Bir Kimseden Cefa Görürsen Tövbe Et!
Dahmel bin Abdullah hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Yemen'in Sahban beldesinde doğdu. Zamânın âlimlerinden ilim öğrenerek yetişti. Talebe yetiştirmek için icâzet aldı. 1203 (H.600) senesinde vefât etti.
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.605.684
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Dahmel bin Abdullah hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Yemen'in Sahban beldesinde doğdu. Zamânın âlimlerinden ilim öğrenerek yetişti. Talebe yetiştirmek için icâzet aldı. 1203 (H.600) senesinde vefât etti.
Yavuz Sultan Selim, her meseleyi, akıllı ve olgun veziri Piri Mehmet Paşa ile istişare eder, onun bilgi ve görüşlerinden istifade ederdi. Bir gün sohbette, kendisine şu soruyu sordu:-Piri Lalam! Allahü Teâlânın emri, Resûl-i Ekrem efendimizin mucizesiyle Mısır'ı fetheyledik. Hâdim-ül Haremeyn olmakla şereflendik. Gittiğimiz yerlerde fetihler müyesser oldu. Emrimize muhalefet edecek kimse kalmadı. Bu halde devletimizin zevali ihtimali var mıdır?Piri Mehmet Paşa'nın, sanki çağlar ötesini görüyormuşçasına verdiği cevap şöyleydi:-Dedelerimizin koydukları kanun ve kaideler yürürlükte kalıp tatbiki devam ettikçe, bu devletin zevali, yıkılması mümkün değildir. Ama evlatlarınızın hilafetleri zamanında, akılsız vezirler tayin edilir, rüşvet kapıları açılıp rütbe ve makamlar ehli olmayanlara verilir ve devlet işlerinde kadınların hükmü yürürse, o zaman bu devlette karışıklık ve düzensizlik hüküm sürer.
Feramerz bir Fransız subayıdır. Türklerle nerede ve ne zaman tanışır bilemeyiz ama ecdadımıza hayran olur. Nitekim kendi rızası ile İslâm'ı seçer ve Feramuz adını alır. O devir Fransa'sında Müslüman olmak zor, Müslümanca yaşamak daha zordur. Mübârek kalkar Anadolu'ya gelir ve Sivas, Tokat civarında bir kuytuya yerleşir. Oğluna âlemlere rahmet olarak gönderilen Efendimizin adını koyar. Kızını Osmanlı Emirlerinden Hüsrev Bey'e verir. Feramuz bey vefat edince, oğlu Muhammed ablasının yanına sığınır. Eniştesi bu çocuğun müthiş zekasına hayran kalır. Tahsili için ne gerekiyorsa yapar. "Yeter ki sen oku" der, "gerisini düşünme!" Küçük çocuk bu teveccühün altında kalmaz, gecesini gündüzüne katar, akranlarına fark atar. Nitekim molla olur. Hem eniştesinin adıyla anılan bir molla. "Molla Hüsrev!"
Resûl bin Ahmed Türkmânî hazretleri Hanefî mezhebi fıkıh ve hadîs âlimidir. Tire'de doğdu. İlim tahsili için Kâhire’ye giderek âlimlerin sohbetlerinde bulunup onlardan ilim öğrendi. Başta fıkıh ve hadîs olmak üzere, çeşitli ilimlerde yükselip, zamanında bulunan Hanefî mezhebindeki âlimlerin en üstünlerinden oldu. Kendisine birçok defa kadı olması teklif edildi ise de, bu vazîfeyi kabul etmemekte ısrar etti ve; “Bu kadılık vazîfesi öyle bir iştir ki, bu vazîfeyi yapabilmek için geniş ilim sahibi olmak yetmez. Ayrıca kadılığa âit ıstılâhları bilmek, bu husûsta tecrübe ve mahâret sahibi olmak da lâzımdır” buyurdu...
On dokuzuncu yüzyılda yaşayan Abdullah Mekki Erzincâni, büyük veli Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdi hazretlerinin halifelerindendir. Aslen Mekkelidir. Zamânının usûlüne göre çeşitli ilimleri tahsil eden bu mübarek zat, yüksek dereceye ulaştıktan sonra Bağdâd'da bulunduğu sırada büyük âlim ve veli mürşid-i kâmil Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdi hazretlerini tanıdı. Tasavvuf yolunda ilerleyip yüksek mânevi derecelere kavuştu. Hocası onu; İnsanlara İslâmiyetin emir ve yasaklarını anlatmak ve talebe yetiştirmekle vazifelendirerek Erzincan'a gönderdi...
Ebû Hâmid İsferâyini hazretleri Şafii fıkıh âlimidir. 344'te (m. 955) İran'da İsferâyin'de doğdu. Medrese tahsilinden sonra Bağdat'a gitti. Burada Şafii âlimlerinden fıkıh okudu. Abdullah bin Mübarek Mescidi'nde ders vermeye başladı ve birçok talebe yetiştirdi. 406'da (m. 1016) vefat etti. Bir dersinde şunları anlattı:
Bir gün Peygamber Efendimiz buyurdular ki:
- Cennetlik hanım isteyen, Ümmü Eymen'le evlensin!..
Ümmü Eymen iyi kalbli ve Habeşli bir câriye idi. Peygamber Efendimize, anacığından emânet kalmıştı...
Artık delikanlı olan Hz. Zeyd, Resulullah efendimizin bu müjdesi üzerine hemen, o siyahi hanımla evlendi. Üsâme adlı bir de oğulları oldu...