Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.538.390

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Geçim Darlığı Çekiyorsan Istigfâra Devam Etmelisin

Karamânî İshak Çelebi Osmanlı alimlerindendir. O zamanki Karaman iline bağlı Aksaray'da doğdu. İlk tahsîlini Aksaray'da yaptı. Konya'ya giderek, Kâdızâde, Molla Muslihuddîn Kastalânî ve Kestelli gibi zâtlardan ilim öğrendi. Tasavvufta Halvetiyye yolu büyüklerinden Molla Yahyâ Şirvânî'nin halîfelerinden Habîb Ömer-i Karamânî'ye bağlandı. İcâzet aldıktan sona İstanbul'a geldi. Pîrî Mehmed Paşa Dergâhında talebe yetiştirmekle meşgûl oldu. 1526 (H.933) senesinde vazîfe yaptığı İstanbul'da Koruklu Dergâhında vefât etti. Sohbetlerinde buyurdu ki:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Fatih’in Medreseleri

Fatih'in bilime olan hizmetlerine tanıklık eden anıtların en önemlisi, kuşkusuz camisinin etrafına yaptırdığı medreselerdir... Ancak ilk medrese eğitimi, fetihten hemen sonraki günlerde cami haline getirilen Ayasofya'da başlamış ve caminin yanındaki papaz odaları boşaltılarak öğrencilerin buralarda kalmaları sağlanmıştır. Molla Hüsrev'in başmüderrisliğe getirildiği bu ilk öğretim kurumunda, İstanbul'un ilk kadısı,Ayasofya'yı Cami olarak "tescil eden" Hızır Çelebi 'nin ilk müderrisler arasında bulunduğu görülmektedir. Bu sıralarda molla Zeyrek de müderris olarak Zeyrek camisinde derslere başlamıştır. (Türkiye Tarihi 2 s: 243) İşte İstanbul'da fetihten sonra öğretime başlayan ilk iki medrese bunlarrdır. Fatih medreselerinin yapımı bitince, Zeyrek'teki öğrenciler oraya taşınmış, Ayasofya'da ise öğretim sürdürülmüştür. Vakfiyesinde de belirtildiği üzere, Medaris-i Semaniye adı ile Fatih Camii'nin etrafında yapılmış olan bu yeni kuruluş, sekiz medrese ve her medresenin arkasında Tetimme adı verilen daha küçük sekiz medreseden oluşmaktadır. Ayrıca müderris ve öğrencilerin yararlanması için bir kitaplık, bir Darüşşifa ve bir de misafirhane bulunmakta idi. medreselerin her birinde "akli" ve "natli" bilimlerde birer müderris, Daruşşifada ise hangi ulustan olursa olsun iki hekim, bir göz hekimi, bir cerrah ve bir de eczacı görevlendirilmişti. Hekimlerin hastaları günde iki kez ziyaret etmeleri şart koşulmuştur.Fatih döneminde üzerinde durulması gereken önemli bir kuruluş da hızla geliştiği görülen bir yüksek okul niteliğindeki Enderun Okulu'dur. Bu kuruluş içinde askerlik, yöneticilik,güzel sanatlar bölümleri olduğu gibi, ayrıca bir de hastane bulunmakta idi. tanzimat dönemine kadar yaşadığı görülen Enderun Okulu'nda Galata Sarayı,Eski Saray ve Edirne Sarayı gibi sarayların orta dereceli saray okullarını bitirenler kabul edilmekte idi.

Vehbi Tülek

Eğer Padişah Biz İsek...

Vehbi Tülek

Size İtaat Ettik Ve Uyduk

Vehbi Tülek

Kanaat, Ama Neden Sonra?

Vehbi Tülek

Adamın biri Sadrazam Koca Râgıp Paşa'ya bir arzuhal vermiş; fakirliğinden bahisle, ihsanda bulunmasını istemişti. Râgıp Paşa, arzuhalin altına; "el-Kanâatü kenzün, lâ yefnâ: (Kanaat tükenmez bir hazinedir)" ibaresini yazarak, adama geri verdi. Arzuhalin sahibi, âlim ve nüktedân biriydi. O da ibârenin altına; "Bâ'de'l-ekli ve'ş-şürbi ve's-süknâ: (Yeme, içme ve barınaktan sonra)" cümlesini yazıp arzuhali Râgıp Paşa'ya tekrar takdim etti.Paşa, adamın bu hakimâne ve nüktedân hâlini takdir ederek, isteğinin yerine getirilmesi için emir verdi

Mimar Sinan

Vehbi Tülek

Şanli Bir Zafer İçin “bilmem Ne Kazandik” Diyenin Hali

Vehbi Tülek

42 - Birakmam Seni Santa Barba

Vehbi Tülek

16 - Yavuz Ve Sina Çölü

Vehbi Tülek

Her Kim Bu Taşi Kaldirirsa

Vehbi Tülek

82 - Edirne Nasil Kaybedildi

Vehbi Tülek

Allah İçin Vurmuştum

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Hiç Kimse, Rızkını Bitirmeden Ölmez

Kâdı-ül-Cemâa İbn-i Abdüsselâm hazretleri fıkıh, usûl, kelâm ve beyân âlimidir. 676 (m. 1277)'de Tunus'ta doğdu. 749 (m. 1348)'de vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

İdris Aleyhisselam

Vehbi Tülek

Melek-ül-mevt (Hz. Azrâil) İdris aleyhisselamı ziyâret etmek ve sohbette bulunmak için Allahü teâlâdan izin istedi. Allahü teâlâ ona müsâade etti. Azrâil aleyhisselâm, İdris aleyhisselâma gelip kendisinin Melek-ül-mevt olduğunu söyledi. "Allahü teâlâdan, seni ziyâret etmek ve seninle sohbet etmek için izin istedim ve geldim" dedi. Bunun üzerine İdris (aleyhisselâm) ona; "Senden bir ricâm var" dedi. Melek-ül-mevt; "Nedir?" dedi. İdris (aleyhisselâm); "Bir anlık benim rûhumu al" dedi. Bunun üzerine Allahü teâlâ Melek-ül-mevt'e; "Onun rûhunu al" diye vahyetti. Melek-ül-mevt İdris aleyhisselâmın rûhunu aldı. Fakat bir müddet sonra Allahü teâlâ, tekrar iâde etti.

Ey Insanlar, Allah'tan Af Ve Afiyet Isteyiniz

Vehbi Tülek

Harun Reşid'in Oğlu Ahmed Sebtî

Vehbi Tülek

Ahmed Sebti hazretleri münzevi bir hayat sürüyordu. Bir gün Halife Harun Reşid oğlu Ahmed Sebti'nin yanına gidip dedi ki: -Ey oğul, sen beni rezil rüsvay ettin. İnsanlar, senin benden uzakta bir hayat sürmenden dolayı beni suçluyorlar!
O da, babasına şöyle cevap verdi:
-Ey babacığım, ben seni rüsvay etmedim. Fakat senin yüzünden ben rezil oluyorum! Harun Reşid;
-Bu nasıl oluyor, diye sorunca, havada uçan kuşları gösterip, onları çağırmasını istedi. Harun Reşid kuşları çağırınca, kaçıştılar. Kendisi işaret edince, uçup önüne geldiler. Babasına;
-Görüyorsun ki, senin sesinden kaçıyorlar. Benim ise bir işaretime geliyorlar, dedi...

Ebû Said Baccî Hazretleri

Vehbi Tülek

Hazreti Zeyneb (radıyallahü Anhâ)

Vehbi Tülek

Kötü Arkadaş, Zehirli Yılandan Da Kötüdür

Vehbi Tülek

Seyyid Ahmed Bedevî

Vehbi Tülek

Ölmeden Müslüman Olan Yahudi Genci

Vehbi Tülek

Ebû Bekr Bin İyâş

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Kadin Akli

Kadin Akli

Vaktiyle, bir derviş bir Ramazan akşamı iftara davetliydi. Derviş, yatsıya yakın, evine döndü ve karısından mümkünse kendisi için sofra hazırlamasını istedi. Karısı:"Sen davette değil miydin? Ne yemeği?" deyince, derviş:"Sorma" dedi. "Çok yersem, arkamdan 'Halis derviş değilmiş' diye konuşmalarından korktum, pek birşey yiyemedim." Bunun üzerine, karısı:"Tamam" dedi. "Sen şu akşam namazını kıl da, ben o arada sofrayı hazırlayayım." Derviş:"Ama" dedi, "ben akşam namazını orada kılmıştım."Karısı cevap verdi:"Sen arkamdan kötü konuşurlar diye pek yemek yiyemediğine göre, arkamdan iyi konuşsunlar diye de namazı uzatmışsındır" dedi. "Hadi, akşam namazını bir daha kılıver de, o arada sofrayı hazır edeyim."Rivayet edilir ki, hanımının bu ikazından sonra dervişin aklı başına geldi ve riya derdinden kurtulup halis bir derviş oldu.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Hazreti Hâlid'in Üstün Başarısı

Vehbi Tülek

Garip Karşilanan Bir Adak

Vehbi Tülek

Adam Olmazsan

Korkma!

İmanı Ona Kafidir

Sonunda Orta Yolu Buldular

Zahiri Hükümdarin Celaline Tutuldum

Tüccarin Rüyasi

Padişah Ve At

Vehbi Tülek

Sünnet Akçesi

Vehbi Tülek

Bu Gece Yolcu Olsa Gerektir

Vehbi Tülek

Sakin Kalyona Binme

Vehbi Tülek

Fani Dünya

Vehbi Tülek

Dördüncü Murad Han Ve Ankaravi İsmail Efendi

Vehbi Tülek