Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

16.912.653

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Akraba Ile Ilişiği Kesmek Büyük Günahtır!

Merzifonlu Abdürrahîm Efendi Osmanlı âlim ve velîlerinden olup 1385 (H.787) yılında doğdu. İlk tahsilini memleketindeki âlimlerden aldı. Şeyh Zeynüddîn Hafî'den ders almak üzere Mısır'a gitti. Hocası, kavuştuğu mânevî makamlara ve hâllere onu da çıkardıktan sonra icâzet verdi ve talebe yetiştirmek üzere memleketi Merzifon'a göndedi. 1465 (H.870) senesinde orada vefât etti. Bir dersinde şunları anlattı:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Hirka-i Saadet Merasimi

Topkapı Sarayı'nın Hırka-i Saâdet dâiresinde bulunan Peygamber efendimize ve yakınları na ait olan Mukaddes Emânetler, Osmanlı Devleti zamanında her Ramazan ayının 15'inde ziyâret olunurdu. Bu ziyâretten birkaç gün önce Mukaddes Emânetler'in bulunduğu taht odası nın temizliği büyük bir hürmetle yapılır, padişah başta olmak üzere Has oda ağaları Mukaddes Emânetleri Taht Odasından Revân Odasına taşırlardı. Bu taşıma esnasında pâdişah da Has oda ağaları gibi hizmette bulunur, herhangi bir sebeple bu törende bulunamazsa maiyetinden birini gönderirdi. Ayın 14'ünde merasimde bulunacaklara dâvet tezkereleri gönderilirdi. Dâvetliler ertesi gün öğle namazından sonra Bâbüs-saâde'ye gelerek sadrazamı beklerlerdi. Sadrazam Bâbü's-sa'âde'ye geldiği zaman Silâhdar ağa tarafından karşılanır, Silâhtar ağa sadrazamın sağına, Has oda başı da soluna geçerdi. Şeyhülislâmın da yanına birer Has oda ağası gelirdi. Sadrazam ve şeyhülislâm yanlarında bulunan ağalarla birlikte Bâbüs-saâde'den içeri girerler, Arz Odası geçildiği zaman, Bâbüs-saâde önünde bulunan davetliler de protokol sıralarına göre Hırka-i Saâdet'in ziyaret olunacağı yere gelirlerdi. Burada herkes ayakta dururdu. Hırka-i Saâdet sandığının karşısında aşir okuyacak olan birinci ve ikinci imamlarla ayakta duramıyacak kadar ihtiyarsa Şeyhülislâmın oturmasına müsaade edilir. Aşir okunduktan sonra padişah Hırka-i Saâdet sandığını açar. Başta sadrazam ve şeyhülislâm olmak üzere diğer dâvet olunanlar protokol sıralarına göre teker teker gidip Hazret-i Peygamberin Hırkası'na yüz sürerlerdi. Bundan sonra hazır bulunan şeyhlerin herbiri sandığın karşısında yer alırlar, duâ ederlerdi.

Vehbi Tülek

KÂnunî'nin Bir Fermani

Vehbi Tülek

Hadim SinÂn Paşa Ve Misir Seferi

Vehbi Tülek

Dede Molla Ve Yavuz Sultan Selim

Vehbi Tülek

Yavuz Sultan Selim Han Mısır seferine giderken, yolu DEDE MOLLA'NIN bulunduğu köyden geçer. Sultan, atı üzerinde ordusunun önünde yol alırken, ihtiyar bir köylüyü tarlasını sürerken görür. Yaklaşıp selâm verir. Köylü gelenin kim olduğunu farketmemiş gibi bir tavırla selâmını alır ve işiyle meşgul olur. Atı üzerinde onu seyreden Sultan; "Baba duydun mu? Pâdişâh sefere çıkmış. Mısır'a gidiyormuş" der. "Mevlâ yolunu açık eylesin. İnşâallah hayırlı olur. Emeline nâil ve muzaffer olarak döner." dedikten sonra işine devam eder. Sultan onun bu olgun hâline ve teslimiyetine bakıp, dünyâya gönül bağlamayan, lâzım olduğu kadar çalışan ve tevekkül sâhibi bir zât olduğunu anlar. Sultan nasıl karşılık vereceğini merak ederek tekrar; "Dede, uzak yerden geliyorum. Karnım aç, yiyeceğin var mı? der. Bunun üzerine biraz ilerde iki taşın üzerine yerleştirilmiş tencerede pişmekte olan aşı işâret ederek; "Pilav, pişmek üzere, işte orada, karnın doyuncaya kadar ye!" der. Pâdişâh; "İyi ama, ardımdaki ordu da aş ister." deyince; "İşte tencere orada, indir sen de ye askerlerin de yesin. Hepinize yeter inşâallah!" diye söyler. Sonra tarlasını sürmeye devâm eder.

