Evlilik, Gözü Haramdan Daha Muhafaza Eder
Ebû Sa’îd Eşec hazretleri hadîs ve tefsîr âlimidir. Zamanının imâmı olup, “Şeyh-ül-İslâm” diye bilinirdi. 257 (m. 865)’de Kûfe’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.667.539
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ebû Sa’îd Eşec hazretleri hadîs ve tefsîr âlimidir. Zamanının imâmı olup, “Şeyh-ül-İslâm” diye bilinirdi. 257 (m. 865)’de Kûfe’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları:
Kırım harbi arefesinde Rusya, fevkalade elçi olarak Prens Mençikof'u İstanbul'a gönder di. Elçi, protkol icabı Sadrazamdan sonra Hariciye nazırını da ziyaret etmesi icabederken Mençikof, sadrazamı ziyaret ettikten sonra Hariciye nazırı Fuad Paşa'yı görmeden elçilik binası na gitti. Bunun üzerine Hariciye Nazırı Fuad Paşa bunu şahsına hakaret kabul ederek istifasını verdi.
Bulanık suda balık avlamayı pek seven İngiliz elçisi, Fuad Paşa'nın dargın olmasından istifade ederek:-Efendim size olan bu hakaret nedir? Devlet müşkilat içindeyken sizin gibi kıymetli bir şahsın iş başından bir kasd-ı mahsusa ile uzaklaştırılması iyi bir şey olmasa gerek. Sonra bbu devletin hali ne olur? Dedi.Fuad Paşa:-Elçi hazretleri, müşkülata uğrayan devlet, o makama benden daha emin ve daha erbab bulup getirmekte zorluk çekmez. Şu esnada o makama daha ehil birini getirmek lazımdır. Devlet-i Aliyye'de zor işlerin ehli olan zevat eksik değildir. Elçi hazretleri merak buyurmasın lar, benim istifamı kabul edenler, devletin halini bizden daha iyi düşünürler, cevabını verdi.Abdullah Paşa ile olan mücadelesinin bir anda Padişah ile savaşa dönüşmesi ile karşı karşıya gelen Mehmed Ali Paşa'nın sadrazam olmak veya saltanatı ele geçirmek gibi niyetleri olduğu ileri sürülmekte ise de doğru değildi. Nitekim Paşa, böyle bir maksat gütmediği ni ve güdemeyeceğini bir İngiliz diplomatına şu sözleriyle anlatmıştı:"Siz bir yabancısınız. Bir Müslüman gibi düşünmesini bilmezsiniz. Osmanlı Devleti nin parçalanmasından benim için doğacak mesuliyeti biliyor musunuz? Müslümanlar nefret ile benden uzaklaşacaklardır. İlk uzaklaşacaklardan biri de iki oğlum olacaktır. Ben daima padişahımızın hizmetkarı olarak kalmak istiyorum. Oğlum İbrahim eğer Boğaziçi'ne varma ya muvaffak olursa, padişahın ayaklarına kapanarak affını ve Mısır'a dönmek için müsaadelerini isteyecektir."
Seyyid Âdem Bennûrî, İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin yüksek talebelerindendir. Hindistan'da Serhend'in kasabası olan Bennûr'da doğdu. İmâm-ı Rabbânî'nin yüksek huzur ve sohbetlerinde yetişen Âdem Bennûrî icâzet almakla şereflendikten sonra Bennûr'a gitti. 1644 (H.1054) senesinde hac için gittiği Medîne-i münevverede vefat etti. Gülzâr-ı Esrâr-ı Sûfiye adlı eserinde şöyle nakleder:
Osman Hârûni, Hindistan'ın büyük velilerindendir. On ikinci yüzyılda yaşadı. İran'ın Nişâbur şehrine bağlı Hârûn isimli beldede 1116 (H.510) senesinde doğdu. 1220 (H.617) senesinde, hac için gittiği Mekke-i mükerremede vefât etti...
Osman Hârûni, Hâce Hacı Şerif Zendeni'den edep ve ilim öğrendi. Osman Hârûni, ilk defâ hocasının huzûruna gelip tövbe edince, hocası ona; "Şu dört şeyi terk etmelisin: 1) Dünyâyı ve dünyâ ehlini, 2) Arzularını ve hırslarını, 3) Nefsin neyi hatırlayıp isterse onu, 4) Allahü teâlâyı zikretmek için, gece uykuyu..." buyurdu.
Ahmed bin Muhammed Tilmsâni hazretleri Mâliki fıkıh âlimidir. Cezayir'in Tilmsân şehrinde doğdu. Kendi memleketinde, zamanın meşhur âlimlerinden Mâliki fıkıh ilmi tahsil etti ve kadılık yaptı. 900'de (m. 1494) Tilmsân'da vefat etti. Buyurdu ki:
Bağdad'ı kıtlık kırıp geçiriyordu. En çok da hamallar açlık çekiyordu. İçinde ekmek piştiği, sokağa kadar yayılan kokudan belli olan bir evin, kapısından seslendi hamalın biri:" Allah rızâsı için birazcık ekmek... Günlerdir lokma girmedi ağzımdan.Tandırın başındaki kadın, taze bir ekmeği kızına uzattı, "Ver şu adama" dedi. Kızcağız ekmeği verdi hamala. Hamalın sevinci târif edilemezdi. Evine doğru hızlandı. Kim bilir kaç günlük açlığını giderecekti! Tam bu sırada karşıdan gelen birinin sert ikâzı durdurdu onu:" Çabuk söyle, bu ekmeği hangi evden aldın?