Allah, Sizin Için Kolaylık Diler
Ömer bin Muhammed el-Ezdî hazretleri Mâlikî mezhebindeki fıkıh ve hadîs âlimlerindendir. 289 (m. 902) senesinde Bağdâd’da doğdu. 328 (m. 940)’da vefât etti. Şöyle nakletmiştir:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.585.503
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ömer bin Muhammed el-Ezdî hazretleri Mâlikî mezhebindeki fıkıh ve hadîs âlimlerindendir. 289 (m. 902) senesinde Bağdâd’da doğdu. 328 (m. 940)’da vefât etti. Şöyle nakletmiştir:
'Sevgili babacığım, benden, para getirmenin lazım olup olmadığını soruyorsun. Taburcu edilirsem hastaneden bana bir kat yeni elbise ve hemen çalışmaya başlamak zorunda kalmayayım diye 5 altın verecekler. Onun için süründen davar satmana gerek yok. Ama beni burada görmek istiyorsan hemen gelmelisin. Ben operasyon salonunun yanındaki ortopedi servisinde yatıyorum. Eğer büyük kapıdan girersen güneydeki revak boyunca yürü. Düştükten sonra beni getirdikleri poliklinik oradadır. Orada her hastayı önce asistan hekimler ve öğrenciler muayene eder. Yatması gerekmeyene reçetesini verirler. O da hastane eczanesinde ilacını yaptırır. Muayeneden sonra beni orada kaydettiler. Sonra başhekime götürdüler.
Yavuz Sultan Selim Han pâdişâh olmadan önce, Trabzon'da vâliyken Halimi Çelebi'yi kendine hoca edinip, talebe oldu ve ondan feyz aldı. Gece-gündüz onun huzûrundan ayrılmazdı ve devamlı sohbetinde bulunurdu. Abdülhalim Efendiye pekçok iltifât ve ihsânlarda bulundu. Allahü teâlânın inâyet ve ihsâniyle Osmanlı tahtına geçip pâdişâh olunca, onu yine yanından ayırmadı. Devamlı birlikte olmak ister ve kendisiyle ilmi sohbetlerde bulunurdu. Halimi Çelebi, Yavuz Sultan Selim Han ile birlikte Mısır Seferine katıldı.
Mart ayındayız... Sizlere "Çanakkale Destanı" günlerinde yaşanan ibretli hadiselerden ve o hadiselerin kahramanlarında bahsetmek istiyoruz bu köşede birkaç gün...
Muhammed Küfrevi hazretleri Siirt ilinin Küfre köyünden bir asır önce Bitlis'e gelerek yerleşmiştir. Bitlis'in Kızıl Mescit Mahallesinde ikamet eden Muhammed Küfrevi olgunluk, fazilet timsali olmuş, ilmiyle çevresinde şöhret kazanmıştır. Daha sonra Şemdinli'ye giderek Seyyid Tâhâ-i Hakkari hazretlerinin sohbetine devam etmiştir. Seyyid Tâhâ-i Hakkari ona hilafet vererek memleketi Bitlis'e göndermiştir...
Habib-i Acemi hazretleri, aslen Acem'dir (İranlıdır). 738 (H.120)'de vefât etti... Önceleri çok zengindi. Fâizle para verirdi. Sonra pişman oldu. Bir cumâ günü Hasan-ı Basri'nin evinin yolunu tuttu... Onun elini öptü ve tövbe-i nasûh eyleyerek talebelerinden oldu. Önceki yaptıklarına çok pişman oldu. Şehrin her tarafına tellâllar çıkararak;
"Her kimin Habib'e borcu varsa, bundan vazgeçti. Aldığı fâizleri de geri dağıtacaktır!" diye ilân ettirdi. Servetinin hepsini fakirlere dağıttı...
İbrahim aleyhisselamı ateşe attıkları zaman bütün melekler, vahşi hayvanlar ve kuşlar ağlaştılar ve etrafında toplanıp, İbrahim aleyhisselama bir yardım yapabilmenin çaresini aradılar. Bunların arasında zayıf bir bülbül vardı. "Madem elimden birşey gelmiyor, öyleyse ben de İbrahim aleyhisselam ile beraber yanayım" diye kendini ateşe atacağı sırada Hak teâlâ, Cebrail aleyhisselama emredip buyurdu ki: