Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.003.875

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Gaflet Uykusundan Daha Ağır Bir Uyku Yoktur

Ebû Hâmid el-Belhî hazretleri evliyânın büyüklerindendir. 854 (H.240) senesinde Türkistan’da Belh'te vefât etti. Önceleri Hâtem-i Es'am'ın talebesiydi. Ebû Turâb en-Nahşebî ve Ebû Hafs el-Haddâd ile sohbet etmiş, İbrâhim bin Edhem'i görmüştür.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Dilsiz Dili

Osmanlı sarayında bizebân da denilen sağır-dilsiz görevliler bulunur, bunlar devlet işlerinin görüşülmesi esnasında hizmet eder, evrak getirip götürürlerdi. Sağır-dilsiz oldukları için devlet sırlarının işitilmesi ve yayılması tehlikesi ortadan kalkardı.Bunların anlaşmak için kendilerine mahsus işâretleri ve el hareketleri vardı ki, buna 'Dilsiz dili' denirdi. Bütün saray halkı bu dili öğrenmişti. Pâdişahın huzûrunda konuşmak ayıp sayıldığı için saraylılar bu dille anlaşırlar, hattâ başka zamanlarda bile bu dille birbirlerine hikâyeler anlatırlardı. Dilsiz dili sarayda neredeyse moda olmuştu. Sağır-dilsiz görevliler Tanzimat'ın ilânından sonra kurulan meclislerde ve Heyet-i Vükelâ denilen bakanlar kurulunda da kullanıldı. Devlet adamları bunlarla anlaşabilmek için dillerini öğrenmek zorundaydılar. Bunlar son derece hassas ve zeki kimselerdi. Hâfızaları çok güçlüydü. Şâhit oldukları tarihi olayları en ince teferruâtına kadar anlatırlar, tarihi şahsiyetleri kendilerine mahsus hareketleriyle karikatürize edebilirlerdi. Sözgelişi, sağ ellerini parmakları açık tuğ gibi başlarına götürdüklerinde pâdişahı, ellerini yumup baş parmağı 'birinci' der gibi dimdik yukarı kaldırdıklarında da sadrâzamı kasdettikleri anlaşılırdı. Günümüzde de bâzı toplantılarda sağır-dilsiz görevliler hizmet etmektedir.

Vehbi Tülek

Bu Hükümdar Kemal Ve Tedbir Sahibidir

Vehbi Tülek

Kayiğa Karşi Araba

Vehbi Tülek

Kosova Şehidi

Vehbi Tülek

Ağabeyi Süleymân Şahın Rumeli fetihleri sırasında vefât etmesi üzerine Şehzade Murad Osmanlı tahtına veliahd tâyin edildi (1359). Kısa bir müddet sonra da babasının vefâtı üzerine Bursa'ya davet edilip Osmanlı tahtına geçti. (1360).Sultan Murâd Han, ilk iş olarak devletin başşehri Bursa'da lüzumlu tâyin ve icrâatlarda bulundu. Şehzâdeler meselesini halletti. Önce, Karadeniz Ereğlisi ve Ankara fethedildi. Lala Şâhin Paşayı ilk serdar ve sadrazam yaptı. Bursa kâdısı Çandarlı Halil Paşayı da kazasker tâyin etti. Devletin içişlerini hallettikten sonra, Anadolu'dan Rumeli'ye yöneldi. 1361'de Çorlu, Keşan, Dimetoka, Pınarhisar, Babaeski, Lüleburgaz ve 1362'de Edirne fethedildi. Bizans Devletinin İstanbul'dan sonra ikinci önemli şehri olan Edirne'nin fethi, Türkler'in Avrupa'ya kesin olarak yerleşmelerini temin etti. Trakya'da stratejik bir mevkide bulunan Edirne, Osmanlı Devletinin Rumeli'ndeki fetihlerinde bir askeri harekât noktası oldu. Her geçen gün şehrin imar faâliyetleri artarak; genişledi. Ardından sıra ile; Gümülcine, Zağra, Yenice ve Filibe fethedildi. Rumeli'nde fethedilen Avrupa topraklarına, Osmanlı iskân siyâsetince, Türk-İslâm ahâlisi yerleştirildi. Bu arada Osmanlının âdil idâresinden memnun kalan Hıristiyan ahâli de seve seve Türklerin hâkimiyeti altına girdiler.

