Evlilik, Gözü Haramdan Daha Muhafaza Eder
Ebû Sa’îd Eşec hazretleri hadîs ve tefsîr âlimidir. Zamanının imâmı olup, “Şeyh-ül-İslâm” diye bilinirdi. 257 (m. 865)’de Kûfe’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.668.002
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ebû Sa’îd Eşec hazretleri hadîs ve tefsîr âlimidir. Zamanının imâmı olup, “Şeyh-ül-İslâm” diye bilinirdi. 257 (m. 865)’de Kûfe’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları:
Fâtih Sultan Mehmed Han tahta geçtiği ilk günlerden itibâren fırsat buldukça sarayda çeşitli âlimleri toplayıp onlarla ilmi sohbetler yapıyordu. Bu toplantılara zaman zaman orada bulunan yabancı ilim adamları da iştirâk ediyordu. Yine böyle bir ilim meclisi teşkil edildiğinde, Kuzey Afrika ülkelerinden birinden gelen ve gizli ilimlerde mahâret sâhibi bir âlim de katılmıştı. O âlim, Sultânın katında Türk âlimlerini, sorduğu zor ve çözülmesi güç sorularla epeyce bunalttı. Onları cevap veremez gördükçe de yeni yeni sorular yöneltti ve üstünlük gösterisinde bulundu. Osmanlı ulemâsının böyle acz içinde kalması, cihân pâdişâhı olan Fâtih'i son derece rahatsız etti. Bütün beyleri, paşaları ve vezirleri toplayıp; "Ülkemde bu adama cevap verecek bir âlim yok mudur? Çabuk olun, araştırın ve bana derhal müsbet bir cevap getirin!" dedi.
Osmanlı Avusturya savaşları sırasında Eflak ve Boğdan cephesinde bulunan Hasan Paşa, Osmanlı birliklerinin yenilmesi üzerine yalnız kalmış, tek başına düşmana taarruz etmek istemişse de atının dizginlerine yapışan kethüdası;"Devletlü, siz tedbirli bir vezirsiniz. Tek başınıza düşmana nasıl karşı çıkarsınız? Sizin vücûdunuz bu millete lâzımdır." diyerek bırakmamıştı. Bu durum Hasan Paşanın kahramanlığı hakkında anlatılanlardan sâdece biridir.1600 yılında Kanije Kalesi fethedilerek beylerbeylik hâline getirildi ve idâresi Tiryaki Hasan Paşaya verildi. Ertesi sene Avusturya Arşidükü Ferdinand 50.000 kişilik kuvvet, 42 büyük topla Kanije önüne gelerek kaleyi kuşattı. Orduda başta Avusturya ve Almanlar olmak üzere İtalya, İspanya, Papalıkla gönüllü Fransız ve Macar birlikleri bulunmaktaydı. Kaledeyse sâdece 5000 civârında mücâhid vardı.
Molla Zeyrek hazretleri Osmanlı Hanefi fıkıh âlimidir. Asıl adı Mehmed olup Hacı Bayrâm-ı Veli'nin talebelerindendir. Zeyrek ismi de onun tarafından verildi. Hızır Şah Efendi'nin derslerine girerek tahsilini ilerletti. Fatih Sultan Mehmed, Zeyrek semtindeki Manastırı medreseye çevirip kendisine tahsis etti. II. Bayezid zamanında Bursa Müftülüğüne tayin edildi. 903 (m.1497)'de orada vefat etti. Bu mübarek zat buyurdu ki:
Ehl-i sünnetin reisi olan İmâm-ı A'zam'ın hocası Hammâd, fıkıh ilmini İbrâhim Nehai'den, bu da Alkame'den, Alkame de Abdullah bin Mes'ûd'dan, bu da Peygamber efendimizden öğrenmiştir. Hammâd'ın derslerine yirmi sekiz yıl devam edip emsalsiz bir dereceye ulaştı, daha ders aldığı sırada fıkıhta tanınıp meşhur oldu...
İmâm-ı a'zam Ebu Hanife hazretlerinin, düzgün itikâda sahip olmak için, ölüm hastalığında yaptığı vasiyetin özeti şöyledir:
Muhammed Bâzilî hazretleri Şâfîî mezhebi fıkıh âlimidir. 845 (m. 1441) senesinde Şırnak’ın Cizre ilçesinde doğdu. Burada ve Şam’da meşhur fıkıh âlimlerinin derslerine devam ederek icazet aldı. Sonra Hama’ya giderek talebe yetiştirdi. 925 (m. 1519) senesinde Hama’da vefât etti. Çok kitap yazdı. Bunlardan “Gâyet-ül-merâm fî Seyyid-il-Enâm” isimli eserinde şöyle anlatır: