Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.517.452

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Çok Konuşmak, Akıl Zayıflığının Alâmetidir

Muhammed Celâleddîn-i Devânî hazretleri meşhur âlim ve velîlerdendir. 1429 (H. 833) senesinde İran'ın Kâzerûn şehrinin Devân nahiyesinde doğdu. 1502 (H.908) senesi Kâzerûn'da vefât etti. Şîrâz'a gidip zamanın büyük âlimlerinden ilim öğrendi. Orada Medreset-ül-Eytâmda müderris oldu. İbrâhim Gülşenî hazretlerinin sohbetine devâm ederek, tasavvufta da yetişti.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Müftî Olsa Gerektir

Ebüssü'ûd Efendi, şeyhülislâm olmasıyla ilgili bir rüyâsını şöyle anlatmıştır: "Henüz daha medresede talebe iken, bir gece rüyâmda Zeyrek Câmiine girdim. Câmi çok kalabalık idi. "Bu topluluk nedir?" dedim. "Resûl-i ekrem efendimizin divân-ı seâdetleridir, toplantılarıdır" denildi. Hürmetle bir köşede durdum. Önümde de, o devrin müftisi İbn-i Kemâl Paşa oturuyordu. Peygamber efendimiz mihrâbda bulunuyordu. Sağ ve solunda Eshâb-ı kirâm efendilerimiz edeble ayakta duruyorlardı. Resûlullah efendi mizin huzûrunda da bir zât vardı. Kıyâfetinden onu Arab zannetmiştim. Peygamber efendimiz ile dizdize denilecek bir hâlde oturuyor ve konuşuyordu. Acabâ bu zât kimdir ki, Eshâb-ı kirâm efendilerimiz ayakta oldukları hâlde, o, Resûlullah'ın huzûrunda oturuyor? diyerek hayret ettim. Konuşmalarını dinledim; Peygamber efendimiz Arabca konuşuyorlar, o zât ise Farsça söylüyordu.

Vehbi Tülek

44 - Rodos Zaferi

Vehbi Tülek

Daha Büyük KerÂmet Mi Olur?

Vehbi Tülek

Git HünkÂrdan Ferman Getir...

Vehbi Tülek

Fâtih Sultan Mehmed Hân hazretleri, bir gün tebdil-i kıyâfet ederek halkının arasında gezmeye çıkar. Akşama kadar dolaşır. Unkapanı kapısına geldiğinde kale kapısının kapanmış olduğunu görür. Kendisinin çıkardığı fermana göre, kale kapıları akşam ezanını müteâkip kapanıp, sabah ezanı vakti açılmaktadır. Padişah yanındakilerle kapının önüne gelir ve kapı muhâfızı Sinan Çelebi ile aralarında şu konuşma geçer:" Aç şu kapıyı Sinan Çelebi!.." Kimsin sen, bana kapıyı aç diye nasıl emredersin?.." Kim olduğuma ne bakıyorsun, kapıyı aç yeter.

Bir Avuç Bulgur

Vehbi Tülek

Baltaci Mehmed Paşa Ve Ünsi Hasan Efendi

Vehbi Tülek

44 - Rodos Zaferi

Vehbi Tülek

Orhan Gazi’nin Vasiyeti

Vehbi Tülek

Yavuz Ve Garip Derviş

Vehbi Tülek

Millî Şehid KemÂl Bey

Vehbi Tülek

Küçük Zabit

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

"allâmet-ül-islâm" Hazret-i A'meş

Hazret-i A'meş, hadis ilminde hâfız (yüz bin hadis-i şerifi râvileri ile birlikte ezberlemişti), sikâ, güvenilir, sağlam bir zât olup, ilmi ve fazileti çok yüksekti. İlminin çokluğu sebebiyle kendisine "Allâmet-ül-İslâm"; sıdkı, doğruluğu dolayısıyla da "Mushaf" denilmiştir. Zamânında, Kûfe'de Allahü teâlânın kitâbını onun kadar iyi okuyan, onun kadar güzel söz söyleyen, onun kadar anlayışlı, sorulan her suâle onun kadar süratle cevap veren biri yoktu.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Ferâiz, Din Bilgisinin Yarısı Demektir!

Vehbi Tülek

Ebû Hakîm Habri hazretleri hadîs ve Şafiî fıkıh âlimlerinin büyüklerindendir. 476 (m. 1083) yılında Bağdad’da vefât etti. Zamanın meşhûr Şafiî fıkıh âlimlerinden “Tabakât” sahibi Ebû İshâk Şirâzî ve Hüseyn bin Muhammed Vennî’den fıkıh ilmini tahsil etti. Ebû Muhammed Cevherî ve daha birçok âlimden de hadîs-i şerîf dinleyip, ilim öğrendi. 

Eyyûbîzâde Atâullah Efendi

Vehbi Tülek

Fıkıh Ilmi, Kurtuluşa Götürür

Vehbi Tülek

Burhâneddin Zernûci hazretleri Hanefi mezhebi fıkıh âlimlerinden olup "Hidâye" kitabının sahibi Burhâneddin Mergınâni'nin talebesidir. 620 (m. 1223)'de vefat etti. Ta'lim-ül-müteallim adlı eserden bazı bölümler:

Rüzgâr Olmasaydı, Dünya Kötü Kokardı!

Vehbi Tülek

Cemâleddin Hulvî

Vehbi Tülek

İmÂm-i Zehebî Şemseddin Kaymaz

Vehbi Tülek

İlliyyîndeki Ve Siccîndeki Rûhlar!..

Vehbi Tülek

Câfer-i Sâdık Ayderûsî

Vehbi Tülek

hayrın Anahtarı Sâbit El-benânî

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Abdullah El-acemî

Abdullah El-acemî

Zamânın sultânı Melik Zâhir Mücirüddin, bir defâsında Abdullah el-Acemi hazretlerinin köyüne gitmişti. Abdullah el-Acemi bahçelerde bekçilik yapıyordu. Melik onu bir bahçe içinde görüp:

"Ey Genç! Bize tatlı bir nar getir." deyince, bulunduğu bahçedeki bir nar ağacından nar koparıp götürdü. Melik kesip tadına baktı ve; "Bu nar ekşi sen nasıl bekçisin narın ekşisini tatlısını ayırd edemiyorsun?" dedi.

Abdullah el-Acemi kendisine âid olmayan meyvelerden hiç yemediği için, ekşisini tatlısını bilmiyordu. Melik'in sözleri üzerine hem üzüldü hem de mahcûb oldu. Gidip bir ağacın altında namaza durdu ve iki rekat namaz kılıp şöyle duâ etti: "Yâ Rabbi bana hangi narın tatlı olduğunu bildir, gidip Melik'e vereyim..."

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Altıyüz Dirhemlik İp

Vehbi Tülek

Her Şeyi Göze Almıştı!

Vehbi Tülek

Dinini Dünyalığa Alet Edenin Sonu

Ayyaşin Sonu

Üç Kandil

Bir Çuval Toprak Ve Arsa

Bana İyi Bir Elbise Yapiver

Hazret-i Üftade’nin Yardimi

Sakin Kalyona Binme

Vehbi Tülek

Ebussuud Efendi Ve Nureddinzade

Vehbi Tülek

Zahiri Hükümdarin Celaline Tutuldum

Vehbi Tülek

Allahü Tealadan Bir An Gafil Olmayasin

Vehbi Tülek

Yüz Vermedin!

Vehbi Tülek

Hazret-i Üftade’nin Yardimi

Vehbi Tülek