Allahü Teâlânın Azabı Çok Şiddetlidir!
Abdurrahmân bin Ebî Zinâd hazretleri hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 100 (m. 718) senesinde doğdu. 174 (m. 790) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.567.130
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Abdurrahmân bin Ebî Zinâd hazretleri hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 100 (m. 718) senesinde doğdu. 174 (m. 790) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
Sultan IV. Mehmed Han bir divan toplantısında sadrazama:"Yaptığım tetkiklere göre etin okkası sekiz akçeye satılır, fakat yine de et bulunmaz imiş, sebebi nedir?" diye sorunca sadrazam:"Hünkarım, et ve ekmek zaman-ı devletinizde pek çoktur. Fiyat artışı yoktur. Var diyen size yala söylemiştir" dedi. Divanda hazır bulunan Hocazade Mesut Efendi:"Devletli vezir, asıl yalanı imdi siz söylediniz" dedikten sonra, Padişaha dönerek:"Şevketlim, hâlâ narha takyit yoktur. Şehirde bir okka et bulunmaz. Bulunursa sekiz akçedir. Hatta semiz etler gizlice 10-12 akçeye satılır. Fukara muzdariptir. Fukarası muzdarip olan bir memlekette bolluktan bahsetmek abestir" dedi. Bu sözleri üzerine sadrazam onu susturmak istedi ise de Hocazade:"Burada da mı sus dersiniz? Bu, huzur-u hümayundur. Hak ne ise onu söylemek gerekir. Bunda yalan ve hatır için söz, din ve devlet için söz, din ve devlete hıyanettir" dedi.
Fransa İmparatoru III. Napolyon, sarayda verilen bir baloda Osmanlı sefir Ahmed Vefik Paşa'nın yanına yaklaşmış, o vakitler bir vilayetimiz olan Beyrut'a sözü getirerek:
-Şu anda Beyrut'u işgal etmek üzere bir tümen Fransız askeri yola çıkıyor, diye sefirimizi tehdid eder. Paşa:-Tavsiye etmem Majeste, der. Osmanlı süngüleri Fransız askerini denize döker...İmparator alay ederek:-Ekselans, bu sonuca askeri bilgilerine mi dayanarak varıyorlar, diye sorunca, Vefik Paşa:-Hayır, tarihi bilgilere dayanarak... amcanız I. Napolyon da Akka kalesi önünde böyle bir ders almışlardı, diye cevap verir.
Ârif Hikmet Bey yüzbeşinci Osmanlı Şeyhülislâmıdır. 1201 (m. 1786) senesinde İstanbul'da doğdu. Yüksek tahsilini tamamlayıp çeşitli devlet kademelerinde çalıştıktan sonra, "Meclis-i Vâlây-i Ahkâm-ı Adliye" (Yargıtay) üyeliğine seçildi. Sonra Dâr-ı Şûrây-ı Askeri (Askeri Şûra) üyeliğine getirildi. 1262 (m. 1845) senesinde Şeyhülislâmlık makamına getirildi. 1275 (m. 1858) senesinde İstanbul'da Üsküdar'da vefât etti. Buyurdu ki:
Abdüla'lâ bin Abdila'lâ hazretleri hadis âlimlerinden ve evliyânın büyüklerindendir. Basra'da doğdu ve orada yaşadı. 189 (m. 804)'de vefât etti. Buyurdular ki:
Ebû Abdullah et-Takî hazretleri evliyânın büyüklerindendir. 416 (m. 1025) senesinde vefât etti. Şeyhülislâm Abdullah-i Ensârî hazretleri buyurdu ki: “Ebû Abdullah et-Takî, melek gibi bir kimse idi. Zamanında bulunan âlimlerin hemen hepsi ile görüşmüştü. Maddî ve manevî bütün ilimlerde nasîbi vardı. Ben, onun sohbetlerinde bulunmakla çok şeylere kavuştum. Sohbetlerinde bana, ayrıca husûsen çok iltifât ederdi. Ne zaman huzûruna varsam, ayağa kalkardı. Firâseti çok kuvvetli idi.”
Abbasi halifelerinin beþincisi Harun Reþid, sarayının bahçesindeki bir gül fidanını çok beðenir. Yapraðı, kokusu, görünüþüyle dikkatini çeken gülü özel bakıma alması için bahçıvana emir verir.
Bahçıvan üzerine titremeye baþlar gülün. Ne var ki, sakınan göze çöp batar derler ya. Aynen öyle olur. Bir sabah bahçıvan gelip bakar ki, gülün dalına konan bir bülbül, ne kadar yaprak varsa hepsini gagalayarak yere düþürmüþ. Tek yaprak bırakmamıþ gülün baþında... Korku içinde koþar halifeye:
- Sultanım der, üzerine titrediðimiz gülün yapraklarını bir bülbül gagalayarak yere dökmüþ, tek yaprak bırakmamıþ gülün baþında... Harun Reþid, telaþ etmeden cevap verir:
- Üzülme efendi üzülme, der. Bülbülün yaptıðı yanına kalmaz!.