Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.687.464

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Hayvânlarda Ve Insanlarda "hayvânî Ruh" Da Vardır!

Câfer bin Abdürrahîm el-Mehâî hazretleri fıkıh âlimlerinden ve evliyânın büyüklerindendir. Irak’ta Cünd köyünde doğdu. 1067 (H.460) senesinde, orada vefât etti. Fıkıh ilmi üzerine birçok eser yazdı. Birçok âlim, kendisinden fıkıh öğrendi. Kâfî kitabının sâhibi İmâm Ebû İshak es-Sarzetî bu âlimlerdendir.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Tuğ O Kadar Ucuz Değil

Mohaç Meydan Muharebesinde Macar ordusunu arkadan çevirerek tamamen imha eden Gazi Bali Bey, bu savaştan yıllar geçtikten sonra, sancakbeyliği alameti olarak kendisinde bulunan iki tuğa ilave olarak, bir tuğ daha verilmesi için Padişaha ricada bulundu. Terfi ve terakkinin muayyen yaş, kıdem ve hizmet mukabili olduğunu bilen Kanuni, ona şu cevabı yazdı:"Yadigarım ve muhterem lalam Gazi Bali Bey!Berhudar olasın, yüzün ak olsun...

Vehbi Tülek

İnebahti Deniz MuhÂrebesi

Vehbi Tülek

Millî Şehid KemÂl Bey

Vehbi Tülek

Dilsiz Dili

Vehbi Tülek

Osmanlı sarayında bizebân da denilen sağır-dilsiz görevliler bulunur, bunlar devlet işlerinin görüşülmesi esnasında hizmet eder, evrak getirip götürürlerdi. Sağır-dilsiz oldukları için devlet sırlarının işitilmesi ve yayılması tehlikesi ortadan kalkardı.Bunların anlaşmak için kendilerine mahsus işâretleri ve el hareketleri vardı ki, buna 'Dilsiz dili' denirdi. Bütün saray halkı bu dili öğrenmişti. Pâdişahın huzûrunda konuşmak ayıp sayıldığı için saraylılar bu dille anlaşırlar, hattâ başka zamanlarda bile bu dille birbirlerine hikâyeler anlatırlardı. Dilsiz dili sarayda neredeyse moda olmuştu. Sağır-dilsiz görevliler Tanzimat'ın ilânından sonra kurulan meclislerde ve Heyet-i Vükelâ denilen bakanlar kurulunda da kullanıldı. Devlet adamları bunlarla anlaşabilmek için dillerini öğrenmek zorundaydılar. Bunlar son derece hassas ve zeki kimselerdi. Hâfızaları çok güçlüydü. Şâhit oldukları tarihi olayları en ince teferruâtına kadar anlatırlar, tarihi şahsiyetleri kendilerine mahsus hareketleriyle karikatürize edebilirlerdi. Sözgelişi, sağ ellerini parmakları açık tuğ gibi başlarına götürdüklerinde pâdişahı, ellerini yumup baş parmağı 'birinci' der gibi dimdik yukarı kaldırdıklarında da sadrâzamı kasdettikleri anlaşılırdı. Günümüzde de bâzı toplantılarda sağır-dilsiz görevliler hizmet etmektedir.

Osmanli Sinirlarini Atlas Okyanusuna Kadar Genişleten Padişah

Vehbi Tülek

Bir Yüz Karasi

Vehbi Tülek

Ümid Bekler

Vehbi Tülek

Ehli Sünnetin HÂmisi Iv. Murad Han

Vehbi Tülek

43 - Sakin Yemeyiniz, O Et Zehirlidir

Vehbi Tülek

28 - Fazil Mustafa Paşa'nin Şehadeti

Vehbi Tülek

Huri Kizi İstiyorum

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Seyyid Ziyâüddîn Nahşebî

Ziyâüddin Nahşebi hazretleri Hindistan âlim ve velilerindendir. Bedâyûnlu idi. Şeyh Hamideddin Nâgûri'nin torunu ve halifesi olan Şeyh Ferid'in talebesi olup seyyiddir. Ondan ilim öğrenip, feyz aldı. 1350 (H.751) yılında Bedâyûn'da vefât etmiştir. Sohbetlerinde buyurdu ki:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

