Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.486.481

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Dünyayı Terk Etmeyen, Allah'a Tam Kavuşamaz

Ebü'l-Hüseyin Şirazî hazretleri meşhur velîlerdendir. İran’da Şiraz beldesinden olup, Errecan'da ikâmet etmiştir. Ebû Bekr Şiblî hazretlerinin sohbetlerinde bulunmuştur. Hakâik (hakîkatler), tasavvufî incelikler ilmi üzerinde çok meşhûr sözleri vardır. 964 (H.353) senesinde Errecan'da vefât etti. Talebelerine buyurdu ki::

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Zulm İle ÂbÂd Olanin

Fâtih Sultan Mehmed Hân'ın babası Sultan II. Murad Hân devrinde, bir gün sadrâzam askere mûtad ulûfesini dağıttıktan sonra, padişahın huzuruna girmiş ve durumu şöyle rapor etmişti:"Devletlû Hünkârım, asâkir-i hümâyuna ulûfesini dağıttık. Ancak bir miktar akçe arttı. Ferman buyurursanız, ihtiyat akçesi olarak hazine-i hâssaya koyup saklayalım..." Sadrâzam, paranın artması haberine padişahın sevineceğini umuyordu. Fakat yanıldığını anlamakta gecikmedi. Sultan Murad Hân bu durumdan memnun olmamıştı. Zira o güne kadar ulûfe dağıtıldıktan sonra geriye para kalmazdı. Şimdi kaldıysa bunun bir sebebi olmalıydı. Bu yüzden sadrâzama şu sözleri söyledi:"Lala, her zaman ulûfe dağıtırken geriye akçe kalmaz iken, bu sefer fazla gelmesinin sebebi ne ola ki? Herhal Defterdârım bize yaranmak, gözümüze girmek için halktan fazla akçe toplamış, hazinede her zamankinden fazla akçe cem' eylemiş. Padişah'a yaranmak için halka zulmeden, tebaanın malını zorla elinden alan bir Defterdâr bize gerekmez..."Bu sözlerden sonra, Sultan Murad Hân Defterdârı'nı derhal vazifeden aldı. Zira 'Zulm ile âbâd olanın, kahr ile berbâd olacağı' hakikatine gönülden inanıyor, halkına elinden geldiğince adâlet ile muâmele etmeye çalışıyordu

Vehbi Tülek

16 - Yavuz Ve Sina Çölü

Vehbi Tülek

Habib Baba

Vehbi Tülek

64 - Sadik Sadrazam Sultanzade Mehmed Paşa

Vehbi Tülek

Sultan İbrahim'in sadrazamlarından olan Sultanzade Mehmet Paşa, padişaha son derece itaatkar olması ile ün salmıştı. Daha önceki sadrazamlarından bu kadar itaat görmeyen padişah, bir gün bu sadrazama sordu:

MÂzeret Ortada

Vehbi Tülek

Çandarli Kara Halil

Vehbi Tülek

Rezil Olursun

Vehbi Tülek

Mübarek Beldelerin Hizmeti Ona Ve Nesline Verildi

Vehbi Tülek

Mum Donanmasi

Vehbi Tülek

Sultan Abdülaziz İnithar Mi Etti, Şehid Mi Edildi?

Vehbi Tülek

Belgrad'in Fethi

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Sadruşşerî’a-i Sânî

Sadruşşeri'a-i Sâni rahmetullahi aleyh, Hanefi mezhebi fıkıh âlimidir. İsmi, Ubeydullah bin Mes'ûd'dur. Nesebi Eshâb-ı kirâmdan Ubâde bin Sâmit'e ulaşır. 750 (m. 1349) senesinde Buhârâ'da vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Yağmur, Ekine Önce Mi Sonra Mı Faydalı Olur?

Vehbi Tülek

Feyzullah Feyzî Efendi Osmanlı şeyhülislâmlarının kırkyedincisidir. 1040 (m. 1630) senesinde İstanbul’da doğdu. Zamanın âlimlerinden aklî ve naklî ilimleri tahsil edip, kısa sürede ilmî üstünlüğe ulaştı. Müderrislik, İstanbul kadılığı, Anadolu, Rumeli kadıaskerliğinden sonra 1101 (m. 1689) senesinde şeyhülislâmlık makamına getirildi. 1110 (m. 1698) senesinde İstanbul’da vefât etti. Buyurdu ki:

Şah Cihan'ın Hanımı Mümtaz Mahal

Vehbi Tülek

Dört Kimse Hayırla Şahitlik Ederse

Vehbi Tülek

Ebü'l-Esved Düeli hazretleri Tabiinin büyüklerinden olup, fıkıh ve hadis âlimlerindendir. 604'de Kûfe'de doğdu. 689 (H.69)'da Basra'da vefât etti. Hazret-i Ömer ve Hazreti Ali'den (radıyallahü anhüma) çok hadis-i şerif bildirmiştir. Arapçada nahv (cümle yapısı) ilmini ilk ortaya koyandır...

Bana Ümmetimin Günahları Gösterildi

Vehbi Tülek

Din Ilimlerinin En Mühimi Fıkıhtır

Vehbi Tülek

kabirdeki Ibâdete Sevap Verilmez!..

Vehbi Tülek

Sadeddîn Cebâvî

Vehbi Tülek

Allahü Teâlâdan Başka Bir Şeye Gönül Vermek

Vehbi Tülek

Cehennem Ateşinin Yakmadığı Müminler!

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Ölüyü Diriltemem

Ölüyü Diriltemem

Trablusşam Nakib-ül-eşrâfı Şeyh Abdülfettâh Zağbi Efendi, Yûsuf Nebhâni hazretlerine şöyle anlatmıştır:

Bir defâsında bir arkadaşımız hastalanmıştı. Abdullah ibni Şeyh Hıdır ez-Zağbi'yi de yanımıza alıp ziyâretine gitmek istedik. Onu götürmekten maksadımız hastanın bereketlerinden istifâde ederek şifâya kavuşması idi. Ancak gitmek istemedi. Çok ısrar edince kabûl edip bizimle geldi. Hastanın yanına vardığımızda, şiddetli hastalığından hiç bir eser kalmadı. Ayağa kalkıp bizi karşıladı. "Hoş geldiniz." deyip konuştu. Ziyâreti yapıp yanından ayrıldık. Ayrılıp giderken yolda Şeyh Abdullah hazretleri; "Ben ölüyü diriltemem." dedi. Bu sözüyle ziyâretine gittiğimiz kişinin öleceğine işâret etmişti. Dedim ki:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Sarik Ve Sakal

Vehbi Tülek

Dördüncü Murad Han Ve Ankaravi İsmail Efendi

Vehbi Tülek

Padişah Ve At

Bülbülün Zikri

Allah'tan Utanandan Her Şey Utanir

Garip Karşilanan Bir Adak

Altıyüz Dirhemlik İp

Onun Görmediği Yer

Allah Nasil Misafir Edilir?

Vehbi Tülek

Kaldıramayacağın Bir Yükün Altına Girme

Vehbi Tülek

Helvaci Çocuk

Vehbi Tülek

Karşılık Beklemiyorum

Vehbi Tülek

Kadı Iyâd Hazretleri Ve Dürüst Genç

Vehbi Tülek

Bir Çuval Toprak Ve Arsa

Vehbi Tülek