Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.667.189

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Evlilik, Gözü Haramdan Daha Muhafaza Eder

Ebû Sa’îd Eşec hazretleri hadîs ve tefsîr âlimidir. Zamanının imâmı olup, “Şeyh-ül-İslâm” diye bilinirdi. 257 (m. 865)’de Kûfe’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

25 - Senin Nasibin Diyar-i Rum'dadir

Niyâzi-i Mısri, devamlı ibâdet ve tâatla meşgûl olduğu sırada, bir gece rüyâsında Seyyid Abdülkâdir-i Geylâni hazretlerini gördü. Seyyid Abdülkâdir-i Geylâni hazretleri büyük bir taht üzerinde oturmaktaydı. Etrâfına talebeleri toplanmıştı. Niyâzi-i Mısri, kendisini onların arasın da görünce, hayâsından dışarı çıkmaya yol ve fırsat aradığı bir sırada, Seyyid Abdülkâdir-i Geylâni hazretleri, onu yanına çağırıp, bir kese altın hediye verdi ve; "Senin nasibin diyâr-ı Rûm'dadır. Mısır'da değildir." buyurdu. Ertesi gün Niyâzi-i Mısri bu rüyâsını hocasına anlatın ca, hocası hemen ona hilâfet verdi ve duâ etti. Bunun neticesinde Niyâzi-i Mısri 1646 sene sinde Mısır'dan ayrılarak İstanbul'a gitti. İstanbul'da Sultanahmed Câmii civârında Sokullu Mehmed Paşa dergâhında ikâmet edip, uzun süre riyâzette kaldı. Kaldığı odada çok gözyaşı döktü. Halil Paşa, Niyâzi-i Mısri hazretlerinin kaldığı odanın döşemelerini yenilemek için teşebbüste bulunduğu zaman, Niyâzi-i Mısri hazretlerini rüyâsında gördü. Rüyâda "Gözlerimin yaşı ile yıkanmış olan tahtaları muhâfaza ediniz." diye emretmesi üzerine, tahtalarını muhâfaza etmek sûretiyle odayı tâmir etti.

Vehbi Tülek

Hamdolsun İslam Askeri Muzaffer Olmuşdur

Vehbi Tülek

Çerkes Hasan Bey’in İtirafnamesi

Vehbi Tülek

İstanbul’un Sulari

Vehbi Tülek

İstanbul'da belediye ile ilgili işlerden biri de su sorunuydu. Kanuni Sultan Süleyman, Kırkçeşme sularını İstanbul'a getirttiği zaman milletin yüzü biraz güldü. Her tarafta çeşmeler yapıldı. Ebussuud Efendi de Yazıcı çiftliği yöresinden bulduğu suyu Turunçluk suyu ile birleştirdi, bir çeşme yaptırmaya karar verdi. Su yolları yapmak için büyük bir çalışma başladı. Su yollarının onarımı için Mısır'dan hamallar bile getirildi. Sular İstanbul'a düzenli bir biçimde dağıtılacaktı. Eğrikapı dışında büyük bir su hazinesi vardı. Bu hazine altmış lüleye bölünüyordu. Bu sular hazinelerden çeşmelere dağıtıldı. Sultan Süleyman dönemine gelinceye kadar çeşmelerin suyu hep boşa akardı. Gece gündüz akan çeşmelerden dolayı sokaklar çoğunlukla bataklık haline gelirdi. Sonunda burma lüleler bulundu. Hem sokaklar çamurdan kurtarıldı, hem de suların boşa akmasına engel olundu. Böylece artan suyu isteyenler hayrat çeşmeler yaptırarak oralara akıtırlardı. Fakat burma lülelerin, yani muslukların icadı birçoklarının işine gelmedi. Bazı mahallelerde imam ve cemaat: "Akan su bahçelerimize verilmiştir. Yabana akarsa aksın. Burma lüleye rızamız yoktur" dediler, burma lüleleri kaldırmaya çalıştılar. Bu konuda en ileri gidenler sipahilerdi. Bu sorun üzerine Sultan Süleyman İstanbul kadısına şu hükmü yazdı: "Çeşmelere burma lüle takıldığından lüleyi ufaltan eğer sipahi ve başka kullarım taifesi ise kapıma arz eyleyesin. Ve eğer ehl-i cihetten (yöre halkından) ise cihetten alup ahare (başka tarafa) veresin. Ve eğer şehirli halkından ise muhkem hakkından geldikten sonra cerimesini (cezasını) aldırasın. Ve yabana akmak ecli (nedeni) için açık koyanların dahi vech-i meşruh (açıklanan nedenlerle) üzre haklarından gelesin.

