Allahü Teâlânın Azabı Çok Şiddetlidir!
Abdurrahmân bin Ebî Zinâd hazretleri hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 100 (m. 718) senesinde doğdu. 174 (m. 790) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.568.842
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Abdurrahmân bin Ebî Zinâd hazretleri hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 100 (m. 718) senesinde doğdu. 174 (m. 790) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
Çelebi Sultan Mehmed, Osmanlı İmparatorluğunun ikinci kurucusudur. Çünkü Ankara savaşında mağlup olan Osmanlı devleti dağılma tehlikesi geçirmişti.İşte bu sıralarda, Osmanlı devletini en çok uğraştıran, Karamanoğulları olmuştu. Çelebi Mehmed 1413 yılında tahta çıktı. Dost düşman bütün hükümdarlar tebrik ettiler. Gelen elçilere:-Biz de sulh içinde yaşamak isteriz. Velakin her devlet aynı şekilde davranmalıdır. Bu söylediklerimi, krallarınıza hükümdarlarınıza bildiresiniz, dedi.Fakat az zaman sonra Karaman üzerine sefer yapmağa mecbur kaldı. Çünkü adaşı Karamanoğlu Mehmet Bey, fırsattan istifade Bursa kalesini kuşatmıştı.
Sultan Birinci Mahmûd Hanın İran üzerine ordu gönderdiği sırada, Mehmed Emin Tokâdi hazretleri bir sabah vakti talebelerinden İshakzâde Yahyâ Efendinin evine gitti. Mübârek gözleri âdetâ kan çanağına dönmüştü. "Benim için bir oda ayırınız!" dedi. Sonra kendisi için ayrılan odaya girip, orada tefekküre, murâkabeye başladı. O gün ikindi namazı vaktinde abdest ve namaz için dışarı çıktı. Talebesi; "Bir mikdâr yemek yeseniz münâsib olurdu efendim." deyince; "Yok Yahyâ Efendi. Ben senden yemek isteyecek vakti bilirim." buyurup, tekrar odasına girdi. Ertesi gün ikindi vaktine doğru neşeli bir halde dışarı çıkıp; "Elhamdülillah! Allahü teâlâ duâlarımı kabûl buyurdu. Şu anda Mahmûd Han zafere ulaştı. Sultan Mahmûd'dan çok ikrâm gördüm. Şimdi de ona duâ ederek zafere ulaşmasına vesile olduk. Böylece hakkını ödedik. Bu günü bu saati bir yere yazınız." buyurdu.Daha sonra Sultan Mahmûd'un zafere ulaştığı haberi geldi. Tam Mehmed Emin Tokâdi hazretlerinin zafere ulaştığını müjdelediği gün ve saate rastlıyordu.
Mansûr Betâihi hazretleri büyük velilerdendir. On üçüncü asırda Irak'ta Betâih denilen yerde yaşadı. Meşhûr evliyâ Muhammed Şenbeki hazretleri ve zamânının âlim ve velilerinden istifâde ederek büyük bir veli oldu. Çok âlim ve veli yetiştirdi. Rıfâi yolunun büyüğü olan Seyyid Ahmed Rıfâi hazretlerinin dayısı ve hocası idi.
Irak evliyâsından Ali bin Heyti hazretleri, 1168 (H.564) senesinde Rezirân'da vefât ettiğinde yüz yaşını geçmişti. Küçük yaşta ilim öğrenmeye başlayan Ali bin Heyti, Allahü teâlânın ihsânlarına kavuştu. Tâc-ül-Ârifin Ebü'l-Vefâ hazretlerinin talebesidir. Hocası, onu diğer talebelerinden önde tutar, üstünlüğünü bizzât kendisi söyler ve çok överdi.
Ali bin Heyti çok talebe yetiştirdi. Âlimler huzûruna gelir, ona talebe olmakla şereflenir, pek büyük makamlara kavuşurlardı. Allahü teâlâ insanların gönüllerine onun heybeti ve sevgiden doğan korkusunu, kalplerine de sevgisini yerleştirdi. İnsanlara rehber eyledi. Dinin emirlerini yapmak ve yasaklarından kaçmakta çok titiz olup, mütevâzı, alçak gönüllü idi...
Karslızâde Mehmed Efendi "rahmetullahi aleyh" Osmanlı müderris ve kadılarındandır. Tahsilini tamamladıktan sonra Süleymaniye Medresesi'nde müderrislik yaptı. Daha sonra Selanik Kadısı oldu. 1845'te Bursa Kadılığına tayin edildiyse de görev yerine gitmeden İstanbul'da 1261 (m. 1845)'de vefat etti. Bir dersinde şunları anlattı:
Ebû'l-Haseni'l-Harkâni hazretleri şöyle anlatır:
İki kardeş vardı. Bu iki kardeşin hizmete muhtaç bir anneleri vardı. Her gece kardeşlerden biri annenin hizmeti ile meşgul olur, diğeri Allah Teâlâ'ya ibâdet ederdi. Bir akşam, Allah Teâlâ'ya ibâdet kardeş, yaptığı ibâdetten, duyduğu hazdan dolayı kardeşine:
- Bu gece de anneme sen hizmet et, ben ibâdet edeyim, dedi.