Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.347.988

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

İslam Ahkâmına Uymak Pek Kolaydır

Abdülganî Nablüsî hazretleri Hanefî mezhebi fıkıh âlimidir. 1050 (m. 1640)’da Şam’da dünyaya geldi. Zamanının en büyük âlimlerinden ilim tahsil etti. Edebiyat, fıkıh, tefsir, hadis ilimlerinde ve tasavvufta çok derin âlim olarak yetişti. Kadirî ve Nakşibendî yollarına intisap etti. İstanbul, Mısır ve Hicaz’da ders verdi. 1143 (m. 1731)’de Şam’da vefat etti. Çeşitli ilimlerde iki yüzden fazla değerli kitap yazdı. İmâm-ı Birgivî’nin “Tarîkat-ı Muhammediyye” kitabının şerhi olan, “Hadîkat-ün-Nediyye” kitabı çok kıymetli olup, meşhurdur. Bu eserinde buyuruyor ki:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Türklerde Namus

Fransız seyyah A. de la Motraye 1727'de İstanbul'a yaptığı seyahati bir yazısında şöyle anlatır:"...Türklerin nâmuskârlığını yazmak için kendime vazife bilirim. Bir çok tanıdıklarımın başına geldiği gibi, dalgınlığımdan dolayı herkesten fazla benim başıma gelmiş bir hâl vardır: Bu dalgınlığıma rağmen Türk dükkânlarında hiç bir zaman tek bir meteliğim kaybolmamıştır; çünkü o gibi vaziyetlerde dükkâncılar peşimden koşturmuşlar ve hattâ eğer dalgınlığımın neticesini anladıktan sonra dükkâna dönmemişsem, unuttuğum şeyi iâde için Beyoğlu'ndaki ikâmetgâhıma kadar adam gönderip bir çok defâlar, beni aratmışlardır. Meselâ bir yelpazeci dükkânında Türklerin sıcaklarda kullandıkları yelpâzeler satılıyordu. Bir çoklarına baktım; düz deriden ve en harc-ı âlem olanlarından birini alıp parasını verdikten sonra çıkıp gittim.Bir gün tesâdüfen o dükkânın önünden geçerken yelpâzeci beni görür görmez çağırıp saatimi elime teslim etti.Ben bu Türk nâmuskârlığının daha yüzlerce misâlini sayabilirim: Bizzât kendi başımdan geçen vak'alar 30'dan fazla olduğu hâlde, bunların hiç birinde hiç bir zaman Türklerin nâmuskârlıktan ayrıldıklarını görmedim. Rumları bu bakımdan medh ü senâ edemiyeceğim için pek müteessirim..."

Vehbi Tülek

Ankara Savaşi

Vehbi Tülek

Bu Asker Sağ Oldukça Bu Kale Size Verilmez

Vehbi Tülek

Sultan Ahmed Ve Bostan Çelebi

Vehbi Tülek

"Kadr" olması muhtemel olan bir gece Sultan Ahmed Han da şöyle bir rüyâ gördü:Saray-ı hümâyûndaki husûsi köşkün etrâfında heybetli ve nûrâni zâtlar geziniyordu. Onların kimler olduğunu araştırınca, yakın adamlarından birisi gelerek; "Sultânım! Mevlânâ Celâleddin-i Rûmi hazretleri köşkünüzü teşrif ettiler. Peşindekiler, onun dervişleri ve talebeleri dir." dedi. Bu haberi alan Sultan büyük bir sevinçle sarayın içine girdi ve orada Mevlânâ Celâleddin-i Rûmi hazretlerini gördü. İkrâm ve iltifât olmak üzere ona saltanat tahtına oturmasını teklif etti. O zaman Mevlânâ hazretleri; "Arşın gölgesi altında oturanlar, bu birkaç ağaç parçasından yapılmış tahta iner mi? Bu tac ve taht sizindir." buyurdu. Bu sırada Sultan Ahmed Han, Mevlânâ hazretlerinin orada bulunuşunu fırsat bilip, ondan devlete isyân eden, azgınlık ve taşkınlık yapan celâlilerin hakkından gelebilmek için himmet ve hayır duâda bulunmalarını istedi.

