Tasavvuf Ehli, Aynı Toprak Gibidir
Seyyid Nûbânî hazretleri son devir Osmanlı evliyasındandır. 1904 (H.1322) senesi Kudüs yakınındaki Mezra köyünde vefât etti. Yûsuf Nebhânî eserlerinde ondan sıkça bahseder.
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.095.569
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Seyyid Nûbânî hazretleri son devir Osmanlı evliyasındandır. 1904 (H.1322) senesi Kudüs yakınındaki Mezra köyünde vefât etti. Yûsuf Nebhânî eserlerinde ondan sıkça bahseder.
Sultan Yıldırım Bâyezid Han, Niğbolu zaferinden sonra kazanılan ganimetler ile müslümanların ibâdet etmeleri için, Bursa'nın güzide bir yerinde câmi yaptırmak istedi. Bu durumdan vezirini de haberdar etti. Bugünkü Ulu Câminin yeri uygun görüldü ve arsa sâhip leri ne mülklerinin bedelleri verildi. Herkes gönül rızâsıyla arsalarını verdiler. Fakat câminin inşâ edileceği yerde bir ihtiyar kadıncağızın evi vardı. Bu hanım; "Ben evimi satmam." diye inâd etti. Ona; "Bize bu ev mutlaka lâzım." denildi ise de, hiçbir kimsenin, sözünü dinlemedi. Sultan Yıldırım Bâyezid Han da o kadının yanına gidip, durumu anlattı. Fakat, kadını fikrinden döndüremedi. Sonra Sultan, divânı toplayarak bu husûsu görüştü.
Zurnazen Mustafa Paşa, sadece 4 saat süren Başvekilliği ile, Osmanlı tarihinde "görev süresi kısalığı" rekorunun sahibi. Buna rağmen o dört saat içinde Mührü Hümayunu birkaç tayin kararnamesinin üstüne bastı. (1656)Ama aslında onunkinden de kısa olanı var. Bırakın icraata girişmeyi, koltuğuna bile oturmaya fırsat bırakmayan, nerdeyse göz açıp kapayıncaya kadar sürmüş bir sadrazamlık.
Ebu's-Safâ bin İshak hazretleri, Mısır'da yetişen Mâliki fıkıh âlimlerindendir. Abdullah Menûfi'nin en büyük talebelerindendir. Hocasının vefatı üzerine onun ders halkasını devraldı. Daha sonra Şeyhûniyye Medresesi'nde müderris oldu. 776 (m. 1374)'de vefat etti. Bir dersinde buyurdu ki:
Mevlânâ Ârif Dikgerani, Emir Külâl (Gilal) hazretlerinin dört halifesinden ikincisidir. Doğduğu ve vefat ettiği yer, Buhara yakınındaki Dikgeran kasabasıdır. Emir Külâl, Mevlânâ Ârif hakkında "Benim yakınlarım arasında, Şah-ı Nakşibend ve Mevlânâ Ârif'ten üstün olanı yoktur" buyurmuşlardır. Bizzat Şah-ı Nakşibend Hazretleri, mürşidlerinin bu nefeslerine uyarak tam yedi yıl Mevlânâ Ârif'in sohbetine devam etmişlerdir. Ve ona öylesine saygı göstermişlerdir ki; su kenarında abdest alsalar onun üstüne geçmemeğe ve altında taharetlenmeğe bakarlardı. Yolda giderken de ileriye geçmemeğe dikkat ederlerdi. Çünkü Mevlânâ Ârif, mürşidlerinin hizmetine kendilerinden evvel girmiştir ve maddi zaman ölçüsüyle daha kıdemlidir...
İbn-i Muhallid hazretleri hadis, fıkıh ve târih âlimidir. 233 (m. 848)'de Bağdâd'da doğdu. 331 (m. 943) senesinde aynı yerde vefât etti. Şöyle nakleder:
Hükümdarlardan biri vezirine oğlunun hocasından yakınıyordu: - Ben istiyorum ki oğlum ilim öğrensin, benim yerime iyi bir hükümdar olsun, o ise devamlı müzikle, sesle, sazla meşgul Demek ki hocası buna iyi bir yön veremiyor. Vezir aynı görüşte değildi: - Hükümdarım hocanın elinde mucize yok. Çocuğun kabiliyeti neye ise hocası ancak onda ilerlemesine, olgunlaşmasına yardım edebilir İnsanın tabiatı değiştirilemez Terbiye yaratılışa tabidir.