Bir Kimseden Cefa Görürsen Tövbe Et!
Dahmel bin Abdullah hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Yemen'in Sahban beldesinde doğdu. Zamânın âlimlerinden ilim öğrenerek yetişti. Talebe yetiştirmek için icâzet aldı. 1203 (H.600) senesinde vefât etti.
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.605.536
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Dahmel bin Abdullah hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Yemen'in Sahban beldesinde doğdu. Zamânın âlimlerinden ilim öğrenerek yetişti. Talebe yetiştirmek için icâzet aldı. 1203 (H.600) senesinde vefât etti.
Kanuni Sultan Süleyman Han, Mimar Koca Sinan'ı çok sever değer verirdi. Onu devletin baş mimarı (Ser-mimârân-ı hâssa) tayin etmişti. Her çıktığı sefere onu da götürürdü. Gittiği yerlerde mimari eserleri inceleyerek, padişahın emriyle bir çok eserler inşa etti.Kanuni nihayet Mimar Sinan'a:-Bir çok hayrlı eserler inşa eyledin. Bir de benim ismimle yad edilecek bir cami inşa eyle-Emredersiniz Hünkârım, baş üstüne...Hemen çalışmalara başlayan Mimar Sinan, kısa bir zaman içinde, cami inşası için uygun yeri tesbit ettikten sonra, caminin planlarını hazırladı ve bir de maket yaparak padişaha arzetti:-İşte Sultanım. Yapılacak camiin şekli. İnşaalah 6 senede bitirilecektir, dedi. Kanuni:-Hemen başlayın! Emrini verdi.
Amcası Sultan Selim Hanın ıslahat fikirlerine karşı çıkan bâzı devlet adamları yeniçerileri tahrik ettiler. Neticede Kabakçı Mustafa'nın sevk ve idâresinde ayaklanan yamaklar Selim Hanı tahttan indirerek Şehzâde Mustafa'yı sultan ilân ettiler (29 Mayıs 1807).Devlet idâresini ele geçiren âsiler, Nizâm-ı cedid kuvvetlerini dağıttılar. İsyânın teşvik çisi Köse Mûsâ Paşa, Sultan Selim taraftarlarını birer birer ortadan kaldırdı. İstanbul'daki isyan, Rus cephesindeki ordunun disiplinini de bozdu. Orduda bulunan Selim Han taraftarları Ruscuk âyânı Alemdâr Mustafa Paşanın yanına sığındılar. Bu hâdiseler üzerine Mustafa Han, Sadrâzam Hilmi Paşayı azlederek yerine Çelebi Mustafa Paşayı sadârete getirdi. Osmanlı ordusundaki bu karışıklıktan faydalanan Ruslar, Eflak ve Boğdan'da bâzı kaleleri ele geçirdiler. Ancak bu sırada Fransa İmparatoru Napoleon karşısında zor durumda kalmaları barış istemelerine sebep oldu. Rusya'nın Eflak, Boğdan ve diğer zaptettiği yerleri tahliye ederek çekilmesi şartıyla 20 Ağustos 1807'de mütâreke imzâlandı.
İmâm-ı Şehriyâri Mahmud Efendi 75. Osmanlı Şeyhülislâmıdır. İstanbul'da doğdu. Medrese tahsilinden sonra çeşitli medreselerde müderrisliğe, ardından Sultan 2. Mustafa'nın imamlığına getirildi. Sonra Anadolu, bir ay sonra da Rumeli kadıaskerliğine getirildi. Nihayet şeyhülislâm oldu. 1130'da (m. 1718) vefat etti. Buyurdu ki:
Ebü’l-Hasen Yezdî hazretleri hadîs ve fıkıh âlimidir. 473 (m. 1080)’de doğdu. İlim öğrenmek için Bağdad, İsfehan, Kûfe ve Mekke’ye gitti. Zamanının en büyük âlimlerinden ders alarak Şafiî mezhebi fıkıh âlimi oldu. 551 (m. 1156)’de vefât etti. Naklettiği hadis-i şeriflerden bazıları:
Şeddâd bin Evs hazretleri, Ensârın büyüklerindendir. 58 (m. 697)'de, yetmişbeş yaşında Kudüs'te vefât etti. Yaşı küçük olduğu için, Resûlullah Efendimizin (sallallahü aleyhi ve sellem) gazâlarına katılamadığı söylenir. Asr-ı saâdetten sonra Şam'da, Filistin'de, Beyt-ül-Mukaddes'te ve Humus'ta bulundu.
Fakir bir genç, padişahın kızına aşık olmuş. Bu ümitsiz sevdasını gidip o beldenin meşhur dervişine anlatarak yardım dilemiş. Derviş: "Evlâdım, şehrin girişinde tam yol ağzında otur, kim ne derse desin sadece 'Allah' diye cevap ver." demiş. Fakir genç, denileni yapmış. Günlerce, aylarca şehrin girişinde başka hiçbir kelime konuşmadan "Allah" demiş. Derviş, yiyeceğini, içeceğini her gün getiriyormuş. Zamanla "Allah" diyen genç halk arasında meşhur olmaya başlamış. Nihayet bir gün padişah da genci merak etmiş. Dervişten, genç hakkında bilgi istemiş. Derviş, gencin devrin büyüklerinden olduğunu söylemiş. Padişah, kalkıp genci ziyarete gitmiş. "Kimsin? Derdin ne? Ne istersin?" demiş ise de, genç, padişaha karşı da "Allah" demekten vazgeçmemiş. Başka tek kelime konuşmamış. Derviş akşam gencin yanına gelmiş. "Padişah sana "Kızımı vereyim" diyene kadar, sen ondan sakın ola ki bir istekte bulunma!" diye tembihte bulunmuş. Nihayet bir gün padişah gelip: "Ne istiyorsun, istiyorsan seni kızımla evlendireyim." deyince, genç, dervişin şaşkın bakışları altında "Yok" demiş. Artık onu da istemiyorum. Ben başka birisinin hatırı için Allah dedim, Allah devrin padişahını ayağıma getirip, benim gibi miskin bir gence kendi kızını teklif ettirdi. Eğer Onun hatırı için Allah deseydim kim bilir ne olurdu? Ben bundan böyle Ondan başkasını anmıyor, ondan başkasını istemiyorum.