Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.514.198

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

İnkâr Edenlere Cehennem Ateşini Hazırladık

Veliyyüddîn Efendi Osmanlı fıkıh âlimi, âbid ve velîlerindendir. 1659 (H.1069) senesinde; bugün Yunanistan sınırları dâhilinde bulunan Larissa (Yenişehir)'da doğdu. Zamânın meşhûr ulemâsından din ve fen bilgilerini tahsîl etti. İcâzet alarak talebe yetiştirmeye başladı. Hac için gittiği Mekke-i mükerremede Muhammed Ma'sûm-i Fârûkî hazretlerinin talebelerinden olan Ahmed-i Yekdest hazretlerinin sohbetleriyle şereflendi. O büyük zâttan Nakşibendiyye yolunun âdâb ve erkânını öğrendi. İstanbul'a döndükten sonra daha çok, insanlara nasîhat edip talebe yetiştirmek, kitap yazmak ve ibâdet etmekle meşgûl oldu. Edirne ve Galata kâdılıklarında bulundu. 1738 (H.1151) senesinde İstanbul'da vefât etti. Bir sohbetinde buyurdu ki:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Haram Lokma Yiyen HarÂmî Olur

Fâtih Sultan Mehmed Hân'ın babası Sultan II. Murad'a bir ara şiddetle para lâzım olmuş, Padişah bu parayı Çandarlı Halil Paşa'dan borç alarak temin etmişti. Padişah'ın Çandarlı'dan borç aldığını görünce Fazlullah Paşa, Sultan Murad'a şöyle bir teklifte bulunmaktan kendini alamamıştı...-Devletlû Sultânım, padişahlara hazine gerektir. Müsaade eder ve ferman buyurursanız, hazine cem'ine çalışalım... Padişah bunun üzerine;-Nasıl ve nereden hazineye gelir toplayacaksın? diye sormuş. Fazlullah Paşa da cevaben şunları söylemişti:-Bu vilâyet halkının malı ve parası çoktur. Padişahlar için arada sırada bir yolunu bulup onlardan para ve mal toplamak münasip düşer. Padişah, Paşa'nın bu teklifine son derece hayret etmiş, ona şu karşılığı vermişti: -Hay Fazlullah! Bu söz ne sözdür, bu re'y ne re'ydir! Böyle bir şeyi nasıl söyler, nasıl teklif edersin? Bilmez misin, bizim idaremizde üç helâl lokma vardır: Biri madenler, biri haraç, biri de gazâlarda alınan ganimetlerdir. Bizim askerimiz gâzi askerlerdir. Bunlara helâl lokma gerektir. Bir padişah ki askere haram lokma yedirir, o asker artık harâmi olur. Harâminin ise sebâtı olmaz. Bir küçük mukâvemetle karşılaşsa, hemen firâr eder. Bundan sonra neticenin ne olacağı ise mâlumdur...

Vehbi Tülek

Viyana MuhÂsarasi Ve Murad Giray HÂn’in İhÂneti

Vehbi Tülek

Çeşme Faciasi

Vehbi Tülek

Otlukbeli Savaşi

Vehbi Tülek

Karamanoğlu İbrahim'in 1464'te ölmesi üzerine oğulları birbirlerine düşmüşlerdi. Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan'ın yardımıyla İshak Bey Karamanoğlu beyliğine sahip oldu. Bunun üzerine diğer oğlu Pir Ahmed Bey Fatih Sultan Mehmed'den yardım istedi ve gelen yardım sayesinde Beyliği ele geçirdi. Fakat Pir Ahmed Bey bir süre sonra gidip Venediklilerle anlaşınca, bu duruma sinirlenen Fatih Sultan Mehmed, Karaman Seferi'ne çıkmaya karar verdi. Konya ve Karaman alınarak Osmanlı'ya bağlandı. Karaman halkı İstanbul'a ve çeşitli yerlere göç ettirildiler. Pir Ahmed Bey kaçarak Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan'a sığındı. Bu olay Osmanlılarla Akkoyunluların arasının açılmasına neden oldu. Osmanlılar Avrupa ve Anadolu'daki topraklarını genişletirken, Akkoyunlular Devleti'de Doğu Anadolu, Kafkasya, İran ve Irak üzerinde hakimiyet kurmuşlardı. Sınırlarını genişleten iki Türk Devleti arasında büyük bir savaş kaçınılmaz olmuştu. Otlukbeli mevkiinde 11 Ağustos 1473'de yapılan savaşta, devrin en kuvvetli savaş tekniğine ve araçlarına sahip olan Osmanlı ordusu, Uzun Hasan'ın kuvvetli süvarilerden kurulmuş olan ordusunu birkaç saatte dağıttı. Bu savaştan sonra Akkoyunlular bir daha kendilerini toparlayamadılar. Fatih Sultan Mehmed, Akkoyunlu tehlikesini bu şekilde engellemiş oldu. Anadolu'da ve Rumeli'de birçok sefer düzenleyip pek çok zafer kazanmıştı. Buna rağmen güneyde güçlü bir devlet konumunda olan Memlüklerle problemler yaşandığı halde sıcak bir savaştan kaçınmıştı.

