Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

16.826.156

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Gönül Şehri Daima Mâmur Olmak Ister

Celvetî Abdülhay Efendi Anadolu'da yetişen evliyâdandır. Edirne'de doğdu. Babası Celvetiyye tarîkatı şeyhlerinden Saçlu İbrâhim Efendidir. Abdülhay Efendi, babasının yanında yetişti. Celvetiyye tarîkatını da öğrenerek babasından hilâfet aldı. İstanbul'da Eminönü Yeni Câmi vâizliğine getirildi. Sonra Üsküdar’da Aziz Mahmûd Hüdâî Tekkesine şeyh olarak tâyin edildi. 1705 (H.1117)’de orada vefât etti.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Hafiz Mehmed’in Oğlu

Hafız Mehmet Akkoyunlu sarayının mescidine bakan kendi halinde bir müezzindir. Ancak onda öyle bir ses vardır ki, bülbüller bile imrenir. Kâh volkanlar gibi coşar, kâh akar sular gibi. O yanık Kahire aksanı ile okumaya başladı mı, dinleyenler bir hoş olur. Cemaatin gözleri dolar, yanaklardan sıcak damlalar kayar. Şah İsmail'in fitne kaynattığı günlerde doğu Anadolu'da cinayetler, baskınlar birbirini izler, halk canından bezer. Geceleri kapı sürgüler, camlara kepenk çekerler. Havada tarifi zor bir ağırlık vardır. Hani sıkıntı, kasvet karışımı bir şey. Kargaşa gitgide büyür ve gün gelir Akkoyunluları da sarar. Öyle çok cami yıkılır ve öylesine mâsum katledilir ki, görenler haçlı geçti sanır.

Vehbi Tülek

Yavuz’un Vefati

Vehbi Tülek

Kazliçeşme

Vehbi Tülek

Derya Üzre Cami

Vehbi Tülek

Kaptan-ı Derya Kılıç Ali Paşa, bir gün zamanın padişahı III. Murad Han'ın huzuruna çıkarak, kendi adına bir cami yaptırmak için müsaade lerini istedi. Fakat şair ruhlu ve aynı zamanda nüktedan olan padişah:

"Sen ki deryaların serdarısın. Muktedir isen camiini derya üzre inşa et! Sana karada bir karış yer yoktur" diye ferman buyurdu.

Kılıç Ali Paşa bu fermanı gayet soğukkanlı karşıladı ve:

"Hünkarımız doğru derler. Bizim evimiz de, mekanımız da deryalar dır. O halde mabedimizin de derya üzre inşası münasibdir" deyip müsaade isteyerek huzurdan çıktı. Fakat deniz üzerine cami nasıl yapıla caktı? Hemen o devrin en büyük mimarı Koca Sinan'ın yanına vardı ve durumu ona anlatarak, bu eseri de kendisinin inşa etmesini istedi ve bunun için de, Tophane açıklarında bu inşaatın yapılabileceğini söyledi.

Mimar Sinan'ın, inşaat yerini görüp beğenmesiyle hemen harekete geçildi. Kılıç Ali Paşa, kadırgalarla Anadolu sahillerinden iri kayaları taşıtarak Tophane açıklarında denizi doldurtmaya başladı. Böylece birkaç gün içinde burada küçük bir ada meydana geldi. Burada sahile kadar da ahşap bir köprü inşa edildi. Sonra da Mimar Sinan inşaata başladı. Eserini tamamlayınca o yüce mimar:

"Deryalar kudursa ve azgın dalgalar kubbenin tepesinden aşsa, yine bu mabed kıyamete kadar kalacaktır" dedi.

Sonraki asırlarda, sahil ile caminin bulunduğu ada arası doldurula rak cami denizden içeride kalmıştır.

Macar Subayinin Kizi

Vehbi Tülek

Demek Yolda Kaldiniz

Vehbi Tülek

Akka’da Durdurulmasaydim Bütün Doğu’yu Ele Geçirebilirdim

Vehbi Tülek

CÂmide Nargile

Vehbi Tülek

Mimar Sinanin Mektubu

Vehbi Tülek

Kenan Bey

Vehbi Tülek

Çelebi Mehmed Ve Molla Ali

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Buhâ­ra Ve­li­le­rin­den Hâ­ce Hamî­düddîn

Hâ­ce Ha­mi­düd­din, Bu­hâ­ra âlim ve ve­li­le­rin­den­dir. Şah-ı Nakş­şi­bend haz­ret­le­riy­le ay­nı de­vir­de ya­şa­mış­tır. Ye­tiş­tir­di­ği ta­le­be­le­ri­nin bü­yük­le­rin­den Sey­fed­din Me­nâ­ri, ho­ca­sın­dan duy­du­ğu na­si­hat­le­ri şöy­le nak­le­der:
Mü­ba­rek ho­ca­ma "Dün­yâ ne­dir?" di­ye so­rul­du­ğun­da; "Al­lah'tan gay­ri her şey dün­yâ­dır. Se­nin nef­sin al­çak ve aşa­ğı­dır. Nef­si­ne ya­kın olan her şey dün­yâ­dır... Dün­yâ nef­sin evi­dir ve dün­yâ­lık­lar onun harp âlet­le­ri­dir. O ken­di evin­de ra­hat dur­mak­ta, ar­ka­daş ve dost­la­rın­dan da yar­dım bek­le­mek­te­dir. Rûh ise bu âlem­de ken­di ar­ka­daş ve ak­ra­bâ­la­rın­dan uzak kal­mış, as­lı­nı unut­muş­tur. İlâ­hi bir yar­dım gel­me­dik­çe, on­dan bir iş, bir fay­da gel­mez" bu­yur­du

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Nasîhat Istersen, Ölüm Yeter!

Vehbi Tülek

Bolulu Himmet Efendi Osmanlı evliyasının büyüklerindendir. Bolu'da doğdu. İlk tahsilini Bolu'da gördü. Sonra İstanbul'a gelerek ilim tahsiline devâm etti ve müderris olmaya hak kazandı. Fakat Hüsâmeddin Uşşâki'ye bağlanarak, talebesi oldu ve yetiştikten sonra hilâfet aldı. Hocasının izni ile memleketine gitti. Memleketinde Bayrâmiyye yolu büyüklerinden Bolulu Ahmed Efendinin hizmetinde bulunarak Bayrami tarikatı hilâfeti aldı. Uşşâkilik ve Bayramilik tarikatlarının sırlarını birleştirdi. İstanbul'a gitti. Üsküdar Divitçiler Dergâhında Şâbâniyye ve Bayrâmiyyenin birleştirilmesinden meydana çıkan Himmetiyye yolunun esaslarını anlattı. 1683 (H.1095) senesinde İstanbul'da vefât etti. Sohbetlerinde buyurdu ki:

Ebû Bürde Abdullâh Eş'arî

Vehbi Tülek

Bidat Sahiplerinin Ibâdeti Kabul Olmaz

Vehbi Tülek

Şeyh Nablüsî hazretleri Osmanlı âlimlerinden olup kerâmetler sâhibi velîlerdendir. 1640 (H.1050) senesinde Filistin’de Nablus’ta doğdu. 1731 (H.1143) senesinde Şam'da vefât etti. On iki yaşında yetim kaldı. İlim tahsîline ara vermedi. Fıkıh ve usûl-i fıkıh, meânî, beyân, hadîs, tefsîr ve nahvi zamanın büyük alimlerinden okudu. Bütün bu hocaları, ona icâzet verdiler. Şeyh Ahmed-i Yekdest hazretlerinin halîfesi olan Şeyh Saîd el-Belhî'den Nakşibendiyye yolunu tâlîm eyledi. Evliyâlıkta yüksek derecelere erişti. 1664 senesinde İstanbul'a gelip, bir müddet burada kaldı ve ders okuttu. Sonra yeniden Şam'a gelerek, Sâlihiyye Medresesinde talebe yetiştirdi.

Saray Vaizlerinden Ünsî Hasan Efendi

Vehbi Tülek

Siz, Hayırlı Bir Ümmetsiniz!

Vehbi Tülek

Muhabbet, Öyle Ince Bir Yoldur Ki

Vehbi Tülek

Mallarınız Ile Herkesi Memnun Edemezsiniz

Vehbi Tülek

Samimî Bir Şekilde Tövbe Ettim

Vehbi Tülek

Muhammed Aleyhisselam

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Padişah Ve At

Padişah Ve At

Padişahın yakınlarından bir beyin çok güzel bir atı vardı. Bir gün o ata binip padişahın alayına katıldı. Padişahın gözü, ansızın o ata takıldı. Böyle bir at kendi sürüsünde yoktu. Atın çalımı, rengi padişahın gözünü aldı, attan gözünü ayıramıyordu. Çevikliği, güzelliğiyle beraber atta padişahı çeken bir şey vardı. Önce önemsemek istemedi ama, gönlü atı istiyordu.
Padişah geziden dönünce, vezirine durumu açtı. Yolda bir at gördüğünü, derhal gidip o atı, sahibinden alıp, getirmelerini emretti. Padişahın adamları, hızla atın sahibi beyin yanına geldiler. Padişahın atı çok beğendiğini, ne fiyat isterse hemen vereceklerini bildirdiler. Bey, beyninden vurulmuşa döndü. O güzelim, canı gibi sevdiği atını padişah istiyordu ha! Ne yapacağını, ne söyleyeceğini şaşırdı. Padişahın adamlarını oyalamak için onlara yemek ikram etti. Onlar yemeklerini yerken İmadülmülk aklına geldi. Hemen durumu ona danışmalı, ondan akıl almalıydı. Çünkü o, zamanın en bilgini, en akıllısı, en güzel ahlaklısıydı. Kaç kere vezirliği bırakıp, ibadet için uzlete çekilmişse de padişah ona yalvararak izin vermemişti. Atın sahibi üzüntülü bir halde zamanın şeyhülislamının yanına koştu.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Sakin Kalyona Binme

Vehbi Tülek

Sizin Rizkinizdan Kesilmiş

Vehbi Tülek

Bir Çuval Toprak Ve Arsa

Pişman Oldular!

Başka Du Bilmez Misin?

Sonunda Orta Yolu Buldular

9 Evi Dolaşan Kelle

Allah'tan Utanandan Her Şey Utanir

Abayi Yakmak

Vehbi Tülek

Cennetlik Hanım Isteyen...

Vehbi Tülek

Hayat Kurtaran Yalan

Vehbi Tülek

Mü'mine Ikram, Affa Sebebdir

Vehbi Tülek

Allah Diyen Genç

Vehbi Tülek

Hizir Ve Gelin

Vehbi Tülek