Günahtan Sakınan Cesur, Hâinler Ise Korkak Olur!
Bennân Hammâl hazretleri meşhur velîlerdendir. Bütün ömrünü Mısır'da geçirdi. Cüneyd-i Bağdâdî ve zamânın âlimleriyle sohbet etti. 928 (H.316) senesinde Mısır'da vefât etti. Çok kerametleri görüldü.
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.446.166
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Bennân Hammâl hazretleri meşhur velîlerdendir. Bütün ömrünü Mısır'da geçirdi. Cüneyd-i Bağdâdî ve zamânın âlimleriyle sohbet etti. 928 (H.316) senesinde Mısır'da vefât etti. Çok kerametleri görüldü.
Tarihçi Peçevi, kitabında şöyle bir hadise nakleder:Memlektim olan Peç kasabasından Bosna'ya gitmem icab etti. Kasabamızda İdris Baba derler, kerametleri görülmüş bir zat vardı. Yola çıkmadan evvel onu ziyaret edip duasını alayım dedim:-Ben Bosna'ya gidiyorum. Bir şey ısmarlar mısın baba?-Ismarlarım ya!... Oraya gidince Bosna Beylerbeyi Hasan Paşa'ya selam söyle. Şimdi sefere çıkmak üzeredir. Her nereye giderse yüzü ak olsun. Ervah, Evliya ve Büdela kendisine yardımcı ve onunla beraber dir. Hatta Hazret-i Ali askeri de onunla beraberdir, dedi. Orada, benim le beraber yola çıkacak olanlardan biri:-Bir nesne ister misin Baba, getirelim, deyince:-Hırkam eskimiştir. Bir hırkacık isterim, dedi.
Zamânın pâdişâhı Kânûni Sultan Süleymân, bir gece rüyâsında ak sakallı, nûr yüzlü bir ihtiyârın sırtını sıvazladığını gördü. İhtiyâr kendisine: "Efendimiz, Eyüp'teki Baba Haydar, sizi kulübesinde bekliyor. Onu ziyâret ediniz." dedi. Pâdişâh uyanınca bu sıcak sesi mânâlândırmaya çalıştı. Kimdi bu Baba Haydar? Devamlı Eyüb'e gitmesine rağmen, Baba Haydar diye birisinden bahsedildiğini hiç duymamış tı. Pâdişâhı ayağına dâvet eden bu zât kimdi? Kânûni bunları düşünürken Şeyhülislâm huzûra girdi. Pâdişâhı düşünceli görünce; "Bir derdiniz mi var Sultânım?" diye sordu. Pâdişâh da; "Hayrolsun inşâallah. Bu gece rüyâda yaşlı bir zât bana; "Eyüp'te Baba Haydar sizi bekliyor." dedi. Buna bir mânâ veremedim. Bu dâvete, sen ne dersin?" dedi. Şeyhülislâm; "Hayırdır inşâallah Pâdişâhım! Eyüp'te hiç bu isimde kimsenin bulun duğunu bilmiyorum. Baba Haydar kim acabâ? Sizinle Baba Haydar'ı arayıp bir ziyâret etsek iyi olur." dedi.
Kûhistan Hükümdarı İskender bin Kâbus"un "Kâbusnâme"si çok meşhurdur. Tarih boyunca pek çok padişah, sultan ve devlet adamı tarafından birçok dillere çevrilmiştir. Bu eser, birçok edebi, tarihi ve ahlâki eserlere kaynak teşkil eder. İskender bin Kâbus "Kâbusnâme"de özetle diyor ki:
Vani Mehmed Efendi Osmanlı hadis, tefsir ve fıkıh âlimidir. Seyyiddir. Aslen Van'ın Hoşab (Güzelsu) kasabasındandır. ilk tahsiline Van'da başladı. Nûreddin Şirvâni'den Halveti yolunun tasavvuf bilgilerini aldı. Pâdişâh Dördüncü Mehmed Hân'ın emriyle İstanbul'a çağrıldı. Pâdişâh hocası (Hünkâr Şeyhi) ve Yeni Câmi'de ilk kürsü vâizi oldu. Sadrâzam Merzifonlu Kara Mustafa Paşa komutasındaki İkinci Viyana Seferine "Ordu Şeyhi" olarak katıldı. Seferden sonra Bursa yakınlarındaki Kestel köyüne gönderildi. 1096 (m. 1685) senesinde orada vefât etti. Bu mübarek zat buyurdu ki:
Eshab-ı kirâmdan Hazreti İkrime, Ebû Bekir (radıyallahu anh) devrinde Yermük savaşına katıldı. Bu savaşta oğlu ile birlikte Hicri 15 (m. 636) yılında şehid oldu. Vücudunda 70'ten fazla kılıç ve mızrak yarası vardı...
Sultan III. Osman'ın (padişahlığı 1754-57 yılları arası) sadrazamlarından Hekimoğlu Ali Paşa, çok dindar bir kimse idi. Bu Ali Paşa zamanında bir tüccar iflas etmiş, bütün mal ve servetini kaybetmiş, üstelik bir de borca girmişti. Bu sıkıntılı durumda iken müracaat ettiği bütün eş-dost kapıları, bu durumdaki herkese yapıldığı gibi yüzüne kapanmıştı Adamcağız bu çaresiz haldeyken bir gece rüyasında Peygamberimizi gördü ve O'ndan yardım ve destek istedi. Peygamberimiz ona: "Git Allahü Teâlanın makbul kulu Ali Paşa'ya benden selam söyle, sana 100 altın versin" dedi Adam: "Ya Resûlallah, ben Ali Paşa'ya selamınızı iletir, bana 100 altın vermesini emrettiğinizi söylerim ama bana inanmaz" dedi. Hz. Peygamber(sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: