Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.279.230

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Cennet Iyilere Cehennem Ise Günâhkârlaradır

Seyyid Radiyüddîn Nâtikî hazretleri büyük velîlerdendir. Nesebi, Peygamber Efendimize dayanır. Horasan civârında Uçyar köyünde doğdu. Doğum târihi belli değildir. İlim tahsîli için Tebriz'e gitti. Zamânın âlimlerinden ilim öğrendi, tahsîlini tamamladıktan sonra Herat'a kâdı tâyin edildi. 1378 (H.780) senesinde Horasan'da vefât etti.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Zenbilli Ali Efendi

Yavuz Sultan Selim Hanın tahta çıkmasından sonra da müderrislik vazifesine devâm eden Zenbilli Ali Efendi, hak severliği ve doğruluğu ile dikkati çekmiştir. Pâdişâhın her hareketinde, İslâmiyete uymasında yardımcı olmuştur. 1516 (H. 922)'de yapılan Mısır Seferi için fetvâ vermiştir.Zühdü, takvâsı, istikâmeti ve doğruluğu ile meşhur olan Zenbilli Ali Efendi, dine uymayan her çeşit hükme ve karara şiddetle karşı çıkardı. Celâlli olmasıyla tanınan Yavuz Sultan Selim Hanın, şiddetli hareketlerini bile teskine muvaffak olurdu. Bir defâsında Yavuz Sultan Selim Han, Topkapı Sarayı hazine görevlilerinden 150 kişinin sorumsuz davranışların dan dolayı idâmını emretmişti. Zenbilli Ali Efendi, bu karârı duyunca derhal divân-ı hümâyûna koştu. Vezirler ayağa kalkıp saygı ile karşıladılar ve baş köşeye oturttular. Şeyhülislâmın divâna gelmesi âdet olmadığından, niçin geldiğini sordular. Pâdişâhla görüşmek istediğini söyledi. Durum Pâdişâha arzedildi. Yavuz Sultan Selim Han, huzûra girmesine izin verdi. Arz odasına girip selâm verdi. Pâdişâhın hürmet göstermesinden sonra, gösterilen yere oturdu. Sonra Pâdişâha;

Vehbi Tülek

Otlukbeli Savaşi

Vehbi Tülek

Y Kilidi

Vehbi Tülek

Padişahlar Da Güler!

Vehbi Tülek

Sehi Bey'in Heşt Behiş'te naklettiğine göre, devrin meşhur mütefekkir ve müderrislerin den Molla Lutfi Efendi ile Sultan Fâtih hazretleri arasında şöyle bir hâdise cereyan eder:Fâtih Sultan Mehmed Hân'ın hâfız-ı kütüb'ü, yani kütüphânecisi olan Molla Lutfi, pâdişahla sohbetlerde bulunur, hatta işi şakalaşmaya kadar vardırırmış. Bir gün Sultan Mehmed Hân kütüphâneden bir kitap istemiş. İstediği kitap yüksekte olduğu için Molla Lutfi'nin eli yetişmemiş. O sırada yerde duran bir mermer parçasının üstüne basarak kitaba uzanmak isteyen Molla Lutfi'ye Hz. Fâtih, " Hele neyledin? Ol taş, Îsâ aleyhisselâmın üzerinde doğduğu taştır! diyerek mâni olmuş. Neyse bir şekilde kitabına kavuşan Sultan, tetebbua dalmışken, Molla Lutfi'nin aklına muzipçe bir mukabelede bulunmak fikri gelmiş. Kitapların üstüne örtülmüş ve güvelerin delik-deşik ettiği bir bez parçasını, büyük bir edep ve saygı ile eğilerek alıp, Sultân'ın dizinin üzerine, i'zaz ve ikrâm üslûbunda koymuş... Tabii pâdişâhın aksülameli (reaksiyonu) gecikmemiş. Bu kirli necis bezi neden üzerine koyduğunu sormuş hiddetle. Molla Lutfi'nin cevabı şöyle olmuş:

İskender Bey Kimdir

Vehbi Tülek

Bana Bir Tüfek Verin

Vehbi Tülek

108 - Sarikamiş Kahramanlari

Vehbi Tülek

Sen Kandiye Fatihi Olarak İstanbul’a Döneceksin

Vehbi Tülek

Devlet İçinde Devlet Ya Da Düyun-u Umumiye

Vehbi Tülek

Ben Gelir Borcumu Öderim

Vehbi Tülek

“pösteki Saymak”

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Bu Zamanda Talebenin Hizmetleri Kusurludur!

