Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

16.776.919

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Sana Ne Oldu Ki Böyle Üzgünsün Hanım?

Ebû Müslim Havlânî hazretleri, Tâbiînin büyüklerindendir. Doğum târihi bilinmemektedir. Aslen Yemen'de Havlan köyündendir. 681 (H.62) senesinde Şam'da vefât etti. Peygamber Efendimiz hayatta iken Müslüman oldu. Resûlullah'ı sallallahü aleyhi ve sellem görmek için Medîne'ye gitmek üzere yola çıkmıştı. Yolda iken Peygamber efendimizin vefât ettiğini haber aldı. Bunun üzerine geri döndü...

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Abdülaziz Han’in Tahta Çikmasi

17 yaşında tahta çıkan Sultan Abdülmecid, Hariciye Vekilliğine tayin ettiği ve sonradan da Sadrazam yaptığı Mustafa Reşid Paşa'nın, Osmanlı Devletini âdeta batılılara satmasına son derece üzülüyordu. Hiçbir şey yapamamanın verdiği elem ile verem hastalığına yakalanıp 25 Haziran 1861 günü 39 yaşında vefat etti. Hayatının son dakikaların da baş ucunda Sadrazam Kıbrıslı Mehmed Paşa, Serasker Rıza Paşa, Evkaf Nazırı Hasib Paşa ve Kaptanıderya Mehmed Ali Paşa bulunuyor du. Abdülmecid Han son nefesini verdiğinde Sadrazam, Hasib Paşa'ya:-Sen burada bekle...diyerek Serasker Rıza Paşa ve Kaptanıderya Mehmed Ali Paşa ile birlikte hemen Abdülmecid Han'ın küçük kardeşi olan Şehzade Abdülaziz'in yanına gittiler. Sadrazam:-Efendimiz, başınız sağ olsun. Biraderiniz vefat ettiler. Taht ve saltanat teşriflerinizi bekliyor...dedi.

Vehbi Tülek

95 - Sultan Ahmed'in Rüyasi

Vehbi Tülek

Pirizade Mehmed Bey’in Cevabi

Vehbi Tülek

Yavuz'un Kuvveti

Vehbi Tülek

YAVUZ SULTAN SELİM, TRABZON VALİLİĞİ DÖNEMİNDE BİR GÜN KONAĞININ BALKONUNDAN ETRAFI SEYREDİYORDU. SAHİLDEN BALIKÇILARIN ŞEN GÜRÜLTÜSÜ GELİYORDU. BU GÜRÜLTÜYÜ DİNLEMEYE BAYILIRDI; DERTLERİNDEN KURTULUR, İÇİ NEŞEYLE DOLARDI. BİRDEN GÜRÜLTÜ ACILAŞTI. ÇIĞLIKLAR KOPTU. NE OLDUĞUNU ANLAMAK İÇİN KULAK KABARTTI; FAKAT ANLAYAMADI. UZUN UZUN BAKTI AMAKALABALIK KÜMELEŞTİĞİNDEN OLANI BİTENİ GÖREMEDİ. HEMEN ATINA ATLADIĞI GİBİ ATINI SAHİLE SÜRDÜ. KALABALIĞI BİRKAÇ OMUZ DARBESİYLE YARDI:

Sen Kim, Bu Evi Yapmak Kim

Vehbi Tülek

Bir KurÂn-i Kerim, Bir SelÂm-i Şahane Ve Hilafetin Gücü

Vehbi Tülek

Unutulmaz Bir İftar Çilesi

Vehbi Tülek

35 - Bu Mukaddes Vatan İçin Ölebiliriz

Vehbi Tülek

Cem Sultan Ve Papa

Vehbi Tülek

Şair Padişah Ii. Selim

Vehbi Tülek

Buna Karişmak Bizim Vazifemizdir

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

şeyh-ül Umran Umran Sülüst

Şeyh-ül Umran hazretleri, İbrahim aleyhisselam gibi bir peygamberin anıldığı örnek davranış ve aynı güzel huyun "ebedileştirdiği" nice cömert insanlardan biridir... Öyle ki karşısında bir misafir olmadan yemek yemezdi. Eğer misafirsiz kalırsa daima günlerini oruçlu geçirirdi...

