İnsanın Kemâli, Fâni Olduğunu Anlamasıdır
Tâhir Uryân-ı Hemedânî hazretleri tanınmış velîlerdendir. İran'ın Hemedan şehrinde doğdu. 1010 (H.401) senesinde aynı yerde vefât etti. Çok kerametleri görüldü. Sohbetlerinde buyurdu ki:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.651.571
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Tâhir Uryân-ı Hemedânî hazretleri tanınmış velîlerdendir. İran'ın Hemedan şehrinde doğdu. 1010 (H.401) senesinde aynı yerde vefât etti. Çok kerametleri görüldü. Sohbetlerinde buyurdu ki:
Osmanlı İmparatorluğunda Lale Devri adıyla meşhur olan sulh ve sükun devri, 1730 yılında Patrona Halil isyanıyla sona ermiş, tekrar karışıklıklar başlamıştı. Bunu fırsat bilen Rusya, 1733 yılında Avusturya ile ittifak anlaşması yaptı. Anlaşma hükümlerine göre Rus ordusu aniden Osmanlı topraklarına girecek, Avusturya araya girerek, Osmanlı hükûmetini oyalayacak, bu arada onlar da hücuma geçerek iki ateş arasında bırakacaklardı.
Piri Mehmed Paşa, Rumeli Başdefterdarı vazifesiyle Çaldıran Muhârebesine katıldı. Beklenmeden hemen hücuma geçilmesi husûsundaki isâbetli görüşleriyle Yavuz Sultan Selim Hanın dikkatini çekti. Pâdişâh, onun görüşlerini işitince; "İşte yegane rey sâhibi bir adam, yazık ki, vezir olmamış." diyerek takdirlerini dile getirmişti.Zafer sonrasında İkinci Vezir Dukakinzâde Ahmed Paşa ile birlikte Tebriz'in zaptı ve muhâfazasıyle görevlendirildi. Bu seferden dönüşünde Üçüncü vezir oldu. Amasya'daki yeniçeri isyânı neticesinde vezâretten alındı. Üç gün sonra tekrar vezârete iâde edildi.Başlangıçta Mısır Seferine muhâlefetinden dolayı vezâretten azledilen Mehmed Paşa, Osmanlı ordusunun Mısır'a yürümesi üzerine, İstanbul Muhâfızı olarak, İskenderiye ye sevkedilecek donanmayı büyük bir titizlikle donattı. Galata ve Gelibolu'da hazırlanan altı yüz parçadan ziyâde ve pâdişâhın istediği sayıdan fazla olan bu donanmadaki gemilerin altısını top ve beşini de at gemisi olarak tanzim etmişti. Paşanın bütün bu çalışma ve gayretleri, Yavuz Sultan Selim Hanın gözünde onu veziriâzamlığa hazırlamaktaydı.
Hennâd bin Sırri hazretleri hadis âlimlerindendir. Kûfe'de doğdu. 243 (m. 857)'de vefât etti. Onun rivâyet ettiği hadis-i şeriflerden bazıları:
Muhammed Dehlevî hazretleri Çeştiyye evliyâsının büyüklerindendir. 1385 (H.787) senesinde Hindistan’da Delhi'de doğdu. 1486 (H.891) senesinde Delhi'de vefât etti. Çerâğ-ı Dehlevî Nasîruddîn Mahmûd'un sohbetlerinde kemâle geldi. Bu zâtın en büyük talebelerinden ve halîfelerinden oldu.
Ali bin Muhammed Kâbisi hazretleri Mâliki fıkıh âlimidir. 324'te (m. 936) Tunus'ta Kayrevan'da doğdu. İlk tahsilini Tunuslu âlimlerden yaptı. Sonra Mekke ve Kahire'de büyük âlimlerden fıkıh ilmi öğrendi. Kayrevan'da Mâliki mezhebinin otoritesi hâline geldi. 403'de (m. 1012) Kayrevan'da vefat etti. Buyurdu ki:
Üsküdarlı Aziz Mahmud Hüdai Hazretleri, üstadı Üftade Hazretleri'nin hizmetinde talebe iken, birçok talebe arkadaşlarının arasında, üstadının yanında ayrı bir yeri vardı. Üftade Hazretleri, talebeleri arasında en çok onunla ilgilenir, bir çok iltifatlar eder ve onun yetişmesine ayrı bir ihtimam gösterirdi. Üstadın o talebesi ile fazla meşgul olmasını diğer talebeler çekemezler ve çok kıskanırlardı.-Biz de talebeyiz o da talebe! Onun bizden ne farkı var? diye hayıflanıyorlardı. Talebelerin bu halini sezen Üftade Hazretleri, onları imtihan etmek istedi. Hepsini huzuruna çağırarak ellerine birer bıçak ve birer de tavuk verip:-Bunu gidip kimsenin görmediği yerde kesip geleceksiniz. Tek şartım, keserken hiç kimsenin sizi görmemesi ve yalnız olmanızdır. Kim daha çabuk gelirse, benim en çok takdirimi o talebem kazanmış olur, buyurdular.