Her Işin Intizamı Doğruluk Iledir
Emînüddîn bin Neccâr hazretleri Şafiî mezhebi âlimlerindendir. 845 (m. 1441)’de Mısır’da doğdu. 929 (m. 1522)’de vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.545.046
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Emînüddîn bin Neccâr hazretleri Şafiî mezhebi âlimlerindendir. 845 (m. 1441)’de Mısır’da doğdu. 929 (m. 1522)’de vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
Sultan III. Murad Han o gün bir hoştur. Telaşeli görünür. Sanki bir şeyler söylemek ister sonra vazgeçer. Neşeli deseniz değil, üzüntülü deseniz hiç değil. Veziriazam Siyavuş Paşa sorar:- Hayrola efendim, canınızı sıkan bir şey mi var?- Akşam garip bir rüya gördüm.- Hayırdır inşallah?..- Hayır mı şer mi öğreneceğiz.- Nasıl yani?- Hazırlan, dışarı çıkıyoruz.Ve iki molla kılığında çıkarlar yola.
Osmanlı'nın Amerika'daki son büyükelçisi Ahmet Rüstem Bey, Sâdettin Nihat Paşa (Polonyalı Bilinski)'nın oğlu (Alfred) olarak 1862'de Midilli'de doğmuştur. Babası gibi o da Müslümanlığı kabul etmiş ve Ahmet Rüstem adını almıştır.Ahmet Rüstem Bey, Beyaz Saray'ı ziyaretinde, yerde serili ayyıldızlı halıyı görmüş ve kıyâmeti koparmıştı: "Bu yere serdiğiniz ve çiğnenmesini istediğiniz halı, benim memleketimin şerefidir. Üzerinde hem dini inancımızın hem de bayrağımızın ayyıldızı var. Onun yeri, ayakların altı değil, ellerin erişemeyeceği yükseklerdir. Bu halı buradan kaldırılana kadar, sarayınıza adım atmam mümkün olmayacaktır."
Adı Kur'ân-ı Kerimde geçer. Peygamber mi, yoksa veli mi olduğu ihtilâf konusu olmuştur.
Zülkarneyn'in kim oluğu ve neden kendisine bu lakabın takıldığı konusu, eskiden beri tartışmalı bir husus olarak devam etmiştir. Kendisine Zülkarneyn denilmesi, alimler tarafından, dünyanın şark ve garbını dolaşması, başının iki yanının bakırdan olması, örülmüş iki deste saçı olması, Allah'ın kendisine nur ve zulmeti musahhar kılması (emrine vermesi), yürürken nurun önünden, zulmetin ise arkasından gelmesi, şecaatı dolayısıyle bu lakabı almış bulunması, rüyasında gökyüzüne çıktığını ve güneşin iki tarafına asıldığını görmesi anlamlarında yorumlanmıştır.
Tâbiin devrinde Basra'da yetişen meşhûr hadis ve fıkıh âlimlerindendir. 792 (H.176) târihinde Bağdat'ta vefât etti. Basra'daki âlimlerden ilim alıp yetiştikten sonra, Hâlife Mehdi kendisini Bağdat'a dâvet edip getirtti. Bağdat halkı kendisinden çok istifâde etti. Sâlih bin Beşir, halifenin huzûruna varınca ona nasihat olarak buyurdu ki:
Peygamber Efendimizin dünyaya geldiği yıllarda İran Sasani İmparatorluğunun başında hükümdar olarak Nuşirevan vardır. Asıl ismi "Hüsrev"dir. Bu zat adaletiyle ün yapmıştır. Sadece İranlılar değil komşu ülke insanları dahi onun adaletine hayran kalmışlardır. Kırk sekiz sene hükümdarlık yapmıştır...
Şeytan hizmetçi kılığına girmiş ve yirmi sene Cüneyd-i Bağdadi Hazretleri'nin yanına gidip gelmişti. Bir türlü gönlüne vesvese vermeye, ona istediklerini yaptırmaya muvaffak olamamıştı. Birgün:
- Ey Üstad! Yoksa siz benim kim olduğumu biliyor musunuz? dedi.
Hazreti Cüneyd:
- Sen lanetli İblissin. İlk geldiğin andan beri seni tanıyorum, buyurdu.
Şeytan:
- Ey Sultanü'l Muhakkikin! Sizin kadar yüksek dereceye ulaşan başka bir büyük zat tanımıyorum. Yirmi senedir size hiçbir isteğimi yaptırmaya muvaffak olamadım, dedi.
- Defol mel'un! Şimdi de beni kendini beğenme hastalığına düşürerek mahvetmek mi istiyorsun! Yirmi senede yapamadığını yirmi saniyede mi yapacaksın? Yıkıl karşımdan! diye bağırdı.