İnsanın Kemâli, Fâni Olduğunu Anlamasıdır
Tâhir Uryân-ı Hemedânî hazretleri tanınmış velîlerdendir. İran'ın Hemedan şehrinde doğdu. 1010 (H.401) senesinde aynı yerde vefât etti. Çok kerametleri görüldü. Sohbetlerinde buyurdu ki:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.653.419
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Tâhir Uryân-ı Hemedânî hazretleri tanınmış velîlerdendir. İran'ın Hemedan şehrinde doğdu. 1010 (H.401) senesinde aynı yerde vefât etti. Çok kerametleri görüldü. Sohbetlerinde buyurdu ki:
İsmail Hami Danişmend'in İzahlı Osmanlı Tarihi Kronolojisi kitabında yer alan bir pasajda: "Protestanlığın kurucusu Martin Luther, Osmanlıları, Allah tarafından Avrupa'nın cezasını vermek üzere gönderilmiş bir kuvvet saymış ve hatta Osmanlı'ya mukavemetin küfür olduğu nu bile ilan etmiştir. Bu vaziyeti büyük bir alâka ile takip eden Kanuni'nin, sıksık Luther'in sıhhat ve muvaffakiyet derecesi hakkında malumat aldırdığı biliniyor. Bunun yanı sıra, Kanuni' den arpalık alan ve gizli din taşıyan bir Meşihat-ı İslamiyye vazifelisi olduğu da söylenir."
İkinci Murâd Han ve Fâtih Sultan Mehmed devrinde yaşamış olup, asıl adı Ahmed Şemseddin'dir. Hacı Bayram-ı Veli hazretlerinin sohbetinde yetişti. Onun feyz ve bereketi ile kemâle erişti. Kalblere şifâ olan sözleri ile ileri derecelere kavuştu.Akbıyık Sultan bir taraftan hocasının sohbeti ile bereketlenirken diğer taraftan İkinci Murâd Han'ın haçlılar ve diğer din düşmanlarına karşı giriştiği cihâd hareketine de katıldı. Giriştiği seferlerde, Hacı Bayrâm-ı Veli hazretlerinin diğer talebeleri ile birlikte büyük kahramanlıklar gösterdi. Böylece Osmanlıların Rumeli'deki yayılmasında önemli hizmetler gördü.Bu gazâlarda gösterdiği başarılardan birinin sonunda İkinci Murâd Han tarafından Yenişehir köylerinden bir tanesi kendisine temlik edildi (1437). Bu parayı ticarette kullanan Akbıyık Sultan kısa zamanda malının hesâbını yapamayacak kadar zenginleşti. Mal, mülk meşgûliyeti az zaman içinde, hocasının sohbetinden daha az istifâde etmesine yolaçtı. Bu sebeple birgün hocası Hacı Bayram-ı Veli hazretleri, dünyâya ve onun geçici lezzetlerine bağlanmanın mahzurlarından bahsederek Akbıyık Sultan'a;
Şeyh Derdîrî hazretleri Mâlikî mezhebi fıkıh âlimi ve Halvetiyye yolunun büyüklerindendir. 1715 (H.1127) senesinde, Mısır'da doğdu. 1786 (H.1201) senesinde Kâhire'de vefât etti. Câmi-ul-Ezher'de ilim tahsîl etti. Zamânının en büyük âlimlerinden ders aldı. Hocalarının hepsinden icâzet alıp fetvâ vermeye başladı. Bir dersinde şunları anlattı:
Ahmed Akvâvi hazretleri, on sekizinci asırda yaşayan meşhûr velilerden olup, Osmanlı sultanlarından Üçüncü Ahmed Hanla görüştü. Bir gece rüyâsında Peygamber efendimiz ona; "Sultan Ahmed'e git, Mora Adasını fethedeceğini müjdele. Hemen asker gönderip, orayı fethetsin" buyurdu. Bunun üzerine İstanbul'a doğruca Pâdişâhın sarayına gidip huzûruna çıktı. Hiç kimse ona mâni olmadı. Pâdişâha gâyet tesirli bir sesle; "Sultan Ahmed! Harekete geç! Ben Resûlullah'ın elçisiyim!" deyince, Sultan da derhal sefer hazırlığına başladı. Mora Adasını bütün çevresiyle birlikte üç ayda zaptetti... Ahmed Akvâvi hazretleri, vefatından kısa bir zaman önce buyurdu ki:
Ebû Abdullah Semmin hazretleri tefsir ve hadis âlimidir. Aslen Mervli olup, 235 (m. 850)'de Bağdâd'da vefât etti. Hadis ilminde hafız olup, yüz bin hadis-i şerifi râvileriyle birlikte ezberlemiştir. Rivâyet ettiği hadis-i şeriflerden bazıları şunlardır:
Kâdı Yâkûb şöyle anlatır:
Birgün Şam'da bir mescidin kenarındaydım. Orada bir köprü vardı. Hava çok sıcaktı. Abdullah el-Yuneyni, abdest almak için dereye indi. O sırada bir nasrâni, şarap yüklü katırı ile köprüden geçiyordu. Katır bir ara ürktü ve yük yere yıkıldı. Çevrede başka kimse yoktu. Abdullah el-Yuneyni, yukarı çıkıp bana; "Yükü yüklemeye yardım et!" dedi.