Nazardan Ve Şeytanların Şerrinden Korunmak Için
Ahmed Kastalânî hazretleri fıkıh, hadîs ve kırâat âlimidir. 851 (m. 1448) senesinde Kâhire’de doğdu. 923 (m. 1517)’de aynı yerde vefât etti...
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.061.837
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ahmed Kastalânî hazretleri fıkıh, hadîs ve kırâat âlimidir. 851 (m. 1448) senesinde Kâhire’de doğdu. 923 (m. 1517)’de aynı yerde vefât etti...
Sultan II. Bayezid Han rahmetullâhi aleyh, her seferden dönüşünde elbisesine bulaşan tozları toplar ve bir kavanozda biriktirirdi.Yine bir harp dönüşüydü. Bayezid Han elbisesini çıkartmış, üzerindeki tozları toplamaya başlamıştı. Hanımı Gülbahar Hâtun, merakla sordu:" Pâdişâhım, merakımı hoş görün, ama, o tozları niçin biriktirdiğinizi sorabilir miyim? Pâdişah:" Elbette Gülbahar Hâtun, diye karşılık verdi ve devamla, benim senden gizlim yoktur. Bu tozlardan bir tuğla döktürüp mezarıma koyulmasını vasiyet edeceğim. Çünkü Allah, ayakları Hak yolunda tozlananları cehennem ateşinden koruyacağını buyurmaktadır. İşte Hak yolunda küffarla savaşırken üstümüze bulaşan tozları bu yüzden topluyoruz. Vasiyetimizdir; öldüğümüzde bu tozları kabrime koysunlar.Sultan II. Bayezid Han, biriktirdiği bu tozlardan bir tuğla yaptırdı. Bu tuğla, vasiyeti gereğince, öldüğü zaman kabrine kondu.
Topkapı Sarayı'nın Hırka-i Saâdet dâiresinde bulunan Peygamber efendimize ve yakınlarına ait olan Mukaddes Emânetler, Osmanlı Devleti zamanında her Ramazan ayının 15'inde ziyâret olunurdu. Bu ziyâretten birkaç gün önce Mukaddes Emânetler'in bulunduğu taht odasının temizliği büyük bir hürmetle yapılır, padişah başta olmak üzere Has oda ağaları Mukaddes Emânetleri Taht Odasından Revân Odasına taşırlardı. Bu taşıma esnasında pâdişah da Has oda ağaları gibi hizmette bulunur, herhangi bir sebeple bu törende bulunamazsa maiyetinden birini gönderirdi.
Eshâb-ı kiramdan Zeyd bin Vehb radıyallahü anh Resûlullah efendimize salevât getirmenin önemi hakkında buyurdu ki:
İbn-i Mes'ûd (radıyallahü anh) bana buyurdu ki: "Ey Zeyd bin Vehb! Cum'a gecesi olunca, Resûlullah efendimize (sallallahü aleyhi ve sellem) bin kere salât okumayı terk etme."
Takıyyüddin bin Hacer hazretleri fıkıh âlimlerindendir. 513 (m. 1119)'de, o devirde büyük bir ilim merkezi olan Urfa'nın Harran kazasında doğdu. Bağdad'a giderek, orada Seyyid Abdülkâdir-i Geylâni hazretlerinin derslerine devam etti. Harran'a döndükten sonra müderrislik yaptı. 570 (m. 1175) senesinde Harran'da vefât etti. Bir dersinde, namaz hakkında şunları söyledi:
Ahmedü Bamba, Batı Afrikalı bir âlimdir. O, henüz 9 yaşındayken, bölge Fransızlar tarafından işgâl edildi. Babası da âilesini alarak Rip'te Porokhane köyüne yerleşti. Bu sırada Fransızlara karşı cihâd hareketini başlatmış bulunan Maba Diakhu burada idi. Beraberce Fransızlara karşı mücadele ettiler. Ahmedü Bamba bir yandan da ilimde yükseldi. Saint Louis'e giderek Kâdiriyyenin halifesi El-Hâc Kamara'ya bağlandı. Sonra bu hocasının işaretiyle meşhûr Kâdiri şeyhi Sidya'nın sohbetlerine kavuşmak üzere Moritanya'ya gitti... Şeyh Sidya'dan tasavvuf, akâid, Mâliki fıkhı ve Sahih-i Buhâri okudu...
Hacı Bayram-ı Veli'nin doğduğu Zülfadl (Sol-Fasol) köyünden bir genç askere çağrılmıştı. Yetim olan bu temiz genç, babasından kalma birkaç altınını, annesinden kalan hâtıra bilezik ve küpleri emânet edecek bir kimse bulamadı. Hepsini küçük bir çekmeceye koyup, Hacı Bayram-ı Veli'nin türbesine getirdi. Türbeyi ziyâret edip;
"Yâ hazret-i Hacı Bayram-ı Veli! Beni vatani vazifemi yapmak için çağırdılar. Annemden ve babamdan kalma şu hâtıraları emânet edecek bir kimse bulamadım. Bu küçük çekmeceyi zâtı âlinize emânet bırakıyorum. Eğer askerden dönersem, gelir alırım. Şâyet dönemezsem, istediğiniz bir kimseye verebilirsiniz!" diye münâcaat etti.