Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.062.131

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Nazardan Ve Şeytanların Şerrinden Korunmak Için

Ahmed Kastalânî hazretleri fıkıh, hadîs ve kırâat âlimidir. 851 (m. 1448) senesinde Kâhire’de doğdu. 923 (m. 1517)’de aynı yerde vefât etti...

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Kinali Kuzu

Rodos’un Fethi

Tövbe Et, Çünkü Ölümün Yakindir!..

At Hirsizi

Kum Ve Kaya

Abdullah-i EnsÂrî

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Önce Elini Öpüp Sonra Dövmek LÂzim!..

18. asır sonlarından itibaren Osmanlı sultanları, gerek cuma selâmlığında gerekse diğer hususi zamanlarda halkın arasına çıktıklarında, halktan herhangi bir dileği olanlar, yazdırdıkları arzuhalleri havaya doğru kaldırır ve yüksek sesle, "Pâdişâhım çok yaşa!" derlerdi. Bunun üzerine hükümdârın yakınlarından biri o arzuhâli alır, saraya varıldığında alâkalı mercie vererek icâbının yapılmasını temin ederdi.Sultan II. Mahmud merhum bir bayram günü vükelâ ve maiyyetiyle birlikte Divanyolu'nda at sırtında ilerliyordu. Kalabalığın arasından bir adamın bütün enerjisini sesine toplayarak bağırdığı duyuldu:" Pâdişâhım çok yaşa!.. Pâdişâhım çok yaşa!..

Vehbi Tülek

14 - Varna Savaşi Ve Koca Hizir

Vehbi Tülek

Boğazkesen (rumeli) Hisari'nin Yapilmasi

Vehbi Tülek

İnanilmaz Arttirma

Vehbi Tülek

Sultan IV. Murad Hân, kızını Melek Ahmed Paşa'yla evlendirir. Sultan hanım ve eşi Melek Ahmed Paşa; Boğaziçi'nde Kuzguncuk'ta otururlar. Her yıl tekrarladıkları bir âdetleri vardı. Konaklarındaki fazla eşyâyı, her Ramazan kendi kapu halkına haraç-mezad satmak!... Bu garip mezad'ın iştirakçileri de pek sevinirlerdi. Aldıkları eşyaya karşı vereceklerini, seve seve edâyâ çalışırlardı. Belli günde, münâdi mezadçı bağırır:-Bir altın sahan!... Haydi bir kapaklı, altın sahan..Yok mu tâlibi?-Kaça?...Kaça?...-Bir yetim okutmaya. Hadi bir yetim okutmak isteyen yok mu? İki yetim... Üç yetim... Arttırma başlar. En fazla tâlibine "Altın sahan" verilirdi. Münâdi, "Murassa" mücevherli bir kılıç gösterir. Gözler kamaşır. Böyle böyle yetimler okutulur, dullar korunur, garibler gözetilir; Yasinler, Hatimler indirilir... Dünya ve Âhıret seâdeti yaşanılırdı.

Ata Efendi’nin Vatan Aşki

Vehbi Tülek

Pişmemişler Celveti Olamazlar

Vehbi Tülek

RidÂniye Meydan MuhÂrebesi

Vehbi Tülek

Nadir Şah Ve I. Mahmûd Han

Vehbi Tülek

Bu İtibar Sadece İlme Mi?

Vehbi Tülek

Sultanlar RikÂbinda Yürüsün!

Vehbi Tülek

Devlet İçinde Devlet Ya Da Düyun-u Umumiye

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Onlar, Adâletleri Ile Örnek Oldular

Molla Cürcân hazretleri Osmanlı devrinde yetişen fıkıh, kelâm ve fen âlimi olup, Sakarya'da Akyazı kasabasında doğdu. 969 (m. 1562)'de Amasya'da vefât etti. Hazreti Ebû Bekir ve Ömer'in (radıyallahu anhüma) faziletleri hakkında buyurdu ki:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Aceleci, Atak Olmak, Şeytanın Yoludur

Vehbi Tülek

Ali es-Sükâkînî hazretleri hadîs âlimlerindendir. Şam’da doğdu. Orada birçok âlimden ilim öğrendi ve hadîs-i şerif dinledi. Hisbe Teşkilâtı başkanlığına tayin oldu. Bu vazifesini başarıyla yürüttü. Daha sonra bu vazifeden ayrıldı ve Kahire'ye gitti. El-Hâtuniyye, el-Cevâniyye medreselerinde ders verdi. Kadıaskerlik makamına tayin edildi. 758 (m. 1357) senesinde Mısır'da vefât etti. Güzel huylu olmanın faziletleri hakkında naklettiği hadîs-i şerîflerden bazıları:

Tecvîd; Tilâvetin Süsü, Eda Ve Kıraatin De Zînetidir

Vehbi Tülek

Ebü’l-abbas El-mukrî

Vehbi Tülek

Ebü'l-Abbas el-Mukri hazretleri, tefsir âlimlerindendir. Fıkıh, kırâat, nahiv ve edebiyat ilimlerinde de âlim idi. 756 (m. 1355) senesinde Kâhire'de vefât etti. Tefsirinde buyuruyor ki:

Müminlerin Kabrini Ziyaret Ederken

Vehbi Tülek

Seyyidleri Seven Kimse...

Vehbi Tülek

Numune Mektebi Ve Mehmed Reşad Han

Vehbi Tülek

Beni Kimseye Muhtaç Etme Yâ Rabbî

Vehbi Tülek

Doğru Cevap Verirse O Bir Peygamberdir

Vehbi Tülek

Ey Âişe! Bu Kelimeleri Ezberledin Mi?

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Gül Yaprağı

Gül Yaprağı

Vaktiyle, yol üzerinde bulunan bir dergahın dervişleri, yoldan geçen herkesi misafir kabul ediyordu. Burada hiç konuşulmuyordu. Dervişler anlatmak istediklerini kalben ifade ediyorlardı. Bir gün dergahın kapısına bir yolcu geldi. Yolcu kapıda öylece durdu ve bekledi. Burada, misafir geldiğini dervişler firaset yoluyla anlıyorlardı, o yüzden kapıda tokmak yoktu. Bir süre sonra kapı açıldı, içerdeki derviş, kapıda duran yolcuya baktı. Bir selamlaşmadan sonra söz'süz konuşmaları başladı. Gelen yolcu, dergahta kalmak istiyordu. Derviş içeri girdi, sonra elinde ağzına kadar suyla dolu bir kapla döndü ve bu kabı yolcuya uzattı. Bu, yeni bir misafiri kabul edemeyecek kadar doluyuz demekti. Yolcu dergahın bahçesine girdi, aldığı bir gül yaprağını kabın içindeki suyun üstüne bıraktı. Gül yaprağı suyun üstünde yüzüyordu ve su taşmamıştı. Derviş kapıyı açarak yabancıyı içeriye aldı. Suyu taşırmayan bir gül yaprağına her zaman yer vardı.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Bunlar Şarapti

Vehbi Tülek

Ayyaşin Sonu

Vehbi Tülek

Ya Kadîmü'l-ihsÂn İhsÂnüke'l-kadîm

İsmail Hakki Efendi

Sünnet Akçesi

Kırk Bin Kahramanın Başarısı

"encümen-i Bîzebân"

Allah'tan Utanandan Her Şey Utanir

Hizir Aleyhisselam Nasil Görülür

Vehbi Tülek

İftiranin Neticesi

Vehbi Tülek

Şikayet

Vehbi Tülek

Zahiri Hükümdarin Celaline Tutuldum

Vehbi Tülek

"encümen-i Bîzebân"

Vehbi Tülek

Allahü Tealadan Bir An Gafil Olmayasin

Vehbi Tülek