Allahü Teâlânın Azabı Çok Şiddetlidir!
Abdurrahmân bin Ebî Zinâd hazretleri hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 100 (m. 718) senesinde doğdu. 174 (m. 790) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.568.317
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Abdurrahmân bin Ebî Zinâd hazretleri hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 100 (m. 718) senesinde doğdu. 174 (m. 790) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
Murâd Han döneminde yeniçeri ocağının kuruluşuna ilk adım olmak üzere târihlerde şu vak'a anlatılmaktadır: "Sultan Murâd Gâzi, Edirne'de tahta geçüp oturdu. Bir gün Kara Rüstem derlerdi, Karaman vilâyetinden bir dânişmend geldi. Halil Hayreddin Paşa ol vakitde kâdıasker idi. Kara Rüstem; Efendi! Bunca sultanlık malı niçün zâyi edersiniz, deyince, Kâdıasker; nice mal zâyi etmişiz, diye sordu. Kara Rüstem, bu gâziler ki gazâlarda esir çıkarırlar, cenâb-ı Hakk'ın emriyle beşde biri hünkârındır, dedi. Çandarlı Halil Hayreddin bunu hemen Murâd Hana nakletti. Sultan: Mâdemki Allahü teâlânın emr-i şerifidir şimden sonra alın, dedi... Bundan sonra Gâzi Evrenuz ve Lala Şâhin'e ısmarladılar ki akınlarda çıkan esirden beş başda birin pâdişâh için alalar. Bu usûl üzere hayli oğlanlar toplayıp Murâd Gâziye getürdüler. Halil Hayreddin Paşa; bunları Türk'e verelüm hem müslüman olsunlar, dedi. Kabul edilip bunlar evvelen Türk köylüsünün yanına verildiler. Hem Türkçe öğrenip ve hem de müslüman oldular. Ondan sonra saray kapısına girüp, ak börk giydirip adını yeniçeri koydular
Sultan IV. Mehmed Han, Köprülü Mehmed Paşa'yı büyük yetkilerle iş başına getirdiği zaman Anadolu'nun durumu çok fena idi. İstanbul'daki Yeniçeri ve Sipahi ayaklanmalarına valilerin isyanları da katılmış, fermanlar dinlenmez olmuş, neticede Anadolu'da emniyet ve asayiş namına bir şey kalmamıştı. Halk köyleri boşaltıp kasaba ve şehirlere göç ediyordu. Padişahtan geniş yetkiler alarak işe başlayan Köprülü Mehmed Paşa Kapıkulu askerleri arasında isyana karışanları temizledi. Daha sonra Erdel kralının isyanı üzerine bizzat ordunun başında sefere çıktı. Bu arada sipahilerden bazıları kaçarak Halep valisi Abaza Hasan Paşanın yanına sığındılar.
Selahaddin Alâi hazretleri hadis ve fıkıh alimidir. Türk asıllı bir asker çocuğu olarak 1295 (m. 1694)'de Şam'da doğdu ve orada tahsilini tamamladıktan sonra Şam ve Kudüs'teki medreselerde hadis dersleri verdi. 761'de (m. 1359) Kudüs'te vefat etti. Bir dersinde şunları anlattı:
Hüşeym Vâsıti hazretleri hadis âlimlerindendir. 104 (m. 722)'de Bağdâd'ta doğdu. 183 (m. 799)'da orada vefât etti. Ayrıca tefsir, fıkıh ve kıraat ilimlerinde de âlimdir. Tefsirinde şöyle nakleder;
Abdullah el-Ayderûs hazretleri evliyânın büyüklerindendir. 811 (m. 1409) senesinde Yemen’in Terim şehrinde doğdu. 865 (m. 1461) senesinde orada vefât etti. Kerâmetleri ve menkıbeleri çoktur. Şöyle nakledilir:
Fakir bir genç, padişahın kızına aşık olmuş. Bu ümitsiz sevdasını gidip o beldenin meşhur dervişine anlatarak yardım dilemiş. Derviş: "Evlâdım, şehrin girişinde tam yol ağzında otur, kim ne derse desin sadece 'Allah' diye cevap ver." demiş. Fakir genç, denileni yapmış. Günlerce, aylarca şehrin girişinde başka hiçbir kelime konuşmadan "Allah" demiş. Derviş, yiyeceğini, içeceğini her gün getiriyormuş. Zamanla "Allah" diyen genç halk arasında meşhur olmaya başlamış. Nihayet bir gün padişah da genci merak etmiş. Dervişten, genç hakkında bilgi istemiş. Derviş, gencin devrin büyüklerinden olduğunu söylemiş. Padişah, kalkıp genci ziyarete gitmiş. "Kimsin? Derdin ne? Ne istersin?" demiş ise de, genç, padişaha karşı da "Allah" demekten vazgeçmemiş. Başka tek kelime konuşmamış. Derviş akşam gencin yanına gelmiş. "Padişah sana "Kızımı vereyim" diyene kadar, sen ondan sakın ola ki bir istekte bulunma!" diye tembihte bulunmuş. Nihayet bir gün padişah gelip: "Ne istiyorsun, istiyorsan seni kızımla evlendireyim." deyince, genç, dervişin şaşkın bakışları altında "Yok" demiş. Artık onu da istemiyorum. Ben başka birisinin hatırı için Allah dedim, Allah devrin padişahını ayağıma getirip, benim gibi miskin bir gence kendi kızını teklif ettirdi. Eğer Onun hatırı için Allah deseydim kim bilir ne olurdu? Ben bundan böyle Ondan başkasını anmıyor, ondan başkasını istemiyorum.