Sâlihlerle Sohbet, Ebedî Saâdetin Anahtarıdır
Câfer-i Huldî hazretleri meşhur âlim ve velîlerdendir. 867 (H.253) senesinde Bağdât'ta doğdu. 959 (H.348) senesinde aynı yerde vefât etti. Cüneyd-i Bağdâdî'nin talebelerinin en büyüklerindendir.
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.501.695
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Câfer-i Huldî hazretleri meşhur âlim ve velîlerdendir. 867 (H.253) senesinde Bağdât'ta doğdu. 959 (H.348) senesinde aynı yerde vefât etti. Cüneyd-i Bağdâdî'nin talebelerinin en büyüklerindendir.
Amcası Sultan Selim Hanın ıslahat fikirlerine karşı çıkan bâzı devlet adamları yeniçerileri tahrik ettiler. Neticede Kabakçı Mustafa'nın sevk ve idâresinde ayaklanan yamaklar Selim Hanı tahttan indirerek Şehzâde Mustafa'yı sultan ilân ettiler (29 Mayıs 1807).Devlet idâresini ele geçiren âsiler, Nizâm-ı cedid kuvvetlerini dağıttılar. İsyânın teşvik çisi Köse Mûsâ Paşa, Sultan Selim taraftarlarını birer birer ortadan kaldırdı. İstanbul'daki isyan, Rus cephesindeki ordunun disiplinini de bozdu. Orduda bulunan Selim Han taraftarları Ruscuk âyânı Alemdâr Mustafa Paşanın yanına sığındılar. Bu hâdiseler üzerine Mustafa Han, Sadrâzam Hilmi Paşayı azlederek yerine Çelebi Mustafa Paşayı sadârete getirdi. Osmanlı ordusundaki bu karışıklıktan faydalanan Ruslar, Eflak ve Boğdan'da bâzı kaleleri ele geçirdiler. Ancak bu sırada Fransa İmparatoru Napoleon karşısında zor durumda kalmaları barış istemelerine sebep oldu. Rusya'nın Eflak, Boğdan ve diğer zaptettiği yerleri tahliye ederek çekilmesi şartıyla 20 Ağustos 1807'de mütâreke imzâlandı.
Sultan I. Murad devrinde kurulan ve harplerde daima padişahın yanında bulunan Yeniçeri ler, yalnızca askerlikle uğraşırlar ve hiçbir zanaat ile meşgul olmazlardı.
Kanuni Sultan Süleyman bir seferde iken, atının üzengisi kırıldı. Yanındaki vezirler bu üzengiyi yaptırmak istediler, fakat yakınlarda bir şehir veya kasaba da yoktu. Ordunun mola verdiği bir sırada, vezirlerin birinden, padişahın atının üzengisinin kırıldığını öğrenen bir yeniçeri bu vezire, kendisinin bu üzengiyi tamir edebileceğini söyledi. Hemen atların yanına gittiler ve yeniçeri, kırık üzengiyi güzelce tamir etti. Biraz sonra mola bitti ve padişah, yola çıkmak için atına bindi. Üzenginin yapılmış olduğunu farkeden Kanuni, bunu kimin onardığını yanındakilere sordu. Vezir, yeniçeri neferinin ihsanlara kavuşacağını ümid ederek, hemen huzura çağırdı ve, bu usta yeniçeriyi padişaha takdim etti. Kanuni:"Yeniçeri neferinin zanaatkarlıkla uğraşması kanunlara aykırıdır." Diyerek, yaptığı bu iyilik için önce ona ihsanda bulundu, sonra da kanun lara aykırı iş yaptığı için onu ordudan ayırıp memleketine geri gönderdi.
Ebû Osman Yuneyni (Abdullah bin Abdülaziz) rahmetullahi aleyh, evliyânın büyüklerindendir. 1136 (H.530) senesinden sonra Lübnan'da Ba'lbek beldesine bağlı Yuneyn köyünde doğdu. 1220 (H.617) senesinde vefât etti. Türbesi Ba'lbek'dedir. İbn-i Şühbe şöyle anlatmıştır:
Sa'deddin ibn-i Deyri hazretleri Hanefi mezhebi fıkıh, tefsir, kelâm âlimlerinin büyüklerindendir. 768 (m. 1367)'de Kudüs'te doğdu. 867 (m. 1462)'de Mısır'da vefât etti. Buyurdu ki:
Ömer Rûşeni Osmanlı âlimlerinden ve Anadolu'da yetişen velilerdendir. Aydın vilâyetinin Güzelhisar köyünde doğdu. İlim tahsili için Bursa'ya geldi. Orada zâhiri ilimleri tahsil ettikten sonra, içinde tasavvuf yoluna girme arzusu çoğalıp, Karaman'a gitti. Seyyid Yahyâ Şirvâni hazretlerinin büyük kardeşi Alâeddin Ali Aydıni'nin talebeleri arasına girdi. Daha sonra Bakü'ye giderek, Seyyid Yahyâ Şirvâni hazretlerinin sohbet ve hizmetine girdi. Kısa zamanda yükselerek hocasının önde gelen talebelerinden ve halifelerinden oldu. Çok talebe yetiştirdi. İlim ve feyiz kaynağı oldu. Talebelerinin en yükseklerinden birisi, Halvetiyye yolunun kollarından olan "Gülşeniyye" kolunun kurucusu olan ve Gülşeni diye tanınan İbrâhim bin Muhammed hazretleridir. 1487 (H.892) senesinde Tebriz'de vefât etti.
Eski elbiseli, fakir ve köse bir alim, bir kadı'nın mahkemesinde alimler sırasında üst sırada oturur. Kadı gerek giyiminden gerese tanımadığından olacak sert sert bakar. Bunun üzerine, Kadının adamı fakir alimin yanına gelerek: -Buradan kalk. Haddini bil burası senin yerin değil. Herkes meclisin üst tarafına layık olamaz. Senin yerin aşağısı.Ya git oraya otur, ya da çık git, der. Alim, bakar ki olacak gibi değil, kalkar ve aşağılarda bir yere oturur. Derken alimler fıkıh konusunda tartışmaya başlarlar:-Hayır, evet, kabul edemem, ben haklıyım, şeklinde her biri birbirine üstünlük kurma sevdasıyla mücadelelerini sürdürür her biri bir dövüş horozuna döner. Bir karmaşadır gider. Fakir alim dayanamaz kalkarak: -Lütfen bir kere de beni dinlermisiniz? Bu konuda benim de söyleyeceğim bir kaç söz var.