Allahü Teâlânın Azabı Çok Şiddetlidir!
Abdurrahmân bin Ebî Zinâd hazretleri hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 100 (m. 718) senesinde doğdu. 174 (m. 790) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.566.294
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Abdurrahmân bin Ebî Zinâd hazretleri hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 100 (m. 718) senesinde doğdu. 174 (m. 790) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
Fatih Sultan Mehmed Han bir gün yiyecek maddelerinin kalitesini ve narh durumunu kontrol etmek gayesiyle kıyafet değiştirip çarşıya çıktı. Bir dükkana girip selam verdik ten sonra; "yarım batman yağ, yarım batman peynir ve yarım batman bal veresiz!" dedi. Dükkan sahibi yarım batman yağı tartıp parasını hesap ettikten sonra; "Ağam, sair isteklerinizi de karşı komşudan alasız. Zira onun malı hem daha yeğdir, hem de siftah etmedi" dedi. Padişah ikinci dükkana varıp oradan da yarım batman peynir alınca, bu dükkan sahibi de; "Allah'a şükürler olsun siftahımı ettim. Hem de çocuklarımın nafakasını çıkardım. Bundan sonrası kârdır. Diğer isteklerinizi de komşumdan alasız. O daha siftah etmedi" deyince Fatih Sultan Mehmed Han; bu milletteki ahlâki istikamet yok mu, ona dünyaları fethettirir. Milletin ahlâk-ı sâfiyetine halel getirenleri Allah kahretsin" dedi.
Osmanlı devletinin askeri ve ekonomik sahalarda gerilemeye başladığı bir devirde hükümdar olan Sultan I.Abdülhamid, ilerleyen yaşlarında tahta çıkmıştı. O yaşlarına kadar okumuş, bilhassa yabancı yayınları takibetmiş ve Avrupa devletlerindeki teknik ve askeri saha lardaki ilerlemelerden haberdar olmuştu. Padişah olunca en yakın arkadaşı Mehmed Paşayı Sadrazam yaptı. Fakat kısa bir süre sonra o vefat edince Halil Hamid Paşayı Sadrazamlığa getirdi. Ona da, Avrupa' nın teknolojisini, bilhassa askeri sahadaki yenilikleri incelemesini ve Osmanlı Ordularının da aynı şekilde yetiştirilmesi emrini verdi. Halil Hamid Paşa hemen harekete geçerek, Fransa'dan uzmanlar getirterek 20 Ekim 1784 tarihinde İstihkam Okulunu açtı. İki ay sonra padişahın huzuruna çıkarak:-Padişahım, İstihkam Mektebinde yetişen talebeler çeşitli aletler kullanarak tatbikat yapacaklar. Görmenizde fayda mülahaza ediyorum.-Gelip göreceğim.
Ebû Sevr hazretleri büyük fıkıh ve hadis âlimidir. 170'te (m. 786) Bağdat'ta doğdu ve orada tahsil gördü. Fıkıhta ve hadiste mutlak müctehid idi. İmam-ı Azam hazretlerinin en büyük talebesi olan Muhammed Şeybâni'den ve İmam-ı Şâfii hazretlerinden fıkıh öğrendi. Kendisi bir mezheb kurdu, fakat kısa zamanda unutuldu. 246 (m. 860)'da vefat etti. Bir dersinde şunları anlattı:
Ali bin Hüseyin hazretleri fıkıh ve hadis âlimidir. "İbn-i Rekbûn" diye meşhûr oldu. 758 (m. 1357)'de Şam'da doğdu. 837 (m. 1434)'de orada vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
Şemseddin Nûri Efendi İstanbul'da yetişen evliyânın büyüklerindendir. 1801 (H.1216) senesinde İstanbul'da doğdu. Zamanın meşhur âlimlerinin derslerinde devam ederek fıkıh ve usul ilmi tahsil etti. Sonra Nakşibendiyye yolunun büyüklerinden olan Şeyh Mehmed Said Efendiye intisab edip yüksek derecelere kavuştu.1866 (H.1282) senesinde İstanbul'da vefât etti.
Çok talebe yetiştirdi. Buyurdu ki:
Zamânın sultânı Dördüncü Murâd Hana, tarikat erbâbı kötülenmiş, onların bâzı işlerinin yasaklanması istenmişti. Sultan yalnız böyle söyleyenlerin sözleriyle hareket etmeyip, zamânın tasavvuf ehli âlim ve faziletli kimselere de tarikatla ilgili hususları sorup cevap istemişti. Bunlar arasında İsmâil Ankaravi de vardı. O da üç gün içinde yirmi sayfalık bir risâle yazıp arzetti. Cevaplar, Şeyhülislâm Yahyâ Efendi ve diğer zamânın önde gelen âlimleri tarafın dan incelenip uygun görüldü ve pâdişâh tarafından da kabûl edildi. Böylece onların vesilesi ile tasavvuf ehli, sıkıntıdan kurtuldu. Aziz Mahmûd Hüdâi onun bu cevaplarını beğenip; "Allahü teâlâ, muhâliflere karşı Rusûhi'nin ayağını sağlam ve sâbit eylesin. Onların inat damarlarını kesmekte söz kılıcını keskin eylesin. Muhâlifleri susturmakta mızrağını tesirli eylesin. Zamânımızda tasavvuf ehline karşı olanlarla onun cihâdı olmasaydı, onların eli hak tâliplerine uzanır, zarar verirdi. Doğru yolda olanlarla olmayanları birbirinden ayırmak zor olurdu. Allahü teâlâ onun delillerinin oklarını en doğru hedefe isâbet ettirdi." diye medhetti.