Her Işin Intizamı Doğruluk Iledir
Emînüddîn bin Neccâr hazretleri Şafiî mezhebi âlimlerindendir. 845 (m. 1441)’de Mısır’da doğdu. 929 (m. 1522)’de vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.545.830
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Emînüddîn bin Neccâr hazretleri Şafiî mezhebi âlimlerindendir. 845 (m. 1441)’de Mısır’da doğdu. 929 (m. 1522)’de vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
1915 senesinde, dünyanın en güçlü donanmasını Çanakkale'de perişan eden Türk as keri, eski silahları ve yetersiz cephanesine rağmen, bazı cephelerde parlak zekası ile kara savaşında bir çok zaferler kazanmıştı.İngiliz denizde ağır bir yenilgi alınca, bu sefer karaya asker çıkararak İstanbul'a ulaş mayı denediler. 25 Nisan 1915 günü beş noktadan çıkarma yapmaya başladılar. Ana çıkar ma noktası, Arıburnu civarındaki (Y) olarak adlandırdıkları yerdi. Burada o gün nasıl bir olay meydana geldiğini, olayın görgü şahidi olan ve İngilizlerle birlikte savaşa katılan bir Rus subayının hatıralarından okuyalım:"Y kumsalında, savaş tarihine geçmiş en feci sahnelerden biri oynandı. Orada sol ta rafta, 42 metre yüksekliğinde bir duvar vardı. Bu Arıburnudur. Sağ tarafta ise büyük kütle halinde "Avrupa Kilidi" denilen taş yığını bulunmaktaydı. "Kilit" güllelerle hayli hırpalanmış ise de henüz yıkılmış değildi.
Fatih Sultan Mehmed'in sadrazamlarından Mahmut Paşa da, tarihimizde cömertliği ile ünlüydü. Mahmutpaşa Çarşısı, bu çarşının üstündeki zarif cami, ayrıca İstanbul'dan başka Ankara, Bursa, Edirne ve Sofya'daki birçok vakıf eser, onun adını günümüzde de yaşatmaktadır.Her vesile ile yoksullara yardım etmekten zevk alan Mahmut Paşa, Ramazan ayı geldiğinde kesenin ağzını büsbütün açardı. Ele konağında verdiği iftar ziyafetleri dillere destandı. Buradaki ziyafetin, başka zengin evlerinde rastlanmayan bir özelliği olduğu için... Onun sofrasında oruç açanlar, her akşam mutlaka ikram edilen nohutlu pilavın gelmesini dört gözle beklerlerdi. Dişlerine takılma ihtimali olan sert bir nesneyi yakalama ümidiyle... Çünki, Paşa, kazanlarda pilav pişirilirken, içine altınlar attırırdı. İşte bu olay, hâlâ herkesin bildiği ve kullandığı bir atasözümüzün doğmasına sebep oldu: "Kısmetinde olanın kaşığına çıkar."
Şah Medâr hazretleri Hindistan'da yetişen tanınmış velilerdendir. Doğum târihi bilinmemektedir. 1436 (H.840) senesinde vefât etti. Kabri, Hindistan'da Mekanpûr beldesindedir. Evliyânın meşhurlarından Muhammed Taygur Şâmi'nin derslerinde ve sohbetlerinde yetişip kemâle erdi. Sohbetlerinde şunları anlattı:
Hasan bin Ali Askeri hazretleri, "Oniki İmâm"ın on birincisidir. İmâm-ı Ali Naki'nin oğludur. 846 (H.232) senesinde Medine-i münevverede doğdu. 874 (H.261) senesinde Bağdat'ta vefât etti. Kabri Bağdat yakınlarındaki Samarra'da babasının türbesindedir...
Bu mübarek zat, vefatından kısa bir zaman önce buyurdu ki:
bn-i Saffâr hazretleri fıkıh ve hadis âlimidir. 338 (m. 949)'da Endülüs'te (İspanya) Kurtuba'da (Cordoba) doğdu. Orada 429 (m. 1038)'de vefât etti. "Kitâb-üt-teheccüd" isimli esrinde şöyle yazmaktadır:
Şam'ın fethinde, Müslümanların, tarihin şeref levhasına geçmesine sebep bir olay olmuştu. İslâmiyeti kendilerine ezeli düşman gören Batı için, ibretlik vesikalardan biri olan bu olay, şöyle meydana geldi:
Şam'ın fethinde, Hâlid bin Velid hazretleri, şehrin bir tarafından girdi. Kendisine karşı koyulduğu için, kılıç kullanarak şehirde ilerliyordu. Hedefi, o zaman için şehrin en büyük kilisesi olan şimdiki Câmi-i Emevi idi.