İnsanın Kemâli, Fâni Olduğunu Anlamasıdır
Tâhir Uryân-ı Hemedânî hazretleri tanınmış velîlerdendir. İran'ın Hemedan şehrinde doğdu. 1010 (H.401) senesinde aynı yerde vefât etti. Çok kerametleri görüldü. Sohbetlerinde buyurdu ki:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.651.115
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Tâhir Uryân-ı Hemedânî hazretleri tanınmış velîlerdendir. İran'ın Hemedan şehrinde doğdu. 1010 (H.401) senesinde aynı yerde vefât etti. Çok kerametleri görüldü. Sohbetlerinde buyurdu ki:
Şanlı Plevne müdafaası tarihimizin en büyük destanlarından biridir. Osmanlı askeri, kendisinden defalarca kalabalık Rus ve Romen ordularına karşı, soğuğa ve açlığa rağmen uzun zaman kahramanca savaşarak bir destan yazdı.Uzun süren kuşatma, dışarıdan ikmal gelmesini engellediğin den, bir müddet sonra bütün yiyecek stokları tükendi. Soğuğa ve müthiş düşman ateşine aldırış etmeyen Türk askeri, açlıkla pençeleşi yordu. Askere günde 100 gram tayın verilebiliyordu. Bu da bitince, mısır koçanları suda haşlanıp ezildikten sonra yemek olarak verilmeye başlandı. Rus ve Romen askerleri, Osmanlı siperlerine 10-15 metre kadar yaklaşmışlardı. Askerlerimizin yiyceklerinin tükendiğinin farkındaydı lar. Bu yüzden askerimize laf atmaya başlamışlardı.
Fâtih Sultan Mehmed Han'ın oğlu Bâyezid Amasya vâlisi idi. Şehzâde Bâyezid, Çelebi Halife Muhammed Cemâleddin Efendiye çok iltifât eder, talebele rine ve dergâhına ihsânlarda bulunur, duâlarını taleb ederdi. Fâtih Sultan Mehmed Han vefâtından önce de duâ etmesi için haber gönderip, fakirlere sadaka dağıttırmıştı. Her şehzâde gibi, şehzâde İkinci Bâyezid de, babasından sonra pâdişâh olmak, kendisine veri len onca emeğe karşılıkta bulunmak istiyordu. Çünkü her şehzâde sultan olmak için yetiş tirilir, kısmetse sultan olurdu. Çelebi Halife, herkese karşı iyi niyet ve hüsn-i zân sâhibi, ilim ve tasavvuf ehli Şehzâdeyi kırmadı. Onun için duâ ve niyazda bulundu.
İsrailoğullarından Âbid Bersesisa, halk arasında sevilen ve sayılan bir kimse idi. Şeytan onu saptırmanın yollarını arıyordu. İblis, bir gün bütün avanesini topladı ve sordu:
-Bu âbidi kim yoldan çıkarabilir? O sizi artık aciz bıraktı!
Şeytanlardan bir ifrit dedi ki:
-Onu ben fitneye düşürebilirim!
Bunun üzerine İblis:
-Haydi hemen işe başla, dedi.
Tâcülârifin Muhammed Bekri hazretleri evliyânın meşhurlarındandır. 1493 (H.899) yılında Kahire'de doğdu. Ebû Bekr-i Sıddık'ın "radıyallahü anh" neslindendir. Küçük yaşta ilim tahsiline başlayarak fıkıh ve diğer ilimleri öğrendikten sonra Tasavvuf yolunu, Radıyyüddin Gazzi, Âmiri ve Abdülkâdir Deştûti'den öğrendi. 1545 (H.952) senesinde Kahire'de vefât etti. Birçok kıymetli eserler yazdı. Eserlerinden Ikd-ul-Cevâhir-ul-Behiyye: Resûlullah efendimize salevât-ı şerife okumaya dâirdir. Bu kitabında şöyle nakleder:
Abdullah Mürteiş hazretleri, evliyânın büyüklerindendir. "Mürteiş" diye tanınır. Aslen Nişâburlu olup Bağdâd'a yerleşti. Ebû Hafs-ı Haddâd'ın talebelerindendir. Ayrıca Cüneyd-i Bağdâdi, Ebû Osman Mağribi ve diğer büyük zâtlarla görüşüp sohbet etti. Şunûziyye Mescidinde ikâmet eder, orada sohbetine devam edenlere Allahü teâlânın emir ve yasaklarını anlatır, dünyanın zevk ve eğlencelerinin geçici, âhiretin ise ebedi olduğunu bildirirdi. 939 (H.328) senesinde bu mescidde vefât etti.
Beni İsrail zamanında salih bir kimsenin üç tane oğlu varmış. Bir gün o zat ağır hastalanır ve artık hayatından ümid kesilince büyük oğlu, küçük kardeşlerini çağırır ve:
- Ey kardeşlerim, pederimizin epeyce malı var. Fakat bugün kendisinin hizmeti ise ağırdır. İsterseniz sizler malına varis olun ve hizmetini bana bırakın, der.