Moğol Askerlerini Şam'dan Uzaklaştıran Mübarek Zat
Ebü'l-Hasan Harîrî hazretleri büyük velîlerdendir. 1247 (H. 645) senesinde Şam'da vefât etti. Şeyh Ebû Ali Mağribî'nin sohbetlerinde bulunarak, kemâle geldi. Çok kerametleri görüldü.
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.241.422
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ebü'l-Hasan Harîrî hazretleri büyük velîlerdendir. 1247 (H. 645) senesinde Şam'da vefât etti. Şeyh Ebû Ali Mağribî'nin sohbetlerinde bulunarak, kemâle geldi. Çok kerametleri görüldü.
Mısır hidivi Kavalalı Mehmed Ali Paşa, Fransa ile İngiltere'ye bir oyun oynamıştı. Takvimler 1801 yılını gösterirken, İskenderiye yakınlarında bir yerde, çok çok eski zamanlarda Sezostris tarafından yontturulmuş iki sütun vardı. Bunlardan biri çölün yumuşak kumlarına sere serpe uzanmış yatıyor; diğeri de zaman ile inatlaşır gibi hâlâ dimdik ayakta duruyordu. Her ikisi de yekpâre olan bu sütunlar, Kleopatra tarafından, artık harâbe olan ilk yerlerinden alınıp kendi adına inşâ ettirdiği mâbedde kullanıldığı için halk arasında, "Kleopatra sütunları" olarak biliniyordu. Kavalalı, bir gün yanına Fransız ve İngiliz askeri erkânını almış harâbeleri gezdiriyordu. Sütunların yanına geldiklerinde her iki heyetin kumandanlarına hitâben, "Bu sütunlardan birer tanesini beğeniniz" deyiverdi.
1913 senesinde yazılan ve Bulgarların Müslüman Türklere yaptıkları zulümleri anlatan "Türkiye Uyan" adlı kitabın 228. sahifesinde; bir çavuşun subayına mektubu şöyledir:Zâbit efendi! Kuvvetli düşman müfrezelerinin Gümülcine'ye indiğini, askerimizden bir kısmının çekildiğini ve bâzısının da esir edildiğini işittim! Geçen gün dört erle bana teslim ettiğiniz Kuruorman sırtındaki mühimmat deposunu hâlen muhâfaza ediyorum. Tabii Gümülcine'yi işgâl eden düşman buraya da gelecek! Doğrusu devletimin ve milletimin nice fedâkârlıklarla burada yığdığı bu cephaneyi, sapasağlam düşmana teslim edecek değilim! Buna ne askerlik vazifem, ne de vatan sevgim müsaade eder.
Bekkâr Rahibi hazretleri Şam evliyâsındandır. Şam'ın Menzil-ül-Ketife denilen bölgesine yakın Rahibe köyünde doğdu. Bu yüzden buraya nisbetle "Rahibi" denildi. 1656 (H.1067) senesinde Şam'da vefât etti...
Hasen bin Ali Cürcâni hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Horasan'da yaşadı. Vefât târihi kesin bilinmemekle beraber, dördüncü asırda yaşadığı bilinmektedir. Muhammed bin Ali Tirmizi'nin ve Muhammed bin Fazl'ın sohbetlerinde bulunmuş, onlardan ders almıştır. Pekçok kerâmeti ve veciz sözleri vardır. Hasen bin Ali Cürcâni hazretleri buyurdular ki:
Dâvûd bin Muhbir hazretleri hadis âlimlerindendir. 206 (m. 821)'de Bağdâd'da vefât etti. "Kitâb-ül-Akl" adlı eserinde naklettiği hadis-i şeriflerden bazıları:
Eski elbiseli, fakir ve köse bir alim, bir kadı'nın mahkemesinde alimler sırasında üst sırada oturur. Kadı gerek giyiminden gerese tanımadığından olacak sert sert bakar. Bunun üzerine, Kadının adamı fakir alimin yanına gelerek: -Buradan kalk. Haddini bil burası senin yerin değil. Herkes meclisin üst tarafına layık olamaz. Senin yerin aşağısı.Ya git oraya otur, ya da çık git, der. Alim, bakar ki olacak gibi değil, kalkar ve aşağılarda bir yere oturur. Derken alimler fıkıh konusunda tartışmaya başlarlar:-Hayır, evet, kabul edemem, ben haklıyım, şeklinde her biri birbirine üstünlük kurma sevdasıyla mücadelelerini sürdürür her biri bir dövüş horozuna döner. Bir karmaşadır gider. Fakir alim dayanamaz kalkarak: -Lütfen bir kere de beni dinlermisiniz? Bu konuda benim de söyleyeceğim bir kaç söz var.