İhlâs Elde Edilmedikçe, Kurtuluşa Erişilemez
Şeyh İbn-i Beşşâr hazretleri Hanbelî mezhebi fıkıh âlimi ve büyük velîlerdendir. 925 (H.313) senesinde Akabe'de vefât etti. Bu mübarek zat, derslerinde buyurdu ki:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.263.929
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Şeyh İbn-i Beşşâr hazretleri Hanbelî mezhebi fıkıh âlimi ve büyük velîlerdendir. 925 (H.313) senesinde Akabe'de vefât etti. Bu mübarek zat, derslerinde buyurdu ki:
Hatıralarını yazdığım Fransız kadını, yüz sene evvel misafir gittiği bir eski konağı anlatıyor: "Artık, İstanbul evlerinin harem daireleri ve Türk hanımları hakkında kafi derecede fikir edinmiş oldum. Bu hafta, tamamiyle eski eski alaturka tarzda, diğeri büsbütün alafranga, üçüncüsü de ikisi arası olmak üzere, üç konağı ziyaret ettim. İlk gittiğim konak, Üsküdar'ın yüksek ve fevkalade nazaretli (manzaralı) bir mevkiinde idi. Marmara'yı, İstanbul'u, Beyoğlu'nu alabildiğine görüyordu. Kapıda, zenci bir harem ağası bizi karşıladı. Bir kat merdiven çıktık; tavanı kubbeli geniş bir salona girdik. Ne süs, ne ziyafet, ne aydınlık! Adeta gözlerimiz kamaşıyor. Bu mebzul ziya, kubbe etrafındaki beyzi menfezlerden deniz cihetindeki enli ve yüksek pencerelerden giriyor.
Sultan I. Mahmud Han, bütün saltanatı boyunca devam eden İran, Rus, Avusturya muharebelerini değerli kumandanları ile idare etti. Bilhassa hayatı muvaffakiyetlerle dolu Hekimoğlu Ali Paşa gibi yetişkin ve tecrübeli vezirleri, sadarette ve ordu seraskerliklerinde kullanarak muvaffak oldu. Sultan Mahmud Han hizmet edenleri takdir edip, kıymetli vezirlerini ufak tefek kusur ve hataları ve hatta mağlubiyetleri yüzünden derhal azil ve sair suretle cezalandırmaz ve hatalarını tashih için kendilerine imkan tanırdı. Bağdat Valisi Ahmet Paşa, İran seferleri dolayısıyla salahiyeti haricinde, izin almadan devlet tevcihatını istediği gibi yapması sebebiyle buradan alınarak Rakka valiliğine tayin olunmuştu. Bunun üzerine korkarak katledileceği vehmine kapılan Ahmet Paşa, Veziriazam Hekimoğlu Ali Paşa'ya mektup yazarak korkusunu bildirdi ve yardımını istedi. Ali Paşa bu mektubu Padişaha arzedince, Sultan Mahmud kendisine şunları yazdı:"Sadrazam tarafına gönderdiğin mektubun manzar-ı hümayunum olup, bazı fikir lere sahip olduğun anlaşılmıştır. Sen bu kadar zamandan beri seraskerlik ve tevcihat ile istediğini yapmış olmana rağmen, bundan sonra senden üstün başarılar ümid edilerek, bu hataların affolunmuştur."Bu ferman ile Sultan Mahmud Han, Ahmet Paşanın hizmetlerini takdir ettiğini ve ufak tefek bir kusur ile en ağır cezanın verilmeyeceğini bildirerek kendisini rahatlattı.
Kara Mollazade Abdülhamid Efendi Nakşibendi şeyhlerinden fazilet sahibi bir zat olup Ayıntaplıdır. Memleketinde tedris ve irşad ile hayatını geçirdi. 1278 (m. 1861)'de vefat etti. Eserlerinin en meşhuru, bir fıkıh kitabı olan Tahtâvi haşiyesinin tercümesidir. Bu eserinde şöyle anlatır:
Hazret-i Muaviye'nin kardeşidir.
Belâzûri'nin Ensâb-ül-Eşraf kitabında yazdığına göre, Ziyâd bin Ebi Süfyân vefâtına yakın şunları söylemişti:
Amasyalı Bayram Efendi Osmanlı âlim ve velilerindendir. Merzifon'da doğdu. Zamânının ileri gelen âlimlerinden akli ve nakli ilimleri tahsil etti. Tahsilini tamamlayınca Amasya müftülüğüne ve Sultan Bâyezid Medresesi müderrisliğine tâyin edildi. Medine, Trablusşam, Sofya, Konya ve Kayseri kadılığı yaptı. 1709 (H.1121) senesinde Eskişehir'de vefât etti. Buyurdu ki:
Beni İsrail zamanında salih bir kimsenin üç tane oğlu varmış. Bir gün o zat ağır hastalanır ve artık hayatından ümid kesilince büyük oğlu, küçük kardeşlerini çağırır ve:
- Ey kardeşlerim, pederimizin epeyce malı var. Fakat bugün kendisinin hizmeti ise ağırdır. İsterseniz sizler malına varis olun ve hizmetini bana bırakın, der.