Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.022.949

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Dînimizde Ilk Emredilen Farz Namâzdır

Şeyh-ül-Hızâmiyye el-Vâsıtî hazretleri Hanbelî mezhebi fıkıh âlimlerindendir. 1258 (H.657) senesinde Irak’ta Vâsıt şehrinde doğdu. 1311 (H.711)'de Şam’da vefât etti. İlim öğrenmek için pekçok şehri dolaştı. Bu yolculukları esnâsında fıkıh, hadîs ve siyer âlimlerinden ilim öğrendi. Mısır'a sonra da Şam'a gitti. Orada talebe yetiştirdi. Bir dersinde şunları anlattı:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Yavuz Sultan Selim Ve Bihrûze Hatun

İran şahı İsmail Safevi, Yavuz Sultan Selim Han ile savaşmak için, Erzincan yakınların daki Çaldıran ovasına gelirken, zaferden son derece emindi. Savaşı kazandıktan sonra İstanbul'a gelecek, Yavuz'un tahtına oturacak ve Osmanlı devletini kendisine bağlayacaktı. Bu yüzden harp meydanına gelirken yanında bütün hazinelerini ve çok sevdiği hanımı Bihrûze Hatunu da getirmişti.Fakat Yavuz'un iyi eğitilmiş ordusu, ustaca manevralarla İran ordusunu kısa sürede bozguna uğrattılar. Şah İsmail, kendisini feda eden seyisi sayesinde canını zor kurtardı ve yanındaki birkaç kişiyle Kafkasya taraflarına kaçabildi. Bütün hazinesi ile birlikte, hanımı da Yavuz'un eline geçti.

Vehbi Tülek

Her Kim Bu Taşi Kaldirirsa

Vehbi Tülek

Fetih Vaktidir

Vehbi Tülek

55 - Yildirim Bayezid'in Âlimlere Hürmeti

Vehbi Tülek

Yıldırım Bayezid Han'ın oğlu Musa Çelebi, çocukluğunda da çok zeki ve haşarı idi. Gönderildiği mektepte, arkadaşları ve bilhassa hocası, ondan çok çekiyorlardı. Bir gün hocası dayanamadı ve onu dövdü. Küçük Musa, akşam ağlayarak eve geldi ve babası Sultan Yıldırım Bayezid'e:-Sizin gibi bir sultanın oğlunun darb edilmesi layık mıdır? Dedi.Bunun üzerine Sultan Bayezid:-Demek bir Sultanın oğlunu dövdü, öyleyse yarın ben de mektebe geleyim de hocaya bunun hesabını sorayım, cevabını verdi. Oğlunu gönderdikten sonra mektebe gitti ve hocası ile görüşerek, icabeden talimatları verdi.

Hangimiz Kazançli Çiktik

Vehbi Tülek

Bodrumlu Fedai Musa

Vehbi Tülek

Fatima Sultan’in Rüyasi

Vehbi Tülek

MÂdemki Allahü TeÂlÂnin Emridir

Vehbi Tülek

İngiliz Düşmani Şeyhülislam

Vehbi Tülek

Fetih Sabahi

Vehbi Tülek

Varna Zaferi

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Mümin, Dünyâya Ibret Gözü Ile Bakar

Mehmed Nûrullah Efendi Osmanlı âlimlerindendir. 930 (m. 1523)'de doğdu. 989 (m. 1581)'da vefât etti. Kabri, İstanbul'da Ahizâde Mescidi kabristanındadır. Hikmetli sözleri vardır, buyurdu ki:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Ali Havvâs'ın Huysuz Hanımı

Vehbi Tülek

Ali Havvâs Berlisi hazretleri Mısır evliyâsındandır. Kahire çarşısında esnaflık yapardı, dükkanını erken saatlerde açar ve;
"Ey Allah'ım! Kullarına faydalı bir iş yapmaya niyet ettim" derdi. İnsanların ihtiyâcı olan; yağ, un, tahin, pirinç, bakla, sepet gibi şeyleri satardı. İkindi vaktine kadar çalışır, vakit dolunca; "Şimdiden sonra Allahü teâlâya ibâdet için hazırlanmalıyım" diyerek dükkanını kapatırdı.

Âhiret, Peygamberleri Ve Melekleri Titreten Gündür!

Vehbi Tülek

Sözünde Durmak Güzel Bir Haslettir

Vehbi Tülek

Muhammed Ebû Hamza Bezzâr hazretleri Kelâm, fıkıh, tefsir ve hadis âlimlerindendir. 289 (m. 901)'de Bağdad'da vefat etti. İmâm-ı Ahmed bin Hanbel, bu zâta çok saygı gösterirdi. Evliyâ hâllerine âit bir mesele olursa, "Ey Ebâ Hamza! Bu hususta ne buyurursun?" diye sorar, aldığı cevaplara hayran olurdu. Ebû Hamza buyurdu ki:

Hadis âlimlerinden İbni Ebî Şeybe

Vehbi Tülek

İbrahim Bin Ömer Bikâî

Vehbi Tülek

Müslüman Kardeşini Sevindirmek

Vehbi Tülek

Allahü Teâlâ Günahını Affetti

Vehbi Tülek

Yürürken Yemek Ve Içmek.

Vehbi Tülek

Benim Ismim 'bal'dır Efendim!

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Gül Yaprağı

Gül Yaprağı

Vaktiyle, yol üzerinde bulunan bir dergahın dervişleri, yoldan geçen herkesi misafir kabul ediyordu. Burada hiç konuşulmuyordu. Dervişler anlatmak istediklerini kalben ifade ediyorlardı. Bir gün dergahın kapısına bir yolcu geldi. Yolcu kapıda öylece durdu ve bekledi. Burada, misafir geldiğini dervişler firaset yoluyla anlıyorlardı, o yüzden kapıda tokmak yoktu. Bir süre sonra kapı açıldı, içerdeki derviş, kapıda duran yolcuya baktı. Bir selamlaşmadan sonra söz'süz konuşmaları başladı. Gelen yolcu, dergahta kalmak istiyordu. Derviş içeri girdi, sonra elinde ağzına kadar suyla dolu bir kapla döndü ve bu kabı yolcuya uzattı. Bu, yeni bir misafiri kabul edemeyecek kadar doluyuz demekti. Yolcu dergahın bahçesine girdi, aldığı bir gül yaprağını kabın içindeki suyun üstüne bıraktı. Gül yaprağı suyun üstünde yüzüyordu ve su taşmamıştı. Derviş kapıyı açarak yabancıyı içeriye aldı. Suyu taşırmayan bir gül yaprağına her zaman yer vardı.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Ahde Vefa

Vehbi Tülek

Abdullah Bin MübÂrek

Vehbi Tülek

Kaldıramayacağın Bir Yükün Altına Girme

SelÂmetle Gidip Gel

Fahreddin Acemî Ve Hurufiler

Hakikati Görmek

Deniz Üzerinde Yürüyüp Sahile Doğru Gitti

O Kullarına Çok Merhametlidir

Tüccarin Rüyasi

Vehbi Tülek

A'meş Ve Hanımı

Vehbi Tülek

Hakikati Görmek

Vehbi Tülek

Allah’a Firar Et

Vehbi Tülek

Latif Bir Şikayet

Vehbi Tülek

Terbiye Yaratilişa Bağlidir

Vehbi Tülek