İnsanın Kemâli, Fâni Olduğunu Anlamasıdır
Tâhir Uryân-ı Hemedânî hazretleri tanınmış velîlerdendir. İran'ın Hemedan şehrinde doğdu. 1010 (H.401) senesinde aynı yerde vefât etti. Çok kerametleri görüldü. Sohbetlerinde buyurdu ki:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.651.568
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Tâhir Uryân-ı Hemedânî hazretleri tanınmış velîlerdendir. İran'ın Hemedan şehrinde doğdu. 1010 (H.401) senesinde aynı yerde vefât etti. Çok kerametleri görüldü. Sohbetlerinde buyurdu ki:
Yıl bin dört yüz elli üç, mevsim bahar, ay Nisan
Geldi Bizans önüne genç Padişah Mehmed Han
İstanbul önlerinde kurdu karargahını
Ümit ve iştiyakla sürüyordu atını
Gazi Osman Paşa, aylardır devam eden Rus kuşatmasına karşı Plevne'yi kahramanca savunuyordu. Fakat kalede erzak ve cephane tükenmişti. Kendilerinden birkaç kat daha kalabalık Rus ve Rumen kuvvetlerine daha fazla direnmek mümkün olmayacaktı. Kaleden çıkış harekatı yapıp, düşman saflarını yararak kurtulmak için çareler aranıyordu.Gazi Osman Paşa 10 Aralık sabahı 40.000 neferden oluşan ordusunu iki eşit kısma ayırmıştı. Bunlardan 20.000 kişilik birinci kuvvet Rus istihkamlarına taaruz ederek muhasara hattını yarıp geçmeye çalışacak , diğer 20.000 kişilik kuvvet ise evvelkinin taaruzunu himaye ederek onlar geçtikten iki saat sonra hücumda bulunacaktı.Kıtalar yavaş yavaş Vid suyunu geçmeye başlamıştı. Sabah saat on sularında Tahir Paşa'nın kumandasına verilen birinci fırkanın hepsi nehrin sol sahiline varmış ve Gazi Osman Paşa nın emrine göre nehirden yüz adım ileride yalnız bir hat üzerine yayılmaya başlamışlardı.
Ebû Bekr Kettâni, Cüneyd-i Bağdâdi hazretlerinin talebesidir. Ebû Said-i Harrâz, Abbâs bin Mühtedi, Amr el-Mekki, Ebü'l-Hüseyin Nûri gibi âlimlerin sohbetinde de bulundu. 933 (H.322) senesinde Mekke'de vefât etti.
Bu mübarek zata, "Harem'in Kandili" derlerdi. Sabaha kadar namaz kılar ve Kur'ân-ı kerim okurdu. Kâbe'de otuz sene, "Altınoluk"un altında ibâdet etti. Bu zaman içinde, yirmi dört saatte bir defâ abdestini tâzelerdi. Tavaf yaparken, Kur'ân-ı kerimi pekçok defâ hatmetmiştir...
Muhtâr bin Mahmûd Zâhidi hazretleri Hanefi fıkıh âlimidir. İran'da Gazmine kasabasında doğdu. Tahsilini tamamladıktan sonra Bağdat'a, sonra Anadolu'ya gitti, Karaman'da pek çok talebe yetiştirdi. Bunlar arasında Osman Gazi'nin şeyhi ve kayınpederi Şeyh Edebâli de vardı. Sonra Türkistan'a döndü ve 658 [m. 1259]'da vefat etti. Kunyetü'l-Münye ve Hâvi isimli eserleri meşhurdur. Bu kitabına buyuruyor ki:
Seyyid Velâyet hazretleri Osmanlı devletinde yetişen velîlerdendir. 1451 (H.855) senesinde Bursa’ya bağlı Kırmasti kasabasında doğdu. Zamânının âlimlerinden, aklî ve naklî ilimleri tahsîl etti. İstanbul’a giderek hadîs ilmini Molla Gürânî’den okudu. Âşıkpaşa evlâdından Şeyh Ahmed hazretlerine talebe oldu. Hocasının kızıyla evlendi. Tasavvuf yolunda kemâle erdikten sonra icâzet alıp talebe yetiştirdi. 1522 (H.929) senesinde İstanbul’da vefât etti.
İbrahim aleyhisselamı ateşe attıkları zaman bütün melekler, vahşi hayvanlar ve kuşlar ağlaştılar ve etrafında toplanıp, İbrahim aleyhisselama bir yardım yapabilmenin çaresini aradılar. Bunların arasında zayıf bir bülbül vardı. "Madem elimden birşey gelmiyor, öyleyse ben de İbrahim aleyhisselam ile beraber yanayım" diye kendini ateşe atacağı sırada Hak teâlâ, Cebrail aleyhisselama emredip buyurdu ki: