Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

16.983.302

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Ehl-i Sünnet Fırkası, Dört Mezhebe Ayrılmıştır

Şeyh Derdîrî hazretleri Mâlikî mezhebi fıkıh âlimi ve Halvetiyye yolunun büyüklerindendir. 1715 (H.1127) senesinde, Mısır'da doğdu. 1786 (H.1201) senesinde Kâhire'de vefât etti. Câmi-ul-Ezher'de ilim tahsîl etti. Zamânının en büyük âlimlerinden ders aldı. Hocalarının hepsinden icâzet alıp fetvâ vermeye başladı. Bir dersinde şunları anlattı:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Fatih Ve Hocazade

Sultan Mehmed Han (Fâtih) Osmanlı tahtına oturup da onun âlimlere muhabbeti ve lütf-u ihsânı ün salınca ve çevresine zamânının meşhur âlimlerini toplayınca, Hocazâde de onun yanında olmak şerefini kazanmak istedi. Ne var ki yolculuk masraflarını karşılayacak parası olmadığından bir türlü yola çıkma cesâretini bulamıyordu. Bu sırada derslerine katılan bir talebenin sekiz yüz akçesi olduğunu öğrenince, bu parayı ödünç alıp yola çıktı. Talebe de yanında ve hizmetinde idi. Oraya öyle bir zamanda vardı ki, pâdişâhın otağı İstanbul'dan Edirne'ye gidiyordu. Pâdişâh-ı âlem, bir yanında Molla Seyyid Ali, diğer yanında Molla Zeyrek olduğu halde ilmi konularda münâzara yaparak ilerliyordu. Vezir Mahmûd Paşa, Hocazâde'yi görünce; "Hoş geldin. Ben de seni Pâdişâha anlatmıştım. Gel hemen onunla görüş." diyerek önüne düşüp Pâdişâhın yanına yaklaştılar. Hocazâde hükümdârı selâmlayıp elini öptü. Mahmûd Paşa onun Hocazâde olduğunu bildirerek ilmini övdü.

Vehbi Tülek

HilÂfeti HÂiz Olan Türkler

Vehbi Tülek

46 - MurÂd Edilen Sultan Selîm'dir

Vehbi Tülek

Nasuhi Efendi Ve Mezomorto Hüseyin Paşa

Vehbi Tülek

Sakız Adası zaferinden sonraydı. Muhammed Nasûhi Efendi borçlarını ödemekle meşgûl olduğu sırada Mezomorto Hüseyin Paşa konağına dâvet etti. Nasûhi Efendi, Paşanın konağına varınca, Paşa saygıyla ayağa kalkıp kendisine ikrâmda bulundu. Muhammed Nasûhi Efendi, Paşanın bu hareketine hayret etti. Kendi kendine; "Bu ne haldir? Bakalım sonu ne olacak." dedi. Çünkü Mezomorto Hüseyin Paşa, Nasûhi hazretlerine daha önce yakınlık göstermezdi. Bugünlerde ilgilenmesi onun dikkatini çekti. Hüseyin Paşa, Nasûhi hazretlerine hitâben; "Efendi hazretleri! Bize niçin yabancı gibi bakıyorsun. Sakız önündeki muhârebede bize zaferi müjdeleyen siz değil miydiniz?" dedi. Çünkü Sakız muhârebesi sırasında Nasûhi Efendi, MezomortoHüseyin Paşanın bulunduğu kalyona kerâmet olarak gelmiş, zaferi müjdeledikten sonra kaybolmuştu. Sakız muhârebesi sırasında bu müjdeyi veren kimsenin Nasûhi hazretleri olduğunu bilen Hüseyin Paşa, o gece, onu konağında misâfir edip izzet ve ikrâmlarda bulundu. Ertesi sabah dergâh inşâası sebebiyle olan bütün borçlarını ödediği gibi, dergâhının çeşitli ihtiyaçlarını da temin etti. Böylece Nasûhi Efendinin kimseye borcu kalmadı.Tamâmen Nasûhi Efendinin mülkü olan dergâhta, Cumâ namazı kılınmaya başladı. 1704 (H.1116) senesinde Veziriâzam Dâmâd Hasan Paşa bu dergâha imâm, hatib, müezzin, kayyım tâyin ettirdi. Diğer ihtiyaçları için de günlük yüz elli akçe tahsisat ayırttı. Ayrıca Hadice Sultan ve Vâlide Atik Sultan vakıflarından bu dergâhın ihtiyaçları için gelir tahsis edildi. Dergâhta bulunan dervişlerin her türlü ihtiyaçları temin edildiği gibi, dergâha her gün gelen misâfirler ağırlandı.

Mübarek Beldelerin Hizmeti Ona Ve Nesline Verildi

Vehbi Tülek

Bir Yüz Karasi

Vehbi Tülek

Şimdi Olmaz, Vezirler Var!

Vehbi Tülek

35 - Bu Mukaddes Vatan İçin Ölebiliriz

Vehbi Tülek

Rumeli Hisarinin Şekli

Vehbi Tülek

Kara Mehmet Paşa

Vehbi Tülek

Sen Kandiye Fatihi Olarak İstanbul’a Döneceksin

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Kimse Bu Kelâmın Sahibine âsi Olmasın

Mehmed Tâhir Efendi, Osmanlı târihinde "Vak'a-i Hayriyye" diye bilinen yeniçeri ocağının kaldırılmasına dâir fetvâyı veren Yüzdördüncü Osmanlı şeyhülislâmıdır. "Kâdı-zâde" diye şöhret bulmuştur. 1160 (m. 1747)'de Tokat'ta doğdu. 1254 (m. 1838)'de İstanbul'da vefât etti. Eyyûb Sultan civarında, Bostan İskelesi yakınına defnedildi. Bir dersinde şunları anlattı:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Ödünç Vermek Müstehaptır

Vehbi Tülek

Mecdüddîn Muhammed Üsrûşenî hazretleri Hanefî fıkıh âlimidir. 592’de (m. 1196) Mâverâünnehir’de Fergana'da doğdu. Babasının hocası Burhâneddin Merginânî ve Zahîrüddin Muhammed Buhârî’den ilim tahsil etti. 637 (m. 1240)’ta vefat etti. “el-Fusûl fi’l-muâmelât” isimli eseri, alışveriş ve benzeri meseleleri anlatır. Bu kitabında şöyle buyuruyor:

İmanı Olanlara Müjdeler Olsun

Vehbi Tülek

Feyizler, Resûlullahın Kalbinden Yayılmakta

Vehbi Tülek

Muhyüddin İbn-ül-Cevzi hazretleri fıkıh ve usûl âlimlerindendir. 580 (m. 1185)'de Bağdad'da doğdu. 656 (m. 1258) senesinde vefât etti. Bir dersinde şunları anlattı:

Muhammed Bin Münkedir

Vehbi Tülek

Şeyhayn’ı Ancak Müminler Sever

Vehbi Tülek

Büyük Mutasavvıf Yusuf-i Hemedani

Vehbi Tülek

İnsan Kadar Isyankâr Bir Mahlûk Yoktur

Vehbi Tülek

Hanefî Fıkıh âlimi Ebü'l-hasen-i Kerhî

Vehbi Tülek

Abdülvâhid Âmidî

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Yeterki Kalbi Kirilmasin

Yeterki Kalbi Kirilmasin

Bir hükümdarın pek çok cariyeleri vardı. İçlerinde pek güzel dilberler bulunmasına rağmen, siyah bir cariyeye daha fazla alaka ve sevgi gösterirdi. Diğerlerinin bunu çekemediğini fark eden padişah, bir gün kendilerine üzeri mücevheratla süsülü birer kristal bardak vermişti. Manevi değeri yanında maddi kıymeti de pek yüksek olan bu bardakları ellerinde tutan cariyeler, hayranlıkla bakarlarken padişah:
- Herkes elindeki bardağı yere vurup kırsın, demişti. Güzel cariyeler hediyelerini sinelerine bastırarak:
- Efendimizin bu kadar değerli bir hediyesini nasıl kırabiliriz! dediler. Siyah cariye ise padişahın emrini, hiç tereddüt etmeden ve vakit kaybetmeden der'akab yerine getirdi. Barfdak yere çarpılmış ve param parça olmuştu. Padişah siyah cariyeye hitaben: - Diğer cariyelerim bu kadar kıymetli bardağı kıramadıkları halde sen neden kırdın? dedi. Siyah cariyenin verdiği cevap ise çok takdire şayandı:
- Bana efendimin kalbi lazım, kadehin ne kıymeti olabilir. Yeterk ki onun kalbi kırılmasın!
Hükümdar, bu cevabın içerisinde diğerlerine gereken dersi vermiş bulunuyordu. Yüzü güze fakat özü çirkin bir kadın, kocasının kalbini kırmaya devam ettikçe, kalbte açtığı yaraya güzellik olamaz

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

A'meş Ve Hanımı

Vehbi Tülek

Başka Du Bilmez Misin?

Vehbi Tülek

Geç Gelen Kurtarıcı

Minareden Okunan Şiir

İftiranin Neticesi

Allahü TeÂlÂyi Bilir Misin?

Yuhçu Baba

Fahreddin Acemî Ve Hurufiler

Altıyüz Dirhemlik İp

Vehbi Tülek

Sonunda Orta Yolu Buldular

Vehbi Tülek

Allah'tan Utanandan Her Şey Utanir

Vehbi Tülek

Helvaci Çocuk

Vehbi Tülek

Adam Olmazsan

Vehbi Tülek

Cünnetü'l-esmâ

Vehbi Tülek