Ne Diye Akçe Versin

Vehbi Tülek

89 - Rüyanin Tabiri Budur

Vehbi Tülek

Yedi-sekiz Hasan Paşa

Vehbi Tülek

Dörtyüz Kese Altin

Vehbi Tülek

Tez Sakabaşini Getirin

Vehbi Tülek

Onlar Benim Kullarim Değildir

Vehbi Tülek

Bir Avuç Bulgur

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Yiğitbaşı Ahmed Efendi

Yiğitbaşı Ahmed Efendi "rahmetullahi aleyh" Halvetiyye tarikatı Ahmediyye şubesinin kurucusudur. 839'da (m. 1435) Manisa'nın Gölmarmara kasabasında doğ­du. Zahiri ilimleri tahsil ettikten sonra, Uşak'ın Kabaklı köyünde Halveti şeyhi Alâeddin Uşşâki'ye talebe oldu ve hocasının vefatından sonra onun yerine geçti. Ahmediyye tarikatı sonraları Ramazâniyye, Sinâniyye, Uşşâkıyye ve Mısriyye adıyla dört kola ayrılmıştır. 910 (m. 1504)'de vefat etti. "Kenzü'l-hakâyık" isminde, Allahü tealanın sıfatlarıyla ilgili bir eser yazmıştır. Bu eserinde şöyle buyuruyor:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Merkez Efendi'den Altın Nasihatler

Vehbi Tülek

Merkez Efendi Osmanlılar zamânında İstanbul'da yetişen büyük velilerdendir. İsmi Mûsâ olup, Merkez Muslihuddin lakabıyla meşhûr oldu. 1463 (H.868) senesinde Saruhanlı'da doğdu. 1551 (H.959) senesinde İstanbul'da vefât etti. Önce kendi memleketinde, sonra Bursa ve İstanbul'daki medreselerde tahsil yaparak; tefsir, hadis, fıkıh ve tıb ilminde yetişti. Şeyhulislâm Ebüssü'ûd Efendi'nin hürmet ve muhabbetini kazandı. Bu sırada Sünbül Sinân hazretlerinin şöhretini işitti. Her gün Sünbül Sinân'ın dergâhına gelip, ondan ders almaya ve hizmete başladı...

Osmanlı Devlet Adamı Râmî Mehmed Paşa

Vehbi Tülek

Büyük Mutasavvıf Muînüddîn-i Çeştî

Vehbi Tülek

Büyük mutasavvıf Hâce Muinüddin-i Çeşti hazretleri bir gün aniden Dehli'de bulunan talebesi Hâce Kutbüddin'in Ecmir'e gelmesini istedi. Bu haber Hâce Kutbüddin'e ulaşır ulaşmaz hemen yola çıktı. Ecmir'e geldi. Bir gün talebelerine; "Ey dervişler! Biliniz ki ben bir müddet sonra bu dünyâdan ayrılırım" buyurdu. Hâce Kutbüddin hazretleri bundan sonrasını şöyle anlatıyor:

senin Sonun Da Böyle Olacak!..

Vehbi Tülek

Ebû Kılâbe Cermî

Vehbi Tülek

Nefsinin Kusurlarını Görmeyenin Hâli

Vehbi Tülek

İhlâs Ile Ibâdet Etmek Güzel Huylardandır

Vehbi Tülek

İzzeddîn Türkmânî

Vehbi Tülek

Allahü Teala Tövbe Edenleri Sever

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Allah Haramdan Kaçani Korur

Allah Haramdan Kaçani Korur

Timur Han'dan sonra yerine geçen oğullarından Şahruh, babası gibi alimlerle oturup kalkmaktan zevk alırdı. Şahruh'un çevresindeki ulemadan biri de Nimetullah Efendi idi. Aynı zamanda evliyadan olan Nimetullah Efendi'nin dilinden düşürmediği bir söz vardı: "Allah haramdan kaçanı korur" (Yani kişi haramdan kaçarsa Allah ona haram yedirmez, nasip etmez, demek istiyordu.) Bu sözü sık sık tekrar eder, bununla biraz da hükümdar ve adamlarını uyarmak amacı güderdi. Şahruh da bunun her zaman mümkün olmayacağını, insanın bazen bilmeden de harama el uzatabileceğini ileri sürerdi. Şahruh bir gün sarayında özellikle Nimetullah Efendi'yi ağırlamak üzere bir ziyafet düzenledi.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Adam Olmazsan

Vehbi Tülek

Ölüyü Diriltemem

Vehbi Tülek

B0r Çuval Toprak

Yuhçu Baba

Allah Diyen Genç

Ölüyü Diriltemem

Abdullah El-acemî

Abdullah El-acemî

Dinini Dünyalığa Alet Edenin Sonu

Vehbi Tülek

Kum Ve Kaya

Vehbi Tülek

Kadı Iyâd Hazretleri Ve Dürüst Genç

Vehbi Tülek

Yoksa Hizir Olduğunu Söylerim

Vehbi Tülek

Yürüdüğü Yerde Deniz Durgunlaşiyordu

Vehbi Tülek

Bizi Hatirlayin!

Vehbi Tülek