Bir Kimseden Cefa Görürsen Tövbe Et!
Dahmel bin Abdullah hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Yemen'in Sahban beldesinde doğdu. Zamânın âlimlerinden ilim öğrenerek yetişti. Talebe yetiştirmek için icâzet aldı. 1203 (H.600) senesinde vefât etti.
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.606.349
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Dahmel bin Abdullah hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Yemen'in Sahban beldesinde doğdu. Zamânın âlimlerinden ilim öğrenerek yetişti. Talebe yetiştirmek için icâzet aldı. 1203 (H.600) senesinde vefât etti.
1683 II. Viyana hezimetinden sonra bütün Orta Avrupa'yı istila eden Avustur ya'nın elinden, bu ecdad yadigarı toprakları kurtarmak için bir çok askeri harekatta bulunan Osmanlı kuvvetleri, her seferinde mağlubiyete uğradılar. Sadece, Sultan II. Süleyman Han, dedesi I. Süleyman Han'ın fetheylediği Belgrad'ı geri alabildi. 1695'de tahta çıkan II. Mustafa Han, genç ve gözüpek bir hükümdardı. Padişah olur olmaz, kaybettiğimiz toprakların geri alınması siyasetini takibetmeğe başladı. 8 yıl süren kısa hükümdarlık devrinde 3 defa sefere çıkarak, bizzat Ordu-yu Hümayuna kumanda etti. Tahta çıktığı sene, ilk seferine çıkarak Lugoş zaferini kazandı. Ertesi sene tekrar sefere çıkılmasına karar verildi.
Gazi Osman Paşa esir edildikten sonra bir araba ile Bogot karargahına götürülüyordu. Yolda Romanya Prensi Karol kendisine yanaşarak, bu kahramanı tebrik etmek istedi. Fakat Osman Paşa, Karol'e sert sert baktı. Prens elini uzatarak; "Tebrik ederim" dedi. Fakat Paşa şiddetle reddetti. Çünkü Romanya asırlarca Osmanlı hakimiyetinde kalmış bir devletti. İşmdi tabi olduğu devlete isyan edip, ona karşı silah kullanmıştı. Bu sebeple elini vermedi. Sert bakışlı gözlerini Karol'e diktiği zaman, neye uğradığını bilemedi ve elini bir kabahatli gibi geri çekti. O anda Rus başkumandanı Grandük Nikola, Gazi Osman Paşa'nın yüzünü görmek için arabanın yanına yaklaştı. İki kumandan, iki saniye kadar birbirlerinin yüzüne bakıştılar. Nikola, Osman Paşa'nın elini sıkı sıkı tuttuktan sonra:-Plevne'yi müdafaa hususunda gösterdiğiniz iktidardan dolayı sizi tebrik ederim. Bu müdafaa, tarihin en parlak vak'alarındandır, dedi.
Hüseyin bin Abdürrahmân hazretleri hadis, kelâm ve Şafii fıkıh âlimidir. 779 (m. 1377)'de Yemen'de doğdu. 855 (m. 1451)'de Ebyât-ı Hüseyin'de vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
Ahmed bin İshâk Saffâr rahmetullahi aleyh, Buhârâ'da yetişen Hanefi fakihlerindendir. 461 (m. 1069) senesinde Tâif'te vefât etti. Vefatından kısa bir zaman evvel buyurdu ki:
Mustafa Hâki Efendi Osmanlı âlim ve velîlerindendir. Tokat'ta doğdu. İlk tahsilini Tokat'ta yaptıktan sonra, Çorum Şeyhi Şîranlı Mustafa Efendiye talebe olup icâzet aldı. Sonra Tokat'a dönüp, talebe yetiştirmeye başladı. 1908'de ikinci Meşrûtiyetin ilânı sebebiyle yapılan seçimde devrin ileri gelenlerinin arzûsuyla Tokat mebûsu oldu. Ancak ittihatçıların ve gayr-i müslimlerin oyları ile mebusluğu düşürüldü ve İstanbul'da mecbûri ikâmete tâbi tutuldu. Kendisine Çarşamba'daki Mustafa İsmet Efendi dergâhı verildi ve vefâtına kadar burada kaldı. 1920 (H.1338) de İstanbul'da vefât etti.
Bağdat. Dul bir kadın. Altı öksüz çocuğu ve bir de ihtiyar ana. Kadın geçimi sağlamak üzere, hafta boyu el emeği verir, göz nuru döker iplik eğirir, pazara çıkar ve anası ile çocuklarının rızkını temin etmeye çalışırdı.
Vakti tamam olunca bu dul kadın vefat eder, çocukların bakımı ise ihtiyar kadına kalır. Kadın pazara her hafata çıkamıyor, ip eğiriyordu. Bir zaman baktıki altıyüz dirhem kadar ip eğirmişti, pazara götürmeye karar verdi.