İnsanın Kemâli, Fâni Olduğunu Anlamasıdır
Tâhir Uryân-ı Hemedânî hazretleri tanınmış velîlerdendir. İran'ın Hemedan şehrinde doğdu. 1010 (H.401) senesinde aynı yerde vefât etti. Çok kerametleri görüldü. Sohbetlerinde buyurdu ki:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.654.075
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Tâhir Uryân-ı Hemedânî hazretleri tanınmış velîlerdendir. İran'ın Hemedan şehrinde doğdu. 1010 (H.401) senesinde aynı yerde vefât etti. Çok kerametleri görüldü. Sohbetlerinde buyurdu ki:
Tanzimat Fermanı'nın yayınlanmasından sonra Mısır'a karşı İngiltere'nin ön ayak olması ile, Mehmed Ali Paşayı tutan Fransa dışarıda bırakılarak Osmanlı, İngiltere, Rusya, Prusya ve Avusturya devletleri Londra'da bir araya geldi ve 15 Temmuz 1840'da Londra anlaşması imzalandı. Buna göre, anlaşmaya imza koyan devletler, Mehmed Ali Paşaya onar günlük iki ültimatom verdiler. Mehmed Ali Paşa bu ültimatomları kabul etmediğini bildirdi. Bunun üzerine İngiltere ve Avusturya tarafından desteklenen Osmanlı kuvvetleri, Mısır ordusunu yendi. Osmanlı askeri 16 Ekim 1840 günü Trablusşam'a, 4 Kasım günü Akka'ya, 13 Kasım günü Haleb'e, 29 Aralık günü Şam'a girdi. Londra anlaşmasına göre artık Mehmed Ali Paşanın Mısır'dan çıkarılması gerekiyordu. 27 Kasım 1840 günü Mısır ile İngiltere arasında yapılan anlaşma ile, Mehmed Ali Paşa, ikinci ültimatomun şartlarına uyacağını bildirince, İngiltere, Osmanlı Devletine ihanet ederek; Babıali'den Mısır ile Sudan'ın ırsi olarak Mehmed Ali'ye bırakılmasını istedi. Bundan maksadları, Mısır'ı yalnız bırakıp, şartların müsaid olduğu bir zamanda işgal etmekti. Bunun üzerine Reşid Paşa, Sultan Abdülmecid'e 24 Mayıs 1841 günü Mısır fermanını yayınlattı. Bu ferman, 1914 senesine kadar Mısır'ın bir çeşit anayasası olarak kalmıştır. Fermana göre Mısır, Osmanlı padişahı tarafından tayin edilen Kavalalı mensuplarınca idare edilecekti.
Ecdâdımız Osmanlılar her sâhada olduğu gibi, ahlâken de bütün milletlerden medeni idiler. Bu, Avrupalı yazarlar tarafından da kabul edilmektedir. Meselâ A. L. Castella'nın Osmanlı ahlâkı hususunda enteresan tesbitleri vardır. Yazarın arkadaşlarından biri, içinde bin kuruş bulunan bir torba ile İstanbul yakasından Beyoğlu'na gidiyordu. Tophane iskelesine çıkarken torbanın ağzı çözülüp paralar rıhtıma dağıldı. Bazıları da denize yuvarlandı. Çevreden bunu görenler, adamın yardımına koştular. Herkes bulabildiği kadarını topladı ve adamın torbasına doldurdu. Paranın sahibi şaşkınlık içindeydi. Hatta endişeliydi. Paralarının bir kısmının çalınabileceğinden korkmaktaydı. Fakat, denize düşen paraların bile çıkartılıp kendisine teslim edilmekte olduğunu görünce, içi ferahladı.
Mehmed Emin Tokâdi hazretleri, İstanbul'un 4 büyük evliyâsındandır. 1745 (H.1158) târihinde İstanbul'da vefât etti. Kabr-i şerifi, Unkapanı'na inen cadde ile Zeyrek Yokuşunun kesiştiği tepe üzerinde, Soğukkuyu Piri Paşa Medresesi kabristanındadır...
Ebû Sa'd el-Mâlini hazretleri hadis âlimidir. Yüz bin hadis-i şerifi ezberleyip hafız olmuştur. Afganistan'da Hirat'ta doğdu. 412 (m. 1024)'de Mısır'da vefât etti. Rivâyet ettiği hadis-i şeriflerden bazıları şunlardır:
Hemmam bin Münebbih hazretleri Tabiin'in meşhûrlarından olup, Ebû Hureyre'den (radıyallahü anh) yazdığı yüzkırk kadar hadis-i şerifi nakletmesiyle tanınır. Bu hadis-i şerifleri bir kitapta topladı. 132 (m. 750) senesinde vefât etti. Bu hadis-i şeriflerden bazıları:
Hz. Şeyh Ebû Hafs Ömer'den rivayet edilmiştir: Bir yiğit daima: «Ya Kadimü'l-İhsân İhsânüke'l-Kadim» diye dua edermiş. Salih bir zat da O'na, neden daima bu dua ile meşgul olup, başka zikir ve dua etmediğinin sebebini sorar, Yiğit ise şöyle anlatır: