Allahü Teâlânın Azabı Çok Şiddetlidir!
Abdurrahmân bin Ebî Zinâd hazretleri hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 100 (m. 718) senesinde doğdu. 174 (m. 790) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.568.353
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Abdurrahmân bin Ebî Zinâd hazretleri hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 100 (m. 718) senesinde doğdu. 174 (m. 790) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
Tarihçi Ali'nin yazışına göre Kemal Reis Eğriboz Azepler Reisi iken Dip Frengistan'a gitmiş ve bütün sahillerdeki kaleleri vurmuş, gittikçe gemisi çoğalıp levent mellahlarına başbuğ olmuştur. Frenk kıyılarının hakimleri onun korkusundan şaşkına dönmüşler. Bir gece Malta adasına varmış ve bir yol bulup adadaki Beyin oğlunu esir almış, onu bir çok kumaş yükleriyle birlikte önce Gelibolu'da Arnavut Sinan Beye ve onun tavsiyesi ile İstanbul'a saraya getirmiştir. Osmanlı Devleti'ndeki şöhreti bu hadise ile başlamış görünüyor. Kemal Reis Gırnata'da Beni Ahmer hükümdarlarının sonuncusu olan Mevlâ Hasan'ın Osmanlı devletinden imdat istemesi üzerine donanma ile İspanya sularına gitmiş, nümayişler ve vurgunlar yaparak oralara korku salmıştı.
Yavuz Sultan Selim Hân Topkapı Sarayı hazinesi görevlilerinden yüz elli kişinin sorumsuz davranışlarından dolayı idâmını emretmişti. Zenbilli Ali Efendi, bu kararı duyunca derhal Divân-ı hümâyûn'a koştu. Vezirler ayağa kalkıp saygı ile karşıladılar ve baş köşeye oturttular. Şeyhülislâmın divâna gelmesi âdet olmadığından, niçin geldiğini sordular. Pâdişâhla görüşmek istediğini söyledi. Durum pâdişâha arzedildi. Yavuz Sultan Selim Han, huzûruna girmesine izin verdi. Arz odasına girip selâm verdi. Pâdişâhın hürmet göstermesin den sonra, gösterilen yere oturdu. Sonra pâdişâha; "Fetvâ vazifesinde (şeyhulislâmlıkda) bulunanların bir işi de, pâdişâhın âhiretini korumak, onları dinen hatâ olan şeylerden sakındırmaktır. Yüz elli kişinin idâm edilmesine pâdişâh fermanı çıktığını duyduk, öldürülmeleri için, dinen bir sebep tesbit edilmiş değildir. Bunların af buyrulması ricâ olunur." sözü üzerine kızan pâdişâh; "Bu iş saltanatın gereğidir. Âlimler böyle işlere karışırsa devlet idâresi kargaşaya uğrar. Sorumsuzluklara göz yummak, beğenilecek tutum değildir. Bu işlere karışmak sizin vazifeniz değildir." dedi.
İbrâhîm bin Abdullâh hazretleri hadis âlimidir. 713'te (m. 1313) Endülüs'te (İspanya) Gırnata'da (Granada) doğdu. Burada iyi bir tahsil gördükten sonra, Kahire ve İskenderiye gibi ilim merkezlerinde giderek Şafiî ve Mâlikî âlimleriyle görüştü; onlardan hadis dinledi ve bazılarından hadis rivayeti için icazet aldı. 780 (m. 1378)’de Gırnata'da vefat etti. Naklettiği hadîs-i şerîflerden bazıları:
Hayatizâde Halil Şeref Efendi Osmanlı âlimlerindendir. Elbistanlı Ahmed Hayati Efendi'nin oğludur. Elbistan'da 1211 (m. 1796) senesinde doğdu. 1267 (m. 1851) senesinde aynı yerde vefât etti. Halil Efendi, babasından ve Bağdat'taki âlimlerden ilim öğrendi. İlimde üstün bir dereceye yükseldi. Bağdat kadılığı yaptı. Hindli Molla Kudsi'nin Arabça olarak yazdığı, namaz vakitlerine dair "Esrâr-ül-melekût" ismindeki eserini, "Efkâr-ı Ceberrût" ismiyle geniş bir şekilde tercüme ve şerh etti. Bu kitabında şöyle yazmaktadır:
Cemâleddin Şelli hazretleri târih, astronomi ve Şafii mezhebi fıkıh âlimlerindendir. 1030 (m. 1621)'de Yemen'in Terim beldesinde doğdu. 1093 (m. 1682)'de Mekke-i mükerremede vefât etti. Namaz vakitleriyle ilgili mühim çalışmaları vardır. Bu husuta yazdığı "Risâletün fi ilm-il-Mikât" kitabında şöyle anlatır:
Vaktiyle, cömertliği ile nam yapmış bir şeyh vardı. Bu yüzden de daima borçluydu. Dergahına gelen hiç kimseyi boş çevirmez, dertlerine derman olur, borçlarını öderdi. Bunu yapmak için de servet sahiplerinden onbinlerce altın dinar borç almıştı.Sevgili Peygamberimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) ne güzel buyurmuşlar:"Pazarda iki melek daima dua eder; Yâ Rabbi, sen cömertlere ihsan eyle, hasislerin malını da helak et!"Bu mübarek zatın alacaklıları, paralarını istediler, alamayınca, bir zaman sonra onu rahatsız etmeye başladılar. Hatta işi hakarete kadar götürdüler. Bu yüzden mübarek, hastalanıp yatağa düştü. Alacaklılardan dördü bunu duyunca; "Adam, bizim paramızı ödeyemeden ölecek. Hemen gidip paramızı alalım" diyerek evine geldiler. Hasta yatağındaki mübareğe hakaretler etmeye başladılar. Onlara hiç cevap vermedi. Bu sırada sokaktan, helva satan bir çocuğun "Helvacııı..." sesi geldi. Mübarek, hemen bir talebesini gönderip helvacıyı çağırttı. Çocuğa,