Allah, Sizin Için Kolaylık Diler
Ömer bin Muhammed el-Ezdî hazretleri Mâlikî mezhebindeki fıkıh ve hadîs âlimlerindendir. 289 (m. 902) senesinde Bağdâd’da doğdu. 328 (m. 940)’da vefât etti. Şöyle nakletmiştir:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.587.332
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ömer bin Muhammed el-Ezdî hazretleri Mâlikî mezhebindeki fıkıh ve hadîs âlimlerindendir. 289 (m. 902) senesinde Bağdâd’da doğdu. 328 (m. 940)’da vefât etti. Şöyle nakletmiştir:
1897 Osmanlı-Yunan harbi esnasında, Manisa havalisinden üç asker kıtalarında firar edip, omuzlarında devletin verdiği silahlarla dağa çıkmışlardı. Bunlardan biri, Yaya köyünde oturan eski bir şakinin, Bakırlı Şaban Efenin tek evladıydı. Çakırcalı'dan ve Kara Ali'den evvel dağlardan dolaşan o idi. Otuz sene devlet kuvvetlerine karşı durdu. Bazen iki arkadaşıyla, yüz kişilik jandarma müfrezesini tarümar ettiği oldu. Bazen tek başına o dağdan bu dağa geçtiği duyulurdu. Köylüler onu hürmetli ve korkulu bir muhabbetle se verlerdi. Çünkü zengin ve kuvvetlilere karşı biaman, zayıf ve fakirlere karşı himayekardı. Bakırlı Şaban Efe tövbe ettiği zaman elli yaşındaydı. Ancak bu yaşta evlendi ve bir oğlu dünyaya geldi. Tam yirmi yıl unutmuş ve unutulmuş bir halde uslu uslu köyünde yaşadı ve bir kahvenin çınarı altında gah nargile çekti, gah uyukladı.
Hasan Fehmi Paşa, bir aralık hususi bir vazife ile Londra'ya gitmişti. İngiliz ricalinden biri ile vuku bulan hususi mülâkatında İngiliz: "Osmanlı devletinin dahili ahvalinin vahametinden bahisle bu gidişle bir müddet sonra işlerin fenaya varacağını" söyledi. Paşa müdafaada bulundu ise de İngiliz diplomatı: "Türkiye, Rusya politikasını takip ettikçe kendi binasının temellerini kendi elleriyle kazıp yıkmış olacaktır. Rusyanın maksadı ise artık bütün cihana malumdur" tehdidini savurdu. Hasan Fehmi Paşa: "O halde biz atimizden (geleceğimizden) emin olabiliriz. Çünkü Rusya'nın emeli olsa olsa Karadenize yayılmak, İstanbulu almaktır. Siz İngilizler buna razı olabilir misiniz?" diye sordu. Bunun üzerine İngiliz: -İşte, dünyada yalnız bu mümkün değil! dedi.
Abdülkâdir-i Geylâni, evliyânın büyüklerindendir. İran'ın Geylân şehrinde 1078 (H.471)'de doğdu. Hem seyyid, hem şeriftir. (Hazret-i Hüseyin'in evladına seyyid, hazret-i Hasan'ınkine şerif denir.) Gavs-ül-a'zam Abdülkâdir Geylâni hazretleri 1166 (H.561)'da Bağdad'da vefât etti. Türbesi Bağdad'dadır. Ziyâret edilmekde, feyz ve bereketlerine kavuşulmaktadır...
Abdülkâdir-i Geylâni hazretleri vefât edeceği sırada, oğullarına buyurdu ki:
-Yanımda sizden başkaları da vardır. Onlara yer açın. Onlara edebi gözetin. Burada büyük rahmet vardır. Onları sıkıştırmayın!
Ebû Zekeriyyâ El-Anberi hazretleri tefsir ve hadis âlimlerindendir. 268 (m. 881)'de doğdu. 344 (m. 955) senesinde vefât etti. Kitabında naklettiği hadis-i şeriflerden bazıları:
Abdurrahim es-Sülemi hazretleri Fıkıh ve hadis âlimidir. 570 (m. 1174) senesinde Bağdad'da doğdu. 618 (m. 1221) senesinde Horasan'da şehid oldu. Hadis-i şerif öğrenmede çok gayret sarf etti. Bu ilimde yüksek derecelere kavuştu. Naklettiği bazı hadis-i şerifler:
Vaktiyle, bir derviş bir Ramazan akşamı iftara davetliydi. Derviş, yatsıya yakın, evine döndü ve karısından mümkünse kendisi için sofra hazırlamasını istedi. Karısı:"Sen davette değil miydin? Ne yemeği?" deyince, derviş:"Sorma" dedi. "Çok yersem, arkamdan 'Halis derviş değilmiş' diye konuşmalarından korktum, pek birşey yiyemedim." Bunun üzerine, karısı:"Tamam" dedi. "Sen şu akşam namazını kıl da, ben o arada sofrayı hazırlayayım." Derviş:"Ama" dedi, "ben akşam namazını orada kılmıştım."Karısı cevap verdi:"Sen arkamdan kötü konuşurlar diye pek yemek yiyemediğine göre, arkamdan iyi konuşsunlar diye de namazı uzatmışsındır" dedi. "Hadi, akşam namazını bir daha kılıver de, o arada sofrayı hazır edeyim."Rivayet edilir ki, hanımının bu ikazından sonra dervişin aklı başına geldi ve riya derdinden kurtulup halis bir derviş oldu.