Evlilik, Gözü Haramdan Daha Muhafaza Eder
Ebû Sa’îd Eşec hazretleri hadîs ve tefsîr âlimidir. Zamanının imâmı olup, “Şeyh-ül-İslâm” diye bilinirdi. 257 (m. 865)’de Kûfe’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.666.845
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ebû Sa’îd Eşec hazretleri hadîs ve tefsîr âlimidir. Zamanının imâmı olup, “Şeyh-ül-İslâm” diye bilinirdi. 257 (m. 865)’de Kûfe’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları:
Sene 1915. Sonbaharın serin yağışlı günlerinden biri. Birinci Dünyâ harbi bütün cephe lerde devam ediyor. Vatanın her tarafında barut ve kan kokusu. Yiğitlerin biri ölüyor, bini yetişiyor, ihtiyari, genci savaşıyor, didiniyor ve yurdumuza düsman çizmeleri basmasın diye, el açıp Allah'a dua ediyor. Cepheye durmadan takviye kuvvetleri gidiyor, işte o kuvvetleri götüren tren, Bilecik istasyonunda beklemektedir. Askerlerin hepsi sakin, belki bir daha geri dönmeyecekler. Ama şehid olmak inancı gönüllerine huzur veriyor. Sevkiyat subaylarından biri vagonların arasında sessiz, hareketsiz bir gölge görür. Merakla, şüpheyle yaklaşır. O anda çakan şimşeğin aydınlığında şunlara şâhid olmustur:
Barbaros Hayreddin Paşa Preveze'de, Alman İmparatoru Büyük Karl'ın (Şarlken) amirali Andrea Doria kumandasındaki haçlı donanmasını imha ettikten sonra, daha önceden Osmanlı Devleti himayesine sığınarak yardım isteyen ve Kanuni'nin Viyana seferi ile Alman İmparatoru nun esarerinden kurtularak tahtına tekrar oturan Fransa kralı François (Fransua), Osmanlı devletiyle yaptığı ittifaktan ve Barbaros'un kazandığı zaferden cesaret alarak, Almanlarla müttefik olan komşusu Savoie (Kuzeybatı İtalya'da) dükalığının eline geçmiş olan Nice şehri nin onlardan alınarak Fransa'ya geri verilmesi için Kanuni'den yardım istedi. Bunun üzerine Kanuni Sultan Süleyman Han Barbaros Hayreddin Paşa'yı çağırarak:-Akdeniz'e sefere çıkcaksın. Nice şehri ve civarındaki kaleleri fethedeksin! Emrini verdi.
Zeynelâbidin ibn-i Nüceym-i Mısri hazretleri [926] senesinde dünyaya geldi ve 970 [m. 1562] senesinde Mısır'da vefât etti. Hanefi fıkh âlimidir. (Eşbâh), (Zeyniyye), (Kebâir) kitâpları ve üsûl-i fıkıhtan (Menâr) şerhi meşhûrdur. (Kenz) kitâbını şerhederek (Bahr-ür-râık) adını vermiştir. İbn-i Nüceym hazretleri Eşbah isimli fıkıh kitabında buyuruyor ki:
Mahmûd Hasîrî hazretleri Hanefî mezhebi fıkıh ve hadîs âlimidir. Buhârâ’nın yakın köylerinden Hasîr’de, 546 (m. 1151) yılında doğdu. Hasen bin Mensûr Kâdı Hân’dan fıkıh ilmi öğrendi. Nişâbûr’da, Müeyyed Tûsî’den hadîs ilmi öğrenip, Sahîh-i Müslim’i dinledi. Sonra Şam’a gitti. Nûriyye Medresesi’nde ders verdi. 636 (m. 1238) yılında Şam’da vefât etti. Bir dersinde şunları anlattı:
Abdüllatif Mahrûki Efendi büyük velilerdendir. 1497 (H. 903)'te İstanbul'da doğdu. İstanbul'da ilim ve edep öğrenip, Halveti büyüğü olarak Vefâzâde Dergâhının piri oldu. Hocalarının silsilesi Seyyid Burhâneddin, Nâsih Efendi, Tâcüddin Karamâni olup, Şihâbüddin Ömer Sühreverdi'ye ulaşır. Uzun zaman İstanbul'da irşâd ile insanlara mânevi terbiye vermekle meşgûl oldu. Sonra Şam'a gidip orada Emevi Câmiinde vaaz ve nasihatlerde bulundu. Sonra İstanbul'a döndü ve Vefâ'daki dergâhta karar kıldı.
Beni İsrail zamanında salih bir kimsenin üç tane oğlu varmış. Bir gün o zat ağır hastalanır ve artık hayatından ümid kesilince büyük oğlu, küçük kardeşlerini çağırır ve:
- Ey kardeşlerim, pederimizin epeyce malı var. Fakat bugün kendisinin hizmeti ise ağırdır. İsterseniz sizler malına varis olun ve hizmetini bana bırakın, der.