İnsanın Kemâli, Fâni Olduğunu Anlamasıdır
Tâhir Uryân-ı Hemedânî hazretleri tanınmış velîlerdendir. İran'ın Hemedan şehrinde doğdu. 1010 (H.401) senesinde aynı yerde vefât etti. Çok kerametleri görüldü. Sohbetlerinde buyurdu ki:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.652.222
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Tâhir Uryân-ı Hemedânî hazretleri tanınmış velîlerdendir. İran'ın Hemedan şehrinde doğdu. 1010 (H.401) senesinde aynı yerde vefât etti. Çok kerametleri görüldü. Sohbetlerinde buyurdu ki:
Fatih, hocası Molla Gürani Hazretlerini çok severdi. Onu bir şekilde mükafatlandırmak istiyordu. Bir gün ona:
"Hocam, çoktandır düşündüğüm bir şeyi size açayım. Ben sizi Vezir ve Sadrazam yapmak istiyorum, ne dersiniz?" dedi. Genç padişah, hocasının bu teklif karşısında minnet ve şükranla dolacağını ve bunu memnuniyetle kabul edeceğini tahmin ediyordu. Fakat Molla Gürani:"Hayır, münasip değildir. Bir kere, ben iyi veya kötü bir ilim adamıyım. Ama siyasette muvaffak olup olamayacağım belli değildir. Hırs yüzünden, yapamayacağım bir işe kalkışırsam devlete zarar veririm. Lakin daha mühim sebep de şudur; emriniz altında bu kadar kıymetli devlet adamları vardır. Onların hepsi, bir gün çalışmalarının mükafatlarını görme emelindedirler. Onlar siyaset basamaklarını tecrübeyle aşıp birer birer yükselirlerken benim gibi dışarıdan biri bu mevkiye gelirse, şevk ve cesaretleri kırılır. En iyisi, ben kendi işimi yapayım, siz de o makama onlar arasından ehil olan birisini getiririniz.Osmanlı Devlet'i İngiltere'ye kırka yakın irili ufaklı gemi siparişinde bulunmuştu. Başlan gıç için o günün parasal karşılığı dört milyon Sterlin'e iki drednot ısmarlanmıştı. Biri Reşadiye olacak drednotlardan diğeri ise Sultan Osman I adıyla alınacaktı. Sultan Osman gemisi, Yunanlıların da katıldığı ihalede Osmanlı Devleti tarafından alınan Rio adlı gemiydi. Süvarisinin kimliği bile saptanmıştı: Hamidiye'nin efsanevi kahramanı Rauf Bey.Bu gemilerin alınabilmesi için yeterli bütçe olmadığından geniş çapta bir bağış kampanyası düzenlenmiş, o zamanın olanaklarıyla kahvelerde, halkın toplu olarak bulunduğu yerlerde, müsamere ve eğlencelerde sürekli olarak para toplanıyordu. Bayram gibi vesilelerle öğrencilerin ellerine kumbaralar veriliyor ve bu kumbaralarla para topluyorlardı. Önemli para yardımlarında bulunanlara "Donanma İane Madalyası" adı altında bir de madalya veriliyordu.Fakat işler umulduğu gibi gitmiyordu. Osmanlı Devleti'nin Birinci Dünya Savaşı'na Almanya ile sürüklendiği bu günlerde İngiltere gemileri verip vermemekte tereddüt ediyordu
Ebû Ca'fer Murabba hazretleri hadis ve târih âlimlerindendir. Hadis-i şerif ilminde hafız idi. Yani yüz bin hadis-i şerifi râvileriyle birlikte ezbere biliyordu. 266 (m. 899)'da vefât etti. Onun bildirdiği hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
Sâlih Bülkini hazretleri hadis, tefsir, kelâm ve Şafii mezhebi fıkıh âlimlerinin büyüklerindendir. 791 (m. 1389)'da Mısır'da Bülkine'de doğdu. 868 (m. 1463)'de Kâhire'de vefât etti. Naklettiği bazı hadis-i şerifler:
Yûsuf Bin Yahyâ El-Buveyti hazretleri İmâm-ı Şafii'nin en kıymetli arkadaşlarından ve Şafii mezhebinin en büyük âlimlerindendir. 231 (m. 845)'de Mu'tezile fırkasındaki bozuk inançlı kimseler tarafından, Bağdâd'da şehid edildi. Bir dersinde şunları anlattı:
Sultan II. Mahmud Han zamanında yaşlı bir kadıncağız duymuş ki, Hazreti Hızır her gün yatsı namazında, Yeni Câmi'de görülürmüş. Kendisi de zâten Hızır Aleyhisselâm'ı görmeyi öteden beri çok istermiş. Duyduğu söz üstüne ertesi gün kocasına durumu bildirip, ondan izin alarak yatsı namazına Yeni Câmi'ye gitmiş. Namaz çıkışında, avluda bir kenara çekilmiş ve başlamış çıkanlara dikkatli dikkatli bakmaya. O pür dikkat çıkanları tâkip ederken, karşısından bir yaşlı amca çıkagelmiş.- Neye bakarsın hâtun?-Dediler ki, bu câmide her gece Hızır Aleyhisselâm görünürmüş. Onu görmeye geldim.