Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.616.098

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Meczup Bir Derviş Uzun Dâvûd Efendi

Uzun Dâvûd Efendi Osmanlılar zamânında Mudurnu'da yetişen evliyadandır. Bolu-Mudurnu'da doğdu. 1507 (H. 913) senesinde orada vefât etti. Halvetî şeyhlerinden Seyyid Yahyâ-i Şirvânî'nin yüksek talebelerinden Şeyh Habîb'in sohbetlerine devâm edip, tasavvufun yüksek mârifetlerine kavuştu. Meczup bir zât idi. Allahü teâlânın sevgisinden kendinden geçmiş hâldeydi. Çok kerametleri görüldü.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Önce İmtihana Girin

Fatih Sultan Mehmed Han, fethettiği beldeleri kendi haline bırakmayarak imarına çalıştı. İstanbul'un fethinden sonra Edirne'ye geri dönerken, oğlu Bayezid'e bir saray yapılmasını emretti. Daha sonra Eyüp Sultan Camii, türbesi, medresesi, imaret ve hamamı yapıldı. Sekiz kilise, medrese haline getirildi. 1470 yılında kendi simiyle yaptırdığı caminin etrafında meşhur Sahn-ı Seman medresesini kurdu. Medreselerin açıldığı sırada koca Fatih, külliyede kendisine de bir oda ayrılmasını istedi. Fakat müderrisler: "Burada bir odanız olabilmesi için önce imtihana girin, Danişmend (Asistan) olun, tercih ettiğiniz ilim şubesinde tez yapın, eser verin, sonra müderrisliğe erişin. Ancak ilim ocağında bu şekilde makamınız olur." dediler.Fatih Sultan Mehmed Han, bunun üzerine müderrislerin koştukları şartları gerçekleştir dikten sonra Sahn-ı Seman'da oda sahibi olabildi.

Vehbi Tülek

İlk Hristiyan Vezir

Vehbi Tülek

Osmanli'nin Hatirasina

Vehbi Tülek

Belgraddan Bağdada

Vehbi Tülek

Evliya Çelebi, Belgrad'dan Bağdat'a gitmek üzere yola çıkan fakir bir kimsenin, yeme-içme dahil beş kuruş harcamadan, huzur içinde yolculuk yapabildiğini yazmaktadır. İşte gerçek seyahat hürriyeti budur. Seyahat hürriyeti olup, adamın cebinde gezecek parası yoksa, bu nasıl seyahat etsin? Vakıf kervansarayların kapıları akşama kadar açık durur, ortalık karardıktan sonra kapılar kapanır, vakıf sahibinin vazifelendirdiği kapıcılar, kapının arkasında yatarlardı. Gece bir yolcu geldiğinde, kapıları açıp yolcuyu içeri alırlar; vakıftan, hayvan sahibinin hayvanına yem, kendilerine de yemek çıkarırlardı. Gece içeri gireni bir daha dışarı bırakmazlardı.

Naime Sultan

Vehbi Tülek

Bizans’in Korkulu Rüyasi Orhan GÂzi

Vehbi Tülek

Nene Hatun

Vehbi Tülek

Sultanlar RikÂbinda Yürüsün!

Vehbi Tülek

Haci Bayram-i Veli Hazretlerinin Nasihati

Vehbi Tülek

O SÂhibine Teslim Oldu

Vehbi Tülek

Kariştirinca Soğuyan Hoşaf

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Ali İdrîsî

Ali İdrisi rahmetullahi aleyh, Abdülkâdir-i Geylâni hazretlerinin talebelerinden Ali Heyti'den tasavvuf öğrendi. 619 (m. 1222) senesinde vefât etti. Sohbetlerinde buyurdu ki:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Muhammed Bin Hâmid Tirmizî

Vehbi Tülek

Muhammed bin Hâmid Tirmizi hazretleri, hadis âlimlerindendir. Dokuzuncu asırda Belh şehrinde yaşamıştır. Derslerinde ve sohbetinde çok talebe yetişmiştir. Hikmetli sözleri çoktur. Buyurdu ki:

Dünyâ, Imtihân Için Sâlih Kullardan Alındı

Vehbi Tülek

Kâfirler Için Çılgın Bir Ateş Hazırladık

Vehbi Tülek

Abdurrahmân İbnü'l-Kâsım hazretleri İmam-ı Mâlik'in önde gelen talebelerindendir. 128 (m. 746)'da Filistin'in Remle şeh­rinde doğdu. Aile­si Remle'den Kahire'ye göç etti. Burada ilim tahsil ettikten sonra Medine'ye giderek İmam-ı Mâlik hazretlerine talebe oldu ve onun vefatına kadar yirmi yıl dersleri­ne devam etti. İbnü'l-Kâsım 191 (m. 806)'da vefat etti. Bir dersinde şunları anlattı:

Kim Salât Okursa, Yetmiş Melek De Ona Salât Okur

Vehbi Tülek

Herkese Karşı Hürmetkâr Ol

Vehbi Tülek

Allahü Teâlâ Iyi Huyluları Sever

Vehbi Tülek

İmam Olmanın Sorumluluğu

Vehbi Tülek

ebü'l-fadl Defterî Muhammed Bitlisî

Vehbi Tülek

Hüsâmeddîn Pârisâ Hazretleri

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Gül Yaprağı

Gül Yaprağı

Vaktiyle, yol üzerinde bulunan bir dergahın dervişleri, yoldan geçen herkesi misafir kabul ediyordu. Burada hiç konuşulmuyordu. Dervişler anlatmak istediklerini kalben ifade ediyorlardı. Bir gün dergahın kapısına bir yolcu geldi. Yolcu kapıda öylece durdu ve bekledi. Burada, misafir geldiğini dervişler firaset yoluyla anlıyorlardı, o yüzden kapıda tokmak yoktu. Bir süre sonra kapı açıldı, içerdeki derviş, kapıda duran yolcuya baktı. Bir selamlaşmadan sonra söz'süz konuşmaları başladı. Gelen yolcu, dergahta kalmak istiyordu. Derviş içeri girdi, sonra elinde ağzına kadar suyla dolu bir kapla döndü ve bu kabı yolcuya uzattı. Bu, yeni bir misafiri kabul edemeyecek kadar doluyuz demekti. Yolcu dergahın bahçesine girdi, aldığı bir gül yaprağını kabın içindeki suyun üstüne bıraktı. Gül yaprağı suyun üstünde yüzüyordu ve su taşmamıştı. Derviş kapıyı açarak yabancıyı içeriye aldı. Suyu taşırmayan bir gül yaprağına her zaman yer vardı.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Allah’a Firar Et

Vehbi Tülek

Korkma!

Vehbi Tülek

Hizir Ve Gelin

Hazreti Hâlid'in Üstün Başarısı

Padişah Ve At

Deniz Üzerinde Yürüyüp Sahile Doğru Gitti

At Hirsizi

Sizin Rizkinizdan Kesilmiş

Meşayihın Kadrini Bilmezsen

Vehbi Tülek

Yuhçu Baba

Vehbi Tülek

Kırk Bin Kahramanın Başarısı

Vehbi Tülek

Derdi Olan Neylesin?

Vehbi Tülek

Abdullah El-acemî

Vehbi Tülek

Bizi Hatirlayin!

Vehbi Tülek