Evlilik, Gözü Haramdan Daha Muhafaza Eder
Ebû Sa’îd Eşec hazretleri hadîs ve tefsîr âlimidir. Zamanının imâmı olup, “Şeyh-ül-İslâm” diye bilinirdi. 257 (m. 865)’de Kûfe’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.666.129
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ebû Sa’îd Eşec hazretleri hadîs ve tefsîr âlimidir. Zamanının imâmı olup, “Şeyh-ül-İslâm” diye bilinirdi. 257 (m. 865)’de Kûfe’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları:
Mimarimizin dev üstadı Sinan tarafından İstanbul'un yedi tepesinden birinde inşa edilen Süleymaniye Camiinin temel atma törenine devrin padişahı Kanuni Sultan Süleyman ile birlikte bütün devlet erkanı gelmişti. Bu muhteşem mabede ilk taşı da Şeyhülislam Ebus Suud Efendi koymuştu."Bir vakt-i şerif ve bir saat-i said-ü latifde ol cami-i münife temel uruldu" diyerek işe başlayan Mimar Koca Sinan, bu büyük eseri yedi yılda tamamladı.
Çanakkale Harbi'nin dehşetli günlerinden birinde, Tayyar Paşamız; ordunun içinde sesi güzel ne kadar asker varsa, sabah namazından önce hep birden ezan okumaları emrini verir. Emri alan onlarca asker, şafak kızıllığı ile birlikte, davudi sadalarıyla o lahuti nağmeleri Çanakkale'nin kanla karışık soğuk sularına kadar dinletirler.Çok geçmeden düşman mevzilerinden taşa sarılmış kağıtla bir mesaj gelir. Açıp bakarlar, Farsça yazılmış bir not:"Bizler Hindistanlı Müslüman askerleriz. İngilizler bize, Almanlar'a karşı Osmanlı'nın yanında savaşacağımızı söylediler. Fakat biraz önce bir ezan sesi duyduk, siz kimsiniz?"Mehmetçiğin kanı donar adeta... Tarih, kandırılmışlığın böylesine pek az şahit olmuştur. Hemen cevap verilir:"Burası Osmanlı payitahtının kapısı... Bizler de asâkir-i Osmani'yiz...."Evet, aynı Allah'a inanan ve aynı kıbleye yönelen nice din kardeşimiz. İngilizler tarafından işte böyle kandırılmış, dünyanın öbür ucundan karşımıza getirilerek kardeşi kardeşe kırdırmak için kullanılmaya çalışılmıştı.
Cemâleddin Hulvi hazretleri meşhur Halveti şeyhlerindendir. 982'de (1574) İstanbul'da Şehremini'de doğdu. On dört yaşında iken Necmeddin Hasan Efendi'ye intisab ederek Halveti icazeti aldı. Bu arada devlet hizmetine girdi ve Divân-ı Hümâyun çavuşu oldu. Emekli olunca Mısır'a gitti. 1064 (m. 1654)'de orada vefat etti. Lemezât-ı Hulviyye isimli eserinde şöyle yazmaktadır:
Ahmed Konevi hazretleri kelâm, lügat, nahiv ve Hanefi mezhebi fıkıh âlimidir. Konya'da dünyaya geldi. Şam'da ikâmet edip, orada 732 (m. 1332) yılında vefât etti. Buyurdu ki:
İbn-i Şübrime hazretleri Tabiînden olup, Irak-Kûfe’de yetişen hadîs ve fıkıh âlimlerinin üstünlerindendir. 72 (m. 691) senesinde doğdu. 144 (m. 761) senesinde vefât etti. Kûfe’de yaşamıştır. Ebû Cafer tarafından oraya kadı olarak tayin edilmiştir.
İmam Yafii hazretleri, Ravzu'r-Reyahin kitabında şöyle nakleder:Malik bin Dinar Hazretleri anlatıyor:
Basra'da küçük bir grubun bir cenazeyi taşıdığını gördüm. Cenazeyi uğurlayan başka kimse de yoktu. Neden cenazeye katılım olmadığını sordum. Dediler ki:
- Bu adam büyük günahkâr, asi ve ömrünü boşa harcamış biriydi. Ben de cenazenin namazını kıldım ve kabrine indirdim. Sonra bir gölgeliğe çekildim. Uyuyakalmışım.