Evlilik, Gözü Haramdan Daha Muhafaza Eder
Ebû Sa’îd Eşec hazretleri hadîs ve tefsîr âlimidir. Zamanının imâmı olup, “Şeyh-ül-İslâm” diye bilinirdi. 257 (m. 865)’de Kûfe’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.667.009
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ebû Sa’îd Eşec hazretleri hadîs ve tefsîr âlimidir. Zamanının imâmı olup, “Şeyh-ül-İslâm” diye bilinirdi. 257 (m. 865)’de Kûfe’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları:
İhtiyar Sultan Abdülhamid Han, mushaf-ı şerifi üç kere öptü başına koydu ve kendi elleri ile yaptığı zarif dolaba bıraktı. Sonra edeple eğilip seccadesini topladı. Cebinden kehribar tesbihini çıkardı, sedire ilişip cama yaklaştı. Beylerbeyi Sarayı'nın arka tarafına bakan bu kuytu odanın seyre değer bir manzarası olduğu söylenemezdi. Hem gecenin bu vakti ne görülebilirdi ki? Ama o beş yıldır bakmakta olduğu avluya aşinaydı. Çiçekler bakımsız, çınarların dalları çıplak ve ıslak olmalıydı. Oynaşan gölgeler onu hatıralara çağırdı. Evet, şaşırtacak kadar hareketli geçen saltanat yıllarından sonra, bitmek bilmeyen sürgün hayatı başlamıştı. Tahttan indirildiğinden bu yana tam sekiz sene geçmişti. Üç koca yıl Selanik'te Alatini Köşkü'nde kalmış sonra Beylerbeyi Sarayı'na yollanmıştı. Şimdi iyi yürekli annesi Tir-i Müjgân Sultan'ın yaşadığı ve öldüğü mütevazı odadaydı.
Osmanlı Sultanı III. Murad zamanında İngiltere Krallığı, o devirde Avrupa'nın en kuvvetli iki devletinden biri olan İspanya'nın tehdidi altındaydı. Almanya İmparatorluğu ile müttefik olan İspanya, güçlü donanmasıyla İngiltere'yi denizlerden silmiş, Britanya adasını da işgale hazırlanıyordu. Karada Alman İmparatorluğu ile, denizlerde de İspanya ile savaş halinde olan Osmanlı Devleti, İngiltere'yi bu iki devlete karşı destekleme kararı aldı. Önce 11 Eylül 1581'de imzalanan ticaret anlaşmasıyla İngiliz tüccarlarına Osmanlı topraklarında ve limanlarında serbest ticaret yapma hakkını veriyordu.
Ahmed Şemseddin Ukayli hazretleri Hanefi mezhebi fıkıh âlimidir. Buhârâ'da doğdu. 657 (m. 1259) yılında Buhârâ'da vefât etti. Derslerinde buyurdu ki:
Ali Neccâri hazretleri Şafii mezhebi âlimlerinin büyüklerindendir. 1134 (m. 1722)'de Mekke'de doğdu. Mekke-i mükerremede asrının önde gelen âlimlerinden ilim tahsil etti. Sonra Mısır'a giderek ilmini ilerletti ve talebe yetiştirdi. 1221 (m. 1806) senesinde Mısır'da vefât etti. Vefatından kısa bir zaman evvel şöyle vasiyet etti:
Ahmed bin Muhammed Ceriri hazretleri büyük velilerdendir. 820 (H. 204)'te Kûfe civârında doğdu. Cüneyd-i Bağdâdi hazretlerinden ilim ve edeb öğrendi. Onun en önde gelen talebesi oldu. Aynı zamanda büyük veli Sehl bin Abdullah Tüsteri'den feyz aldı. 923 (H.311) senesinde Mekke yolunda Karâmita sapıklarının çok zulmedip Müslüman kanı döktükleri sırada şehid oldu.
Kânûni Sultan Süleymân Hân devrinde, bir ara yağmurlar yağmaz olmuş, insanlar kuraklıktan çok muzdarip olmuşlardı. İstanbul halkı, yağmur duâsına çıkılmasına karar verdi. Pâdişâh da çıktı. Okmeydanı'nda büyük bir kalabalık toplandı. Öyle ki bu toplulukta, başta pâdişâh olmak üzere, âlimler, vâliler, idâreciler, vezirler, kuvvetli-zayıf, zengin-fakir herkes vardı. Bilindiği gibi, Osmanlı sultanları yapacakları bütün mühim işlerde, mutlaka şeyhülislâma danışırlar, onun fetvâsına uygun hareket ederlerdi. Bunun için Şeyhülislâm Ebüssü'ûd Efendiden, yağmur duâsını kimin yapmasının münâsib olacağı suâl edildi. O da; "Duâyı, pâdişâh veya onun münâsib gördüğü bir zât eder." buyurdu. Bunun üzerine pâdişâh; "Ya'kûb Germiyâni duâ eylesin." dedi.