Vesîle Cennette En Yüksek Derecedir
Ebû Sinan eş-Şeybânî hazretleri hadîs âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. 749 (H.132) senesinde vefât etti. Zamânının âlimlerinden ilim öğrendi ve hadîs-i şerîf nakletti. Bunlardan bazıları şöyledir:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.650.707
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ebû Sinan eş-Şeybânî hazretleri hadîs âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. 749 (H.132) senesinde vefât etti. Zamânının âlimlerinden ilim öğrendi ve hadîs-i şerîf nakletti. Bunlardan bazıları şöyledir:
Emir Sultan, Yıldırım'ın Timur Han'la savaşmasına razı değildir. Ama ne kadar uğraşırsa uğraşsın bu kardeş kavgasına mani olamaz. Çekilir bir taraflara. Hatta bu kayıtsızlığa mana veremeyen Hundi hatun sorar:-Babamı yalnız mı bırakıyorsun?-Bak hatun! Ne bu savaşın bir manası var, ne de babanın kazanma şansı. Eğer elinden birşey geliyorsa hiç durma, geç olmadan çevir onu.-Niye öyle söylüyorsun. Babam mağlubiyet tatmamış bir sultandır.-Evet Timur da mağlubiyet tatmayan bir hakandır. Sen onun kaç devleti yıktığını biliyor musun? Üstelik ülkesi daha büyük, askeri daha fazla. Dahası Maveraünnehr illeri ilimde de, sanatta da çok önümüzde.
Çengeloğlu, II. Mahmud Han devrinde ünlü bir Amiral idi. Akdeniz'in Afrika kıyılarında başladığı denizcilik hayatında cesareti ve yiğitliği ile nam salmış, İstanbul'a gelip tersaneye girdikten sonra da, kumanda kabiliyetini göstererek hızla ilerlemiş ve Osmanlı Deniz Kuvvetlerinin en üst makamı olan Kaptan-ı Deryalığa kadar yükselmişti. Tophane Müşirliğine tayin edildiğinde, Galata ve Beyoğlu kabadayılarını hizaya getirerek asayişi sağlamıştı. Halk onu "Deli Herif" diye seviyor ve takdir ediyordu.
İbnül Felekî hazretleri büyük hadîs âlimlerindendir. İlim tahsili için birçok beldeleri gezdi. Bu beldelerdeki âlimlerden hadîs-i şerîf öğrendi. Aynı zamanda fen bilgilerinde de âlim olan İbnül Felekî hazretleri, 427 (m. 1036) senesinde Horasan’da Nişâbûr’da vefât etti. İlim öğrenmenin kıymeti hakkında naklettiği hadîs-i şerîflerden bazıları:
İbn-i Cübbâb hazretleri Hadis ve Mâliki fıkıh âlimi olup, aynı zamanda yüz bin hadis-i şerifi râvileriyle birlikte ezberden bilirdi. 246 (m. 860)'da Endülüs'te (İspanya) Kurtuba'da (Cordoba) doğdu. 322 (m. 933)'de vefât etti. Rivâyet ettiği hadis-i şeriflerden bazıları şunlardır:
Ali bin Heyti hazretleri, Irak evliyâsındandır. Doğum târihi belli değildir. Irak'ın Heyt beldesinde doğdu. 1168 (H.564) senesinde Rezirân'da vefât ettiğinde yüz yaşını geçmişti...
Küçük yaşta ilim öğrenmeye başlayan Ali bin Heyti, Allahü teâlânın ihsânlarına kavuştu. Tâc-ül-Ârifin Ebü'l-Vefâ hazretlerinin talebesidir. Abdülkâdir-i Geylâni'ye çok hürmet ve saygı gösterirdi...
Ali bin Heyti bir gün, Irak'ın Nehr-ül-mülk beldesinin bir köyüne gidip sâhibini hiç tanımadığı bir evin kapısını çaldı. Misâfir kabûl edilmesini ricâ etti. Ev sâhibi de tanımadığı bu yabancıyı kabûl etti...
Ali bin Heyti hazretleri, misafir olduğu ev sâhibine kapının önünde dolaşmakta olan tavuğu işâret ederek;
Şeyh Sadi-i Şirazi, Bostan ve Gülistan kitabında şöyle nakleder: Bir yere konmuş kervandan birisinin bir çocuğu kayboldu. Adamcağız geceleyin kafile içinde döndü, dolaştı. Her çadırdan sordu, her tarafa koştu. Nihayet gecenin karanlığı içinde, gözünün nurunu buldu. Çocuğu aldı, getirdi. Kervan halkı ile konuşmağa başladı.
- Çocuğu nasıl oldu da, buldun?
- Önüme kim çıktı ise, kime rastgeldimse çocuğum budur diye onu tetkike başladım. İşte bu surette buldum.
Ey aziz, işte bundan dolayıdır ki, velilere rastgelmek isteyen gönül sahipleri, herkesi veli kabul ederler. Bunlar bir gönül için birçok yükleri götürür. Bir gül için birçok diken acısını çekerler.