Müminin Sözünü Reddetmek Hiç Uygun Değildir
Seyyid Ali bin Şihâb hazretleri büyük velîlerdendir. Büyük âlim İmâm-ı Şa'rânî hazretlerinin dedesidir. 1486 (H.891) senesinde Mısır’da vefât etti.
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.291.786
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Seyyid Ali bin Şihâb hazretleri büyük velîlerdendir. Büyük âlim İmâm-ı Şa'rânî hazretlerinin dedesidir. 1486 (H.891) senesinde Mısır’da vefât etti.
Fatih, Rumeli Hisarı gibi, Bizans'ın boğazını sıkacak dev eseri, üçbuçuk ayda tamamladı. Başta kendisi olmak üzere bütün Vezirler sırtlarında taş taşıdı. Dürüstlükle, harcından çalınmadan yapılan eser, 550 senedir dimdik ayakta. 17 Ağustos'ta moloz yığını olan binaların mimar ve mühendisleri bundan ders almalıdır! Çeşitli yalanlarla suçladıkları fethin babası, din ayrımı gözetmeksizin Rum, Ermeni ve Yahudilere inanç ve icrai sanat hürriyetini tattıran insandır. 52 günlük bir muhasaradan sonra, Türk askerleri İstanbul surlarından, coşkun bir sel gibi akıyordu. Bizans halkı ise, ölüm korkusu ile Ayasofya'da toplanmışlar ve gaipten bir kurtarıcı bekliyorlardı.
Kafkasya'yı fethederken Şii Safevi ordularıyla yaptığı meydan muharebeleri ve savunma savaşları sonunda kazandığı muvaffakiyetleriyle dillere destan olan kahraman Özdemiroğlu Osman Paşa İstanbul'a geldiğinde büyük bir coşku ile karşılandı. III. Murad Han bu kahramanı bizzat görüşmek üzere Yalı köşküne davet etti. Paşa huzura girdiğinde Padişah, saray âdetlerini bozarak:"Hoş geldin Osman otur!" dedi. Osman Paşa oturmadı. Ayakta durdu. Padişah tekrar:"Otur Osman!" dedi. Osman Paşa oturdu. Fakat hayâ edip tekrar kalktı. Murad Han dördüncü defa oturmasını ve Kafkasya'daki muharebeleri anlatmasını emredince oturdu ve anlatmaya başladı ve 4 saat devam etti.
Hidâyetullah Erbili hazretleri, Ehl-i sünnet âlimlerinin ve evliyânın en yükseklerinden olan Mevlânâ Hâlid-i Bağdadi hazretlerinin halifelerindendir. Kuzey Irak'ta bulunan Erbil beldesindendir. Önceleri ümmi idi. Sonra âlim oldu.
Ebû Abdullah Râzâni hazretleri, kırâat, Arabi ilimler ve Hanbeli fıkıh âlimidir. 426 (m. 1035)'de Irak'ta Râzân'da doğdu. 494 (m. 1101)'de Evâne'de vefât etti. "Yemek Âdâbı" hakkında şunları anlattı:
Şemseddin Muhammed Dâvûdi hazretleri Mısır'da yetişmiş olan İslam âlimlerindendir. Kahire'de Süyûti hazretlerinden ilim tahsil etti. Zamanın önde gelen muhaddislerinden oldu. 945'te (m. 1539) vefat etti. Dâvûdi'nin en önemli eseri Tabakâ'tü'l-müfessirin'dir. Bu eserinde hocası Süyûti hazretlerinden şöyle bahseder:
Herkesin birbirini tanıdığı küçük bir kasabada, bir ayyaş yaşıyordu. Bütün gününü, gecelerinin çoğunu kasabanın meyhanesinde geçiriyordu. Evini, işini, çoluk-çocuğunu çoktan unutmuştu. Bu yüzden herkes kendisinden nefret ediyordu. Kimse kendisiyle ne doğru dürüst konuşuyor, ne de selam alıp veriyordu. Bu haldeyken günün birinde vakti saati doldu ve öldü. Kendisine yaşarken duyulan hoşnutsuzluk ölümünden sonra bile sürdürüldü. O kadar ki, namazını kılacak kimse çıkmadı. Cenazesi ortada kaldı. Adamın karısı, kocasının ölüsünü bir küfeye koyup sırtına yüklendi ve gömmesi için o çevrede yaşayan ve iyilik severliği ile tanınan bir çobana götürdü. Çoban bir çukur açıp adamı gömdü. Ardından herkes "Cehennemi boylamıştır" diye dünüşünüyordu.