Allah, Sizin Için Kolaylık Diler
Ömer bin Muhammed el-Ezdî hazretleri Mâlikî mezhebindeki fıkıh ve hadîs âlimlerindendir. 289 (m. 902) senesinde Bağdâd’da doğdu. 328 (m. 940)’da vefât etti. Şöyle nakletmiştir:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.587.109
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ömer bin Muhammed el-Ezdî hazretleri Mâlikî mezhebindeki fıkıh ve hadîs âlimlerindendir. 289 (m. 902) senesinde Bağdâd’da doğdu. 328 (m. 940)’da vefât etti. Şöyle nakletmiştir:
Fatih Sultan Mehmed Han, fethettiği beldeleri kendi haline bırakmayarak imarına çalıştı. İstanbul'un fethinden sonra Edirne'ye geri dönerken, oğlu Bayezid'e bir saray yapılmasını emretti. Daha sonra Eyüp Sultan Camii, türbesi, medresesi, imaret ve hamamı yapıldı. Sekiz kilise, medrese haline getirildi. 1470 yılında kendi simiyle yaptırdığı caminin etrafında meşhur Sahn-ı Seman medresesini kurdu. Medreselerin açıldığı sırada koca Fatih, külliyede kendisine de bir oda ayrılmasını istedi. Fakat müderrisler: "Burada bir odanız olabilmesi için önce imtihana girin, Danişmend (Asistan) olun, tercih ettiğiniz ilim şubesinde tez yapın, eser verin, sonra müderrisliğe erişin. Ancak ilim ocağında bu şekilde makamınız olur." dediler.Fatih Sultan Mehmed Han, bunun üzerine müderrislerin koştukları şartları gerçekleştir dikten sonra Sahn-ı Seman'da oda sahibi olabildi.
2 Haziran 1916'da Kolağası (Yüzbaşı) Mehmet Tevfik, Çanakkale harbinde bir İngiliz mermisi ile yaralanmış ve şehid olmadan önce şu mektubu yazmıştır:
Sebeb-i hayatım, feyz-i refikim
Sevgili babacığım, valideciğim;
Arıburnunda ilk girdiğim müthiş muharebe de sağ yanımdan ve pantolonumdan hâin bir İngiliz kurşunu geçti. Hamdolsun kurtuldum. Fakat, bundan sonra gireceğim muharebeler den kurtulacağıma ümidim olmadığından, bir hatıra olmak üzere şu satırları yazıyorum.
Sadreddin Hatib-i Dârayâ hazretleri fıkıh ve hadis âlimidir. 642 (m. 1244)'de doğdu. 725 (m. 1325)'de Şam yakınlarında vefât etti. Peygamber Efendimize (sallallahü aleyhi ve sellem) salât okumanın fazileti hakkında şunları anlattı:
Edirneli İbrahim Efendi Osmanlı Reis'ül-ulemâsından ve sultan imamlarındandır. 1038'de (m. 1629) Edirne'de doğdu. Orada tahsilini tamamlayıp Selimiye Camii imamlığına, daha sonra saraya, "Sultan İmamlığı"na getirildi. Şehzade Mustafa ile (II. Mustafa) Şehzade Ahmed'e (III. Ahmed) hoca tayin edildi. 1102'de m. 1691) vefat etti. Buyurdu ki:
Yusuf Sicistâni hazretleri Hanefi fıkıh âlimidir. İran'da Sicistân'da doğdu. Bağdad'da zamanın fıkıh âlimlerinden ilim öğrendi. Anadolu Selçuklu Sultanının daveti üzerine Sivas'a geldi ve burada talebe yetiştirdi. 638 [m. 1240]'da Sivas'ta vefat etti. Münyetül-müfti kitabında buyuruyor ki:
Türk olmanın nasıl bir şey olduğunu unutanlara hatırlatmak için, Türk olmanın tadına varmak için, lütfen okuyun.
Bu hakiki hikayeyi aktaran, sayın Dr. Ömer Musoğlu 85 yaşındadır ve halen MODA/ İstanbul'da oturmaktadır.
Anzaklı Ömer'in Hikayesi 1957 Yılında İstanbul Tıp Fakültesi'nden mezun olup ihtisas yapmak üzere ABD'ye giden doktor Ömer Muşluoğlu, görev yaptığı hanede başından geçen çok enteresan bir hadiseyi şöyle anlatıyor:
Amerika 'ya gittiğim ilk yıllar.. New York'da Medical Center Hospital'da görev almıştım. Fakat vazifem kan almak, kan vermek, serum takmak, elektrokardiyografi çekmek gibi işler.. Hastaya o kadar önem veriyorlar ki yeni doktorlar hemen direkt olarak hasta muayenesine, tedavisine verilmiyor .Diğer zamanlarda da laboratuarda çalışıyorum. Bir hastaya gittim. Yaşlıca bir adam, tahminen yetmiş beş yaşlarında..