Evlilik, Gözü Haramdan Daha Muhafaza Eder
Ebû Sa’îd Eşec hazretleri hadîs ve tefsîr âlimidir. Zamanının imâmı olup, “Şeyh-ül-İslâm” diye bilinirdi. 257 (m. 865)’de Kûfe’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.666.665
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ebû Sa’îd Eşec hazretleri hadîs ve tefsîr âlimidir. Zamanının imâmı olup, “Şeyh-ül-İslâm” diye bilinirdi. 257 (m. 865)’de Kûfe’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları:
Osmanlı padişahları içinde seferler dışında Avrupa seyahati yapan tek hükümdar Sultan Abdülaziz Han'dır. Bundan başka Sultan II. Mahmud Han'ın da Rumeli seyahati vardır. Bu seyahatinde, Prusya Büyükelçisi Mareşal Von Moltke'de ona refakat etmişti. 1871'de kurulacak olan alman İmparatorluğunun Başvekili olan Von Moltke intibalarını şöyle anlatır:"5 Mayıs 1837 günü Şumnu'ya geldik. Yolun iki tarafında şehrin ileri gelenleri selama duruyorlar, sağda Müslümanlar, solda Hristiyan lar...Müslümanlar, ellerini karınlarına kavuşturmuşdik duruyorlar, fakat Hristiyanlar, hatta yüksek rütbeli papazlar ve piskoposlar yerlere kapanıyorlar ve padişah önlerinden geçinceye kadar kıpırdamıyorlar...
Kanuni Sultan Süleyman tahta geçip adına bir cami yaptırmaya karar verdiğinde bu caminin şimdiye kadar yapılanların en muhteşemi olmasını istedi. Düşüncesini Mimarbaşı Sinan'a açtı. Sinan: 'Buyruğunuz başım üstünedir. Yalnız önce şehri gezmek isterim. Bana bir hafta izin verin padişahım dedi.' Padişah yarı kızgınlıkla 'Sen İstanbul'u bilmez misin Sinan?' dedi. 'İşe başlamak için neden beklersin?' 'İşe şu anda başlamış bulunuyorum Sultanım. Bir hafta boyunca şehri dolaşarak caminizin yerini tespit edeceğim...'Mimarbaşı bunu dedikten sonra padişahın yanından ayrıldı. Ertesi sabah şehri bir baştan bir başa dolaşmaya başladı. Cami, Ayasofya'nın bulunduğu tepe gibi bir tepeye yapılmalıydı. Süleymaniye ilk bakışta göze çarpmalıydı.
Ahmed Reşid Efendi Yüzüçünçü Osmanlı Şeyhülislâmıdır. "Sıddikzâde" diye bilinir. 1171 (m. 1757) senesinde İstanbul'da doğdu. 1250 (m. 1834) senesinde vefât etti. Bir dersinde şunları anlattı:
Hamîdüddîn Fergânî hazretleri Hanefî mezhebi fıkıh âlimlerindendir. 805 (m. 1403) senesinde Tebrîz civarında Merâga’da doğdu. Bağdad ve Kâhire’ye gidip fıkıh ilmi tahsil etti. Sonra Şam’da tahsiline devam etti. İcazet alarak talebe yetiştirdi. 867 (m. 1463) senesinde Şam’da vefât etti. Bir dersinde şunları anlattı
Zünnûn-i Mısri, Güney Mısır'ın Sudan'a yakın sınır bölgesinde yaşayan Nûbe kabilesindendir. 772 (H.155) târihinde doğdu. 859 (H.245) târihinde Mısır'da vefât etti. Eshâb-ı kirâmdan Amr bin Âs hazretlerinin yanına defnedildi...
Zünnûn-i Mısri hazretlerinin hocası, Mâliki mezhebinin imâmı, Mâlik bin Enes hazretleridir. Muvattâ'yı bizzat kendisinden okudu ve fıkıh ilmini ondan öğrendi. Mânevi ilimleri Şeyh İsrâfil hazretlerinden öğrenip kemâle ulaştı. Fakat hâlini bilmeyen pekçok kimse, ona düşman oldu ve vefâtına kadar değerini anlayamadı...
Kânûni Sultan Süleymân Hân devrinde, bir ara yağmurlar yağmaz olmuş, insanlar kuraklıktan çok muzdarip olmuşlardı. İstanbul halkı, yağmur duâsına çıkılmasına karar verdi. Pâdişâh da çıktı. Okmeydanı'nda büyük bir kalabalık toplandı. Öyle ki bu toplulukta, başta pâdişâh olmak üzere, âlimler, vâliler, idâreciler, vezirler, kuvvetli-zayıf, zengin-fakir herkes vardı. Bilindiği gibi, Osmanlı sultanları yapacakları bütün mühim işlerde, mutlaka şeyhülislâma danışırlar, onun fetvâsına uygun hareket ederlerdi. Bunun için Şeyhülislâm Ebüssü'ûd Efendiden, yağmur duâsını kimin yapmasının münâsib olacağı suâl edildi. O da; "Duâyı, pâdişâh veya onun münâsib gördüğü bir zât eder." buyurdu. Bunun üzerine pâdişâh; "Ya'kûb Germiyâni duâ eylesin." dedi.