Ebû Said Fârûki hazretleri İmâm-ı Rabbâni hazretlerinin torunlarındandır. 1782 (H.1196) senesinde Hindistan'da Râmpûr'da doğdu. Sisile-i aliyye büyüklerinden olan Abdullah-ı Dehlevi hazretlerinin sohbetine kavuştu. Fevkalâde izzet ve ikrâm gördü. Birkaç ay sohbetlerinde bulunduktan sonra, Müceddidiyye, Çeştiyye, Kâdiriyye yollarından icâzet verip mezun eyledi. Ebû Said Fârûki hazretleri buyurdu ki:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Ebû Ali Rodbârî

Vehbi Tülek

Ebû Ali Rodbâri, Bağdât'ta ve Mısır'da yaşamış evliyânın büyüklerindendir. Doğum târihi bilinmemektedir. Bağdât'ta doğdu. 933 (H.321) senesinde Mısır'da vefât etti. Kabri, Karafe Kabristanında Zünnûn-ı Mısri'nin kabri yakınındadır...
Ebû Ali Rodbâri hazretleri, çok ibâdet ve tâatta bulunan, Allahü teâlâyı hatırlamaktan bir an gâfil olmayan bir zat idi. Nefsinin isteklerine karşı çıkar, riyâzet ve mücâhedede bulunurdu. Bu hususta buyurdu ki:

El-mürşidî Ve İbn-i Batuta...

Vehbi Tülek

Azılı Bir Müşrik Ümeyye Bin Halef

Vehbi Tülek

Ümeyye bin Halef, Peygamberimizin azılı düşmanlarındandır. Peygamber Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) ile her ne zaman rastlaşsa kaşıyla, gözüyle alay eder, ayıplamaya çalışırdı. Ümeyye bin Halef, kölesi Bilal-i Habeşi'nin ellerini ayaklarını sıkıca bağlattırır, öğle vakti, kızgın güneşte, mekke vadisinde, sırtüstü yatırır, göğsü üzerine bir kaya konmasını emrederdi. "Vallahi ya ölünceye kadar böyle kalırsın, ya da Muhammed'i inkâr eder, Lat ve Uzza'ya taparsın!" derdi. Bilal-i Habeşi ise bu belâ içinde "Ehad! Ehad!" derdi. Bu sözleri duyan Ümeyye bin Hâlef bütün bütün çileden çıkar, Hazret-i Bilâl'in işkencesini bayılıp kendinden geçinceye kadar arttırırdı. Sonra da çekip giderdi. Hazret-i Bilâl nice sonra kendine gelirdi. Sonradan kendisi "Vallahi onları kızdıracak daha ağır bir kelime bilse idim, muhakkak onu söylerdim!" demiştir...

Resûl-i Ekrem, Bütün âlemlerin Peygamberidir

Vehbi Tülek

Muhammed Ezherî

Vehbi Tülek

Allahtan Gelene Rızâ Göster

Vehbi Tülek

Ebü'l-ferec Abdülvâhid Şîrazî

Vehbi Tülek

Verdiğim Rızka Kanaat Eyle

Vehbi Tülek

Muhabbet Ve Edep Timsali Bir Talebe

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Abdullah-i İlÂhî Hazretleri Ve Muhyiddin Çelebi

Abdullah-i İlÂhî Hazretleri Ve Muhyiddin Çelebi

Maveraünnehir alimlerinden Hâce Ubeydullah-ı Ahrar hazretlerinin sohbetinde yetişen Abdullah-ı İlâhi hazretleri, hocasından öğrendiklerini Anadolu'da yaymayı kendisine vazife edinip, insanların huzur ve saâdete kavuşmaları için gece gündüz çalıştı. Muhammed Behâeddin-i Buhâri hazretlerinin dergâhından aldığı feyzleri Anadolu'da ilk yayan veli oldu. Bir müddet sonra Anadolu kâdıaskeri Manisalızâde Muhyiddin Mehmed Çelebi (v.1483)'nin dâveti üzerine Fâtih Sultan Mehmed Hanın vefât ettiği günlerde İstanbul'a geldi (1481). Kâdıasker Mehmed Çelebi'nin gösterdiği odaları ve teklifleri kabul etmeyip, daha önce ilim tahsil ettiği Zeyrek Câmii etrâfındaki virâne hâline gelmiş boş medrese odalarını tercih etti. Orada yerleşti. Şeyh Ebü'l-Vefa Konevi gibi Allah dostları ile sohbet etti. İstanbullular onun gelişini rahmet bilip, sohbetine koştular. Az zamanda halktan ve devlet adamlarından birçok kimse, Abdullah-ı İlâhi'nin talebeleri arasında yer aldı.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Allahü TeÂlÂyi Bilir Misin?

Vehbi Tülek

Salavat-ı Şerifin Bereketi

Vehbi Tülek

Ebussuud Efendi Ve Nureddinzade

Cennetlik Hanım Isteyen...

Yeterki Kalbi Kirilmasin

Allah Diyen Genç

Biz Söze Bakmayız, Öze Bakarız

Dördüncü Murad Han Ve Ankaravi İsmail Efendi

SelÂmetle Gidip Gel

Vehbi Tülek

Evliyalar Ölmez İmiş

Vehbi Tülek

Padişah Ve At

Vehbi Tülek

O Kullarına Çok Merhametlidir

Vehbi Tülek

Terbiye Yaratilişa Bağlidir

Vehbi Tülek

Bunlar Şarapti

Vehbi Tülek