Vesîle Cennette En Yüksek Derecedir
Ebû Sinan eş-Şeybânî hazretleri hadîs âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. 749 (H.132) senesinde vefât etti. Zamânının âlimlerinden ilim öğrendi ve hadîs-i şerîf nakletti. Bunlardan bazıları şöyledir:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.650.042
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ebû Sinan eş-Şeybânî hazretleri hadîs âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. 749 (H.132) senesinde vefât etti. Zamânının âlimlerinden ilim öğrendi ve hadîs-i şerîf nakletti. Bunlardan bazıları şöyledir:
Kanuni Sultan Süleyman, Macaristan Kralına Yanoş Zapolya'nın tayin edildiğini bütün Avrupa'ya bildirmişti. Fakat Avusturya kralı Ferdinand bunu tanımıyor, kendisinin aynı zamanda Macaristanın da kralı olduğunu iddia ediyordu. Zapolya'nın ölümünde onbeş gün önce bir oğlu olmuştu. Ferdinand bunun gayrimeşru olduğunu, kendi çocuğu olmadığını ileri sürerek yeniden Macarisan tahtı üzerindeki hak iddia etmeye başladı. Kanuni, bu durumun ne derece doğru olduğunu araştırmak için Macaristan'a bir çavuşun gönderilmesini emretti. Çavuş, Budin'e gelince, Zapolya'nın karısı İzabella kucağında çocuğu ile onun yanına geldi ve:-İşte Zapolya'nın ve benim oğlumu Padişah'ın himayesine bırakıyorum...dedi.Bu sözler üzerine Çavuş:-Çocuğunuz şu andan itibaren Macaristan kralıdır ve Osmanlı himayesi altındadır. Bunun için Padişahımız Sultan Süleyman Han adına yemin ediyorum...dedikten sonra İstanbul' a döndü ve padişaha hadiseyi arzetti.
1850'li yıllara kadar ne Harputlular Amerika ve Amerikalıları tanırdı, ne de Amerikalılar Harput'u bilir ve Harputluları tanırlardı. Görünüþte hümanist fakat bir bu kadar da emperyalist duygularla dünyayı bir örümcek aðı gibi saran misyoner teþkilâtlarından, bölgeyle ilgili araþtırmalar yapan Amerikan Board Heyeti'nden misyonerler, Harput'u Amerikalılar'a tanıtmaya baþlamıþtı.
1820'den beri Osmanlı topraklarında faaliyetlerine devam eden Amerikan Board misyonerleri, 1850 yılında yaptıkları yıllık toplantıda, Harput ve çevresinin (Muþ, Bitlis, Van) Erzurum istasyonunca yakından izlenmesi kararı çıkınca bölge incelenmeye baþlanmıþtı.
Muhsin-i Kayseri hazretleri Hanefi fıkıh âlimidir. Kayseri'de doğdu. İlk tahsilinden sonra Şam ve Mısır'a giderek fıkıh tahsil etti. Kayseri'ye dönerek birçok talebe yetiştirdi. 761 (m. 1360)'da Kayseri'de vefat etti. Bir dersinde buyurdu ki:
Abdülmün'im Hazreci hazretleri Endülüs'te (İspanya) yetişen Mâliki mezhebi fıkıh âlimlerinden olup dedeleri Medine'deki Hazrec kabilesine mensuptur. 525 (m. 1130)'da Gırnata'da (Granada) doğdu. 599 (m. 1203)'de orada vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
Ebû İbrahim bin Şuayb hazretleri Tâbiinin fıkıh ve hadis âlimlerindendir. Mekke'ye gider, orada hadis rivayet ederdi. 118 (m. 736)'de Taif'te vefat etmiştir. Naklettiği bazı hadis-i şerifler:
Büyük İslâm âlimi Mevlânâ Şemseddin Fenâri'nin ömrünün sonlarına doğru gözlerine perde geldi. Göremez oldu. Sultanın veziri olan Hacı İvâz Paşa bir konuda Molla Fenâri'ye kızmıştı. Gözleri görmez olunca, laf olsun diye; "Dilerim ki, o âmâ ihtiyârın namazını ben kıldırayım." demişti. Bu söz Molla Fenâri'nin kulağına ulaşınca; "Ol kimse câhildir. Cenâze namazını kıldırmayı beceremez. Cenâb-ı Hakk'ın kapısından ümidim şudur ki, bana hemen şifâ buyurup, onu âmâ eyleye ve ben onun namazını edâ edeyim." dedi. Bir süre sonra, bir gece rüyâsında Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem efendimiz; "Tâhâ sûresini tefsir eyle!" diye buyurdukta; "Yüksek huzûrunuzda, Kur'ân-ı kerimi tefsir etmeye gücüm olmadığı gibi, gözlerim de görmüyor." demişti. Peygamberlerin tabibi olan Resûlullah efendimiz mübârek hırkasından bir parça pamuk çıkarıp, mübârek tükrüğü ile ıslattıktan sonra gözleri üzerine koydu. Molla Fenâri uyanıp, pamuğu gözlerinin üstünde buldu, kaldırınca, görmeye başladı. Allahü teâlâya hamd ve şükretti. Pamuk ipliklerini saklayıp, öldüğü zaman gözleri üzerine konmasını vasiyet etti. Tam bu günlerde, vezirin gözleri görmez oldu. Vezir bir süre sonra vefât etti ve cenâze namazını Molla Fenâri kıldırdı. Gözlerinin açılmasının bir şükrânesi olarak, 1429 (H.833) senesinde Şam yolu ile ikinci defâ hacca gitti. Bu esnâda Mısır'a ve Kudüs-i şerife de uğradı. Bir çok âlim ile sohbet edip onlardan istifâde etti.