Bir Kimseden Cefa Görürsen Tövbe Et!
Dahmel bin Abdullah hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Yemen'in Sahban beldesinde doğdu. Zamânın âlimlerinden ilim öğrenerek yetişti. Talebe yetiştirmek için icâzet aldı. 1203 (H.600) senesinde vefât etti.
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.604.302
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Dahmel bin Abdullah hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Yemen'in Sahban beldesinde doğdu. Zamânın âlimlerinden ilim öğrenerek yetişti. Talebe yetiştirmek için icâzet aldı. 1203 (H.600) senesinde vefât etti.
{mosimage}Yemen fatihi Koca Sinan Paşa, üçüncü defa sadrazam olmuştu. Ömrü harp meydan ların da geçmiş olan bu ihtiyar vezir,
-Yâ Rabbi! Bana bir zafer daha kazandırmadan canımı alma!
Diye dua ediyordu. Yaşı doksana varmış olmasına rağmen hâlâ dinç ve azimli idi. Bu günlerde Bosna valisi Hasan Paşa'nın, Avusturya sınırına yaptığı bir akında kendisi ile birlikte birçok akıncı şehid düşmüştü. Avusturya imparatoru 2. Rudolf, şeir meydanlarına Türk çanı koydurmuş, sabah, öğle ve akşam saatlerinde çaldırarak halkı kiliselere dolduruyor ve Türk akıncılarının şerlerinden koruması için dua etmelerini emrediyordu.
Çanakkale muharebeleri sırasında 7 yaşında olan ve savaşa katılan Recep Duray, daha sonra hatıralarında o günleri şöyle anlatır:"Çanakkale Savaşı başlamıştı. Köyümüz, muharebelerine cereyan ettiği bölgenin tam ortasında kalıyordu. Askerler, köyümüzün hemen üst taraflarında siperler kazıyorlardı. Kimbilir belki yarın buralar kan gölüne dönecekti. Düşman gemileri boğaza girmişler di. Köydeki herkes gibi, anam ve kardeşlerim, cephanelikten siperlere arabalarla cephane taşımaya gidiyorlardı. Ben o zaman henüz 7 yaşında olduğum için evde yalnız bırakıyorlardı. Hiç unutmuyorum; günlerden 17 Mart 1915. Evde kimse yok. Canım sıkıldı ve yandaki komşu Saliha Ninenin evine gittim. Kapı açıktı, içeri girdim. Saliha Nine, torunları Ahmet ve Üzeyir ile oturuyordu. Baktım, Saliha Nine ağlıyordu. Beni görünce:-Demin siperdekileri düşündüm. Ne mutlu onlara. Vatan borcunu ödüyorlar. Belki de şehid olacaklar. Ama biz burada otu...
İbrâhîm bin Abdullâh hazretleri hadis âlimidir. 713'te (m. 1313) Endülüs'te (İspanya) Gırnata'da (Granada) doğdu. Burada iyi bir tahsil gördükten sonra, Kahire ve İskenderiye gibi ilim merkezlerinde giderek Şafiî ve Mâlikî âlimleriyle görüştü; onlardan hadis dinledi ve bazılarından hadis rivayeti için icazet aldı. 780 (m. 1378)’de Gırnata'da vefat etti. Naklettiği hadîs-i şerîflerden bazıları:
Şemseddin Harrâni hazretleri hadis ve Hanbeli mezhebi fıkıh âlimidir. 583 (m. 1187)'de Urfa-Harran'da doğdu. 678 (m. 1279)'da Şam'da vefât etti. Bir dersinde talebelerine buyurdu ki:
Molla Ali Efendi, serhad evliyâsının büyüklerindendir. Rumeli'nde gâziler arasında meşhûr olup, onların manevi desteği oldu. 1005 (m. 1596) senesinde Dimitrofça'da vefât edip, Eski Câmi yakınında defnedildi...
Ali Efendi, genç yaşında akli ve nakli ilimlerde ilerleyip, vakitlerini ibâdet ve Kur'ân-ı kerim okumakla kıymetlendirmişti...
Fakir bir genç, padişahın kızına aşık olmuş. Bu ümitsiz sevdasını gidip o beldenin meşhur dervişine anlatarak yardım dilemiş. Derviş: "Evlâdım, şehrin girişinde tam yol ağzında otur, kim ne derse desin sadece 'Allah' diye cevap ver." demiş. Fakir genç, denileni yapmış. Günlerce, aylarca şehrin girişinde başka hiçbir kelime konuşmadan "Allah" demiş. Derviş, yiyeceğini, içeceğini her gün getiriyormuş. Zamanla "Allah" diyen genç halk arasında meşhur olmaya başlamış. Nihayet bir gün padişah da genci merak etmiş. Dervişten, genç hakkında bilgi istemiş. Derviş, gencin devrin büyüklerinden olduğunu söylemiş. Padişah, kalkıp genci ziyarete gitmiş. "Kimsin? Derdin ne? Ne istersin?" demiş ise de, genç, padişaha karşı da "Allah" demekten vazgeçmemiş. Başka tek kelime konuşmamış. Derviş akşam gencin yanına gelmiş. "Padişah sana "Kızımı vereyim" diyene kadar, sen ondan sakın ola ki bir istekte bulunma!" diye tembihte bulunmuş. Nihayet bir gün padişah gelip: "Ne istiyorsun, istiyorsan seni kızımla evlendireyim." deyince, genç, dervişin şaşkın bakışları altında "Yok" demiş. Artık onu da istemiyorum. Ben başka birisinin hatırı için Allah dedim, Allah devrin padişahını ayağıma getirip, benim gibi miskin bir gence kendi kızını teklif ettirdi. Eğer Onun hatırı için Allah deseydim kim bilir ne olurdu? Ben bundan böyle Ondan başkasını anmıyor, ondan başkasını istemiyorum.