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

İşi, Sözüne Uygun Olmalıdır

Vehbi Tülek

Ahmed bin Yahyâ el-Adevi hazretleri Fıkıh ve hadis âlimidir. 600 (m. 1204) senesinde doğdu. 749 (m. 1348) senesinde Kudüs'te vefât etti. Buyurdu ki:

İslâmiyet Üç Kısımdır: İlim, Amel Ve Ihlâs

Vehbi Tülek

Muğlalı Mustafa Efendi

Vehbi Tülek

Mustafa Efendi, 1479 (H.884) senesinde Muğla'da doğdu. Ubeydüllah-i Ahrâr hazretlerinin talebesi Seyyid Emir Ahmed Buhâri'nin sohbetlerinde yüksek mânevi makamlara ve hâllere kavuştu. Hocasının vefâtından sonra Anadolu'dan ayrılıp
Hicaz'a, sonra Semerkand'a gitti. Burada Hâce Ubeydüllah Semerkandi'nin zâviyesinde, tâliblere zâhiri ve bâtıni ilimleri öğretirdi. 1560 (H.968) senesinde, Semerkand'da Hâce Ubeydüllah-i Semerkandi zâviyesinde vazifeli iken vefât etti. Vefatından kısa bir zaman önce Özbek Sultanına yazdığı mektupta buyurdu ki:

Abdülgafûr Müşâhidî

Vehbi Tülek

Dünyada Ve âhirette Saadete Kavuşurlar

Vehbi Tülek

Vefât Ettiğimde Üzerime Kur'ân-ı Kerîm Okuyunuz

Vehbi Tülek

İlim Öğrenmek, Kalbi Îmar Etmekle Olur

Vehbi Tülek

Ey Oğul! Kimseyi Hakir Görme

Vehbi Tülek

Ziyad Bin Samid Ve Amr Sabit Bin Rakş

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Yeterki Kalbi Kirilmasin

Yeterki Kalbi Kirilmasin

Bir hükümdarın pek çok cariyeleri vardı. İçlerinde pek güzel dilberler bulunmasına rağmen, siyah bir cariyeye daha fazla alaka ve sevgi gösterirdi. Diğerlerinin bunu çekemediğini fark eden padişah, bir gün kendilerine üzeri mücevheratla süsülü birer kristal bardak vermişti. Manevi değeri yanında maddi kıymeti de pek yüksek olan bu bardakları ellerinde tutan cariyeler, hayranlıkla bakarlarken padişah:
- Herkes elindeki bardağı yere vurup kırsın, demişti. Güzel cariyeler hediyelerini sinelerine bastırarak:
- Efendimizin bu kadar değerli bir hediyesini nasıl kırabiliriz! dediler. Siyah cariye ise padişahın emrini, hiç tereddüt etmeden ve vakit kaybetmeden der'akab yerine getirdi. Barfdak yere çarpılmış ve param parça olmuştu. Padişah siyah cariyeye hitaben: - Diğer cariyelerim bu kadar kıymetli bardağı kıramadıkları halde sen neden kırdın? dedi. Siyah cariyenin verdiği cevap ise çok takdire şayandı:
- Bana efendimin kalbi lazım, kadehin ne kıymeti olabilir. Yeterk ki onun kalbi kırılmasın!
Hükümdar, bu cevabın içerisinde diğerlerine gereken dersi vermiş bulunuyordu. Yüzü güze fakat özü çirkin bir kadın, kocasının kalbini kırmaya devam ettikçe, kalbte açtığı yaraya güzellik olamaz

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Sakiz Ağacinda Yapilan Hac

Vehbi Tülek

A'meş Ve Hanımı

Vehbi Tülek

Ya Kadîmü'l-ihsÂn İhsÂnüke'l-kadîm

Abdullah El-acemî

Padişah Ve At

Hakikati Görmek

Hizir Aleyhisselam Nasil Görülür

Terbiye Yaratilişa Bağlidir

Allah'ın Takdirine Kulun Aklı Ermez

Vehbi Tülek

Terbiye Yaratilişa Bağlidir

Vehbi Tülek

"kılıcını Değil Kınını Öpmüşlerdir!"

Vehbi Tülek

Hazret-i Üftade’nin Yardimi

Vehbi Tülek

Bize Teveccüh Edin

Vehbi Tülek

Ölüyü Diriltemem

Vehbi Tülek