Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

16.814.704

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Ey Allah'ın Velî Kulu Bana Şefâat Et!

Abdülhakîm-i Siyalkûtî hazretleri Hindistan'da yetişen büyük velîlerden olup İmam-ı Rabbânî Ahmed Fârûkî Serhendî hazretlerinin talebesi idi. 1657 (H.1067) senesinde Siyalkût şehrinde vefât etti.

Bir sohbet esnâsında Abdülhakîm-i Siyalkûtî hazretlerine talebelerinden biri kabir ziyâreti hakkında bir soru sorunca buyurdu ki:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

KinalizÂde Ali Çelebi

Kınalızâde Ali Çelebi, Hicri 916/1511 senesinde Isparta'da doğar. Babası Emrullah Efendi kadılık mesleğini icra eder. Ayrıca Fatih Sultan Mehmed'e de şehzadeliği döneminde hocalık yapmıştır.

Ali Çelebi ilk tahsilini doğduğu yer olan İsparta'da yaptıktan sonra İstanbul'a gelir. Burada akrabalarından Kadir Efendi'nin nezaretinde tahsilini ikmale çalışır. Bu doğrultuda Mahmud Paşa, Davud Paşa ve eski Ali Paşa medreselerini bitirdikten sonra Fatih'teki üniversiteye girer. Burada dönemin tanınmış müderrislerinden Kara Salih Efendi, daha sonra da Kamil Çivizâde'nin derslerine devam eder ve 945'te onun yardımcılığını üstlenir.

Sıra Ali Çelebi'nin müderris olmasına gelince, Ebus Suud Efendi'den ses soluk çıkmaz. Çünkü tayin etme ve görevlendirme onun uhdesindedir. Ne ki, Ebus Suud Efendi, bütün kemalet ve faziletine rağmen kendisine rakip addettiği (saydığı) Çivi Zâde'nin yardımcısına müderrislik görevi vermek istemez. Bu durum Ali Çelebi'yi fazlasıyla üzer.

Vehbi Tülek

Y Kilidi

Vehbi Tülek

Sultan I. Mahmud Ve İstanbul’un İmari

Vehbi Tülek

Herkes Yediğini Gönderir

Vehbi Tülek

Yavuz Sultan Selim zamanında, İran şahı kıymetli mücevherlerle süslü bir sandık hediye gönderiyor Sultan Selim'e.

Sandık açılıyor. İçinden çeşit çeşit değerli taşlar, kıymetli atlas, kadife kumaşlar çıkıyor. Fakat bir de pis bir koku yayılıyor.
Dehşet bir koku, herkes burnunu tıkıyor.
Neyse en alttaki bohçadan insan pisliği çıkıyor.
Yani Osmanlıya acayip bir hakaret!

Yalnizlik Köşkü

Vehbi Tülek

O Kendini Tanitti

Vehbi Tülek

Eline Ne Gelirse Ver

Vehbi Tülek

Osmanli Topraği Olan Misir’in İşgali

Vehbi Tülek

86 - Hoşa Giden Tabir

Vehbi Tülek

Tek Kollu Reis

Vehbi Tülek

Sultan Abdülaziz İnithar Mi Etti, Şehid Mi Edildi?

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

İsraf Eden âlime Verilen Ders

Hâtim-i Esam hazretleri evliyanın büyüklerindendir. Şakik-i Belhi'nin talebesi, Ahmed-i Hadraveyh'in hocasıdır. Afganistan'da Belh'te doğdu. 852 (H.237) senesinde orada vefât etti. Kendisine "Esam" (sağır) denilmesinin sebebi şudur: "Birisi onunla konuşurken kazayla yellendi. Hâtim-i Esam o şahıs utanmasın diye; "Yüksek sesle konuş, ancak yüksek sesle konuşulanları duyabiliyorum" dedi ve bu hâlini o kişinin ölümüne kadar kırk yıl sürdürdü. Bu yüzden ona "Esam" denilmiştir.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Haramdan Kaçınmak Farzdan Önce Gelir

Vehbi Tülek

Dülgerzâde Mehmed Efendi Kanuni Sultan Süleymân devri âlimlerindendir. Aslen Karaman'dandır. 977 (m. 1569)'da İstanbul'da vefât etti. Bir dersinde şunları anlattı:

Sünnet-i Hüda Ve Sünnet-i Zevaid

Vehbi Tülek

Masum Ve Kusursuz Olmak Peygamberlere Mahsûstur

Vehbi Tülek

İzmirli Osman Nûri Efendi son devir Osmanlı âlimlerindendir. İzmir'de doğdu. İzmir, Manisa ve İstanbul'da, ilim sahiplerinin derslerine devam etti. Tahsilini tamamlayarak, hocalarından icâzet aldı. Mevlânâ Hâlid-i Bağdadi hazretlerinin halifelerinden Abdülfettâh-ı Akri hazretlerinin sohbeti ile şereflendi. 1900 yılı başlarında vefat etti. Bu mübarek zat bir sohbetinde talebelerine şunları anlattı:

Her Nîmeti Gönderen, Yalnız Allahü Teâlâdır

Vehbi Tülek

Sonsuz Öncelerde Yoktan Var Olmak

Vehbi Tülek

Dindarlık Şeref, Ilim Hazine, Çok Konuşmamak Nurdur

Vehbi Tülek

Şehzade Ömer Faruk Efendi

Vehbi Tülek

Farzı Yapmayana Kâfir Denmez

Vehbi Tülek

Ebû Abdullah Goncâr

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Salavat-ı Şerifin Bereketi

Salavat-ı Şerifin Bereketi

Devr-i Saadet'te bir Yahûdi, bir Müslüman'a iftira ederek Peygamber Efendimiz'e (sallallahü aleyhi ve sellem) şikâyette bulundu:
-Bu adam benim devemi çaldı. Bu deve benimdir, işte şahidlerim, diyerek iki de münâfıklardan yalancı şahid gösterdi.
Gerekli inceleme yapıldı, durum Müslüman'ın aleyhine tecelli ederek devenin Yahûdi'nin olduğuna hükmolundu ve deve Müslüman'dan alınarak Yahûdi'ye teslim edildi. Bununla kalsa iyi. Hırsızlık yaptığı için o Müslüman'ın ayrıca eli de kesilecekti. O sahabi ellerini açarak:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Allah Nasil Misafir Edilir?

Vehbi Tülek

Bana İyi Bir Elbise Yapiver

Vehbi Tülek

Senin Nasibin Diyar-i Rum’dadir

A'meş Ve Hanımı

Değişen Sizin Kalbiniz

Fani Dünya

Eğer Senin Yanında Makbul Oldu Ise

Hizir Ve Gelin

Abdullah El-acemî

Vehbi Tülek

At Hirsizi

Vehbi Tülek

Senin İsmin Defterden Silinmiştir

Vehbi Tülek

B0r Çuval Toprak

Vehbi Tülek

Veliye Rastlamak İstiyorsan

Vehbi Tülek

Allah'tan Utanandan Her Şey Utanir

Vehbi Tülek