Arkadaşında Kusur Aramayı Bırak, Sen Zarar Görürsün!
Ebû Nasr bin Ziyâd hazretleri Tâbiînin büyük velîlerdendir 712 (H.94) senesinde Basra'da vefât etti.
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.163.064
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ebû Nasr bin Ziyâd hazretleri Tâbiînin büyük velîlerdendir 712 (H.94) senesinde Basra'da vefât etti.
Bir gün Sultan Mahmud, vezirlerinden biriyle tebdili kıyafet yolda giderken, câminin duvarını tâmir eden Şâh Veli ile karşılaştı. O şâhıs, Şâh Veli'ye; "Hoca ikiylen nasılsın?" diye sordu. Şâh Veli de; "Üçlen iyiyim." karşılığını verdi. O şâhıs; "Niye er kalkmadın?" diye sorduğunda; "Er kalktım da el aldı." cevâbını verdi. Yine o zât; "Bir kaz yollasam yolar mısın?" diye sorunca, Şâh Veli; "O işi iyi beceririm." dedi. Vedâlaşıp ayrıldıktan sonra Sultan Mahmud yanındaki vezirine; "Biz ne konuştuk?" diye sordu. Vezir cevap veremedi.
Sultan III. Mehmed Han zamanında, halvetiye yolunun büyüklerinden olan Abdülehad Efendinin halifelerinden birisi şöyle anlatır:Pâdişâh beni Dâvûdpaşa Câmiinde vâz etmem için dâvet etmişlerdi. Câmiye girdiğimde bende biraz pişmanlık hâli meydana geldi. Kürsiye çıktığımda, hatırıma hiçbir kelime gelmedi. Yakın olduğu hâlde önümdeki yazıyı okuyacak hâlim kalmamıştı. Bu durumdan kurtulmak için Abdülehad Efendinin rûhâniyetine teveccüh etmek hatırıma geldi. Abdülehad Efendinin rûhâniyetine kalpten teveccüh ettiğimde o anda görünüp, sanki bana; "Nedir bu perişanlık, yapacağın vâaz, uzun zamandan beri yaptığın vâazlar değil midir?" buyuruyordu. O sırada bende, tam bir rahatlık ve zindelik meydana geldi. Öyle bir vâz ettim ki, beni tanıyanlar; "Hayâtımızda böyle bir vâaz dinlemedik." dediler.
Seyyid Hasan Mükennâ rahmetullahi aleyh, Kuzey Irak'ta yetişen evliyâdandır. 1605 (H.1014) târihinde vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
Ebû Nasr Abdullah Serrâc hazretleri evliyânın büyüklerinden, maddi ve manevi ilimler sahibidir. İran'ın Tûs şehrinde doğup 378 (m. 988)'de orada vefât etti. Ebû Muhammed Mürteiş'in talebesi idi. Sırri-yi Sekati ve Sehl-i Tüsteri gibi büyük evliyâları gördü. Onun kıymetli sözlerinden ve daha önceki İslâm âlimlerinin nasihatlerinden yaptığı nakillerden bazıları şöyledir:
Mevlânâ Semsüddin Muhammed Ruci, Mevlânâ Sadeddin Kaşgari hazretlerinin talebelerindendir. 820 yılı Berat gecesinde Herat yakınlarında Ruc isimli köyde dünyaya geldi. Onun doğumu hakkında şöyle anlatılır:
Annesi beş yaşındaki bir oğlunu kaybeder. Çok hüzünlüdür. O gece rüyasında Resûlullah Efendimizi görür. Kadıncağıza şu müjdeyi verir: "Gam çekme! Gönlünü hoş tut ki, Allahü teala sana devlet sahibi ve uzun ömürlü bir oğul ihsan edecektir!"...Ve o gün gelir, bu mübarek hatun Mevlânâ Semsüddin Muhammed'i dünyaya getirir ve ona sık sık; "Bana rüyada müjdeledikleri oğul sensin!" derdi...
Birisinin bir koçu vardı, boynuna ip bağlamış, tuttuğu ucundan çekerek götürüyordu otlaktan. Hırsız hissettirmeden yaklaştı arkadan, ipi kesti, koçla uzaklaştı oradan. Adam olanlardan habersiz devam ederken yoluna, gayrı ihtiyari döndü baktı arkasına...-Aman Allah'ım!.. Koçum... koçum yoktur, kaybolmuş.. Ne yapacağım ben şimdi?.. Diye dövünmeye, sağa, sola koşarak aramaya başladı. Nafile!.. Yoktu hiç bir yerlerde.. Bitap düşene kadar, bakmadığı yer kalmadı. Ümidi kesti, artık bulamayacağına iyice kanaat getirmişti ki, kuyu başında kendisi gibi dövünen bir adam gördü.