Allahü Teâlânın Azabı Çok Şiddetlidir!
Abdurrahmân bin Ebî Zinâd hazretleri hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 100 (m. 718) senesinde doğdu. 174 (m. 790) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.569.291
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Abdurrahmân bin Ebî Zinâd hazretleri hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 100 (m. 718) senesinde doğdu. 174 (m. 790) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
Mimarimizin dev üstadı Sinan tarafından İstanbul'un yedi tepesinden birinde inşa edilen Süleymaniye Camiinin temel atma törenine devrin padişahı Kanuni Sultan Süleyman ile birlikte bütün devlet erkanı gelmişti. Bu muhteşem mabede ilk taşı da Şeyhülislam Ebus Suud Efendi koymuştu."Bir vakt-i şerif ve bir saat-i said-ü latifde ol cami-i münife temel uruldu" diyerek işe başlayan Mimar Koca Sinan, bu büyük eseri yedi yılda tamamladı.
Topkapı Sarayı'nın Hırka-i Saâdet dâiresinde bulunan Peygamber efendimize ve yakınlarına ait olan Mukaddes Emânetler, Osmanlı Devleti zamanında her Ramazan ayının 15'inde ziyâret olunurdu. Bu ziyâretten birkaç gün önce Mukaddes Emânetler'in bulunduğu taht odasının temizliği büyük bir hürmetle yapılır, padişah başta olmak üzere Has oda ağaları Mukaddes Emânetleri Taht Odasından Revân Odasına taşırlardı. Bu taşıma esnasında pâdişah da Has oda ağaları gibi hizmette bulunur, herhangi bir sebeple bu törende bulunamazsa maiyetinden birini gönderirdi.
Büyük veli Hasan-ı Basri hazretleri, o derece hikmetli konuşurdu ki İmam Ca'fer-i Sadık hazretleri, onun hakkında "Sözü Resûlullah efendimizin sözüne benziyor" buyurmuştur. O derece kuvvetli bir hitabet gücüne sahipti ki bir sözü dinleyenleri ağlatmaya kafi gelirdi. Onu dinleyenler, yanından çıkarlarken artık dünyayı tamamen unutmuş, ölümden başka her şeyi kafalarında silmiş olurlardı. Üzerinde durduğu tek konu, Allah korkusu ve son nefes endişesi idi...
Abbasiler devrinde Horasan Valisi olan Tahir bin Hüseyin, yine kendisi gibi vali olan oğlu Abdullah bin Tahir'e son vasiyetini şöyle yapmıştır:
"Ey oğul! Allahü teâlâdan kork. Daima Onun korkusu içinde bulun. Her an Onu murakabe eyle! Hep Onu düşün. Onun gadabından sakın.
Şunu iyi bil ki, Allahü teâlâ emrettiği şeylerden seni hesaba çekecek ve yaptığın işlerin; mükâfat veya ceza olarak, karşılığını verecektir. O halde aklınla, zihninle, basiretinle, her şeyinle, Hak teâlâya vereceğin hesaba hazırlanmaya yönel. Hiçbir meşguliyet bu mühim farzı terk etmene ve gevşeklik göstermene sebep olmasın. Çünkü bu, her şeyin başıdır.
Abdülvaris bin Said hazretleri büyük fıkıh ve hadis âlimidir. Hicri 120 yılında (m. 737) doğdu. 180 (m. 796) yılında Basra'da vefât etti. Naklettiği hadis-i şeriflerden bazıları:
Selâhaddin Uşâki'nin çocuğu olduktan bir süre sonra, hocası ve kayınpederi onu evden çıkararak; "Al hanımını evimden ayrıl! Bundan sonra kendi geçimini temin et." dedi. Selâhaddin Uşâki; "Peki hocam, başüstüne!" diyerek hanımı ve çocuğu ile berâber, hocasının evinden ayrıldı. Eğrikapı'dan, Fâtih Câmii civârında, Âşıkpaşa mevkiinde bulunan, Horhor çeşmesine doğru yürürken bir evin kenarında durakladı. Kış günüydü ve kar yağıyordu. Yolun karşı tarafında bulunan Tâhir Ağa onları görünce evine dâvet etmek için yanlarına birini gönderdi. Tâhir Ağa, Selâhaddin Uşâki'yi, evine götürdü. Ona; "Siz kimlerdensiniz? Kış gününde neden bu hâle düşüp sokak kenarında kimsesiz garibler gibi duruyorsunuz?" diye sordu.