Vesîle Cennette En Yüksek Derecedir
Ebû Sinan eş-Şeybânî hazretleri hadîs âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. 749 (H.132) senesinde vefât etti. Zamânının âlimlerinden ilim öğrendi ve hadîs-i şerîf nakletti. Bunlardan bazıları şöyledir:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.648.349
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ebû Sinan eş-Şeybânî hazretleri hadîs âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. 749 (H.132) senesinde vefât etti. Zamânının âlimlerinden ilim öğrendi ve hadîs-i şerîf nakletti. Bunlardan bazıları şöyledir:
1602 senesi Ağustos ayı. Budin kalesi Avusturya muhasarası altında. O yaz başında Osmanlı ordusu, Erdel üzerine sefere çıkmıştı. Bunu fırsat bilen Avusturya'lılar, Arşidük Matyas kumandasında kalabalık bir ordu ile, Osmanlı idaresi altındaki Budin üzerine yürüdüler ve ilk olarak, surları çok zayıf olan Peşte'yi kolayca zaptettiler. Kalede bulunan Rumeli beylerbeyi Lala Mehmet Paşa, emrindeki çok az kuvvetle müdafaaya hazırlanıyordu. Peşte'yi ele geçiren Avusturyalılar, kısa bir zaman sonra Budin'i muhasara ettiler.
Sultan II. Murad Han devrinde Osmanlı harb teknolojisinde muazzam bir ilerleme kayd edildi. Osmanlı mühendis ve ustaları, artık hiçbir memlekette rastlanamayacak çapta ve güçte toplar yapabiliyorlardı. İstanbul kuşatmasından önce Edirne'de dökülen 60 kadar top, 14 batarya halinde surların karşısına dizildi. Ancak bunlar bir süre sonra kaldırıldı. Yerlerine "Şâhi" denilen daha büyükleri konuldu.Söz konusu büyük toplardan birini, Bizans'dan ayrılarak Osmanlı hizmetine giren Urban isimli Macar dökmüştü. Sıradan bir dökümcü ustasıydı Urban. Ne topların balistik ve mukavemet hesaplarından, ne de barut ölçülerinden haberi vardı. Sadece çizilen plana göre döküm işlemini gerçekleştirmişti. Osmanlı ülkesinde, bu işi yapan pek çok usta vardı.
Musa Safiyyullah Dede Mevlevî şeyhlerindendir. Babası Adanalı Celâl Ali Dede Efendi Trablusşam mevlevîhanesi şeyhi iken Trablus'ta doğdu. Babasından Mevlevî yolu terbiyesi aldıktan sonra tefsir, hadis gibi yüksek ilimleri Abdülgani Nablusî hazretlerinden tahsil etti. Son şeyhliği İstanbul'da Yenikapı Mevlevîhanesinde idi. 1157 (m. 1744)’de vefat ederek adı geçen dergâha defnedildi. Sohbetlerinde Mesnevi’den naklen buyurdu ki:
Ebû Nasr Abdullah Serrâc hazretleri evliyânın büyüklerinden, maddi ve manevi ilimler sahibidir. İran'ın Tûs şehrinde doğup 378 (m. 988)'de orada vefât etti. Ebû Muhammed Mürteiş'in talebesi idi. Sırri-yi Sekati ve Sehl-i Tüsteri gibi büyük evliyâları gördü. Onun kıymetli sözlerinden ve daha önceki İslâm âlimlerinin nasihatlerinden yaptığı nakillerden bazıları şöyledir:
Cemaleddin İshak Karamani hazretleri Osmanlı âlimlerindendir. İstanbul'da medrese tahsilinden sonra Piri Mehmet Paşa'nın yaptırdığı Karaköy'de Koruk dergâhında talebe yetiştirdi. 923 (m. 1517)'de vefat etti. Sütlüce'deki türbesinde yatmaktadır. Birçok eser telif etti. Bunlardan "Haşiye Alâ Tefsir-i Beyzavi" isimli eseri, Kadı Beydâvi tefsirinin haşiyesidir. Burada şöyle yazmaktadır:
Müslümanlara sıkıntı veren Yahudi Ebû Râfi'ye haddini bildirmek için onun kalesine giren Hz. Abdullah bin Atik, bundan sonrasını kendisi şöyle anlatır:
İçeri girince, ahıra girip saklandım. Saklandığım yerden kapıcıyı tâkip ettim. Kapıyı kilitledi, anahtarları direğe asıp gitti. Anahtarları alıp, her tarafı dolaştım. Birçok kapıdan geçtim. Her kapıyı açtıkça, kapıyı iç tarafından sürgülüyordum. Bunu, eğer Ebû Râfi'nin adamları beni fark ederlerse, adamı öldürünceye kadar, bana yeteri kadar zaman kazandırsın, diye yapıyordum. Bu suretle Ebû Râfi'nin yattığı odaya kadar vardım.