Bir Kimseden Cefa Görürsen Tövbe Et!
Dahmel bin Abdullah hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Yemen'in Sahban beldesinde doğdu. Zamânın âlimlerinden ilim öğrenerek yetişti. Talebe yetiştirmek için icâzet aldı. 1203 (H.600) senesinde vefât etti.
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.604.782
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Dahmel bin Abdullah hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Yemen'in Sahban beldesinde doğdu. Zamânın âlimlerinden ilim öğrenerek yetişti. Talebe yetiştirmek için icâzet aldı. 1203 (H.600) senesinde vefât etti.
İlk Türk uçağının uçuşu, Sultan Mehmet Reşat Hân'ın 27 Nisan 1912 tarihindeki cülus töreninde yapılmıştır. Bir Fransız okulu olan Bleriot Uçuş Okulu'ndan 1912 yılında mezun olan Yüzbaşı Feza ve Teğmen Kenan Bey, Tayyare Mektebi'nde göreve başlamışlardı. Bu iki pilotun, Fransa'dan yeni alınan Deperdessin marka iki adet çift kişilik bir uçakla deneme uçuşu yapmalarına karar verilmişti. Fakat şiddetli bir fırtına sonucu Yeşilköy'de bulunan uçakların üzerindeki sundurmalar yıkılarak, uçaklar kullanılmayacak hâle gelmişti. Bu sebeple alınan bu ilk uçaklar uçurulamamıştır.Bunun üzerine birkaç ay sonra, Fransız uçak fabrikasıyla yapılan sözleşmeyle 30 000 franka yeni bir uçak satın alınmıştı. Uçağın 27 Nisan'da yapılacak olan cülus törenindeki şenlik lere katılması isteniyordu. 26 Nisan'da pilot Gordon Bell idaresinde İstanbul'a gelen uçak, Yeşilköy'den havalanarak İstanbul üzerinde 45 dakikalık bir deneme uçuşu yaptı. Cülus törenine katılmak için gelen Mehmet Reşat Hân, törenin yapılacağı yer olan Hürriyet-i Ebediyye tepesine (Okmeydanı) ulaştığında, Gordon Bell tarafından kullanılan uçak da 13.20'de Yeşilköy'den havalanmış, 13.30'da tören alanına ulaşarak tören kıtaları üzerinde resmi geçide katılmıştırvvv
Osmanlı Hükümdarı II. Bayezid Han haber alır ki, Venedik Doçu Gugliemo Monteferlo, sarayının tören salonunun azametli duvarına boydan boya, Müslümanlara ve Osmanlılara hakaret eden bir resim yaptırmış. Üstelik o cüce, haddini bilmeden bir de yazılar ilave etmiş. Misafirlerini bu salonda ağırlarken, Osmanlı'ya karşı küstaça sözler sarfedermiş.Hünkar, Veziriazam Hersekzade Ahmed Paşa'yı çağırtır ve bir name-i hümayun yazdırır. Bir gök gürültüsünden farksız olan bu mektupta şöyle emreder:"Mâlûmum oldu ki, sarayının duvarına, hakkımızda bazı herzeler yazdırmışsın. Aramızda ki anlaşmaya riayet bir tarafa, hükümdarların en kuvvetlisi olan bana nezaketi de ihmal etmiş sin. Ol sebepten, bu namemi getiren Çavuşum, emanet sana verdikten gerû, heman o an ve kendisinin gözü önünde bu duvarı yıktıracaksın! Şayet ola ki ihmalin görüle, bilesin ki bizden sana acı bir azap dokuna!"
Müslim bin Yesâr hazretleri, Tabiinin büyük fakihlerindendir. Ömer bin Abdülaziz'in hilâfeti zamanında 100 (m. 718)'de Basra'da vefât etmiştir. Menkıbeleri meşhur olmuştur.
Sertarîkzâde Emin Efendi İstanbul velîlerinden olup Nûreddîn Cerrâhî hazretlerinin halîfelerindendir. 1687 yılında doğdu. Çeşitli hocalardan ders aldıktan sonra Nûreddîn Cerrâhî hazretleri vâsıtasıyla yüksek derecelere kavuştu. Hocasının izni ile Eyüp Nişancası'nda kurduğu Sertarîkzâde Dergâhının şeyhliği yanında Fâtih Medreselerinde müderrislik yaptı. 1761 yılında vefât etti. Buyurdu ki:
Ahmed Şâkir Hamevî hazretleri evliyânın büyüklerinden ve Hanefî mezhebi fıkıh âlimidir. 1709 (H.1121) senesinde Suriye’nin Hama şehrinde doğdu. Oradaki âlimlerden ilim okudu. İlmini ilerletmek maksadıyla bulunduğu yerden ayrılıp çeşitli beldelere gitti. 1779 (H.1193) senesinde Şam’da vefât etti.
İmam Yafii hazretleri, Ravzu'r-Reyahin kitabında şöyle nakleder:Malik bin Dinar Hazretleri anlatıyor:
Basra'da küçük bir grubun bir cenazeyi taşıdığını gördüm. Cenazeyi uğurlayan başka kimse de yoktu. Neden cenazeye katılım olmadığını sordum. Dediler ki:
- Bu adam büyük günahkâr, asi ve ömrünü boşa harcamış biriydi. Ben de cenazenin namazını kıldım ve kabrine indirdim. Sonra bir gölgeliğe çekildim. Uyuyakalmışım.