Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.645.345

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Yâ Hazreti Câkîr! İmdâdımıza Yetiş!

Muhammed Câkîr hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Irak’ta Samerrâ’da yaşardı. Hanbelî mezhebi âlimlerindendir. 550 (m. 1155) senesinde orada vefât etti. Zamanında bulunan evliyâ içinde bir tane olup, onların temel direklerinden biri idi. Çok yüksek derecelerin sahibi idi.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Occhiali (kiliç Ali Paşa)

Osmanlı Sultanı Kânûni Sultan Süleyman Han (1520-1566) devrinde Barbaros Hayreddin, Turgut ve Piyâle Paşaların bulundukları deniz muhârebelerine katıldı. Gösterdiği yararlılıklar üzerine 1550'de Sisam Adası mâlikâne olarak kendisine verildi. 1565'te İskenderiye Beylerbeyliğine tâyin olundu. Mısır donanmasıyla Malta Seferine katıldı. Turgut Reisin bu muhârebede şehid düşmesi üzerine Trablusgarb Beylerbeyi oldu. 1568'de Barbaroszâde Hasan Paşanın yerine Cezâyir Beylerbeyliğine tâyin edildi. 1570'de Papanın teşvikiyle meydana getirilen Haçlı donanmasına karşı İnebahtı Deniz Muhârebesine katıldı. 7 Ekim 1571 İnebahtı Deniz Muhârebesindeki fâciadan kurtulunca, İkinci Sultan Selim Han (1566-1574) onu kaptan-ı deryâlığa getirdi. İstanbul tersânelerinde yeni bir donanma yaptırarak, 1572'de Akdeniz, 1573'te İtalya, 1574'te Tunus Seferlerine çıktı. Bu seferler neticesinde Akdeniz'de Osmanlı hâkimiyeti pekiştirilerek, İspanyolların elinden Tunus'u aldı. 26 Temmuz 1574'te Fas Kalesini yaptırdı. 1584'te Kırım Seferine katıldı. 1585'te Sûriye ve Lübnan'daki Derezi (Dürzi) âsilerinin yola getirilmesi için donanmasının başında İskenderiye'ye gitti. 21 Haziran 1587 târihinde İstanbul'da vefât etti. Tophâne'de Mimar Sinan'a yaptırdığı câminin yanındaki türbesine defnedildi.

Vehbi Tülek

Gazi Osman Paşa’nin İstanbula Dönüşü

Vehbi Tülek

94 - Sultan Iii. Murad Ve Polonya Kralliği

Vehbi Tülek

Kazliçeşme

Vehbi Tülek

Ordumuzun İstanbul önlerine dayandığı günlerdir. Henüz bahardır ama hava iyi sıcaktır. Yedikule önlerinde toplanan askerler kırbaların dibinde kalan son damlaları da yudumlar ve su sormaya başlarlar. Öyle ya bu çocuklar daha yıkanacak, paklanacak, abdest alacaklardır. Fatih bu sıkıntıyı nasıl halledeceğini düşünürken üzerinden yaban kazları geçmesin mi. Genç sultan, süvarilerden birine kuşları işaret eder. Delikanlı okuna davranır, elini sadağına atar. Fatih "Hayır, hayır!" diye fısıldar, "Onları takip et. Kim bilir, belki de bir göle uçuyorlar." Süvari bir hamlede atına çıkar, hayvanını topuklar. Artık kazlar nereye, o oraya. Kuşlar Atışalan taraflarında alçalır alçalır ve berrak sulu bir gölceğize konarlar. Delikanlı önce suyun tadına bakar, sonra matarasını doldurup ordugaha koşar. Doğrusu bu su beklenenden ziyade ve umulandan tatlıdır. Mimarlar, ustalar derhal işbaşı yapar, rütbeliler bile künk taşırlar. Çok değil 5-10 gün sonra lülelerden su akmaya başlar. Fatih bu mutluluğu paylaşmak ister, çeşme başına gelir. O sıra bir sanatkârın kitabeye "adını" kazıdığını görür. Ustaya döner "niye ama" der, "suyu bulan ben değilim ki?" Vezir araya girer ve usulünce sorar: "Peki bu çeşme kimin adı ile anılsın?"-Kazların!Öyle de olur. Çeşmenin adı "Kazlıçeşme" kalır.

Sadece Emredileni Yaptik

Vehbi Tülek

Osmanli Kadinlari Avrupada Hiç Taninmaz

Vehbi Tülek

60 - Yavuz'un Adaleti

Vehbi Tülek

Viyana MuhÂsarasi Ve Murad Giray HÂn’in İhÂneti

Vehbi Tülek

Önce Küfrettiler Sonra Alkişladilar

Vehbi Tülek

Şehzade Selim’in Cevabi

Vehbi Tülek

Elhamdülillah Muslumaniz

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Kabir Azâbını Inkâr Eden Adamın Hâli!

