Allah, Sizin Için Kolaylık Diler
Ömer bin Muhammed el-Ezdî hazretleri Mâlikî mezhebindeki fıkıh ve hadîs âlimlerindendir. 289 (m. 902) senesinde Bağdâd’da doğdu. 328 (m. 940)’da vefât etti. Şöyle nakletmiştir:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.586.323
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ömer bin Muhammed el-Ezdî hazretleri Mâlikî mezhebindeki fıkıh ve hadîs âlimlerindendir. 289 (m. 902) senesinde Bağdâd’da doğdu. 328 (m. 940)’da vefât etti. Şöyle nakletmiştir:
1912 yılında Avrupa'dan meşhur bir şampiyon koşucunun geldiği ve Türkiye'de kendisi ile boy ölçüşecek yarışçı aradığı haber alınmıştı. Düşünülüp danışıldı ve nihayet Anadolu hisarı tulumbacılarından (itfaiye erlerinden) "Kıvırcık Ahmed" namıyla anılan biri bulundu. Mukavemet yarışı Fenerbahçe'de yapılacaktı... Meraklıların doldurduğu geniş çayırın kenarında, İngiliz atlet bacağında şortuyla bekliyordu. Kıvırcık Ahmed'e : -Haydi, dediler. Soyun!-Ne soyunacağım? Denize mi gireceğiz?-Sen de üzerindeki elbiseyi çıkarıp, onun gibi çıkacaksın!-Ama ben onun gibi soyunmam , utanırım!...-Etme Ahmed, ayıp olacak.-Bırak beyim, ben evde yalnız başıma gusulhaneye girsem, yine de peştamal kullanırım.
Şeyh Alâüddin, tasavvuf yoluna girişini şöyle anlatır: "Sultan İkinci Bâyezid Hânın ordusunda bir nefer idim. Ordu, bir zaman küffâr üzerine sefer etti. Dönüşte yolda şiddetli bir soğuk ve yağmur başladı. Bu esnâda ben civar bir köyde misâfir olmak istedim. Köylüler beni kabûl etmediler. Gece karanlığında yola koyuldum. Yağmur, gökten bardaktan dökülürcesine yağıyordu. Her taraftan seller akıyordu. Vâdi, deniz gibi oldu. Ben, Allahü teâlâya tevekkül ederek ilerledim. Yol üzerinde bir nehirle karşılaştım. Akan sellerle nehir daha da kabarmış, köprüyü de örtmüştü. Sulara girip, önümdeki tehlikeden gâfil olarak, gece karanlığında ilerledim. Sular, atımın ayaklarını örtmeye başlamıştı. O esnâda beni boğulma korkusu kapladı. Geri dönmek istedim. Yolu bulamadım. Ölümle burun buruna geldim. Ölümü düşünerek, tövbe ve istigfâra başladım.
Muhammed bin Hilfe el-Veştâtî hazretleri tefsir ve hadis âlimlerindendir. 745 (m. 1344)’de Tunus’ta doğdu. Burada ve hac için gittiği Hicaz’da birçok âlimden ilim tahsil etti. Tunus kadılığına, sonra Tunus şehri müftülüğüne tayin edildi. 828 (m. 1425)’de orada vefat etti. “İkmâlü’l-Mu’lim bi-fevâidi Müslim” isimli eserinde şöyle buyuruyor:
Ebû Abdullah Tlemsânî hazretleri Mâlikî mezhebi fıkıh ve kelâm âlimlerdendir. 1310 (H.710) senesinde Cezayir’de Tlemsân şehrinde doğdu. Tunus'a giderek meşhur âlimlerin derslerine devâm etti. Sonra memleketine dönerek talebe yetiştirdi. 1370 (H.771) senesinde Tlemsân’da vefât etti. Fıkıh usûlüne dâir "Miftâh-ul-Usûl fî Binâ-il-Fürû" isimli eseri yazdı. Kazâ ve kadere dâir herkesin anlayabileceği bir tarzda yazılmış eseri de vardır. Bu kitap, bütün Magrib âlimlerinin bu konuda temel kitabı oldu. Bu eserinde şöyle buyuruyor:
Osmanlı âlimlerinden olan Molla Muslihüddin Kastalani rahmetullahi aleyh, Kestel'de doğdu. Bursa, Mudurnu, Dimetoka ve İstanbul'da müderrislik yaptı. Daha sonra Kadıasker oldu. 1496'da İstanbul'da vefat etti. Bir dersinde buyurdu ki:
Zamanın akıllı geçinenlerinden güngörmüş bir zâtın yolu bir gün bimarhâneye (ruh ve sinir hastalıkları hastahânesine) uğramış. Hastalardan birine sormuş:-Kaç yıldır buradasın?-Senesini ben de unuttum. Aslında deli falan da değilim. Nedense bir kez paçayı kaptırdık ve bir daha kurtulamıyoruz.-Peki seni ne diye burada tutuyorlar?-Doktorlardan "mazarratlı harfler"i saymalarını istiyorum; cevap veremiyorlar. Bu sefer ben onlara sayıyorum, beni urgana vuruyorlar.