Allahü Teâlânın Azabı Çok Şiddetlidir!
Abdurrahmân bin Ebî Zinâd hazretleri hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 100 (m. 718) senesinde doğdu. 174 (m. 790) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.566.755
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Abdurrahmân bin Ebî Zinâd hazretleri hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 100 (m. 718) senesinde doğdu. 174 (m. 790) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
Kanuni kumandasındaki Osmanlı ordusu Viyana önlerinde bir an geri püskürtülünce, o zamana kadar sessiz duran kiliselerin çanları sevinçle çangırdamaya başladı. Kanuni Sultan Süleyman, esir olan Avusturya ordusu bayraktarı Von Sedlitz'den bunun sebebini sordu. Von Sedlitz:"Sizi geri püskürtmenin verdiği sevinçtir" cevabını verdi. Bozgu nun verdiği acıya rağmen Kanuni, Von Sedlitz'in bu cesaretinden hoşlandı. Bu sebepten ona ve arkadaşlarına iftihar elbisesi giydirerek:"Artık serbestsiniz" dedi ve gitmelerine izin verdi.
Osmanlı Devleti döneminde her paşa ve padişah için, memleketinde herkesin istifadesine açık bir hayır kurumu yapıp ahirete öyle gitme, en büyük ideal idi. Bu sebeple, fethedilen yerlerde her biri bir cami, bir külliye veya bir hastane yapıp gitti. Ecdâdımız, kendi devirlerinin kültürünün gerektirdiği müesseseleri kurdular. İnsan nerde neyi tahsil ederse etsin ama Rabbiyle her zaman irtibatlı olsun diye camisiz yer bırakmadılar.
İbrâhim Sıdkı Efendi Kıbrıs'ta yetişen velilerdendir. On dokuzuncu asırda yaşadı. Tahsil için Anadolu'ya gelip zamânın âlimlerinden ilim öğrenen İbrâhim Efendi, tahsilini tamamladıktan sonra Kıbrıs'a döndü. Çok talebe yetiştirdi Kıbrıs'ın Baf kasabasında vefat etti. Çok kerametleri görüldü.
Ahmed Müstegânimi Cezâyir'de yetişen büyük velilerdendir. 1874 (H.1291) senesi Müstegânim şehrinde doğdu. 1934 (H.1353) senesinde aynı yerde vefât etti...
Sohbetlerinde Eshâb-ı kirâmın üstünlüğünü sık sık anlatırdı. Vefatından kısa bir zaman önce şunları anlattı:
İbrahim Hayrani hazretleri, Anadolu'da yaşayan velilerdendir. Eskişehir'e bağlı Mihalıccık kazâsının Narlı köyünde doğdu. Doğum târihi belli değildir. Babası, Muhammed Efendidir. Babasının yanında gerekli din bilgilerini öğrendikten sonra köyde imâm-hatiplik yapmaya başladı. İlim tahsiline devâm etmek için İstanbul'a gitti. Sultan Ahmed Medresesinde derslere devam ederken Nakşibendiyye yolunun büyüklerinden Şeyh Vahy Efendinin sohbetlerinde bulundu. Bir gün Şeyh Vahy Efendi;
-Oğlum İbrâhim! Bizim âhirete göçmemiz yaklaştı. Henüz bu yoldaki çalışmanız tamam olmadı. Bizden sonra Üsküdar Selimiye Dergâhında Ali Behçet Efendiye mürâcaat edip, ondan bu yoldaki çalışmanızı tamamlayınız, buyurdu...
Kânûni Sultan Süleymân Hânın kadıaskerlerinden Mirim Kösesi diye meşhûr olan Muhammed Efendinin hizmet ve sohbetlerinde bulunup, ilmi yüksek derecelere kavuştu. Bu sırada dünyâdan ve dünyâ makamlarından yüz çevirip, tasavvuf ehlinden Sofyalı Bâli Efendinin dergâhına gidip, ona talebe oldu. Hizmetinde ve sohbetinde uzun müddet kalıp, feyz aldı. Tasavvufta yükselip, insanları Allahü teâlânın yüce dinine dâvet etmek ve Resûlullah efendimizin sallallahü aleyhi ve sellem güzel ahlâkını öğretmekle meşgûl oldu. Allahü teâlâya muhabbetinden dolayı, dünyâya hiç önem vermez oldu. Onun bu durumunu anlayamayan bâzıları pâdişâha şikâyet ettiler. Pâdişâh meselenin tahkik edilmesini emretti. Tahkikat için İstanbul'a geldi. Tahkikat sonunda berâat etti ve hakkındaki ithamlardan kurtuldu.