İbadetine Riya Karıştıranlar

Vehbi Tülek

Hulvi Mahmûd Efendi Osmanlı evliyasındandır. 1574 (H. 982) senesinde İstanbul'da doğdu. 1654 (H. 1064) de vefât etti. Sünbüliyye şeyhi Zarifi Hasan Efendinin sohbetlerine devâm etti. Hocası ona icâzet verince Sultanahmet, Şehzâde ve Fâtih Câmiinde vâizlik vazifesi yaptı. Sonra da Şehremini'deki Şirvâni Tekkesinde talebe yetiştirdi. Şiirde "Hulvi" mahlasını kullanırdı bu hususta şu menkıbe anlatılır:

Vakti Gelince, Namazı Hemen Kıl

Vehbi Tülek

Hadîs âlimi Ahmed Nablûsî

Vehbi Tülek

Ahmed Nablûsi hazretleri, Şâfii mezhebi âlimlerindendir. 674 (m. 1275) senesinde ramazan ayında doğdu. Hadis ilminde büyük bir âlim olarak yetişti. Birçok âlimden hadis-i şerif dinleyip ezberledi. Hadis ilminde meşhûr oldu.

Abdülmelik Bin Habîb

Vehbi Tülek

İmam-ı Azam, Kurtuluş Yolunu Bildirmiştir

Vehbi Tülek

Hazreti Hızır Kimlerle Görüşür?

Vehbi Tülek

Bütün Ibâdetlerini Kusurlu Bil!

Vehbi Tülek

bana Kurşun Getir!..

Vehbi Tülek

Her Günahtan Sonra Tövbe Etmek Farzdır

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Senin Nasibin Diyar-i Rum’dadir

Senin Nasibin Diyar-i Rum’dadir

Niyâzi-i Mısri, devamlı ibâdet ve tâatla meşgûl olduğu sırada, bir gece rüyâsında Seyyid Abdülkâdir-i Geylâni hazretlerini gördü. Seyyid Abdülkâdir-i Geylâni hazretleri büyük bir taht üzerinde oturmaktaydı. Etrâfına talebeleri toplanmıştı. Niyâzi-i Mısri, kendisini onların arasın da görünce, hayâsından dışarı çıkmaya yol ve fırsat aradığı bir sırada, Seyyid Abdülkâdir-i Geylâni hazretleri, onu yanına çağırıp, bir kese altın hediye verdi ve; "Senin nasibin diyâr-ı Rûm'dadır. Mısır'da değildir." buyurdu. Ertesi gün Niyâzi-i Mısri bu rüyâsını hocasına anlatın ca, hocası hemen ona hilâfet verdi ve duâ etti. Bunun neticesinde Niyâzi-i Mısri 1646 sene sinde Mısır'dan ayrılarak İstanbul'a gitti. İstanbul'da Sultanahmed Câmii civârında Sokullu Mehmed Paşa dergâhında ikâmet edip, uzun süre riyâzette kaldı. Kaldığı odada çok gözyaşı döktü. Halil Paşa, Niyâzi-i Mısri hazretlerinin kaldığı odanın döşemelerini yenilemek için teşebbüste bulunduğu zaman, Niyâzi-i Mısri hazretlerini rüyâsında gördü. Rüyâda "Gözlerimin yaşı ile yıkanmış olan tahtaları muhâfaza ediniz." diye emretmesi üzerine, tahtalarını muhâfaza etmek sûretiyle odayı tâmir etti.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Onun Görmediği Yer

Vehbi Tülek

İmanı Ona Kafidir

Vehbi Tülek

Deniz Üzerinde Yürüyüp Sahile Doğru Gitti

B0r Çuval Toprak

"encümen-i Bîzebân"

Kadı Iyâd Hazretleri Ve Dürüst Genç

Ahde Vefa

Terbiye Yaratilişa Bağlidir

Delik Kova

Vehbi Tülek

Allah'ın Takdirine Kulun Aklı Ermez

Vehbi Tülek

Deniz Üzerinde Yürüyüp Sahile Doğru Gitti

Vehbi Tülek

Yüz Vermedin!

Vehbi Tülek

Sarik Ve Sakal

Vehbi Tülek

A'meş Ve Hanımı

Vehbi Tülek