Her Işin Intizamı Doğruluk Iledir
Emînüddîn bin Neccâr hazretleri Şafiî mezhebi âlimlerindendir. 845 (m. 1441)’de Mısır’da doğdu. 929 (m. 1522)’de vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.545.007
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Emînüddîn bin Neccâr hazretleri Şafiî mezhebi âlimlerindendir. 845 (m. 1441)’de Mısır’da doğdu. 929 (m. 1522)’de vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
Birinci Ahmed Hanın sultân olduğu zaman, Osmanlı Devleti çok zor şartlar ile karşı karşı ya idi. Devlet batıda Avusturya ve doğuda İran ile harp hâlinde bulunduğu bu sırada; içte celâli adı verilen âsiler yirmişer otuzar bin kişilik gruplar meydana getirmişler, köyleri yakıp yıkmaya, üzerlerine gönderilen orduları bozmaya başlamışlardı. Bu iç gâile, Osmanlı Devletini temelinden sarsacak bir manzara görünümündeydi. Bilhassa İran, bu iç fitneyi körüklüyor ve Osmanlı Devleti içerisindeki hurûfiler de bütün güçleri ile bu fitne hareketlerini destekliyorlardı.Bostan Çelebi hazretleri, Sultan Birinci Ahmed'in tahta geçmesinden sonra büyük ceddi Mevlânâ Celâleddin-i Rûmi hazretlerinin mânevi işâreti üzerine İstanbul'a geldi. Kadir gecesi olması muhtemel bir gecede Ebû Eyyûb el-Ensâri hazretlerinin kabr-i şerifini ziyâret etti. Aynı gece Sultan Ahmed Han da şöyle bir rüyâ gördü:
Sultan IV. Mehmed Han bir divan toplantısında sadrazama:"Yaptığım tetkiklere göre etin okkası sekiz akçeye satılır, fakat yine de et bulunmaz imiş, sebebi nedir?" diye sorunca sadrazam:"Hünkarım, et ve ekmek zaman-ı devletinizde pek çoktur. Fiyat artışı yoktur. Var diyen size yala söylemiştir" dedi. Divanda hazır bulunan Hocazade Mesut Efendi:"Devletli vezir, asıl yalanı imdi siz söylediniz" dedikten sonra, Padişaha dönerek:"Şevketlim, hâlâ narha takyit yoktur. Şehirde bir okka et bulunmaz. Bulunursa sekiz akçedir. Hatta semiz etler gizlice 10-12 akçeye satılır. Fukara muzdariptir. Fukarası muzdarip olan bir memlekette bolluktan bahsetmek abestir" dedi. Bu sözleri üzerine sadrazam onu susturmak istedi ise de Hocazade:"Burada da mı sus dersiniz? Bu, huzur-u hümayundur. Hak ne ise onu söylemek gerekir. Bunda yalan ve hatır için söz, din ve devlet için söz, din ve devlete hıyanettir" dedi.
Hüseyin bin Abdürrahmân hazretleri hadis, kelâm ve Şafii fıkıh âlimidir. 779 (m. 1377)'de Yemen'de doğdu. 855 (m. 1451)'de Ebyât-ı Hüseyin'de vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
Ahmed Ramâdi hazretleri Büyük hadis âlimlerindendir. 182. (m. 798)'de Bağdad yakınlarında Ramadiye'de doğdu, 265 (m. 878)'de vefât etti. Rivâyet ettiği hadis-i şeriflerden bazıları şunlardır:
Ebü'l-Kâsım Debbûsi rahmetullahi aleyh, Şafii mezhebi fıkıh âlimlerindendir. Buhârâ ve Semerkand arasında kalan Debbûsiyye köyündendir. Zeynel Âbidin bin Ali hazretlerinin en küçük oğlu Hüseyin'in soyundandır. Bağdad'da 487 (m. 1094) senesinde vefât etti. Bir talebesine buyurdu ki:
Mesnevi'de şöyle bir hikaye anlatılır:Çölde yolculuk eden iki arkadaş, yolculuk esnasında bir sebepten tartışırlar, biri ötekine bir tokat aşk eder. Tokadı yiyenin canı çok yanar; ama tek kelime etmez ve kum üzerine şu sözleri yazar:
"BUGÜN EN İYİ ARKADAŞIM BANA BİR TOKAT ATTI."