Vesîle Cennette En Yüksek Derecedir
Ebû Sinan eş-Şeybânî hazretleri hadîs âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. 749 (H.132) senesinde vefât etti. Zamânının âlimlerinden ilim öğrendi ve hadîs-i şerîf nakletti. Bunlardan bazıları şöyledir:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.650.707
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ebû Sinan eş-Şeybânî hazretleri hadîs âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. 749 (H.132) senesinde vefât etti. Zamânının âlimlerinden ilim öğrendi ve hadîs-i şerîf nakletti. Bunlardan bazıları şöyledir:
Gerçekte korsan olarak vasılandırılması ve isimlendirilmesine rağmen Türk korsan sınıfı, âdi bir deniz haydudu sınıfı değildi. Bunlar, karadaki Akıncılar'ın denizdeki mukabiliydi ler, yani "Deniz akıncıları" idiler. Bunlar denizde düşman gemilerini tâkip eder, düşman ülkelerin sahillerini vurur, onların deniz kuvvetlerini tesirsiz hâle getirmeye çalışırlardı. Kendileriyle barış hâlinde bulunmayan hıristiyan devletlerin ekonomik ve moral bakımından sarsılmasını, bu devletler arasındaki deniz irtibatının kesilmesini hedef alırlardı. Bu sınıf içinde başta Barbaros olmak üzere Osmanlı denizciliğinin en büyük amiralleri yetişmiştir ki, bunlar 18. yüzyıla kadar Türk denizcilik tarihinin en parlak sahifelerini yazmışlardır. Binaenaleyh, Türk korsanlarını âdi birer deniz hırsızı olarak değerlendirmek, hem tarihi vak'aları yanlış değerlen dirmeye yol açar, hem de müslüman Türklerin tarihi başarılarını büyük bir taassupla hâlâ hazmedemeyen hıristiyan Avrupalılara iştirak etmeye sebep olur.
Şeyh Edebâli hazretlerinin, Osmanlı Devleti'nin kurucusu ve dâmadı olan Osman Bey'e vasıyeti şöyledir:"Ey oğul! Güçlüsün, kuvvetlisin, akıllısın, kelâmlısın! Ama; bunları nerede, nasıl kul lanacağını bilmezsen, sabah rüzgârında savrulur gidersin. Öfken ve nefsin bir olup, aklını yener. Dâima sabırlı, sebatlı ve irâdene sâhip olasın! Dünya, senin gözlerinin gördüğü gi bi değildir. Bütün bilinmeyenler, feth edilmeyenler, görünmeyenler, senin faziletinle ve ahlâkınla gün ışığına çıkacaktır.Ey oğul! Ananı, atanı say! Bereket büyüklerle berâberdir. İnancını kaybedersen, ye şilken çöllere dönersin. Açık sözlü ol! Her sözü üstüne alma! Gördüğünü görme! Bildiğini bilme! Sevildiğin yere sık gidip gelme! Ey oğul! Üç kişiye acı: Câhil arasındaki âlime, zenginken fakir düşene ve hatırlı iken itibârını kaybedene. Ey oğul! Unutma ki; yüksekte yer tutanlar, aşağıdakiler kadar emniyette değildir. Haklı olduğunda mücâdeleden korkma!.. "
Şeyzele hazretleri Şafiî âlimlerinden olup İsmi Azîz bin Abdülmelik’tir. İran’ın Gîlân şehrinde doğdu. 494 (m. 1101) senesinde Bağdad’da vefât etti. İbn-i Hılligân diyor ki: “Şafiî fakîhlerinden ve vâizlerinden olan Şeyzele, derin bir âlim, fazilet sahibi bir vâiz, mahâreti çok olan ve sözleri ve eserleri anlaşılır bir âlimdir. Fıkıhta, usûl-i din (kelâm, akâid) ve vaaz ilminde çok eser yazdı. Arabca şiirlerden çok şeyler ezberleyip topladı. Bağdad şehrinin Bâb-ül-ezc tarafına kadı olarak tayin edildi. Birçok âlimden, çok hadîs-i şerîf dinleyip ezberledi. İtikâdda Eş’arî mezhebinde idi.”
Abdülehad hazretleri, Hindistan'da yaşamış olan evliyânın büyüklerindendir. 1520 (H.927) senesinde doğdu. Müceddid-i elf-i sâni İmâm-ı Rabbâni hazretleri, Abdülehad'ın yedi oğlundan dördüncüsüdür...
Abdülehad genç yaşta Hindistan'ın büyük âlimi Abdulkuddûs'un ilim meclisinde ve sohbetlerinde bulunup, tasavvufta mânevi dereceler kazandı.
Geredeli Abdullah Efendi Osmanlı evliyasındandır. Bolu'nun Gerede kazasında doğdu. On dokuzuncu asrın sonlarında yaşadı. Tasavvufta Mustafa Sâfi Efendinin derslerinde ve sohbetlerinde kemâle erdi. 1853 senesinde yapılan Rusya seferine katıldı. Bu seferde cihâd etti. Silistre muhâsarasında bulundu. Sohbetlerinde buyurdu ki:
Bir tüccar sahrada bir yerden bir yere giderken, içinde 800 altın olan, altın torbası heybeden düşer kaybolur. Aramalara rağmen bulamaz. Şu özellikte torba kaybolmuştur, bulup getirene 100 altın hediye vereceğim diye ilan eder. Salih bir genç bu torbayı bulur. Özel dikilmiş torbayı hiç açmadan tüccara götürür verir ve 100 altın hediyesini bekler. Tüccar kendi elleriyle diktiği torbanın hiç açılmadığını görür, kendi elleriyle dikişleri çözer ve içindeki altınları saymaya başlar. Tam tamına 800 altın, yani kaybettiği gibi tam olduğunu görür. Ama bu arada 100 altın hediyeyi vermemek için fesatlık düşünür, gence der ki: