

Deniz Üzerinde Yürüyüp Sahile Doğru Gitti

Vehbi Tülek

Terbiye Yaratilişa Bağlidir

Biz Söze Bakmayız, Öze Bakarız

Yeterki Kalbi Kirilmasin

Onun Görmediği Yer

Yirmi Saniyede

Fani Dünya

Kaldıramayacağın Bir Yükün Altına Girme

Vehbi Tülek

Iv. Mehmed Han Ve Ahmed CÂhidî Efendi

Vehbi Tülek

Allah’a Firar Et

Vehbi Tülek

Sünnet Akçesi

Vehbi Tülek

Minareden Okunan Şiir

Vehbi Tülek

Salavat-ı Şerifin Bereketi

Vehbi Tülek