Muîdzâde Mehmed Efendi Osmanlı âlim ve velîlerindendir. Aslen Maraşlıdır. 1516 (H.922) senesinde Tarsus'ta doğdu. İlk tahsilini burada yaptıktan sonra İstanbul’da medreselerde meşhur âlimlerden ilim öğrenerek icazet aldı. Bursa ve Edirne kadılıkları, Şam müftülüğü yaptı. 1575 (H.983) senesinde Kudüs kâdısı iken vefât etti. Kâdı Beydâvî Tefsîri ile Keşşâf Tefsîri arasında bir mukâyesesi, Hidâye ve Miftâh-ul-Ulûm isimli eserlere ilâveleri vardır.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Hacı Bayram-ı Velî

Vehbi Tülek

Hacı Bayram-ı Veli (Nûmân bin Ahmed) hazretleri, Sofiyye-i aliyyeden, yani tasavvuf büyüklerindendir. Küçük yaşından itibâren ilim tahsiline başlayan bu mübarek zat, Ankara'da ve Bursa'da bulunan âlimlerin derslerine katılarak; tefsir, hadis, fıkıh gibi din ilimlerinde ve o zamânın fen ilimlerinde yetişti. "Somuncu Baba" adıyla meşhur olan Hâmid-i Aksarâyi hazretlerine talebe oldu. Onunla hacca gitti. Hac vazifelerini yaptıktan sonra Aksaray'a geldiler. Orada hocasının 1412 (H. 815) senesinde; "Halifem, vekilim sensin" emri üzerine, bu ağır vazifeyi üzerine aldı. Aynı sene hocası vefât edince, defin işleriyle meşgûl olup, cenâze namazını kıldırdı. Aksaray'da vazifesini bitirdikten sonra Ankara'ya döndü...

Bahâeddîn Et-tavilî

Vehbi Tülek

İhlâslı Amel Ve Gayret Talebeliğin Şartıdır

Vehbi Tülek

Gavs-i Hizânî Sıbgatullah Arvâsî hazretleri Seyyid Tâhâ-i Hakkârî hazretlerinin talebelerindendir. Peygamber efendimizin neslinden olup seyyiddir. 1870 (H.1287) senesinde Bitlis’in Hizân kazasının Gayda köyünde vefât etti. Kabri oradadır. Çok zekî olan Seyyid Sıbgatullah Arvâsî, kısa zamanda kelâm, tefsîr, hadîs, fıkıh gibi zâhirî ilimleri tahsil etti. Zamânının fen bilgilerinde de mütehassıs oldu. Sonra Van'a giderek Seyyid Muhyiddîn Efendinin hizmetine girdi. Nihayet Hakkâri’nin Şemdinli ilçesi Bağlar (Nehrî) köyünde bulunan Seyyid Tâhâ-i Hakkârî'nin şerefli hizmetine koşup, hakîkî ve esas yuvaya kavuştu...

Bir Kimseden Cefa Görürsen Tövbe Et!

Vehbi Tülek

Eskici Mehmed Dede

Vehbi Tülek

Sâdık, Iyi Bir Talebe Nasıl Olmalıdır?

Vehbi Tülek

Namaz Kılarken Sakalıyla Oynuyordu

Vehbi Tülek

Şeytanın Başını Ezmek Dilersen

Vehbi Tülek

Taştan Ve Madenden Yüzük Taşı Yapmak

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Ölüyü Diriltemem

Ölüyü Diriltemem

Trablusşam Nakib-ül-eşrâfı Şeyh Abdülfettâh Zağbi Efendi, Yûsuf Nebhâni hazretlerine şöyle anlatmıştır:

Bir defâsında bir arkadaşımız hastalanmıştı. Abdullah ibni Şeyh Hıdır ez-Zağbi'yi de yanımıza alıp ziyâretine gitmek istedik. Onu götürmekten maksadımız hastanın bereketlerinden istifâde ederek şifâya kavuşması idi. Ancak gitmek istemedi. Çok ısrar edince kabûl edip bizimle geldi. Hastanın yanına vardığımızda, şiddetli hastalığından hiç bir eser kalmadı. Ayağa kalkıp bizi karşıladı. "Hoş geldiniz." deyip konuştu. Ziyâreti yapıp yanından ayrıldık. Ayrılıp giderken yolda Şeyh Abdullah hazretleri; "Ben ölüyü diriltemem." dedi. Bu sözüyle ziyâretine gittiğimiz kişinin öleceğine işâret etmişti. Dedim ki:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Alabilirsen Al

Vehbi Tülek

Hakikati Görmek

Vehbi Tülek

Yakub-i Germiyani’nin Yağmur Duasi

Sonunda Orta Yolu Buldular

Minareden Okunan Şiir

Sarik Ve Sakal

Bizi Hatirlayin!

Değişen Sizin Kalbiniz

Abdullah El-acemî

Vehbi Tülek

Sizin Rizkinizdan Kesilmiş

Vehbi Tülek

Bu Gece Yolcu Olsa Gerektir

Vehbi Tülek

Sarik Ve Sakal

Vehbi Tülek

Latif Bir Şikayet

Vehbi Tülek

Onun Görmediği Yer

Vehbi Tülek