Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.221.601

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Tasavvuf Bir Ağaç Ise, Tövbe Onun Köküdür

Şeyh Yâkûbî hazretleri büyük velîlerdendir. 1222 (H.619) senesinde Bağdât'ta vefât etti. Evliyânın göz bebeği Seyyid Abdülkâdir-i Geylânî hazretlerinin sohbetleriyle yetişip kemâle geldi. Bağdât'ın kuzeydoğusundaki dergâhında sohbetleriyle insanlara doğru yolu gösterdi. Kendisinden kerâmetler, üstün hâller görülmeye başlandı. Sâlih bin Yâkûb el-Ukûbî şöyle anlatır:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Sultanim Özür Dileriz

İhtiyar Sultan Abdülhamid Han, mushaf-ı şerifi üç kere öptü başına koydu ve kendi elleri ile yaptığı zarif dolaba bıraktı. Sonra edeple eğilip seccadesini topladı. Cebinden kehribar tesbihini çıkardı, sedire ilişip cama yaklaştı. Beylerbeyi Sarayı'nın arka tarafına bakan bu kuytu odanın seyre değer bir manzarası olduğu söylenemezdi. Hem gecenin bu vakti ne görülebilirdi ki? Ama o beş yıldır bakmakta olduğu avluya aşinaydı. Çiçekler bakımsız, çınarların dalları çıplak ve ıslak olmalıydı. Oynaşan gölgeler onu hatıralara çağırdı. Evet, şaşırtacak kadar hareketli geçen saltanat yıllarından sonra, bitmek bilmeyen sürgün hayatı başlamıştı. Tahttan indirildiğinden bu yana tam sekiz sene geçmişti. Üç koca yıl Selanik'te Alatini Köşkü'nde kalmış sonra Beylerbeyi Sarayı'na yollanmıştı. Şimdi iyi yürekli annesi Tir-i Müjgân Sultan'ın yaşadığı ve öldüğü mütevazı odadaydı.

Vehbi Tülek

94 - Sultan Iii. Murad Ve Polonya Kralliği

Vehbi Tülek

Özbekler Tekkesi Ve Sultan Ii. Mahmud Han

Vehbi Tülek

99 - Deli Hüseyin Paşa Ve İran Şahinin Yayi

Vehbi Tülek

İran Şahı, Sultan IV. Murad Han'a bir çok hediyeler göndermişti. Bunlar arasında bir de yay bulunuyordu. Dünyada bir benzeri olmayan bu yay, son derece sertti ve ancak kuvvetli bir pehlivan bunu gerebilirdi. Padişah bu yayı ellerine alıp incelediler. Hediyeleri getiren İran elçisi sinsi sinsi gülüyordu:-Pek serttir efendim!..dedi.Fakat Murad Han'ın bakışlarını farkedince susmayı tercih etti. Yoksa kellesinden olacağını anladı. Padişah, çok kuvvetliydi. Fakat kendisi yayı kurmayı denemeden önce, başkalarını denemek istedi ve :-Bu yayı kim germek diler?...diye sordular. Kimsenin cevap vermesini beklemeden:-Sen gel!..diye nöbetçilerden birini çağırdı.

Edirne’yi Müslümanlara Tekrar İhsan Edecek

Vehbi Tülek

İsterse Sirtimdan Geçsin

Vehbi Tülek

Üç Ahbab Çavuşlar

Vehbi Tülek

O Kendini Tanitti

Vehbi Tülek

Benim Dahi Muradim Odur

Vehbi Tülek

69 - Hasan Can'in Rüyasi

Vehbi Tülek

Tek Kollu Reis

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Muhammed Uleyş

Muhammed Uleyş hazretleri Mâliki fıkıh âlimidir. 1217'de (m. 1802) Kahire'de doğdu. Ezher'den mezun oldu. İslâmi ilimlerde ihtisas sahibi olarak Mısır Mâliki meşihatlığı ve başmüftülüğüne tayin edildi. Cemâleddin-i Efgâni'nin yanlış yolda olduğunu görerek Ezher'de ders ve konferans vermesine karşı çıkanların başında gelmekteydi. Şâziliyye tarikatına mensuptu. 1299 (m. 1882)'de vefat etti. "Minehu'l-celil alâ Muhtasari'ş-Şeyh Halil" isimli eseri, Halil el-Cündi'nin Mâliki fıkhına dair el-Muhtasar'ının şerhidir. Bu kitabında şöyle yazmaktadır:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Ömrüm Uzadıkça Günahlarım Çoğalıyor

Vehbi Tülek

Mensûr bin Ammâr hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Aslen Mervli olup, Basra'da yaşamıştır. 225 (m. 839)'da vefât etmiştir. Şöyle anlatılır:

Vakit, Keskin Bir Kılıç Gibidir!

Vehbi Tülek

İlimleriyle Dalâlete Düşen Kimseler!

Vehbi Tülek

Hâlid Cezerî hazretleri Osmanlı velîlerindendir. Cizre'de doğdu. 1839 (H.1255) senesinde Şırnak'ın Basret köyünde vefât etti. İlim tahsiline Cizre'de başladı. Sonra, Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî hazretlerinden zâhirî ve bâtınî ilimleri öğrendi. İnsanları irşad için icâzet aldı. Bir müddet Cizre'de insanlara dîni öğretmekle, vaaz ve nasihatle meşgul oldu. Sonra Şırnak'ın Basret köyüne gitti. Bu köyde bir câmi ve tekke yaptırıp orada ikâmet etti. Bulunduğu bölgede, Siirt'te ve Mardin havâlisinde nâmı duyulup, pekçok insan sohbetine geldi. Devrin ve bölgenin meşhur âlimi Molla Halil Si'ridî de merkebine binip onun bulunduğu Basret köyüne kadar gider sohbetinde bulunurdu. Bir sohbetinde şöyle anlattı:

Huzeyfe-i Marâşî Hazretleri

Vehbi Tülek

Bugün Sizin Dîninizi Kemâle Erdirdim

Vehbi Tülek

Akıllı Insan Nasıl Olur?

Vehbi Tülek

Akıl, Kıyametteki Varlıkları Anlayamaz

Vehbi Tülek

Devlet Adamları Çekingen Ve Kararsız Olmamalı!

Vehbi Tülek

Sâlihleri Vesile Ederek Duâ Etmelidir

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Keramete İnanmayan Âlim

Keramete İnanmayan Âlim

Kanuni Sultan Süleyman devrinde İstanbul'da Arabzade adıyla meşhur bir âlim vardı. büyük camilerde verdiği vaazlara bütün İstanbul halkı büyük rağbet gösterirdi. Arabzade, devrinin bütün ilimlerine vakıf olduğu halde, tasavvufa ve keramete inanmaz dı. Kanuni'nin başveziri Rüstem Paşa, keramete inanmayan bu Arabzade'yi Mısır Başmüderris liğine tayin ettirmek istedi. Diğer taraftan İstanbul uleması Padişaha müracaat ederek, Arabzade'nin itikadının bozuk olduğunu, Akaid kitaplarında "Evliyanın kerameti haktır" dediği halde buna inanmadığını, "Ben ömrümde büyük günah işlemedim. İyilerin keramet göstermesi icabetseydi, benim keramet göstermem lazımdı." İddiasında bulunduğunu hatırlattılar.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

9 Evi Dolaşan Kelle

Vehbi Tülek

Evliyalar Ölmez İmiş

Vehbi Tülek

Garip Karşilanan Bir Adak

Cennetlik Hanım Isteyen...

Yeterki Kalbi Kirilmasin

Sarayda İftar

Abdullah Bin MübÂrek

Bana İyi Bir Elbise Yapiver

Sarik Ve Sakal

Vehbi Tülek

Kul Hakkı

Vehbi Tülek

Sarayda İftar

Vehbi Tülek

Allah Nasil Misafir Edilir?

Vehbi Tülek

Hizir Ve Gelin

Vehbi Tülek

Yuhçu Baba

Vehbi Tülek