Evlilik, Gözü Haramdan Daha Muhafaza Eder
Ebû Sa’îd Eşec hazretleri hadîs ve tefsîr âlimidir. Zamanının imâmı olup, “Şeyh-ül-İslâm” diye bilinirdi. 257 (m. 865)’de Kûfe’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.667.328
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ebû Sa’îd Eşec hazretleri hadîs ve tefsîr âlimidir. Zamanının imâmı olup, “Şeyh-ül-İslâm” diye bilinirdi. 257 (m. 865)’de Kûfe’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları:
Sultan I. Abdülhamid Han, 1787 senesinde Vasıf Efendi'yi Büüykelçi olarak İspanya'ya gönderdi. Bu hadise, Vasıf Efendi tarafın dan "Sefaretname-i Vasıf Efendi" adıyla kitap haline getirildi.Madrid halkı Osmanlı Büyükelçisinin kral sarayına gideceği günü büyük bir merak ve heyecanla bekliyordu. Çünki ilk defa bir Osmanlı göreceklerdi. Güzergah üzerindeki bütün evlerin balkonları ve pencereleri adam almıyordu. Bir pencere 50 altına kiralanmıştı.Nihayet Vasıf Efendi göründü. Halk büyük bir tezahürata başladı. Bu muazzam kalabalık arasından güçlükle saraya ulaştı. Kral onu ayakta bekliyordu. Bu devirde yeryüzünde en geniş topraklara sahip devlet İspanya idi. Brezilya hariç bütün Orta ve Güney Amerika ile bugün Amerika Birleşik Devletlerinin eyaleti olan bir çok memleket o zaman İspanya kralının hakimiyeti altındaydı.
Osmanlı devletinde bir devre adını veren ve 50 yıldan fazla hizmet eden Sokollu Mehmet Paşa, 1505 yılında Bosna'da Vişegrad kasabasında dünyaya geldi. Kanuni Sultan Süleyman Han zamanında, çok zeki olduğu farkedilerek saraya alındı ve iyi bir eğitimden geçtikten sonra devlet hizmetine girdi. Çeşitle vazifelerde bulunduktan sonra 1565'de veziriazam oldu. Kanuni Sultan Süleyman Han'ın son seferinde bulundu ve onun vefatını askerden gizleyerek muhtemel bir bozgunu önledi. Daha sonra padişah olan II. Selim Han'a sadrazam oldu ve devlet idaresini tamamiyle eline aldı. Bir çok seferlere serdar-ı ekrem olarak katıldı ve hepsinde muzaffer oldu. 1571'de İnebahtı'da donanmanın, düşman donanmasının baskını neticesinde yakılmasından sonra, kısa bir zamanda tekrar yeni ve muazzam bir donanma inşa ettirdiler ve Kılıç Ali Paşa'ya teslim ettiler. -Cihanda Osmanlı devletinden daha büyük bir devlet yoktur, derdi.
İskilipli Bâkî Efendi Anadolu velîlerindendir. Çorum’un İskilip kazasında doğdu. İstanbul'a giderek tanınmış ilim adamlarından din ve fen ilimlerini tahsîl etti. Bu sırada gözlerine bir hastalık gelerek bir gözü kör oldu. Sonra Kastamonu’ya giderek yıllarca Şâbân-ı Velî hazretlerinin dergâhında hizmet etti. Tasavvuf yolunda ileri derecelere kavuştu. İcazet verilerek Çorum’a gönderildi. Burada çok talebe yeiştirdi. 1589 (H.997)’da memleketini ve talebelerini görmek için gittiği İskilip'te hastalanarak vefât etti.
Mübârek Buhâri hazretleri on beşinci asırda yaşamıştır. "Silsile-i aliyye" denilen evliyânın meşhûrlarından olan Seyyid Emir Külâl (Gilâl) hazretlerinin oğlu Seyyid Emir Hamza'nın talebesidir. Seyyid Emir Külâl'in talebesi olduğu da rivâyet edilmiştir...
Mübârek Buhâri hazretleri, vefatından kısa bir zaman önce buyurdu ki:
Vehb bin Münebbih hazretleri Tâbiîn devrinde yetişen büyük âlimlerdendir. 645 (H.24) senesinde Yemen'de Sana'da doğup, 741 (H.124) yılında yine burada vefât etti. Ebû Hüreyre, İbn-i Abbâs, İbn-i Ömer, Abdullah bin Amr bin Âs, Hemmâm bin Münebbih “radıyallahü anhüm” ve başkalarından hadîs-i şerîf bildirmiştir...
Sultan III. Mehmed Han zamanında Halvetiye yolunun büyüklerinden Abdülehad Nuri Efendiye bağlı en samimi talebelerinden olan Hassa-ı Hümâyûndan Gürcübaşı Mûsâ Ağa şöyle anlattı: Abdülehad Efendi hiç sebep yokken ve bir münâsebet de geçmeden bana; "Mûsâ Ağa! Mısır'dan dönüşte, kalyona binmeyip, sayıkaya veya firkateyne bininiz." buyurdu. Buna çok taaccüb ettim. Çünkü, Mısır'a gitmek hiç hatırımdan geçmemişti. Fakat Abdülehad Efendinin bunu söylemekten bir murâdları olmalı deyip, merakla bekliyordum. Bu sözün mânâsını bir türlü anlayamıyordum.