Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.449.258

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Allahü Teâlâdan Iyilik Umarak Can Veriniz

Şeyban bin Abdurrahmân hazretleri Tebe-i tabiînin meşhûrlarından olup hadîs, nahiv ve kırâat âlimidir. Basra’da doğdu. 164 (m. 780)’da Bağdâd’ta vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

İstanbul’un İşgalinde Yapilan Hirsizliklar

Birinci Dünya Harbi, Mondros mütarekesi ile sona erince, hemen birkaç gün sonra, önceden Çanakkale Boğazını erkekçe geçemeyen MÜSTEVLİLER, ellerini kollarını sallayarak İstanbul'a geldiler. Tam ellibeş gemi Dolmabahçe önlerine demir attılar. Bunların içindeki dört Yunan gemisi, Boğazın Anadolu yakasını kontrolle görevli idi. Gemilerde çılgınca eğlenceler yapılıp, Yunan ve Bizansın büyük boy bayrakları dalgalandırılıyordu. 1854 senesinde Kırım Harbi için gelen İngiliz askerleri arasında 20 yaşlarında William Henry Lyne adında bir genç vardır. Kırım Harbi 1856'da bitince bu asker, sivil olur ve İstanbul'daki İngiliz İkmal birliklerinde iki sene görev yapar. İki sene de Sivil mühendis olarak Osmanlı devlet hizmetinde çalışır. Türkçeyi iyi bilmektedir.

Vehbi Tülek

Osmanli Topraği Olan Misir’in İşgali

Vehbi Tülek

Emir Sultan’in Himmeti

Vehbi Tülek

Binbaşi Mehmed Ali Bey

Vehbi Tülek

Avustralya'nın Melburne şehrinden İstanbul'a gelerek Osmanlı hizmetine girmiş olan Doktor Charles S. Ryan, Plevne muharebelerin de, Osmanlı ordusunda Operatör Binbaşı olarak vazife yapmış ve IV. Mecidi, Plevne ve Harp madalyaları kazanmıştı. Daha sonra Fransa'ya gitmiş, I. Dünya savaşı sırasında orada bulunmuş ve Generalliğe kadar yükselmişti. Fakat göğsüne taktığı Osmanlı şeref madalyalarını bir an bile çıkarmamıştı. Daha sonra memleketine döndü ve 23 Ekim 1926'da Melburne'deki evinde, göğsünde Osmanlı madalyaları takılı olduğu halde vefat etti. Charles S. Ryan, hatıralarında Osmanlı askeri nin üstün vasıflarını anlatır. Bunlardan biri şöyledir:

Bir Saltanat Ki

Vehbi Tülek

Koca Cafer Paşa

Vehbi Tülek

Çaldiran MuhÂrebesi

Vehbi Tülek

Bizim Maksadimiz

Vehbi Tülek

Destileri Kirmasinlar

Vehbi Tülek

Fahreddin-i Acemi Ve Hurufi Sapiklari

Vehbi Tülek

Valide Suyu

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Resûlullahın Açıkça Bildirdiği Şeyleri Tasdik Eden Mümindir

Şeyhzâde Mehmed Efendi Osmanlı tefsir ve fıkıh âlimlerindendir. Aslen İzmitli olup babasının adı Muslihuddin Mustafa’dır. Tahsilini İstanbul’da yaptı. Tefsir ve fıkıh ilimlerinde yetişerek Beyzâvî’nin “Envârü’t-tenzîl” kitabına yazdığı hâşiye ile meşhur oldu. İstanbul’un değişik medreselerinde müderrislik yaptı. 951 (m. 1544)’de vefat etti. “Envârü’t-tenzîl hâşiyesi”nde şöyle buyuruyor:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Sebebe Yapıştıktan Sonra Tevekkül Edilir

Vehbi Tülek

Muhammed Cân hazretleri evliyânın büyüklerindendir. İlim tahsilini tamamladıktan sonra, büyük İslâm âlimi Abdullah-ı Dehlevi'nin hizmetlerinde bulunarak, yüksek derecelere kavuştu. Gündüzleri hocasının hizmetinde bulunur, geceleri de şehir dışına çıkıp, Şeyh Kutbüddin Bahtiyâr-ı Kâki hazretlerinin türbesine giderek orada sabaha kadar ibâdet ile meşgûl olurdu.

Allah Indinde Hak Din Ancak İslam’dır

Vehbi Tülek

Ölüme Hazır Ol Ey Abdullah

Vehbi Tülek

Abdullah bin Menâzil hazretleri evliyânın büyüklerindendir. 940 (H. 329) senesinde İran'da Nişâpur'da vefât etti. Hocası evliyânın büyüklerinden olan Hamdun Kassâr hazretleridir. Onun derslerinde ve sohbetlerinde yetişip zâhir, bâtın, açık ve gizli ilimlerde âlim oldu.

İrâde-i Cüz’iyye Kulda Bir Hâldir

Vehbi Tülek

Ebû Bekr El-ferrâ Hazretleri

Vehbi Tülek

Harputlu Abdüllatif Efendi

Vehbi Tülek

Sû-i Zan, Yanlış Karar Vermeye Sebep Olur

Vehbi Tülek

Hadîs Ve Fıkıh âlimi Leys Bin Sa'd

Vehbi Tülek

İnsan Aklı Noksan Olduğu Için Doğru Yolu Bulamaz

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Gül Yaprağı

Gül Yaprağı

Vaktiyle, yol üzerinde bulunan bir dergahın dervişleri, yoldan geçen herkesi misafir kabul ediyordu. Burada hiç konuşulmuyordu. Dervişler anlatmak istediklerini kalben ifade ediyorlardı. Bir gün dergahın kapısına bir yolcu geldi. Yolcu kapıda öylece durdu ve bekledi. Burada, misafir geldiğini dervişler firaset yoluyla anlıyorlardı, o yüzden kapıda tokmak yoktu. Bir süre sonra kapı açıldı, içerdeki derviş, kapıda duran yolcuya baktı. Bir selamlaşmadan sonra söz'süz konuşmaları başladı. Gelen yolcu, dergahta kalmak istiyordu. Derviş içeri girdi, sonra elinde ağzına kadar suyla dolu bir kapla döndü ve bu kabı yolcuya uzattı. Bu, yeni bir misafiri kabul edemeyecek kadar doluyuz demekti. Yolcu dergahın bahçesine girdi, aldığı bir gül yaprağını kabın içindeki suyun üstüne bıraktı. Gül yaprağı suyun üstünde yüzüyordu ve su taşmamıştı. Derviş kapıyı açarak yabancıyı içeriye aldı. Suyu taşırmayan bir gül yaprağına her zaman yer vardı.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Başka Du Bilmez Misin?

Vehbi Tülek

Cünnetü'l-esmâ

Vehbi Tülek

Fitne Ve İftira Ateşi Söndürüldü

Abdullah-i İlÂhî Hazretleri Ve Muhyiddin Çelebi

Kaldıramayacağın Bir Yükün Altına Girme

Ebussuud Efendi Ve Nureddinzade

Fani Dünya

Yakub-i Germiyani’nin Yağmur Duasi

Senin Nasibin Diyar-i Rum’dadir

Vehbi Tülek

Yüz Vermedin!

Vehbi Tülek

Ayyaşin Sonu

Vehbi Tülek

Başka Du Bilmez Misin?

Vehbi Tülek

Senin İsmin Defterden Silinmiştir

Vehbi Tülek

Yeterki Kalbi Kirilmasin

Vehbi Tülek