Her Işin Intizamı Doğruluk Iledir
Emînüddîn bin Neccâr hazretleri Şafiî mezhebi âlimlerindendir. 845 (m. 1441)’de Mısır’da doğdu. 929 (m. 1522)’de vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.546.404
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Emînüddîn bin Neccâr hazretleri Şafiî mezhebi âlimlerindendir. 845 (m. 1441)’de Mısır’da doğdu. 929 (m. 1522)’de vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
Kul hakkına özen gösteren Sultan Süleyman, bu konuya duyduğu titizlik nedeniyle 'Kanuni' lakabını almıştır. Budin Seferinden dönen ordu, yolların darlığı sebebiyle tarlalardan geçmek zorunda kalmıştı. Bu sırada bir köylü, elindekini padişahın atının geçtiği yere fırlatınca at ürkmüş, köylü de yakalanarak padişahın huzuruna getirilmişti. Sultan Süleyman köylüye:
-Derdin nedir de böyle yaptın? diye sorunca, köylü: -Biz fakir köylüleriz. Askerlerinizden bazıları, bizim yeni ektiğimiz tarlalardan geçtiler. Ya bu zararı ödersiniz, ya da sizi şikayet ederim. demiş. Bunun üzerine Kanuni köylüye: -Peki bizi kime şikayet edeceksiniz? diye sormuş. Köylü: -Siz Kanuni değil misiniz? Sizi kanuna şikayet ederiz. deyince Sultan Süleyman çok memnun olmuş ve hemen köylülerin zararlarını hesaplattırıp zararı ödemiş.
Hafız Mehmet Akkoyunlu sarayının mescidine bakan kendi halinde bir müezzindir. Ancak onda öyle bir ses vardır ki, bülbüller bile imrenir. Kâh volkanlar gibi coşar, kâh akar sular gibi. O yanık Kahire aksanı ile okumaya başladı mı, dinleyenler bir hoş olur. Cemaatin gözleri dolar, yanaklardan sıcak damlalar kayar. Şah İsmail'in fitne kaynattığı günlerde doğu Anadolu'da cinayetler, baskınlar birbirini izler, halk canından bezer. Geceleri kapı sürgüler, camlara kepenk çekerler. Havada tarifi zor bir ağırlık vardır. Hani sıkıntı, kasvet karışımı bir şey. Kargaşa gitgide büyür ve gün gelir Akkoyunluları da sarar. Öyle çok cami yıkılır ve öylesine mâsum katledilir ki, görenler haçlı geçti sanır.
Şihâbüddin Remli (Ahmed bin Hüseyin) fıkıh âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. 1371 (H. 773) senesinde Filistin'in Remle köyünde doğdu. 1440 (H.844) senesinde Kudüs'te vefât etti. Ebû Abdullah el-Kuraşi'nin yanına defnedildi...
Ebû Türâb-ı Nahşebi hazretleri, büyük velilerinden ve Şâfii mezhebi fıkıh âlimidir. 859 (H.245) senesinde Basra'da vefât etti. Bu mübarek zat, bir sohbeti sırasında buyurdu ki:
"Allahü teâlânın ahkâmını bilmeyen kimse, Allah'ı bilemez. İnsan ancak Allahü teâlânın emirlerini bilmekle mârifetin esâsına erer. Rabbini bilirse, O'nun hükümlerini ve emirlerini bilir ve gücü yettiği kadar onları tutar. Böylece onun üzerinde sıdk, doğruluk alâmetleri belirir. Sonra doğrulukta iyice meleke kazanır, sâdıklardan olur."
Kanadıkırıkzade Ali Efendi, Maraş evliyasındandır. Doğum yeri ve yılı hakkında bilgi bulunamayan Ali Efendi, küçük yaştan itibaren ilim öğrenmeye başlamış, Kayseri ve İstanbul'da çeşitli hocalardan ders almıştır. Daha sonra Mısır'a gidip kıymetli âlim ve velilerden ders alan Ali Efendi, Yavuz Sultan Selim'in Mısır'ı fethinde orada idi. Yavuz Sultan Selim Han, ilminin yüksekliğini işittiği Ali Efendi ile görüşüp onu Maraş Müftiliğine tâyin etti. Bu vazifede iken birçok âlimin yetişmesine de vesile olan Ali Efendi, vefât edince Hayrullah Mahallesi Orman Caddesi üzerinde bulunan Şâzibey Câmii bahçesine defnedildi...
Emevi Halifelerinin büyüklerinden olan Ömer bin Abdülaziz hazretleri zamanında Şam'da yaşamış olan ünlü şairlerden Ebu Amr, cömertliği ile meşhur olmuştu. İhtiyacı olan herkes ona koşar, o da elinde ne varsa verirdi. Bir ara maddi sıkıntıya düştü. Onu, cömertliğinden dolayı tenkid edenler, bunu fırsat bilerek onun hakkında konuşmaya başladılar: "İşte gördünüz mü, fazla cömertlikten sıkıntıya girdi. Biraz ihtiyatlı olsa başına bu sıkıntı gelmeyecekti!" Sonra da bunlardan bazıları Ebu Amr'ın evine giderek kapısını çaldılar. O sırada evde yoktu. Kızı kapının arkasından seslendi: