Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

16.850.985

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Sabır, Bütün Iyi Vasıflar Için Bir Koruyucudur

Pamuk Kâdı, Osmanlı âlimlerindendir. İsmi, Abdüllatîf olup, "Pamuk Kâdı" diye tanınmıştır. Kastamonu’da doğdu. Zamânındaki âlimlerden okuyup ilk tahsîlini tamamladıktan sonra, çeşitli medreselerde müderrislik yaptıktan sonra, kâdılık yapması uygun bulunup, yine Edirne kadısı oldu. 1532 (H. 939) senesinde Edirne'de vefât etti. Bir dersinde şunları anlattı:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Ancak İstanbul Kadisi Olursun

Çivizâde, 1545 senesinde Rumeli kadıaskeri olunca, Şâh Muhammed Çelebi'nin Sirâciyye Medresesine tâyin edilmesi için pâdişâha arz edip, onun iyiliğinden bahsederken; "Bu hakirin mülâzimi olmasından başka hiçbir aybı yoktur." dedi. Bunun üzerine pâdişâh, Çivizâde'ye iltifât edip; "Efendi! Yalnız sizin talebeniz olması ona şeref olarak yeter." dedi. Çivizâde bunun üzerine; "Saâdetli pâdişâhım, iki mülâzimim vardır. Biri Şâh Muhammed Çelebi, diğeri de Kınalızâde Ali Çelebi'dir. İki gözüm gibidirler. İkisinin birbirinden farkı yoktur" dedi.

Vehbi Tülek

77 - Kristof Kolomb Osmanli Casusu Muydu?

Vehbi Tülek

Ravza-i Mutahara Müdafii Fahreddin Paşa

Vehbi Tülek

Küçük Kiyamet

Vehbi Tülek

Hicri 915 senesinin Rebiülahir ayının 25. Salı gecesi (l4 Agustos l509) Memaliki-Rûm denilen Amasya, Tokat, Sivas, Çorum ve havalisinde başlayıp 45 gün şiddetle devam eden depremde halk, iki ay kadar dışarda çadır ve örtüler altında kalıp hayatını devam ettirmek zorunda kalmıştı. Bu deprem, aynı şiddette İstanbul ve Edirne'de de oldu. Gerçekten, l4 Eylül l509'da İstanbul, Osmanlı tarihinin kayd ettigi en şiddetli ve hızlı depremine maruz kalmıştı. Küçük kıyamet denilen bu depremde İstanbul'da yüz dokuz cami ve mescid ile bin yetmiş ev harab olmustu. Halktan da beş bin kadar insan ölmüstü. İstanbul'un, Eğrikapı'dan Yedikule'ye kadar olan üç kat suru yıkıldığı gibi, Yedikule'den de başlayıp deniz kenarındaki İshak Pasa Semti kapısına kadar harab oldu. Bunlardan başka Fâtih Camii'nin kubbesi ve direklerinin başları çatladığı gibi imâret, hastahane ve Sahn Medreseleri'nden bazıları ile diğer medreseler den bir kısmının kubbeleri yıkıldı.

Derya Ali Baba

Vehbi Tülek

O SÂhibine Teslim Oldu

Vehbi Tülek

36 - Gel Kerem Eyle

Vehbi Tülek

Zeynep Kadin

Vehbi Tülek

47 - Özi Kahramanlari

Vehbi Tülek

Sultan İkinci Murad Ve Molla Fenari

Vehbi Tülek

Timur Mağlubiyet Tatmamiş Bir Hakandir

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Onun Konuşması Ancak Vahiydir

Ebû İshâk Burhânüddin ibn-i Cema'a Şafii fıkıh ve tefsir âlimidir. 725'te (m. 1325) Kahire'de doğdu. Burada medrese tahsilinden sonra Kudüs hatipliği, müderrislik ve Mısır, sonra Şam başkadılığı yaptı. Nihayet en yüksek ilmi paye olan "Meşihatü'ş-şüyûh"a nail oldu. 790'da (m. 1388) vefat etti. Bir dersinde şöyle buyurdu:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Ezân Ve Ikâmet Hakkında

Vehbi Tülek

Muhammed bin Alâüddin hazretleri hadis ve Şafii mezhebi fıkıh âlimidir. 1000 (m. 1591)'de Mısır'da doğdu. 1077 (m. 1666)'da Kahire'de vefât etti. Bir dersinde şunları anlattı:

Hacı Bayram-ı Velî Ve Akbıyık Sultan

Vehbi Tülek

Siz, Hidâyete Götüren Rehber Olacaksınız

Vehbi Tülek

Takıyyüddin ibn-i Fehd hazretleri Şafii mezhebi fıkıh ve târih âlimidir. 787 (m. 1385)'de Mısır'da doğdu. 871 (m. 1466)'da, Mekke'de vefât etti. Siyer kitabında şöyle anlatır:

Süleyman Kilâî

Vehbi Tülek

Allahü Teâlâ Velî Kuluna Kerâmet Ihsân Etmiştir

Vehbi Tülek

Farzları Ve Haramları Öğrenmek Farzdır

Vehbi Tülek

Hacca Gideceğin Zaman Mutlaka Görüşelim

Vehbi Tülek

Beni Ve Nimetlerimi Inkâr Etmeyin

Vehbi Tülek

Kusurum Varsa Bildir De Düzeltmeye Çalışayım

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Gül Yaprağı

Gül Yaprağı

Vaktiyle, yol üzerinde bulunan bir dergahın dervişleri, yoldan geçen herkesi misafir kabul ediyordu. Burada hiç konuşulmuyordu. Dervişler anlatmak istediklerini kalben ifade ediyorlardı. Bir gün dergahın kapısına bir yolcu geldi. Yolcu kapıda öylece durdu ve bekledi. Burada, misafir geldiğini dervişler firaset yoluyla anlıyorlardı, o yüzden kapıda tokmak yoktu. Bir süre sonra kapı açıldı, içerdeki derviş, kapıda duran yolcuya baktı. Bir selamlaşmadan sonra söz'süz konuşmaları başladı. Gelen yolcu, dergahta kalmak istiyordu. Derviş içeri girdi, sonra elinde ağzına kadar suyla dolu bir kapla döndü ve bu kabı yolcuya uzattı. Bu, yeni bir misafiri kabul edemeyecek kadar doluyuz demekti. Yolcu dergahın bahçesine girdi, aldığı bir gül yaprağını kabın içindeki suyun üstüne bıraktı. Gül yaprağı suyun üstünde yüzüyordu ve su taşmamıştı. Derviş kapıyı açarak yabancıyı içeriye aldı. Suyu taşırmayan bir gül yaprağına her zaman yer vardı.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Allah Diyen Genç

Vehbi Tülek

İftiranin Neticesi

Vehbi Tülek

Yirmi Saniyede

Fitne Ve İftira Ateşi Söndürüldü

Latif Bir Şikayet

Annenin Hizmete İhtiyaci Var

İsmail Hakki Efendi

Ayyaşin Sonu

Kabahat Kilincin Midir?

Vehbi Tülek

Abdullah-i İlÂhî Hazretleri Ve Muhyiddin Çelebi

Vehbi Tülek

Abayi Yakmak

Vehbi Tülek

Sonunda Orta Yolu Buldular

Vehbi Tülek

Keramete İnanmayan Âlim

Vehbi Tülek

Allah'ın Emaneti

Vehbi Tülek