Evlilik, Gözü Haramdan Daha Muhafaza Eder
Ebû Sa’îd Eşec hazretleri hadîs ve tefsîr âlimidir. Zamanının imâmı olup, “Şeyh-ül-İslâm” diye bilinirdi. 257 (m. 865)’de Kûfe’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.665.971
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ebû Sa’îd Eşec hazretleri hadîs ve tefsîr âlimidir. Zamanının imâmı olup, “Şeyh-ül-İslâm” diye bilinirdi. 257 (m. 865)’de Kûfe’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları:
1458'de Trabzon Rum İmparatorluğu tahtına oturan David Komnen, Osmanlılara verdiği vergiyi kestiği gibi evvelce verilenleri de Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan Bey vasıtasıyla geri istemişti. Trabzon Rum Devletine kendi haraçgüzarı gözüyle bakan Hasan Bey, bu devletin Osmanlı nüfuzu altına girmesini istemiyordu. Bunun için 1460 senesinde yeğeni Murad bey başkanlığında bir heyeti İstanbul'a göndererek bu vergi meselesini görüşmek istedi. Fakat Osmanlı Hükümdarı Fatih Sultan Mehmed, gelenlere şu cevabı vererek geri gönderdi:
"Haydi siz gidiniz, ben kendim gelir borcumu öderim"Bundan sonra sefer hazırlıklarına başladı ve Akkoyunlu Hükümdarı Uzun Hasan'ı Otlukbeli savaşında mağlub etti ve daha sonra da Trabzon üzerine yürüyüp bu devleti Osmanlı topraklarına kattı.Sultan Abdülaziz'i taşıyan Sultaniye vapuru, 29 Haziran 1867 Cumartesi günü Toulon limanına girince, adeta yer yerinden oynadı. Limandaki Fransız savaş gemi erinde bulunan ve sahilin çeşitli kesimlerine konulan toplar sürekli ateşleniyor, III. Napoléon'un seçkin misafiri, kulakları sağır edici gümbürtülerle istikbal ediliyordu. O gün kaç top mermisinin havaya savrulduğu bilinmiyor. Ama büyükçe bir meydan muharebesindeki sarfiyat ölçüsünde olduğu tahmin ediliyor. Vapur ağır ağır ilerliyor, salvo ların ardı arkası kesilmiyordu.
İmâm-ı Ali Rızâ hazretleri, 'Oniki İmâm'ın sekizincisidir. 770 (H.153)de Medîne'de doğdu. 818 (H.203)’de Tûs (Meşhed)de vefât etti. Halîfe Me'mûn, İmâm-ı Ali Rızâ hazretlerini çok sever, sık sık onunla görüşürdü. Saraya gelişinde saray görevlileri onu karşılar, hürmet gösterirlerdi. Fakat bu hürmetleri mecbûriyetten idi. Çünkü İmâm hazretlerini sevmiyorlardı. Bir araya gelerek, hazret-i İmâm'ın geldiğinde sarayın perdesini kaldırmamaya ve onu karşılamamaya karar verdiler. Fakat hazret-i İmâm oraya her gelişinde ellerinde olmadan kalkıp, karşılayıp perdeyi de kaldırıyorlardı...
Mücirüddin Abdurrahmân Uleymi hazretleri tefsir âlimidir. 860 (m. 1455)'te Kudüs'te doğdu. Zamanın meşhur âlimlerinden fıkıh, hadis, kıraat ve tefsir dersleri aldı. Remle'de ve sonra Kudüs'te kadılık yaptı. Daha sonra emekliye ayrılıp Mescid-i Aksâ'da kitap yazmak, ders ve fetva vermekle meşgul oldu. 928 (m. 1522)'de Kudüs'te vefat etti. Bir dersinde şunları anlattı:
Abdurrahmân Câmi hazretleri büyük velilerden olup "Mevlânâ" nisbetiyle meşhûr oldu. Anadolu'da Molla Câmi diye tanınmaktadır. 1414 (H.817) de İran'ın Câm kasabasında doğdu. Beş yaşında Muhammed Pârisâ hazretlerinin huzûruna götürülüp, teveccühe kavuştu. Semerkand'da Hâce Ali Semerkandi'nin, Şihâbüddin'in ve Mevlânâ Cüneyd-i Usûli'nin derslerine devâm etti. Bu sırada Herat'ta, meşhûr astronomi âlimi Ali Kuşçu ile görüştü. Herat'ta Sâdüddin-i Kaşgâri hazretlerinin sohbetlerine devam ederek tasavvufta yüksek derecelere ulaştı. Onun halifesi, vekili oldu. 1492 (H.898) senesinde vefât etti.
Bir padişah, bir iki vezirini ve diğer erkandan birkaçını yanına alarak payitahta yakın köylerde bir gezintiye çıkmıştı Payitahttan ayrılıp bir kaç saatlik bir yol katettikten sonra yolları üzerindeki bir nar bahçesinin kenarında oturdular. Bahçede çalışan bir ihtiyar onları fark edince hemen bahçeye davet etti ve hemen gidip bahçe içindeki kulübeden kalaylı, tertemiz bir tas getirdi. En yakındaki ağaçtan iki nar kopardı ve sıktı. Padişah nar şerbetini içti ve çok beğendi. Bütün vücuduna bir zindelik ve ferahlık yayılmıştı. İhtiyar çiftçi padişahın beraberindeki herkese sırayla nar şerbeti ikram etti.