Sözümüzün Netîcesini Görürsün

Vehbi Tülek

Sultan Mahmud’un Veziri

Vehbi Tülek

Bu Devletin Ayakta Kalmasi İçin

Vehbi Tülek

Sultan Iv. Mehmed Ve Cahidi Efendi

Vehbi Tülek

Ecdaadimizin Vakiflari

Vehbi Tülek

Bu Sopayi Baban Verdi

Vehbi Tülek

Mimar Sinan Ve İstanbul’un Suyu

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Ömrünü Faydalı Şeyler Için Harca

Emir Osman Efendi İstanbul velilerindendir. 1513 (H. 919) senesinde Sivas'ta doğdu. Küçük yaşta ilim öğrenmek için İstanbul'a geldi. Sahn-ı semân medreselerinde ilim tahsil etti. Kırklareli'nin Vize kazasında Şeyh Alâüddin Ali Efendinin, sonra İstanbul'da Nûreddinzâde'nin sohbetlerinde yetişti. İcazet alarak Kasımpaşa'daki dergâhında talebe yetiştirdi. 1594 (H. 1003) senesinde İstanbul'da vefât etti. Nasihat isteyen bir talebesine şunları anlattı:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

İmânı Zayıf Olanlar Şeytana Aldanırlar

Vehbi Tülek

Mûsâ bin Ahmed Tübbâi hazretleri evliyanın büyüklerindendir. Yemen'de, Kevni'a adı verilen bir köyde otururdu. 621 (m. 1224)'de vefât etti. Ölüm hâlleri hakkında şunları anlattı:

Bahâüddîn Muhammed Sübkî

Vehbi Tülek

O Akıl Nerede Ki, Kemaline Erişsin

Vehbi Tülek

Kâdı Hamidüddin Nâgûri hazretleri evliyanın meşhurlarındandır. Asıl adı Muhammed Atâ'dır. Buhara'da doğdu. Medrese tahsilinden sonra Hindistan'a Nâgûr şehrine göç etti ve bu şehirde kadı oldu. Kutbüddin Bahtiyar Kâki ve Feridüddin Genc-i Şeker'in sohbetlerine devam etti. Kutbüddin'den Çeştiyye icazeti aldı. 643 (m. 1246)'da Delhi'de vefat etti. Hocası Kutbüddin Bahtiyar Kâki hazretlerinin ayak ucuna defnedildi.

Her Şey O’nun Hürmetine Yaratıldı

Vehbi Tülek

İyi Anlamalıdır Ki, Ilim Üstâddan Öğrenilir

Vehbi Tülek

Horasanlı Dervişlerin Kastamonu Yolculuğu

Vehbi Tülek

Himmetzade Abdullah Efendi

Vehbi Tülek

Cennet Irmaklarının Kaynağı, Firdevs'tir

Vehbi Tülek

Fatiha Ve Âyet-el Kürsînin Önemi

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Delik Kova

Delik Kova

Mesnevi'de şöyle bir hikaye anlatılır:Bir zamanlar efendisinin evine her gün nehirden su taşıyan bir köle vardı. Köle boynunda taşıdığı bir sopanın iki ucuna birer kova asar, bu kovaları nehirden aldığı su ile doldurur ve eve getirirdi. Ancak kovalardan birisi birkaç yerinden delinmiş eski bir kovaydı. Dolayısıyla, nehirde ağzına kadar doldurulan suyun ancak yarısını tutabilirdi eve kadar. Diğeri ise yepyeni ve sağlam bir kovaydı. Suyu hiç sızdırmadan taşırdı. Tam iki yıl bu böylece devam etti.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

At Hirsizi

Vehbi Tülek

Bunlar Şarapti

Vehbi Tülek

Latif Bir Şikayet

Abayi Yakmak

Bereketi Var Mı?

Fahreddin Acemî Ve Hurufiler

A'meş Ve Hanımı

Allahü Tealadan Bir An Gafil Olmayasin

"encümen-i Bîzebân"

Vehbi Tülek

Adalet Ve Tevazu

Vehbi Tülek

Bülbülün Zikri

Vehbi Tülek

Hazreti Hâlid'in Üstün Başarısı

Vehbi Tülek

Fani Dünya

Vehbi Tülek

Ahde Vefa

Vehbi Tülek