Her Işin Intizamı Doğruluk Iledir
Emînüddîn bin Neccâr hazretleri Şafiî mezhebi âlimlerindendir. 845 (m. 1441)’de Mısır’da doğdu. 929 (m. 1522)’de vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.547.806
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Emînüddîn bin Neccâr hazretleri Şafiî mezhebi âlimlerindendir. 845 (m. 1441)’de Mısır’da doğdu. 929 (m. 1522)’de vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
Pâdişâhın, Emir Sultan'ın ve kızı Hundi Sultân'ın öldürülmesi için Bursa'ya asker gönderdiğini duyan Molla
Fenâri
, Yıldırım Bâyezid'e şu mektubu yazdı:"Mektubuma, dâimâ kullarına acıyıcı olan Allahü teâlânın adıyla başlarım. İnsanların en âcizi olan ben, Türk ve İslâm memleketlerinin koruyucusu, Osmanoğullarının övündüğü ve Hak uğruna savaş edenlerin başkanı, İslâm dininin ve müslümanların yardımcısı olan, Pâdişâhımın ömrünün uzun olmasını ve evlâdının çoğalıp kıyâmete kadar şan ve şerefle yaşamasını Rabbimden niyâz ederim.
Fen alanındaki geniş bilgi ve tecrübesi ile halk arasında "Hezârfen" yâni bin fenli diye bilinen Ahmed Çelebi; araştırma yapmaktan usanmayan, yiğit, akıllı ve bilgili bir kişiydi. Hezârfen Ahmed Çelebiden önce havacılık târihinde ilk olarak yine ünlü bir Türk bilgini olan İsmâil Cevher; kollarına kanat takarak ilk uçma denemesini yapmışsa da bu deneme ölümle sonuçlanmıştı. İlk uçan Hezârfen Ahmed Çelebi, bu Türk bilgininin hayâtını ve neden başarısızlığa uğradığını iyice inceledikten sonra aynı düşünceyi gerçekleştirmek için harekete geçti. Bilhassa hava akımları ve kuşların uçuşunu inceleyerek çalışmalarını geliştirdi.
Ebû Muhammed, Basra velilerinin büyüklerindendir. 1184 (H.580) senesinde Basra'da vefât etti. Küçük yaştan itibâren din ve fen ilimlerini öğrendi. Tasavvuf büyüklerinin sohbetinde ileri derecelere kavuştu. Zamanında Irak'ta bulunan evliyânın göz bebeği, âriflerin, Allahü teâlâya yakın olanların en üstünlerinden oldu. Mâliki mezhebi âlimlerinden idi...
Ebû Bekr bin Mes'ûd Alâüddin-i Şâşi (Kâşâni) Türkistân'da Kâşân'da tevellüd, 587 [m. 1191] senesinde Haleb'de vefât etti. Hocası Alâüddin Muhammed bin Ahmed Semerkandi'nin, (Tuhfe-tül-fükahâ) fıkh kitâbını şerh ederek (Bedâyı-us-sanâyı' fi-tertib-iş-şerâyı') adını vermiştir. Bu kitâbı 328 [m. 1910] senesinde Mısır'da basılmıştır.
Kâşâni hazretleri, burada birçok âlimden, bilhassa Alâüddin Semerkandi'den fıkıh tahsil etti. Sonra da hocasının kızı Fatıma-i Fakihe ile evlenerek o büyük zatın damadı oldu.
Hacı Şerif Zendeni hazretleri, Afganistan evliyasındandır. 1215 (H. 612) senesinde, Çeşt şehrinde yüz yirmi yaşında vefât etti. Keşif ve kerâmetler sâhibi bir mürşid idi. Hâce Mevdûd Çeşti hazretlerinin talebesi ve halifesidir...
Hacı Şerif Zendeni, vefatına yakın bir sohbetinde buyurdu ki:
Birinci Cihan Harbi seneleri. Yokluk dizboyu. Rize. Anzer, halkın kendi tabiri ile Ancer. Dünyaca balı ile meşhur olan Ancer. Binlerce poleni ve şifayı içinde barındıran balıyla meşhur Ancer. Kış. Yaylacılık yapan Ancerlilerin bir kısmı aşağıya Rize'ye şehre inmemiş, kışlamışlar. Yazdan yığdıkları otlarıyla, mallarını kışdan çıkarıp, bahara eriştirmenin çabası içindeler. Evet hepsinin mal tabir ettiği koyunları, sığırları var, tektük birkaç tanesinin de kara kovanı var. Şifa niyetine ilaç niyetine küçük bir kavanozu dolduracak kadar balları olurdu çoğunun. O da kış bitmeden tükenir giderdi. Meryem. Lezgilerin kızı Meryem. Yeni gelin, beyini cepheye göndermiş. O da o kış yayla da kışlamış. Sabaha kadar kar yağmıştır. Tam kürekle yolu açayım deyip, kapıya yönelmekte iken, kapısı çalınır. Kapıyı açar. İhtiyar bir adam selam verir ve: -Kızım, ben Aşağı Ancerdenim, gelinim aş eriyor, canı bal çekti, Allah rızası için, bir iki kaşık bal verirmisin?