Evlilik, Gözü Haramdan Daha Muhafaza Eder
Ebû Sa’îd Eşec hazretleri hadîs ve tefsîr âlimidir. Zamanının imâmı olup, “Şeyh-ül-İslâm” diye bilinirdi. 257 (m. 865)’de Kûfe’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.666.401
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ebû Sa’îd Eşec hazretleri hadîs ve tefsîr âlimidir. Zamanının imâmı olup, “Şeyh-ül-İslâm” diye bilinirdi. 257 (m. 865)’de Kûfe’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları:
Sultan Abdüllmecid zamanında 1853-1856 Kırım harbi sırasında Serdar-ı Ekrem Ömer Paşa kumandasındaki Osmanlı ordusu Tuna boylarına sevk edilmişti.
Bu orduda buluna Koca Halil ismindeki bir topçu neferi, rus tabyalarını döğmüş ve onları geri çekilmeye mecbur etmişti. Fakat düşman ateşi esnasında bir şarapnel parçası karnına isabet etti ve bağırsakları dışarı fırladı. Bir eliyle bağırsaklarını karnına tepmeye çalışırken bir eliyle de koynunda asılı bir tüfek mermisini çıkararak siper arkadaşı ve hemşehrisi Mehmed'e vererek:-Hemşerim, gördüğün bu kurşun, geçen Moskof harbinde babamı şehid etmiş. Ben o zamanları çocuktum. Babam bu kurşunu bana yadigar olarak göndermiş. Şimdi sen bu kurşunu ve benim kanımla boyanan şu gülle parçasını al ve sağ salim köye dönebilirsen, bunları oğluma ver ve de ki; "Baban dedi ki, Allah yolunda, vatan uğrunda ben basıl biri iki ettiysem, o da ikiyi üç etsin"Artık gücü tükenen Koca Halil yere yıkıldı ve Kelime-i Şehadeti söyleyerek şehid oldu.Orhan Gazinin oğlu Süleyman Paşanın Rumeli'de giriştiği fütuhat, küffar diyarında görülmedik bir tesir bıraktı. Balkanlardaki krallar, Bizans İmparatoruna gönderdikleri haberde:"Şimdiye kadar Rum ülkesi, Müslüman saldırılarından korunabilmekteyken, İslam ordularının askısı iyice artmış ve güçleri çoğalmıştır. Karşı çıkmakta gevşeklik gösterirsek, hepimizin yok olmasına ve onların güçlenmesine yol açılmış olur. Henüz ayakları iyice yere basmadan onları topraklarımızdan kovmak için birlikte hareket edelim."
Yûnus bin Meysere, Tâbiinin büyük hadis âlimlerindendir. Şam'da yaşamıştır. Âmâ idi. Birçok âlimden ilim öğrenip, hadis-i şerif rivâyet etmiştir... Hazret-i Muâviye'den (radıyallahü anh) rivâyet ettiği hadis-i şerifte: "Hayır kalbe sükûnet verici, şer ise çarpıntı doğurucudur" buyurulmuştur.
Muinüddin Muhammed Îci hazretleri Şafii fıkıh âlimidir. 832'de (m. 1429) İran'da Şiraz'ın Îc beldesinde doğdu. Seyyid Şerif Cürcâni'nin talebesi Mevlâ Hâce Ali'den ders aldı. Şerhu'l-Mevâkıf derslerine devam etti. Mekke'ye giderek talebe yetiştirdi. 905'te (m. 1500) Orada vefat etti. Buyurdu ki:
Ömer Rûşeni Osmanlı âlimlerinden ve Anadolu'da yetişen velilerdendir. Aydın vilâyetinin Güzelhisar köyünde doğdu. İlim tahsili için Bursa'ya geldi. Orada zâhiri ilimleri tahsil ettikten sonra, içinde tasavvuf yoluna girme arzusu çoğalıp, Karaman'a gitti. Seyyid Yahyâ Şirvâni hazretlerinin büyük kardeşi Alâeddin Ali Aydıni'nin talebeleri arasına girdi. Daha sonra Bakü'ye giderek, Seyyid Yahyâ Şirvâni hazretlerinin sohbet ve hizmetine girdi. Kısa zamanda yükselerek hocasının önde gelen talebelerinden ve halifelerinden oldu. Çok talebe yetiştirdi. İlim ve feyiz kaynağı oldu. Talebelerinin en yükseklerinden birisi, Halvetiyye yolunun kollarından olan "Gülşeniyye" kolunun kurucusu olan ve Gülşeni diye tanınan İbrâhim bin Muhammed hazretleridir. 1487 (H.892) senesinde Tebriz'de vefât etti.
İmam Yafii hazretleri, Ravzu'r-Reyahin kitabında şöyle nakleder:Malik bin Dinar Hazretleri anlatıyor:
Basra'da küçük bir grubun bir cenazeyi taşıdığını gördüm. Cenazeyi uğurlayan başka kimse de yoktu. Neden cenazeye katılım olmadığını sordum. Dediler ki:
- Bu adam büyük günahkâr, asi ve ömrünü boşa harcamış biriydi. Ben de cenazenin namazını kıldım ve kabrine indirdim. Sonra bir gölgeliğe çekildim. Uyuyakalmışım.