Bir Kimseden Cefa Görürsen Tövbe Et!
Dahmel bin Abdullah hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Yemen'in Sahban beldesinde doğdu. Zamânın âlimlerinden ilim öğrenerek yetişti. Talebe yetiştirmek için icâzet aldı. 1203 (H.600) senesinde vefât etti.
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.604.752
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Dahmel bin Abdullah hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Yemen'in Sahban beldesinde doğdu. Zamânın âlimlerinden ilim öğrenerek yetişti. Talebe yetiştirmek için icâzet aldı. 1203 (H.600) senesinde vefât etti.
İzdin (Zeytin) Voyvodası Ali Ağanın oğlu olan İbrâhim Paşa, Nevşehir'de dünyâya geldi. İş bulmak için İstanbul'a gelmiş ve Eski Saray masraf kâtibi Mustafa Efendinin delâletiyle (tavsiyesiyle) 1689'da sarayın helvacı ocağına, daha sonra eski saray baltacıları ocağına kaydolmuştur. İbrâhim Efendi hizmetleri ile yükselip Dârüssaâde ağasının yazıcı halifesi olarak Pâdişâhın bulunduğu Edirne'ye gitti. Şehzâde Ahmed'in pâdişâh olmasından sonra 1703'te Dârüssaâde ağası yazıcılığına tâyin edildi. Bu vazifedeyken pâdişâhın itimât ve teveccühünü kazandı. Ancak Sadrâzam olan Çorlulu Ali Paşa onu Edirne'ye gönderdi.1715'te Mora Seferine çıkanVeziriâzam ŞehidAli Paşa, İbrâhim Efendiyi mevkûfâtçı lıkla berâberinde götürdü. Buranın alınmasından sonra da tahrir (kâtiplik) işi ile vazifelendi rildi.
Yıl 1453, mevsim bahar idi. Bizans'tan Tebriz ve Semenkand'a ulaşan haberler Osmanoğlu Mehmed Hân'ın Kral Konstantin'i yendiği ve İstanbul'u aldığını bildiriyordu. Haberciler bir şey daha ilâve ediyorlardı sözlerine: "Cihangir hükümdar, Moğol istilacılarına hiç benzemeyen ilim ve hikmet sahibi münevver bir genç... Kılıcın zaferini kelâm ve kalemin hüneri ile tartıyor..." Orta Asya hâkanları düşünüyorlardı... Bu gazanfer yarın doğuya yönelirse ne yapacaklardı?.. Tebriz hükümdarı Uzun Hasan hemen ona bir elçi göndermeyi planladı ve meşhur astronomi ve matematik âlimi, memleketin medâr-ı iftihârı mümtaz insan Ali Kuşçu 'yu yola çıkardı. Uluğ Bey'in gözde talebesi ve şarkın o asırdaki hikmet güneşi olan Ali Kuşçu'ya acaba nasıl muâmele olunacak, deneyecekler ve ona göre genç Sultân Fâtih Mehmed Hân'a karşı politika geliştireceklerdi.Ulaklar, Ali Kuşçu'nun 200 kişilik bir kafile ile Osmanlı hudutlarından giriş yaptığını Sultan Fâtih'e bildirdikleri gün, şu mealde bir ferman çıkarıldı: "Her vilâyet menzilinde kendilerine bin altın yol harçlığı verile..."
Muhammed bin İshâk Gülâbâdi hazretleri evliyânın büyüklerinden olup, hadis, fıkıh ve tasavvuf ilimlerinde âlimdir. Buhârâ'nın Gülâbâd Mahallesinde doğmuştur. 380 (m. 990) senesinde Buhârâ'da vefât etti. Gülâbâdi hazretleri, Tearrûf adlı eserinin mukaddimesinde şöyle buyurmaktadır:
Ebû Muhammed Ceriri hazretleri, evliyânın büyüklerindendir. Cerir, Irak'ın güneyinde Kûfe yakınlarında bir yerin adıdır. Doğum târihi bilinmemektedir. 923 (H.311) Hübeyr senesi diye bilinen, Karâmita ve Karmati denilen sapıkların halkı kırıp geçirdiği yıl, yaşı yüzü aşkın iken vefât etti...
Abdülkuddûs hazretleri, Hindistan evliyâsındandır. Babasının ismi Abdullah'tır. Nesebi İmâm-ı A'zam Ebû Hanife hazretlerine dayanır. Doğum yeri ve târihi belli değildir. 1538 (H.944) senesinde Hindistan'ın Kenkâh şehrinde vefât etti.
Zamânın âlimlerinden ilim öğrenen Abdülkuddûs hazretleri, Şeyh Muhammed bin Ârif bin Ahmed Abdülhak Radulevi'nin sohbetlerinde bulundu ve talebesi olmakla şereflendi. Aynı zamanda Mahdum Şeyh Muhammed'den, Sühreverdi ve Çeşti büyüklerinden olan Kâsım Evdehi'den icâzet, diploma aldı...
Hükümdarlardan biri vezirine oğlunun hocasından yakınıyordu: - Ben istiyorum ki oğlum ilim öğrensin, benim yerime iyi bir hükümdar olsun, o ise devamlı müzikle, sesle, sazla meşgul Demek ki hocası buna iyi bir yön veremiyor. Vezir aynı görüşte değildi: - Hükümdarım hocanın elinde mucize yok. Çocuğun kabiliyeti neye ise hocası ancak onda ilerlemesine, olgunlaşmasına yardım edebilir İnsanın tabiatı değiştirilemez Terbiye yaratılışa tabidir.