Çelebi Halifenin Kerameti

Vehbi Tülek

Zeynep Kadin

Vehbi Tülek

Hristiyan Tarihçinin Kaleminden “hac”

Vehbi Tülek

Hafiz Mehmed’in Oğlu

Vehbi Tülek

Fatima Sultan’in Rüyasi

Vehbi Tülek

Kanuni'nin Belgrad Kadisina Gönderdigi Ferman

Vehbi Tülek

Macar Subayinin Kizi

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Ahîzâde Yusuf Efendi

Tokatlı Ahizâde Yusuf Efendi, Sultan II. Bayezid devri fıkıh âlimlerinden olup İstanbul'a gelerek tahsilini tamamladıktan sonra çeşitli medreselerde müderrislik yaptı. Fatih'te Darüşşafaka Caddesi'nde bulunan Ahizâde Camii'ni yaptıran Yusuf Efendi, 905 (m. 1500)'de vefat etti ve buraya defnedildi. En önemli eseri, Merginâni'nin Şerhu'l-Vikâye'sine yazdığı haşiye olan Zahiretü'l-cukbâ'dır. Bu eserde şöyle yazmaktadır:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Ebû Mûsâ Cezûlî

Vehbi Tülek

Ebû Mûsâ Cezûli hazretleri Fas'ta yaşamış olan İslam âlimlerindendir. 540'da (m. 1145) Merakeş'te doğdu. İlk tahsilini orada yaptıktan sonra Kahire'ye gitti. Oradan Endülüs'e geçerek Meriyye'de (Almeria) talebe yetiştirdi. Tekrar Merakeş'e döndü ve orada 607 (m. 1210)'da vefat etti. Bir dersinde buyurdu ki:

Budin Beylerbeyi İbrâhîm Paşa

Vehbi Tülek

Nefsini Tanıyan Rabbini Tanır

Vehbi Tülek

Abdürrahmân Vâsıti hazretleri Tasavvuf ve hadis âlimlerindendir. 674 (m. 1275)'de Vâsıt'ta doğdu. 744 (m. 1343)'de Bağdad'da vefât etti. Vâsıti, "Tiryâk-ül-muhibbin" kitabında, tasavvuf büyüklerinin hallerini, hocalarını ve talebelerini anlatmaktadır. Bu kitaptan bazı bölümler:

Şems-i Tebrîzî

Vehbi Tülek

Şeytan, Kan Gibi Damarlarda Dolaşır

Vehbi Tülek

Helâl Kazanmak Her Müslümana Farzdır

Vehbi Tülek

Göz­ya­şı De­nin­ce... Atâ Es-sü­ley­mî

Vehbi Tülek

Allah Ve Resûlünün Sevgisi Için

Vehbi Tülek

Bir Garip Derviş Hacı Mesud

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Allah Diyen Genç

Allah Diyen Genç

Fakir bir genç, padişahın kızına aşık olmuş. Bu ümitsiz sevdasını gidip o beldenin meşhur dervişine anlatarak yardım dilemiş. Derviş: "Evlâdım, şehrin girişinde tam yol ağzında otur, kim ne derse desin sadece 'Allah' diye cevap ver." demiş. Fakir genç, denileni yapmış. Günlerce, aylarca şehrin girişinde başka hiçbir kelime konuşmadan "Allah" demiş. Derviş, yiyeceğini, içeceğini her gün getiriyormuş. Zamanla "Allah" diyen genç halk arasında meşhur olmaya başlamış. Nihayet bir gün padişah da genci merak etmiş. Dervişten, genç hakkında bilgi istemiş. Derviş, gencin devrin büyüklerinden olduğunu söylemiş. Padişah, kalkıp genci ziyarete gitmiş. "Kimsin? Derdin ne? Ne istersin?" demiş ise de, genç, padişaha karşı da "Allah" demekten vazgeçmemiş. Başka tek kelime konuşmamış. Derviş akşam gencin yanına gelmiş. "Padişah sana "Kızımı vereyim" diyene kadar, sen ondan sakın ola ki bir istekte bulunma!" diye tembihte bulunmuş. Nihayet bir gün padişah gelip: "Ne istiyorsun, istiyorsan seni kızımla evlendireyim." deyince, genç, dervişin şaşkın bakışları altında "Yok" demiş. Artık onu da istemiyorum. Ben başka birisinin hatırı için Allah dedim, Allah devrin padişahını ayağıma getirip, benim gibi miskin bir gence kendi kızını teklif ettirdi. Eğer Onun hatırı için Allah deseydim kim bilir ne olurdu? Ben bundan böyle Ondan başkasını anmıyor, ondan başkasını istemiyorum.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Sultan Mahmud Ve Hirsizlar

Vehbi Tülek

İcÂzetin Sirri

Vehbi Tülek

Altıyüz Dirhemlik İp

Yakub-i Germiyani’nin Yağmur Duasi

Yürüdüğü Yerde Deniz Durgunlaşiyordu

Bana İyi Bir Elbise Yapiver

Meşayihın Kadrini Bilmezsen

Pişman Oldular!

İsmail Hakki Efendi

Vehbi Tülek

Sünnet Akçesi

Vehbi Tülek

Yakub-i Germiyani’nin Yağmur Duasi

Vehbi Tülek

Değişen Sizin Kalbiniz

Vehbi Tülek

Namazini Ben Kildirayim

Vehbi Tülek

Allah'ın Takdirine Kulun Aklı Ermez

Vehbi Tülek