Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.086.835

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Malım Mülküm Yok Deme, Olmadı Diye Gam Çekme

Mürşidî Efendi son devir Osmanlı evliyasındandır. Diyarbakır'da doğdu. 1760 (H.1174) senesinde aynı yerde vefât etti. Birecikli Ebû Bekr Efendiden tasavvuf yolunu öğrendi. Tahsilinin sonunda hilâfet aldı. Diyarbakır'da çok talebe yetiştirdi...

Bir gün talebeleri ile sohbet ederken, bir talebesinin nasîhat istemesi üzerine ona şöyle buyurdu:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

4 - Bir Şehidimizin Son Mektubu

2 Haziran 1916'da Kolağası (Yüzbaşı) Mehmet Tevfik, Çanakkale harbinde bir İngiliz mermisi ile yaralanmış ve şehid olmadan önce şu mektubu yazmıştır:

Sebeb-i hayatım, feyz-i refikim
Sevgili babacığım, valideciğim;

Arıburnunda ilk girdiğim müthiş muharebe de sağ yanımdan ve pantolonumdan hâin bir İngiliz kurşunu geçti. Hamdolsun kurtuldum. Fakat, bundan sonra gireceğim muharebeler den kurtulacağıma ümidim olmadığından, bir hatıra olmak üzere şu satırları yazıyorum.

Vehbi Tülek

Varna Zaferi

Vehbi Tülek

Şehid Padişah Iii. Selim HÂn

Vehbi Tülek

Yeşil Sarikli Gazi

Vehbi Tülek

Gavs-ül-Memdûh'un akrabâlarından Ali Efendi birkaç arkadaşıyla hacca gitmişti. Dönüşte Lazkiye civârına geldiklerinde yiyecekleri bitti. Lazkiye'ye giderek orayı idâre eden Osmanlı paşasına durumu anlattılar ve yardım talebinde bulundular. Onların Tillolu olduğunu öğrenince, Gavs-ül-Memdûh hazretlerini sordu. Yeğeni olduğunu söyledi. Paşa buna çok sevindi ve hocalarının evsâfını sordu. O da tek tek anlattı. Anlattıkça paşa tasdik ediyordu. Buna oldukça şaşırdı. Acabâ paşa, hocamı nereden tanıyordu? Dayanamayıp sordu. Paşa da cevap olarak şöyle anlattı:

Selim Dahi Evliyanin Dişinda Değildir

Vehbi Tülek

Sinan Reis

Vehbi Tülek

Ii. Adülhamid’in Verdiği Senet

Vehbi Tülek

Selanik Vak’asi

Vehbi Tülek

Bodrumlu Fedai Musa

Vehbi Tülek

18 - İskender Paşa

Vehbi Tülek

İstanbul’un Fethi Ve İnsan Haklari

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Cevhere Berâsîyye

Cevhere Berâsiyye, evliyâ hanımlardandır. Bağdât'ta yaşadı. Doğum ve vefât târihleri kesin olarak bilinmemektedir. Cevhere Hanım, sâlih bir zât olan Ebû Abdullah el-Berâsi ile evlendi. Hanımlar her gün onun evine gelirler kendisinden nasihat isterlerdi. Onlara buyurdu ki:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Muhammed Kudsî Bozkırî Efendi

Vehbi Tülek

Muhammed Kudsi Bozkıri, halk arasında "Memiş Efendi" lakabıyla tanınırdı. Bu keramet ehli zat, 1852 (H.1269) senesi Muharrem ayının on üçünde, salı günü, yetmiş bir yaşında iken Seydişehir yakınlarında Çavuş köyünde vefât etti. Aynı yerde defnedildi...
Muhammed Kudsi Bozkıri Efendi, uzun süre Karacahisar'da feyz saçtı. Allahü teâlânın emir ve yasaklarını insanlara tebliğ etti. O belde insanlarının kendisine çok ilgi göstermesi, bâzı kimselerin hasedine yol açtı. Hattâ kendisini tüfekle öldürmeye kalkıştılar. Ama Allahü teâlânın izniyle, bir kerâmet olarak kendisine doğru tutulan tüfek yana çevrildi. Bu kerâmeti meşhûr olunca, Karacahisar'da duramaz oldu. O zaman Üçpınar kasabasına hicret etti...

Allahtan Başka Ilâh Yoktur Ve Mülk O’nundur

Vehbi Tülek

Onlar, Katıksız Ekmek Gibidir

Vehbi Tülek

Zekeriyyâ Ensâri hazretleri Şafii mezhebi fıkıh âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. 826 (m. 1423) senesinde Mısır-Senike'de doğdu. 926 (m. 1520) senesinde Kâhire'de vefât etti. Küçük yaşta Câmi-ül-Ezher'e girerek bütün ilimleri öğrenip, hepsinde mütehassıs oldu. Tasavvufta Muhammed Gamri'nin sohbetlerinden de çok istifâde etti. Abdülvehhâb-ı Şa'râni, Tabakât-ül-Kübrâ'sında şöyle yazmaktadır:

Resûlullah Sevgisinin Hakkını Yerine Getirmek

Vehbi Tülek

Cahil Din Adamları Fitne Çıkarırlar!

Vehbi Tülek

Toprak, Peygamberlerin Cesetlerini Çürütmez!

Vehbi Tülek

Zaruret Olmadan Dilenmek Haramdır

Vehbi Tülek

Müminin Baş Ağrısı Günahına Keffârettir

Vehbi Tülek

Vaktini Boş Şeylerle Geçirme!

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Abdullah El-acemî

Abdullah El-acemî

Zamânın sultânı Melik Zâhir Mücirüddin, bir defâsında Abdullah el-Acemi hazretlerinin köyüne gitmişti. Abdullah el-Acemi bahçelerde bekçilik yapıyordu. Melik onu bir bahçe içinde görüp:

"Ey Genç! Bize tatlı bir nar getir." deyince, bulunduğu bahçedeki bir nar ağacından nar koparıp götürdü. Melik kesip tadına baktı ve; "Bu nar ekşi sen nasıl bekçisin narın ekşisini tatlısını ayırd edemiyorsun?" dedi.

Abdullah el-Acemi kendisine âid olmayan meyvelerden hiç yemediği için, ekşisini tatlısını bilmiyordu. Melik'in sözleri üzerine hem üzüldü hem de mahcûb oldu. Gidip bir ağacın altında namaza durdu ve iki rekat namaz kılıp şöyle duâ etti: "Yâ Rabbi bana hangi narın tatlı olduğunu bildir, gidip Melik'e vereyim..."

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Kaldıramayacağın Bir Yükün Altına Girme

Vehbi Tülek

Yakub-i Germiyani’nin Yağmur Duasi

Vehbi Tülek

Allah Diyen Genç

Hazret-i Üftade’nin Yardimi

Allah'ın Emaneti

Veliye Rastlamak İstiyorsan

Hazreti Hâlid'in Üstün Başarısı

İsmail Hakki Efendi

Sonunda Orta Yolu Buldular

Vehbi Tülek

Kul Hakkı

Vehbi Tülek

Evliyalar Ölmez İmiş

Vehbi Tülek

Ana Hakkı Ve Alkama'nın Sonu

Vehbi Tülek

Allahü Tealadan Bir An Gafil Olmayasin

Vehbi Tülek

Meşayihın Kadrini Bilmezsen

Vehbi Tülek