İslâm Dîni, Hep Faydalı Şeyleri Emretmektedir
Ebü'l-Abbâs Şâvirî hazretleri Şâfiî mezhebi fıkıh âlimi ve büyük velîlerdendir Yemen’de doğdu. 1390 (H.793) senesinde orada vefat eti. Bir dersinde şunları anlattı:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.158.117
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ebü'l-Abbâs Şâvirî hazretleri Şâfiî mezhebi fıkıh âlimi ve büyük velîlerdendir Yemen’de doğdu. 1390 (H.793) senesinde orada vefat eti. Bir dersinde şunları anlattı:
Çengeloğlu, II. Mahmud Han devrinde ünlü bir Amiral idi. Akdeniz'in Afrika kıyılarında başladığı denizcilik hayatında cesareti ve yiğitliği ile nam salmış, İstanbul'a gelip tersaneye girdikten sonra da, kumanda kabiliyetini göstererek hızla ilerlemiş ve Osmanlı Deniz Kuvvetlerinin en üst makamı olan Kaptan-ı Deryalığa kadar yükselmişti. Tophane Müşirliğine tayin edildiğinde, Galata ve Beyoğlu kabadayılarını hizaya getirerek asayişi sağlamıştı. Halk onu "Deli Herif" diye seviyor ve takdir ediyordu.
Fatih Sultan Mehmet Han hangi ülkede bir hüner sahibi, bir sanatçı olduğunu işitse, hemen davet ederdi. İstanbul'a gelen bu maharetli insanları en mükemmel şekilde ağırlar, kendilerine makam verip ihsanda bulunurdu.Bu yüzden Müslüman, Hıristiyan, dindar, dinsiz her taifeden insan İstanbul'a toplanmıştı. O furyada Acem diyarından Habili, Kabili ve Hamidi namında şairler gelmiş ve Fatih'ten büyük bağışlar almışlardı. Bunlarla birlikte, zamanın Sokrat'ı sayılan bir Yahudi doktor ve adı Dozri olan bir Frenk ressam da bulunuyordu.
Ahmed Bürzülî hazretleri kıraat, hadis, tasavvuf ve Mâlikî mezhebi fıkıh âlimidir. 730 (m. 1341)’de Tunus’ta Kayrevan’da doğdu. Zamanının en meşhur âlimlerinden ilim öğrendi. Şemseddîn Muhammed bin Merzûk’tan fıkıh ve hadis ilmini, hadis ravileri ve kıraat rivayetlerini öğrendi. İbn-i Tafracîn Medresesi’nin müderrisliğine, sonra Şeyhülislâmlık makamına getirildi. 844 (m. 1440) yılında Kayrevan’da vefat etti. Bir dersinde şunları anlattı:
Abdülmelik bin Hişâm hazretleri siyer âlimlerindendir. Irak'ta Basra'da doğdu. 218 (m. 833)'de Mısır'da, Füstât şehrinde vefât etti. "Siret-i İbn-i Hişâm" kitabı çok kıymetlidir. Bu kitabında buyuruyor ki:
İbn-i Râşid hazretleri Mâliki fıkıh alimidir. Tunus yakınlarındaki Kafsa'da doğdu. İlk tahsilinden sonra Mısır'a gitti. Burada zamanın büyük âlimlerinden fıkıh ilmi tahsil ettikten sonra Tunus'a döndü ve talebe yetiştirdi. 736'da (m. 1336) orada vefat etti. Bir dersinde buyurdu ki:
Müslümanlara sıkıntı veren Yahudi Ebû Râfi'ye haddini bildirmek için onun kalesine giren Hz. Abdullah bin Atik, bundan sonrasını kendisi şöyle anlatır:
İçeri girince, ahıra girip saklandım. Saklandığım yerden kapıcıyı tâkip ettim. Kapıyı kilitledi, anahtarları direğe asıp gitti. Anahtarları alıp, her tarafı dolaştım. Birçok kapıdan geçtim. Her kapıyı açtıkça, kapıyı iç tarafından sürgülüyordum. Bunu, eğer Ebû Râfi'nin adamları beni fark ederlerse, adamı öldürünceye kadar, bana yeteri kadar zaman kazandırsın, diye yapıyordum. Bu suretle Ebû Râfi'nin yattığı odaya kadar vardım.