Vesîle Cennette En Yüksek Derecedir
Ebû Sinan eş-Şeybânî hazretleri hadîs âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. 749 (H.132) senesinde vefât etti. Zamânının âlimlerinden ilim öğrendi ve hadîs-i şerîf nakletti. Bunlardan bazıları şöyledir:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.649.880
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ebû Sinan eş-Şeybânî hazretleri hadîs âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. 749 (H.132) senesinde vefât etti. Zamânının âlimlerinden ilim öğrendi ve hadîs-i şerîf nakletti. Bunlardan bazıları şöyledir:
Ýrlanda'nın baþkenti Dublin'e 70 mil uzaklıktaki þirin liman þehri Drogheda'da, 1997 Mayıs ayında, son derece manalı bir tören vardı. 150 sene önce Ýrlanda'yı kasıp kavuran kıtlık sırasında Osmanlı Devletinin yaptıðı nakdi ve ayni yardımın hatırasına hazırlanmıþ þükran plaketinin asılması münasebetiyle düzenlenmiþti. 1847 senesinde, 2 milyon insanın göç etmesine ve ölmesine sebep olan açlık ve kıtlık fela keti sırasında Osmanlı Sultanı Abdülmecid Han, Ýrlanda halkına 10.000 Sterlin yardımda bulunmak istediðini Ýngiltere Kraliçesi Victoria'ya bildirir. Ne var ki, Ýngiliz hakimiyeti altındaki bu adaya sadece 1.000 sterlin vermeyi layık gören kraliçe, Ýstanbul'daki Ýngiliz büyükelçisi vasıtasıyla Padiþahın bu hareketini protesto eder ve neticede yardım 1.000 sterline iner.
Aziz Mahmûd Hüdâyi hazretleri bir gün Ahmed Hanı ziyârete gitmişti. Pâdişâh; "Efendim! Seyyid Abdülkâdir-i Geylâni hazretlerinin, kıyâmet günü talebelerine ve pekçok günahkâr mümine şefâat edeceği hakkında rivâyetler var. Bu rivâyetlerin doğruluğu hakkında ne buyurursunuz? diye suâl eyledi. Aziz Mahmûd Hüdâyi hemen cevap vermedi. Bir müddet murâkabe hâlinde kaldıktan sonra; "Bu söz doğrudur." buyurdu. Sonra Padişâh; "Efendim! Acabâ zât-ı âlinizin bizlere bir vâdiniz ve müjdeniz yok mudur?" diye sorunca, Mahmûd Hüdâyi ellerini kaldırarak: "Yâ Rabbi! Kıyâmete kadar bizim yolumuza katılan, bizi sevenler ve ömründe bir kere türbemize gelip rûhumuza fâtiha okuyanlar bizimdir. Bize talebe olanlar denizde boğulmasınlar. Ömürlerinin sonlarında fakirlik görmesinler. Îmânlarını kurtararak gitsinler ve ölecek lerini bilip haber versinler." diye duâ eyledi. (Âlimler ve evliyâ bu duânın kabûl olduğunu, bu yola mensup kimselerin hiç denizde boğulmadıklarını ve pekçok kimsenin de vefât günlerine yakın, öleceklerini haber verdiklerini bildirdiler.)
Ziyâüddin Yûsuf Hüseyni hazretleri evliyânın büyüklerindendir. 890 (m. 1485)'de Azerbaycan'da Şirvan'da vefât etti. Şöyle nakledilir:
Osman Bin Sa'id Dârimi hazretleri büyük hadis âlimlerindendir. 200 (m. 815)'de Afganistan'da Herat'ta doğup, 280 (m. 894)'de orada vefât etti. Bozuk bir itikâda sahip olan "Cehmiyye"ye karşı reddiye olarak yazdığı "en-Nakd Âlâ Bişr el-Müreysi" kitabında bildirdiği bazı hadis-i şerifler:
İbn-i Hallâl hazretleri Şafiî mezhebi fıkıh ve tefsir âlimidir. 773 (m. 1371) senesinde Bağdad’da doğdu. Bağdad’da babasından ve daha başka âlimlerden ilim öğrendi. İlim öğrenmek maksadıyla daha başka şehirlere de giderek, oralarda bulunan âlimlerden ilim aldı. 834 (m. 1430) senesinde Kâhire’ye gitti. Orada birçok kimse ondan ilim öğrendiler. Sonra Cizre’ye gitti. 836 (m. 1433) senesinde orada vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
Herkesin birbirini tanıdığı küçük bir kasabada, bir ayyaş yaşıyordu. Bütün gününü, gecelerinin çoğunu kasabanın meyhanesinde geçiriyordu. Evini, işini, çoluk-çocuğunu çoktan unutmuştu. Bu yüzden herkes kendisinden nefret ediyordu. Kimse kendisiyle ne doğru dürüst konuşuyor, ne de selam alıp veriyordu. Bu haldeyken günün birinde vakti saati doldu ve öldü. Kendisine yaşarken duyulan hoşnutsuzluk ölümünden sonra bile sürdürüldü. O kadar ki, namazını kılacak kimse çıkmadı. Cenazesi ortada kaldı. Adamın karısı, kocasının ölüsünü bir küfeye koyup sırtına yüklendi ve gömmesi için o çevrede yaşayan ve iyilik severliği ile tanınan bir çobana götürdü. Çoban bir çukur açıp adamı gömdü. Ardından herkes "Cehennemi boylamıştır" diye dünüşünüyordu.