Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.287.044

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

İhlâs, Her Işini Allah Rızâsı Için Yapmaktır

Molla Sincârî hazretleri büyük velîlerdendir. Kuzey Irak’ta Sincâr'da doğdu, on ikinci asrın sonlarında, seksen yaşlarında iken orada vefât etti. Yedi yaşında Kur'ân-ı kerîmi ezberledi. On üç yaşında Bağdat'a gitti. Orada büyük âlimlerden fıkıh, tefsîr, kelâm, hadîs ve tasavvuf ilimlerini öğrendi. Çok kerametleri görüldü:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Eğer Sakalimin Bir Kili Bilseydi!

Fatih Sultan Mehmed, İstanbul'u almadan evvel Cenevizlilerle iyi ilişkileri geliştirmişti. İstanbul'a giren Osmanlılar, Ceneviz kolonisi olan Galata'yı da işgal etti. Bu durum karşısında Cenevizliler Osmanlı lara cephe aldı ve ilişkilerini kesti.Akdeniz ve Karadeniz ticaret yolları Venedik ve Cenevizlilerin kontrolleri altında bulunuyordu. Bundan endişe eden Fatih, Cenevizli lerin elinde bulunan Amasra üzerine sefere çıktı. Ayrıca 150 gemiden kurulu bir donanma hazırlayıp, Mahmud Paşa'ya:-Kurduğum bu donanma ile Karadeniz sahilini takibedeceksin! Emrini verdi.Mahmud Paşa Karadeniz'e açılırken, Fatih'te ordusuyla İzmit- Sapanca-Akyazı üzerinde sefere çıktı. Seferin nereye ve kim üzerine olduğunu herkes merak ediyordu. Ordu kadılarından biri:-Haşmetlû Sultanım, sefer nereye ola ki? Diye sordu.Fatih Sultan Mehmed bu soruya şu tarihi cevabı verdi:-Bana bak efendi! Zihnimden geçenleri şu gördüğün sakalımın bir teli sezecek olsa, bütün sakalımı keserdim!

Vehbi Tülek

İlyas Reis

Vehbi Tülek

15 - Akdeniz'de Türk Korsanlari

Vehbi Tülek

Kanuni'nin Büyüklüğü Ve A.b.d. Ki, Portresi

Vehbi Tülek

Halk içinde mûteber bir nesme yok devlet gibi, Olmaya devlet cihanda, bir nefes sıhhat gibi.Saltanat dediklari bir cihan kavgasıdır.Olmaya baht ü saadet dünyada vahdet gibi.Batılıların atının üzengisini öpmek için yarıştıkları, 30 Eylül 1520 tarihinde, 27 yaşında Osmanlı tahtına çıkan Muhteşem Süleyman'ın vefat tarihi olan 9 Eylül 1566'ya kadar süren 45 yıl 3 ay 7 günlük saltanat süresinin tam 10 yıl 3 ay 5 gününü (2745gün) at sırtında i'la-yı kelimetullah adına ömrünü seferlerde geçirmiştir.Sultan Süleyman'ın seferlerle geçen hükümdarlığı boyunca, 15 milyon kilometre kare üzerine yayılmış 21 eyalet ve 250 sancaktan oluşan Osmanlı Devleti'ni bir dünya güçü haline getirmiştir.

Fatihin Hocasi Molla GürÂnî

Vehbi Tülek

Kuzey Afrika’yi İspanyollardan Kurtaran Osmanlilar

Vehbi Tülek

Ne Dediler

Vehbi Tülek

Böyle Soruya Böyle Cevap

Vehbi Tülek

Oracıkta Şehit Düştü

Vehbi Tülek

Yalnizlik Köşkü

Vehbi Tülek

Sultan Ii. Mahmud’un Rumeli Seyahati

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Onlar Işitirler, Fakat Cevap Veremezler

Mer'i bin Yûsuf Makdisi hazretleri hadis, târih ve Hanbeli mezhebi fıkıh âlimidir. Filistin'de Nablus'ta doğdu. H. 1033 (m. 1623)'de Kâhire'de vefât etti. Naklettiği hadis-i şeriflerden bazıları:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Resûlullahın Kabr-i Şerîfini Ziyaret Hakkında

Vehbi Tülek

Hayati Ahmed Efendi Osmanlı fıkıh âlimidir. 1166 (m. 1753)'de Elbistan'da doğdu. Elbistan Müftüsü Seyyid Ahmed Efendi'nin oğludur. Tahsilini tamamladıktan sonra Elbistan'da on yıl kadar müftülük yaptı. İstanbul'a gi­derek Ayasofya Medresesi'nde müderris oldu. 1229 (m. 1814)'de İstanbul'da vefat etti. Bir dersinde şunları anlattı:

Ömer Ziyâeddîn Dağıstânî

Vehbi Tülek

Ey Oğlum! Ölümü Seviyor Musun?

Vehbi Tülek

Daygam bin Mâlik hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Doğum, vefât yeri ve târihleri kesin olarak bilinmemektedir. Kerametleri çok görüldü. Nasihatleri pek kıymetli idi. Mevlânâ Ebû Eyyûb anlatır:

Ebü’l-abbâs Ibn-i Acîl

Vehbi Tülek

Zâhiri Halk, Bâtını Ise Hak Ile Olanlar

Vehbi Tülek

Fâtıma Bint-i Sa'd El-hayr

Vehbi Tülek

Gazaplarını Yenen Kimselere Övgü

Vehbi Tülek

şim­di Cen­net E­vin­de­yim...

Vehbi Tülek

Hacı Bayram-ı Velî

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Gül Yaprağı

Gül Yaprağı

Vaktiyle, yol üzerinde bulunan bir dergahın dervişleri, yoldan geçen herkesi misafir kabul ediyordu. Burada hiç konuşulmuyordu. Dervişler anlatmak istediklerini kalben ifade ediyorlardı. Bir gün dergahın kapısına bir yolcu geldi. Yolcu kapıda öylece durdu ve bekledi. Burada, misafir geldiğini dervişler firaset yoluyla anlıyorlardı, o yüzden kapıda tokmak yoktu. Bir süre sonra kapı açıldı, içerdeki derviş, kapıda duran yolcuya baktı. Bir selamlaşmadan sonra söz'süz konuşmaları başladı. Gelen yolcu, dergahta kalmak istiyordu. Derviş içeri girdi, sonra elinde ağzına kadar suyla dolu bir kapla döndü ve bu kabı yolcuya uzattı. Bu, yeni bir misafiri kabul edemeyecek kadar doluyuz demekti. Yolcu dergahın bahçesine girdi, aldığı bir gül yaprağını kabın içindeki suyun üstüne bıraktı. Gül yaprağı suyun üstünde yüzüyordu ve su taşmamıştı. Derviş kapıyı açarak yabancıyı içeriye aldı. Suyu taşırmayan bir gül yaprağına her zaman yer vardı.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Elini Değil, Ayağini Uzatmiş

Vehbi Tülek

İsmail Hakki Efendi

Vehbi Tülek

Cünnetü'l-esmâ

İcÂzetin Sirri

Keramete İnanmayan Âlim

Her Şeyi Göze Almıştı!

Padişah Ve At

Delik Kova

Arkadaşlarımı Korumak Için

Vehbi Tülek

Değişen Sizin Kalbiniz

Vehbi Tülek

Kabahat Kilincin Midir?

Vehbi Tülek

Meşayihın Kadrini Bilmezsen

Vehbi Tülek

Allah'ın Emaneti

Vehbi Tülek

Fahreddin-i Acemi Ve Hurufiler

Vehbi Tülek