Hafiz Mehmed’in Oğlu

Vehbi Tülek

Sahici Türk Ve Müslüman

Vehbi Tülek

Ördeğini De Beraber Al

Vehbi Tülek

Fatih Sultan Mehmed Han’in Papazlara Fermani

Vehbi Tülek

Sirpsindigi Zaferi

Vehbi Tülek

Belgrad'in Fethi

Vehbi Tülek

Osmanli Devleti Ve Endülüs

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Hadîs Ve Fıkıh âlimi Leys Bin Sa'd

Leys bin Sa'd hazretleri Tebe-i tâbiinin büyüklerinden, Mısır'da yetişen meşhûr hadis ve fıkıh âlimlerindendir. Ailesi İran'ın İsfehân şehrinden olup 94 (m. 772) yılında Mısır'ın Kalkaşende kazasında doğdu. Mısır ve Hicaz âlimlerinden ilim tahsil edip, hadis ve fıkıh tedrisâtıyla meşgûl oldu. Bu ilimlerde, zamanının en üstünlerinden idi. Çok cömert olup, malının tamamını çok kerre Allah rızâsı için fakirlere dağıtırdı. 175 (m. 791) yılında vefât etti. Kabri, Mısır'da "Karâfet-üs-sugrâ"dadır...
Leys bin Sa'd hazretleri, fıkıhta ve hadiste Mısır halkının imâmı (âlimi) idi. Mutlak müctehidlerden olup, mezhebi kitaplara yazılmadığı için unutuldu. Onun hakkında, dört hak mezhebten birinin imâmı olan İmâm-ı Şafii'nin çok hüsn-i zannı vardı. Hattâ Ebû Hatim, İbni Hibbân, İmâm-ı Şafii'nin şöyle dediğini rivâyet etmiştir:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Kader Üzerinde Akıl Yürütenler

Vehbi Tülek

Alemî Mehmed Efendi Halveti şeyhlerindendir. Amasya’da doğdu. Medrese tahsilinden sonra Sultan II. Beyazıt Camiinde kürsü şeyhi oldu. Sonra Halveti Şeyhi Abdülmecid Sivasî'ye intisab etti ve icazet alarak halifesi oldu. 1045 (m. 1635)’de memleketinde vefat etti. Kitabü'l-Makbul Fi Hali'l-Huyûl isimli eserini Sultan II. Osman'a takdim etti ve iltifatına mazhar oldu. Bu kitabında şöyle buyuruyor:

İmândan Sonra En Kıymetli Ibâdet

Vehbi Tülek

Selâhaddîn Zerkûb

Vehbi Tülek

Selâhaddin Zerkûb, Mevlânâ Celâleddin-i Rûmi hazretlerinin önde gelen talebelerindendir. Önceleri Mevlânâ'nın hocası olan Seyyid Burhâneddin Tirmizi'nin talebesi idi. Kuyumculuk yapardı... Mevlânâ Celâleddin-i Rûmi, bir gün Konya'nın kuyumcular çarşısından geçerken, bir kuyumcu dükkânından gelen çekiç seslerinden çok etkilendi. Her çekicin vuruluşunda çıkan seslerin, "Allah! Allah!" dediğini müşâhede etti. Bu sesler, eşi bulunmaz bir haz ve dükkânın sâhibine karşı kalbinde büyük bir muhabbet hâsıl etti.

Kur’ân-ı Kerîm Mahlûk Değildir

Vehbi Tülek

Yediklerinin Nereden Geldiğine Dikkat Et!

Vehbi Tülek

Ebu Ali Nişâbûrî

Vehbi Tülek

Hamza-i Kebir

Vehbi Tülek

Dünyada Ve âhirette Saadete Kavuşurlar

Vehbi Tülek

Davud-i Halvetî Hazretleri

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Cimrilik Ve Nankörlüğün CezÂsi

Cimrilik Ve Nankörlüğün CezÂsi

Bağdad'ı kıtlık kırıp geçiriyordu. En çok da hamallar açlık çekiyordu. İçinde ekmek piştiği, sokağa kadar yayılan kokudan belli olan bir evin, kapısından seslendi hamalın biri:" Allah rızâsı için birazcık ekmek... Günlerdir lokma girmedi ağzımdan.Tandırın başındaki kadın, taze bir ekmeği kızına uzattı, "Ver şu adama" dedi. Kızcağız ekmeği verdi hamala. Hamalın sevinci târif edilemezdi. Evine doğru hızlandı. Kim bilir kaç günlük açlığını giderecekti! Tam bu sırada karşıdan gelen birinin sert ikâzı durdurdu onu:" Çabuk söyle, bu ekmeği hangi evden aldın?

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Bereketi Var Mı?

Vehbi Tülek

Başka Du Bilmez Misin?

Vehbi Tülek

Ana Hakkı Ve Alkama'nın Sonu

Zahiri Hükümdarin Celaline Tutuldum

Arkadaşlarımı Korumak Için

Kadı Iyâd Hazretleri Ve Dürüst Genç

Fahreddin Acemî Ve Hurufiler

Örümcek Ağı

Allah'ın Emaneti

Vehbi Tülek

Bunlar Şarapti

Vehbi Tülek

Onun Görmediği Yer

Vehbi Tülek

Bana İyi Bir Elbise Yapiver

Vehbi Tülek

Padişah Ve At

Vehbi Tülek

Gül Yaprağı

Vehbi Tülek