Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.016.078

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Yavrularımız Dinlerini Tam Öğrenemiyorlar

Hilmi Efendi son devir Osmanlı din âlimlerinden ve Nakşibendiyye yolu Hâlidiyye kolu mensuplarındandır. Ankara'da doğdu. 1916 (H.1335) senesinde İzmit'te vefât etti. Ahmed Ziyâüddîn Gümüşhânevî hazretlerinin talebeleri arasına girdi. Hocasından Hâlidiyye kolundan icâzet aldı. Sonra İzmit'te Fevziye, Taşıçılarbaşı ve Yeni Cumâ câmilerinde imâm ve hatiplik yaptı. Vaazlarında şunları anlattı:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Temizlik

Kanûni Sultan Süleyman zamanında İstanbul'a gelen bir Alman râhibi, 1560 tarihinde yazdığı bir eserde şöyle demektedir:(İstanbul'daki temizliğe hayran oldum. Burada herkes günde beş defa yıkanır. Bütün dükkânlar tertemizdir. Sokaklarda pislik yoktur. Satıcıların elbiseleri üzerinde ufak bir leke bile bulunmaz. Ayrıca ismine (hamam) dedikleri ve içinde sıcak su bulunan binalar vardır ki, buraya gelenler, bütün bedenlerini yıkarlar. Hâlbuki bizde insanlar pistir, yıkanmasını bilmezler.) Bugün ise, müslüman diyarları denilen yerlerde seyahat eden yabancılar, neşrettikleri kitaplarda, (Bir doğu memleketine gittiğimiz zaman, evvelâ burnumuza bir kokmuş balık ve süprüntü kokusu geliyor. Her taraf pislik içindedir. Yerler tükürük ile doludur. Ötede beride toplanmış süprüntü ve ölmüş hayvan leşlerine rastlanılır. İnsan böyle bir doğu memleketinden geçerken iğreniyor ve müslümanların iddia ettikleri gibi temiz olmadıklarını anlıyor.) demektedirler.Bugün, İslâm devleti ismini taşıyan memleketlerde, imân bilgileri bozulduğu gibi, temizliğe de tam riâyet olunmamaktadır. Fakat bunda kabâhat, İslâm dininde değil, İslâm dininin esasının temizlik olduğunu unutan kimselerdedir. Fakirlik, pis olmak için bir mazeret teşkil etmez. Bir insanın yere tükürmesinin, ortalığa pislik saçmasının para ile hiçbir ilgisi yoktur. Böyle pislik yapanlar, Allahın temizlik emrini unutan bedbahtlardır. Her müslüman, dinini iyi öğrense ve buna riâyet etmiş olsa, bu pislik hemen ortadan kalkar. O zaman, başka milletler, müslüman memleketleri ziyâret ettiklerinde, tıpkı orta çağda olduğu gibi, müslümanların temizliğine hayran kalırlar.

Vehbi Tülek

92 - Bunlar Bizi Allah Rizasi İçin Ziyarete Gelirler

Vehbi Tülek

Hamdolsun İslam Askeri Muzaffer Olmuştur

Vehbi Tülek

91 - Kanuni Sultan Süleyman Ve Şövalyeler

Vehbi Tülek

26 Ağustos 1526...Osmanlı ordusu Mohaç ovasında...Güneş henüz doğmamış!Başlarında Cihan Padişahı Kanuni Sultan Süleyman Han. Muhteşem Otağ-ı Hümayun, "Hünkar Tepesi"ne kurulmuş. Burası ovanın en yüksek noktası. Osmanlı ordusunun mevcudu 100.000'i buluyor. Sağ kanada Anadolu Beylerbeyi Behram Paşa, sol kanada Vezir-i Azam Damat İbrahim Paşa kumanda ediyorlar. Öncü kuvvetlerin başında meşhur Akıncı Sultanoğlu Gazi Bali Bey, artçı kuvvetlerin başında ise Gazi Hüsrev Bey bulunuyordu. Yavuz Sultan Selim Han, bu iki cesur akıncı beyinin de öz dayılarıydı. Osmanlılarda bulunan yeni dökülmüş 300 kadar ağır top, dünyada henüz görülmemişti.200.000 kişilik düşman ordusunun 50.000'i Papalık, Lehistan, Çek, Slovak, Hırvat, askeri idiler. Macar kralı II. Layoş'un imdat istemesi üzerine yardıma gelmişlerdi. Yardıma gelmişlerdi. Onların da 100 kadar topu.

Yunan Subayi Ve Pir Emir Sultan

Vehbi Tülek

42 - Birakmam Seni Santa Barba

Vehbi Tülek

Amin Alayi

Vehbi Tülek

İlyas Reis

Vehbi Tülek

Osmanli'da Ahlak

Vehbi Tülek

Sultan Ii. Abdülhamid Demiryollari

Vehbi Tülek

Ruh Ve Ceset

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

En Kudretli Insan, Nefsini Yenendir

Erdebilî Sinân Efendi Osmanlı devletinde yetişen velîlerdendir. Azerbaycan’da Erdebil'de doğdu. Önce Erdebil'de tahsil yaptı. Sonra Tebriz'e geldi. Orada Dede Ömer Rûşenî hazretlerinin sohbetlerine katıldı. Sonra İstanbul'a geldi. Çelebi Halîfe'nin sohbetlerine devam ederek icâzet aldı. Ayasofya Câmii yakınında talebe yetiştirdi. 1544 (H.951) tarihinde İstanbul'da vefât etti.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Allahü Teâlâdan Başka Bir Şeye Gönül Vermek

Vehbi Tülek

Kayserili Dâvûd Hoca Osmanlı Devleti’nin ilk fıkıh âlimlerinden ve evliyânın büyüklerindendir. Kayseri’de doğdu. İlk tahsilinden sonra Mısır’a gitti. Kâhire’de Sadrüddîn-i Konevî hazretlerinin talebelerinden Kemâlüddîn Kâşânî’nin talebeleri arasına katıldı. Tasavvuf yolunda da ilerleyip, yüksek derecelere kavuştu. Osmanlı Sultanı Orhan Gazi, davet edip, İznik’teki Orhâniye Medresesi’ne müderris tayin etti. İlk Osmanlı medresesinin ilk müderrisi olması dolayısıyla, Osmanlı devletinin ilmiye heyetini teşkil eden ilk kadrolar onun talebeleri arasında yetişti. 751 (m. 1350) yılında İznik’de vefât etti. Buyurdu ki:

Kerâmetler Menbaı Saltuk Türkî

Vehbi Tülek

Ölümden Önce Olan Her Şeye Dünyâ Denir

Vehbi Tülek

Nureddinzade Muslihüddin Efendi Osmanlı âlimlerindendir. Rumeli’de (bugün Bulgaristan’da) Filibe’de doğdu. Sofya’ya giderek Bâli Efendi'nin ders ve sohbetlerinde kemale erdi ve halifelerinden oldu. 981 (m. 1573)’de vefat etti. Sohbetlerinde buyurdu ki:

Din Hırsızlarının Kitapları Insanın Îmanını Bozar

Vehbi Tülek

Temizlik Îmânın Şartıdır

Vehbi Tülek

Namazın Hakkını Vererek Kılmak

Vehbi Tülek

"ben" Demekten Sakın Ey Oğul

Vehbi Tülek

Şartlarına Uygun Namaz Kılanlar Kurtuluşa Erer!

Vehbi Tülek

Resulullah Güldüğü Zaman, Duvarlar Üzerine Nur Verirdi

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Senin Nasibin Diyar-i Rum’dadir

Senin Nasibin Diyar-i Rum’dadir

Niyâzi-i Mısri, devamlı ibâdet ve tâatla meşgûl olduğu sırada, bir gece rüyâsında Seyyid Abdülkâdir-i Geylâni hazretlerini gördü. Seyyid Abdülkâdir-i Geylâni hazretleri büyük bir taht üzerinde oturmaktaydı. Etrâfına talebeleri toplanmıştı. Niyâzi-i Mısri, kendisini onların arasın da görünce, hayâsından dışarı çıkmaya yol ve fırsat aradığı bir sırada, Seyyid Abdülkâdir-i Geylâni hazretleri, onu yanına çağırıp, bir kese altın hediye verdi ve; "Senin nasibin diyâr-ı Rûm'dadır. Mısır'da değildir." buyurdu. Ertesi gün Niyâzi-i Mısri bu rüyâsını hocasına anlatın ca, hocası hemen ona hilâfet verdi ve duâ etti. Bunun neticesinde Niyâzi-i Mısri 1646 sene sinde Mısır'dan ayrılarak İstanbul'a gitti. İstanbul'da Sultanahmed Câmii civârında Sokullu Mehmed Paşa dergâhında ikâmet edip, uzun süre riyâzette kaldı. Kaldığı odada çok gözyaşı döktü. Halil Paşa, Niyâzi-i Mısri hazretlerinin kaldığı odanın döşemelerini yenilemek için teşebbüste bulunduğu zaman, Niyâzi-i Mısri hazretlerini rüyâsında gördü. Rüyâda "Gözlerimin yaşı ile yıkanmış olan tahtaları muhâfaza ediniz." diye emretmesi üzerine, tahtalarını muhâfaza etmek sûretiyle odayı tâmir etti.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Padişah Ve At

Vehbi Tülek

Bana İyi Bir Elbise Yapiver

Vehbi Tülek

Sizin Rizkinizdan Kesilmiş

Yeterki Kalbi Kirilmasin

Kul Hakkı

Abdullah-i EnsÂrî

Senin Nasibin Diyar-i Rum’dadir

Adalet Ve Tevazu

Zalimlere Dersini Verdi!

Vehbi Tülek

Bizi Hatirlayin!

Vehbi Tülek

Veliye Rastlamak İstiyorsan

Vehbi Tülek

Derdi Olan Neylesin?

Vehbi Tülek

"kılıcını Değil Kınını Öpmüşlerdir!"

Vehbi Tülek

O Kullarına Çok Merhametlidir

Vehbi Tülek