Allahü Teâlânın Azabı Çok Şiddetlidir!
Abdurrahmân bin Ebî Zinâd hazretleri hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 100 (m. 718) senesinde doğdu. 174 (m. 790) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.567.496
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Abdurrahmân bin Ebî Zinâd hazretleri hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 100 (m. 718) senesinde doğdu. 174 (m. 790) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
Hafız Mehmet Akkoyunlu sarayının mescidine bakan kendi halinde bir müezzindir. Ancak onda öyle bir ses vardır ki, bülbüller bile imrenir. Kâh volkanlar gibi coşar, kâh akar sular gibi. O yanık Kahire aksanı ile okumaya başladı mı, dinleyenler bir hoş olur. Cemaatin gözleri dolar, yanaklardan sıcak damlalar kayar. Şah İsmail'in fitne kaynattığı günlerde doğu Anadolu'da cinayetler, baskınlar birbirini izler, halk canından bezer. Geceleri kapı sürgüler, camlara kepenk çekerler. Havada tarifi zor bir ağırlık vardır. Hani sıkıntı, kasvet karışımı bir şey. Kargaşa gitgide büyür ve gün gelir Akkoyunluları da sarar. Öyle çok cami yıkılır ve öylesine mâsum katledilir ki, görenler haçlı geçti sanır.
Kanuni Sultan Süleyman Han, Mohaç savaşına başlamadan bir gün evvel, 28 Ağustos 1526 Pazartesi günü, Veziriazam İbrahim Paşa'yı yanına çağırarak:-Serhad beylerini buraya çağırın, onlarla müşavere edeceğiz, dedi.İbrahim Paşa huzurdan çıkar çıkmaz kumandanlara ve beylere haber gönderip padişa hın yanına çağırdı. Huzura ilk gelen Bosna Beylerbeyi Gazi Hüsrev Bey oldu. İbrahim Paşa, padişahın huzurunda Hüsrev Beye:-Serhad beylerisiniz. Saadetlû Padişahımız sizlerle müşavere ister. İşte Mohaç meydanı ve düşmandan eser yok. Tedbir nedir?Tecrübeli bir akınce beyi ve tok sözlü bir yiğit olan Hüsrev Bey padişaha dönerek:-Saadetlû Hünkârım, biz Serhadlerde müşavereyi, Serhaddin umur görmüş ihtiyarlarıyla yaparız. Kendi re'yimizle tek başımıza iş yapmayız. Ferma olunursa gidip kendi aramızda müşavere ettikten sonra gelip vaziyeti size arzedelim.
Ebû Bekr İbnü'l-Ciâbi hazretleri hadis hafızıdır. 284'te (m. 897) Bağdat'ta doğdu. Mısır, Halep, Şam gibi yerleri gezerek hadis öğrendi. Dârekutni, Hâkim Nişâbûri ve Ebû Nuaym İsfahâni onun talebelerinden bazılarıdır. İbnü'l-Ciâbi 355'te (m. 966) Bağdat'ta vefat etti. Aşere-i mübeşşere hakkında şu hadis-i şerifleri nakletti:
Muhammed bin Abdülvâhid Bâverdî hazretleri hadîs, tefsîr ve fıkıh âlimidir. 261 (m. 875) yılında Horasan’da Ebyurd’da doğdu. 345 (m. 956) yılında Bağdâd’da vefât etti. Yüz bin hadîs-i şerîfi, râvileriyle birlikte ezbere bilirdi. Naklettiği hadis-i şeriflerden bazıları:
Ebubekr Zerenceri, Maveraünnehir'de yaşamış olan evliyanın büyüklerindendir. 1118 (H. 512) senesinde Buhara'da vefat etti. Kıymetli nasihatleri vardır. Buyurdu ki:
"Kim kendi nefsini, Firavun'un nefsinden daha hayırlı zannederse, kibirli olduğunu göstermiş olur."
Mahmûd Paşa, evinde bir dâvet tertib etti. Dâvete, hurûfi yolunda olan sapıklar da çağırıldı. Fahreddin Acemi de perde arkasına saklanmış, onları dinliyordu. Sohbet ilerleyince, Mahmûd Paşa, kendilerini çok sevdiğini ve her dertlerini çekinmeden kendisine açabileceklerini söyledi. Vezirin bu aşırı sevgi ve muhabbetinden dolayı onu kendisinden zanneden bu kimseler, fırkalarının iç yüzünü anlatmaya başladılar. "Her testi içine konulanı sızdırır" sözü gereğince sapıklıklarını ve küfürlerini açıkladılar. Hattâ:"Allahü teâlâ (hâşâ) Fadlullah'a (Hurûfilik bozuk yolunun kurucusu olup, 1393 senesinde Timûr Hanın oğlu Mirân Şah tarafından öldürülmüştü.) hulûl etmiştir." dediler.