Bizler AsÂkir-i OsmÂni’yiz

Vehbi Tülek

47 - Özi Kahramanlari

Vehbi Tülek

Kolumu Kesiver Kumandanim

Vehbi Tülek

Şek Mi, Eşek Mi?

Vehbi Tülek

42 - Birakmam Seni Santa Barba

Vehbi Tülek

Çanakkale İçinde Aynali Çarşi

Vehbi Tülek

Genç Kadiasker

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Kabir Ziyaretinin Faydası Çoktur

Abdülmecid Hirevi hazretleri Hanefi mezhebi fıkıh âlimidir. Irak'ta, Hire'de doğdu. Tahsilini tamamlayıp Anadolu'ya gelerek çeşitli şehirlerde kadılık yaptı. 537 (m. 1143) yılında Kayseri'de vefât etti.
Hirevi hazretleri bir dersinde buyurdu ki:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Ebû Nuaym Esterâbâdî

Vehbi Tülek

Ebû Nuaym Esterâbâdi hazretleri Şafii fıkıh ve hadis âlimidir. 242 (856) yılında Horasan bölge­sinde Cürcân yakınlarındaki Esterâbâd'da doğdu. Irak, Hicaz, Mısır ve Cezire'de tanınmış âlim­lerden dersler aldı. Şafii fıkhını İmam Şafii'nin önde gelen talebesi Rebi' bin Sü­leyman el-Murâdi'den öğrendi. 323'te (m. 935) ve­fat etti. Bir dersinde şunları anlattı:

şehadetim Için Dua Eder Misiniz?

Vehbi Tülek

bu Gece Benim Işim Tamamdır!..

Vehbi Tülek

İbn-i Hafif hazretleri, evliyânın büyüklerindendir. 371 (m. 983) senesinde vefât etti. Allahü teâlâya çok ibâdet ederdi. Ba'zan bir rek'atte onbin İhlâs-ı şerif okurdu. Genellikle sabahtan akşama kadar bin rek'at namaz kılardı, çok sadaka dağıtırdı. Ba'zan halkın yanına çıkacak elbisesi kalmazdı. Her sene kırk defa riyâzete çekilirdi. Vefât ettiği sene de kırk defa riyâzete çekilmiş, bunların sonuncusunda vefât etmişti...

Ebû Said Berde'î

Vehbi Tülek

Ebü'l-münzir Esed Bin Amr

Vehbi Tülek

"ben Sana Nimetim, Sen Bana Mihnetsin"

Vehbi Tülek

“mısır’ın Güneşi” Muhammed Şâzilî

Vehbi Tülek

Ebû Abdullâh Ibn-i Arafe

Vehbi Tülek

Saîd Ibni Müseyyib

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Sakiz Ağacinda Yapilan Hac

Sakiz Ağacinda Yapilan Hac

Nureddin Cerrahi, çocukluğundan beri anasına karşı büyük bir sevgiyle doluymuş. Hem ne türlü, âdeta aşka benzer bir sevgiymiş bu! Büyüyüp geliştiği zaman Nureddin Cerrahi'yi anası irşad etmiş. Nureddin Cerrahi, doğumundan dört yüz yıl evvel müjdelendiği gibi, İbrahim Düssuki'nin sırrını taşıyan olgun, dolgun bir insan olarak âlem halkı içinde parladıktan bir süre sonra, anasının huzuruna vararak - Bana izin verde hacca gideyim. Şeriatın bana farz kıldığı görevimi yapayım" demiş. Annesi bu isteği yerinde görmüş, genç Nureddin de hazırlıklara başlamış. Lazım olan parayı tedarik ettikten sonra bir gün anacığına veda ederek, evden hacca götürecek olan kervanın sahibine giderken yolda iki gözü iki çeşme sel sel ağlayan bir adam görmüş.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Cünnetü'l-esmâ

Vehbi Tülek

Abdullah El-acemî

Vehbi Tülek

Değişen Sizin Kalbiniz

Yüz Vermedin!

Kadı Iyâd Hazretleri Ve Dürüst Genç

Bir Çuval Toprak Ve Arsa

Altıyüz Dirhemlik İp

Abdullah Bin MübÂrek

Sakiz Ağacinda Yapilan Hac

Vehbi Tülek

Fani Dünya

Vehbi Tülek

Latif Bir Şikayet

Vehbi Tülek

Yuhçu Baba

Vehbi Tülek

Kadı Iyâd Hazretleri Ve Dürüst Genç

Vehbi Tülek

Elini Değil, Ayağini Uzatmiş

Vehbi Tülek