Bir Kimseden Cefa Görürsen Tövbe Et!
Dahmel bin Abdullah hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Yemen'in Sahban beldesinde doğdu. Zamânın âlimlerinden ilim öğrenerek yetişti. Talebe yetiştirmek için icâzet aldı. 1203 (H.600) senesinde vefât etti.
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.605.249
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Dahmel bin Abdullah hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Yemen'in Sahban beldesinde doğdu. Zamânın âlimlerinden ilim öğrenerek yetişti. Talebe yetiştirmek için icâzet aldı. 1203 (H.600) senesinde vefât etti.
17 yaşında tahta çıkan Sultan Abdülmecid, Hariciye Vekilliğine tayin ettiği ve sonradan da Sadrazam yaptığı Mustafa Reşid Paşa'nın, Osmanlı Devletini âdeta batılılara satmasına son derece üzülüyordu. Hiçbir şey yapamamanın verdiği elem ile verem hastalığına yakalanıp 25 Haziran 1861 günü 39 yaşında vefat etti. Hayatının son dakikaların da baş ucunda Sadrazam Kıbrıslı Mehmed Paşa, Serasker Rıza Paşa, Evkaf Nazırı Hasib Paşa ve Kaptanıderya Mehmed Ali Paşa bulunuyor du. Abdülmecid Han son nefesini verdiğinde Sadrazam, Hasib Paşa'ya:-Sen burada bekle...diyerek Serasker Rıza Paşa ve Kaptanıderya Mehmed Ali Paşa ile birlikte hemen Abdülmecid Han'ın küçük kardeşi olan Şehzade Abdülaziz'in yanına gittiler. Sadrazam:-Efendimiz, başınız sağ olsun. Biraderiniz vefat ettiler. Taht ve saltanat teşriflerinizi bekliyor...dedi.
Sultan İkinci Selim Hân'ın iki oğlundan biri olan Şehzâde Murâd, Manisa'da vâli idi. Şehzâde Murâd, Hüsâmeddin-i Uşâki hazretlerine, kendisinin sultân olup olmayacağını anla mak üzere, bir mektupla hizmetçisini Uşak'a gönderdi. Uşak'a varan haberci, doğruca Hüsâmeddin-i Uşâki'ye giderek, huzura kabûl edilmesini ricâ etti. Huzûra kabûl edilen haber ci, daha mektubu Hüsâmeddin-i Uşâki hazretlerine vermeden ve ziyâreti hakkında bir şey söylemeden, Uşâki hazretleri ona; "Git! Şehzâdeye söyle! Hemen İstanbul'a hareket etsin. Filan gün saltanat tahtına oturacaktır." dedi. Haberci, hemen Manisa'ya dönerek müjdeyi Şehzâde'ye bildirdi. Şehzâde Murâd, vakit geçirmeden İstanbul'a hareket etti. Balıkesir'e geldiğinde, Vezir-i âzam Sokullu Mehmed Paşa'nın gönderdiği elçilerle karşılaştı. Elçiler, Sadrâzamın mektubunu Şehzâde'ye verdiler. Mektubu okuyan Şehzâde, bu mektuptan babası Sultan İkinci Selim'in vefât ettiğini, Sadrâzamın ölüm haberini halktan sakladığını ve kendisini tahta çıkarmak üzere dâvet ettiğini öğrendi. İstanbul'a giderek, Hüsâmeddin-i Uşâki'nin haber verdiği zamanda, Sultan Üçüncü Murâd Hân nâmıyla tahta geçti.
Câbir bin Abdullah "radıyallahü anh" Eshâb-ı kirâmın büyüklerindendir. 601 senesinde (Hicretten 21 sene önce) Medine'de doğdu. 693 (H. 74) senesinde yine aynı yerde vefât etti... Tefsir ve fıkıh ilminde Eshâb-ı kirâmın önde gelenlerinden olan Câbir bin Abdullah hazretleri, Peygamber "sallallahü aleyhi ve sellem" efendimizin sağlığındayken sorulan bâzı suâllere cevap verip, müftilik yaptığı gibi, Peygamber efendimizin vefâtından sonra, Ondan öğrendiği ilmi dört bir yandan gelenlere öğretmeye çalıştı...
Ömrünün sonuna doğru Yezid'in kumandasındaki orduda İstanbul Muhâsarasına katıldığı bu sırada 693 (H.74)'te şehid olup, Kocamustafapaşada bulunduğu sanılmakta ise de, kaynak kitaplarda onun aynı senede Medine-i münevverede vefât ettiği bildirilmektedir...
Şeyh İlâhdâd hazretleri Hindistan evliyâsındandır. 1049 (m. 1639)'da vefât etti. Hâce Muhammed Bâki-billah hazretlerinin husûsi dostlarından olup, onun bereketli sohbetlerinde yetişip kemâle geldi ve icâzet aldı.
Ebü'l-Abbâs Necibî hazretleri evliyânın meşhûrlarındandır. Endülüs’te (İspanya) İşbiliye'de (Sevilla) doğdu. Mısır'da vefât etti. Önce İşbiliye'de İbn-i Âs isimli zâtın derslerini tâkib etti. Sonra büyük âlim ve velî Câfer Endülüsî'nin hizmetine girdi. Onun sohbetlerinde olgunlaştı ve icazet verilerek talebe yetiştirdi. Endülüs’te sultanın kendisine sıkıntı vermesinden dolayı Mısır'a gitti ve orada vefat etti.
Ramazan... Cuma günü... Cuma vakti... Cami... Cemaat tek tük camiye girmekte. İmam kürsüde... Girenlerin arasında... O... Hızır... Hızır aleyhisselam da genç ihtiyar arasında onlardan biri gibi gidiyor bir köşeye oturuyor. Kürsüde imam sohbete başlıyor... Hızır'ın yanına kırklarında bir adam gelip oturuyor. Cami yavaş yavaş dolmakta. Adam, bir müddet sonra uyuklar bir vaziyette sallanıyor, ha uyudu ha uyuyacak. Hızır aleyhisselam adamı dürtüklüyor: -Uyuyacaksın, der.Adam: -Uyumam, beni rahat bırak. Hızır aleyhisselam ses etmez, ancak ezan okundu okunacak, adam ha uyudu ha uyuyacak, bir daha dürtükleyerek: -Uyuyacaksın dedim, der.Adam: -Ben de sana uyumam, beni rahat bırak dedim. Rahat bırak beni. Rahat bırak yoksa, Hızır olduğunu söylerim. Buradan çıkamazsın. Bu kalabalık sakalında bir tel bırakmaz. Hızır aleyhisselam susar ve gözlerine kapar, boynunu büker Allah'a yönelerek: -Ya Rabbim! Bu nasıl iştir. Bu kulun benim kim olduğumu bildi. Bu nasıl iştir ki bendeki listede bunun ismi yok. Cevap gelir: -Sana verilen listede beni sevenlerin isimleri var. O ise benim sevdiklerimden...