Vesîle Cennette En Yüksek Derecedir
Ebû Sinan eş-Şeybânî hazretleri hadîs âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. 749 (H.132) senesinde vefât etti. Zamânının âlimlerinden ilim öğrendi ve hadîs-i şerîf nakletti. Bunlardan bazıları şöyledir:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.650.441
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ebû Sinan eş-Şeybânî hazretleri hadîs âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. 749 (H.132) senesinde vefât etti. Zamânının âlimlerinden ilim öğrendi ve hadîs-i şerîf nakletti. Bunlardan bazıları şöyledir:
III. Osman'ın son, III. Mustafa'nın ilk Sadrazamı Koca Ragıp Paşa ile dönemin ünlü hiciv şairi Haşmet yakın dost idiler. Bir Ramazan ayının son günü akşama doğru Vezneciler semtinden geçerken Haşmet, Sadrazamı Kuyucu Murad Paşa türbesine soktu. Orada görev li türbedarın son derece sinirli bir adam olduğunu, onu kızdırarak biraz eğlenmelerini teklif etti. Türbedar, gelen ziyaretçileri görünce heyecana kapılıp koşturdu, temennalar etti ve boynunu eğip ellerini kavuşturdu. Ragıp Paşa hafifçe kaşlarını çatarak konuştu:"Bak türbedar efendi! Burada yatan zat, devletin en yüksek kademesine çıkmış, gazi ve mücahid bir vezirdir. Ona hizmette kusur etmemeli, sandukasına, kavuğuna, sarığına ziyade ihtimam göstermelisin!"
Fâtih Sultan Mehmed Han tarafından 1456'da Eflak prensliğine tâyin edilen ve Kazıklı Voyvoda olarak bilinen Vlad, Pâdişâha bağlı kalacağına dâir söz vermesine rağmen, sözünde durmayarak Osmanlılar aleyhine Macarlarla anlaştı. Fâtih Sultan Mehmed Han'ın Trabzon seferini fırsat bilerek, Tuna'yı geçti ve Bulgaristan topraklarını yağmaladı. Daha sonraki bir zamanda da Tuna kenarında bulunan Osmanlı kuvvetleri üzerine baskın düzenleyerek, kumandanlarından Yûnus Bey'i şehid, Hamza Bey'i de esir aldı. Daha sonra da Hamza Bey'i şehid ederek başını Macar kralına gönderdi. Aldığı esirlerin hepsini kazıklattıktan sonra, Osmanlılara âid bir takım şehir ve kasabaları tahrib etti. 25.000 esir alarak memleketine döndü. Hamza Bey'in ve bir çok Türk' ün pek vahşice şehid edildiğini haber alan Fâtih Sultan Mehmed Han, Vlad'ın üzerine yürümeye karar verdi. 1462 baharında Widin'e kadar nehir yolu ile geldi. Fakat Kazıklı Voyvoda'ya tesadüf edemedi. Bunun üzerine Evrenosoğlu Ali Bey'in oğlu Ali Bey'i Eflak içlerine akına me'mur etti.
Cemâleddin-i Aksarâyi, Osmanlı Devletinin kuruluş devrinde Anadolu'da yetişen âlimlerden ve evliyâdandır. İsmi Muhammed'dir. Babası büyük âlim Fahreddin-i Râzi hazretlerinin torunlarından Vâiz Muhammed bin Muhammed'dir. Nesebi bir koldan hazret-i Ebû Bekr'e, bir koldan da hazret-i Ömer'e ulaşmaktadır. "Cemâleddin" lakabıyla ve "Aksarâyi" nisbesiyle meşhûr olmuştur. Aksaray'da doğmuştur. Doğum târihi bilinememektedir. 1389 (H.791) senesinde Aksaray'da vefât etti. Kabri, Aksaray'daki Ervâh Kabristanındadır...
Ebû Abdullah Câvpâre hazretleri Mısır evliyâsının büyüklerindendir. Hicri Dördüncü asrın ortalarında vefât etti.
Şeyh Ebû Bekr-i Zekkâk-ı Mısri hazretlerinin sohbetinde kemâle geldi...
Abdurrahmân Ba'li rahmetullahi aleyh, fıkıh âlimidir. 1110 (m. 1698) senesinde Lübnan'da Ba'lbek şehrinde doğdu. 1192 (m. 1778) senesinde Haleb'de vefât etti. Bu mübarek zat, vefatından kısa bir zaman önce buyurdu ki:
Mevlana Celaleddin-i Rumi hazretleri Mesnevi'de şöyle bir hikaye anlatır: ıki atlı arkadaş yola çıkmışlar. Fakat birisi âmâ imiş. Giderlerken âmâ olan şahıs, kamçısını düşürmüş. Fakat arkadaşına itimad edemediği için, yerden almasını söylememiş, inmiş atından el yordamıyla kamçıyı aramış. Derken, kendi kamçısını bulamamış ama eline ondan daha güzel yumuşak bir şey geçmiş. Bu kamçı daha güzelmiş diyerek alıp atına binmiş. Fakat o kamçı diye bulup aldığı, gecenin soğuğundan hareketsiz duran bir yılanmış. Derken biraz sonra hayli ilerlemiş olan arkadaşına yetişmiş. Arkadaşı sormuş