Müminin Sözünü Reddetmek Hiç Uygun Değildir
Seyyid Ali bin Şihâb hazretleri büyük velîlerdendir. Büyük âlim İmâm-ı Şa'rânî hazretlerinin dedesidir. 1486 (H.891) senesinde Mısır’da vefât etti.
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.290.974
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Seyyid Ali bin Şihâb hazretleri büyük velîlerdendir. Büyük âlim İmâm-ı Şa'rânî hazretlerinin dedesidir. 1486 (H.891) senesinde Mısır’da vefât etti.
İran'a açtığı seferde Sivas'a doğru yol almakta iken, yaşlı bir çoban koşarak Yavuz'un huzuruna geldi ve:
- Sulağımıza hoş geldin Sultanım! Görüyorum ki yorgunsun, açsın. Bu fakire misafir olursan gönül alırsın, dedi
1899 Haziran ayında buğday fiyatlarında meydana gelen artış dolayısıyla ekmeğe de zam yapılması söz konusu olunca Sultan II. Abdülhamid Han duruma müdahele ederek özel kalem müdürüne şu irade-i seniyyeyi yayınlattırmıştı:"Buğday fiyatının artmasından dolayı ekmeğe beş para zam yapılması lüzumu Şehremaneti'nden (Belediye) duyurulmuştur. Bunun üzerine Padişah Hazretleri derhal emir vererek bir komisyon kurdurmuş ve ekmek fiyatlarının artmasını önleyecek tedbirlerin alınmasını irade buyurmuştur."Bu minval üzere kurulan komisyon meseleyi görüşüp, tedbir almıştı. Padişah, o kadar gaileler arasında ekmek fiyatlarıyla da ilgilenmişti.
Eshâb-ı kirâmdan Abdullah ibni Mes'ud (radıyallahü anh) rivayet eder: Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) Efendimize kısa boylu uzun sakallı birisi geldi. Aralarında şöyle bir konuşma geçti. Resûlullah Efendimiz;
-Adın nedir?
-Hacveb.
-Kaç yaşındasın?
-Üç yüz otuz.
-Bir şey okuyor musun?
-Evet bir deve yükü kadar kitap okudum.
-Allah için bir amelin var mı?
-Halisen lillah üç yüz mesele hallettim.
İmâm-ı Ahmed Rabbâni hazretleri, Hindistan'da yetişen en büyük veli ve âlimdir. Ariflerin ışığı, velilerin önderi, İslam'ın bekçisi, Müslümanların baş tacı, müceddid, müctehid ve İslam âlimlerinin göz bebeğidir. "Silsile-i aliyye"nin yirmi üçüncüsüdür. Hikmetli sözleri pek çoktur. Mektûbât kitabında buyurdu ki:
Şeyh Sinân Efendi Osmanlı velilerindendir. Şimdi Yunanistan'da bulunan Fere'de doğdu. Küçük yaştan itibâren ilim tahsiline başladı. Tasavvuf yoluna girmek için Bursa'ya giderek Şeyh Abdüllatif Kudsi ile karşılaştı. Ancak aynı gün Şeyh Abdüllatif hazretleri de ağır bir şekilde hastalandı. Şeyh Sinân, samimi bir kalple, on dört gün Şeyh Abdüllatif'e hizmet eyledi. Bu hizmetinin bereketine, yüksek mânevi hallere ve makamlara kavuştu. İcâzetnâme verilerek memleketine gönderildi ve talebe yetiştirdi. 1485 (H.890) senesinde orada vefât etti. Sohbetlerinde buyurdu ki:
Ebû'l-Kasım Kuşeyri Hazretlerinden rivayet edilmiştir: Merhum Sultan Mahmud'un, Ulvi isminde bir adamı olup, O'nu bir iş için Bağdad'a gönderir. O kimse Bağdad'a gelince, önce Şeyh Şibli Hazretlerinin halifelerinden bir Şeyhin sohbetinde bulunmak ister. Semiz bir tavuk satın alır ve o zat ile beraber yeriz diye niyetlenir. Fakat tavuğu pişirdiği zaman, tamah ederek yalnızca yemek arzusu ile kendi odasına götürür ve şeyhin yanına gitmektense vazgeçer.