Allahü Teâlânın Azabı Çok Şiddetlidir!
Abdurrahmân bin Ebî Zinâd hazretleri hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 100 (m. 718) senesinde doğdu. 174 (m. 790) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.568.907
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Abdurrahmân bin Ebî Zinâd hazretleri hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 100 (m. 718) senesinde doğdu. 174 (m. 790) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
Sultan 1. Ahmed (1590-1617), kalbi hayatının derinliği olan oldukça müttaki bir Osmanlı Padişahıdır. Bahti mahlasıyla Peygamber Efendimize sevgisini ve bağlılığını ifade eden çok içli şiirleri vardır: Nola tacım gibi başımda götürsem daim Kadem-i resmini ol bazret-i şab-i Resül'ün. İşte bu ince ruhlu Osmanlı sultanının vefat etmeden bir gün önce huzurunda bulunan mabeynci Mustafa, Ahmed Han'ın odada muhatabını göremediği kimselere karşı dört defa; "Ve aleyküm selam" dediğine şahit oldu. Mabeynci, bir mânâ veremediği bu garip davranışların sebebini Sultanına sorduğunda, Sultan Ahmed Han şu cevabı verdi: "O anda Hazreti Ebu Bekir-i Sıddık, Hazreti Ömer, Hazreti Osman ve Hazreti Ali efendilerimiz geldiler ve bana; 'Sen, dünya ve ahiretin sultanlığını kendine toplamışsın. Yarın Resulullah Efendimiz'in yanında olacaksın', buyurdular." Gerçekten de bu Hak dostu, denildiği gibi ertesi gün vefat ederek sevdiklerine kavuştu.
Kanuni Sultan Süleyman Han, Portekiz donanmasının taarruzlarına karşı imdat isteyen Hind müslümanlarına bir donanma göndererek yardımda bulundu. Bu donanma Portekizlileri bu denizlerden kovaladıktan sonra Mısır'a dönerken, bu donanmada bir filoya kumanda eden Hayreddin Mehmed Reis, bu donanmanın kumandanı Süleyman Paşa tarafından iki gemiyle doğu denizlerini keşfe gönderildi. Osmanlı denizcileri ilk olarak Siyam (Tayland)'a geldiler ve kral tarafından çok iyi karşılandılar. Kral onların Siyam'da istekdileri kadar kalabileklerini ve misafirleri olduğunu söyledi. Tam 15 yıl burada kaldılar ve onlara yılda 12.000 altın ücret verildi. Bu zaman zarfında başkent Ayuthia'da (bugünkü başkent Bangkok'a yakın) 7 cami açtı lar. Yalnız başkentte 30.000 aile, onların örnek ahlakı sebebiyle müslüman olmakla şereflendi. Bugün Tayland'daki 2,5 milyon müslümanın menşei bunlardır.
Ebünnecîb Sühreverdî hazretleri Şâfiî fıkıh ve hadis âlimidir. 490 (m. 1097)’de İran’da Sühreverd kasabasında doğdu. Bağdat’a giderek Nizâmiye Medresesi’nde meşhur âlimlerden Şâfiî fıkhı ve hadis dersleri aldı. Abdülkādir-i Geylânî’nin şeyhi Muhammed Debbâs’a intisap etti. İcazet alarak talebe yetiştirdi. 563 (m. 1168)’de Bağdat’ta vefat etti. “Âdâbü’l-mürîdîn” isimli eserinde, müridlerin tasavvuf yolunda uyması gereken kurallardan bahseder. Bu kitabında şöyle anlatır:
Mekkeli müşriklerin ileri gelenlerinden olan Ubeyy ibn-i Halef, Mekke'de Peygamberimize (sallallahü aleyhi ve selem) rastladıkça; "Yâ Muhammed! Benim bir atım var, her gün ona 16 ölçek darı yediriyorum, bir gün gelir onun üzerine biner seni öldürürüm!" diyordu. Peygamber Efendimiz de; "Belli olmaz, belki inşaallah ben seni öldürürüm!" buyururmuştu. Ubeyy ibn-i Halef, Uhud'da, Peygamberimizin hayâtına son vermek için and içmişti. Kardeşi Ummiyet'ibn-i Halef'in intikamını almak istiyordu. "Muhammed nerededir?" diye bağırıyordu: "Gelsin de benimle çarpışsın. Peygamber ise beni öldürür" diyordu.
Büyük veli İbn-i Fârid hazretleri yaşadığı bir hadiseyi bizzat kendisi şöyle anlatır: Mısır medreselerinden birisine girmek istiyordum. O sırada medrese kapısında, bakkal olan yaşlı bir zâtın abdest aldığını gördüm. Fakat, kitaplarda bildirildiği gibi almıyordu. İçimden "Bu yaşa gelmiş usûlüne uygun bir abdest alamıyor" dedim. O anda yaşlı zât bana bakıp "Ey Ömer! Sana Mısır'da perdeler açılmaz! Senin istediğin Hicâz'da, Mekke-i mükerremede olsa gerek. Oraya git!" dedi. Bana ismimle hitap edince, onun evliyâullahtan olduğunu anladım. Meğer o, böyle abdest almakla hâlini setredip gizlermiş. Hemen huzûrunda diz çöküp "Efendim, ben nerede, Mekke-i mükerreme nerede?" dedim.
Ümm-i Süleym radıyallahü anha, gayet temiz ahlak sahibi bir hatun idi. Çocuğu vefat ettiği zaman, sabır ve metanetle bizzat kendisi yıkadı ve kendisi kefenledi ve bir tarafa bırakıp, komşularına dönerek:
- Babasına haber vermeyin.
Hz. Ebu Talha orada bulunmamaktaydı. Akşam eve döndüğünde, çocuğu sordu, hanımı:
- Gördüğünden şimdi çok iyidir, der.