Allah, Sizin Için Kolaylık Diler
Ömer bin Muhammed el-Ezdî hazretleri Mâlikî mezhebindeki fıkıh ve hadîs âlimlerindendir. 289 (m. 902) senesinde Bağdâd’da doğdu. 328 (m. 940)’da vefât etti. Şöyle nakletmiştir:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.585.748
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ömer bin Muhammed el-Ezdî hazretleri Mâlikî mezhebindeki fıkıh ve hadîs âlimlerindendir. 289 (m. 902) senesinde Bağdâd’da doğdu. 328 (m. 940)’da vefât etti. Şöyle nakletmiştir:
Yavuz Sultan Selim Hân, "Mısır'ı fethettiğinde, cesâretini çok beğendiği Mısır ordusu başkumandanı Kurtbay'ı karşısına almış ve onunla harbin neticeleri hakkında uzun bir konuşma yapmıştı.Kurtbay, Yavuz'un muvaffak oluşunu şöyle izâh ediyordu:"Hünkârım, bizi yenen, sırf sizin yiğitliğiniz değil, ölüm saçan o dehşetli toplarınızdır. Memleketimizin elimizden çıkmasına onlar sebep oldu. Venedik'ten getirdiği topu, Mısır hükümetine satmak isteyen bir Berberi'yi bizim devlet adamlarımız:"Top, Hazret-i Peygamber Efendimiz'in kılıç ve ok kullanınız emrine aykırıdır, bid'attır, kullanmak câiz olmaz" diye reddetmişlerdi. O zaman Berberi bu fikre çok kızmış ve:"Yaşayan görecektir ki bu memleket, toplara sahip olan bir millet tarafından elinizden alınacaktır"diye bağırmıştı. Zaman Berberi'yi haklı çıkardı.Kurtbay'ın bu sözlerine Yavuz Sultan Selim Hân, şu karşılığı vermişti:"Kuvvet ve kudret Allah'ındır, bunda şüphemiz yok. Mâdem ki Kitab'a ve Sünnet'e bu kadar bağlıydınız, Resûlüllah Efendimiz'in "Silaha, aynı silahla mukâbele edin", meâlindeki emrine neden riâyet etmediniz? Resûl-i Ekrem Efendimiz'den bu yana 900 sene geçti. O zaman kılıç ve ok devri idi. Şimdi top devri...
I. Dünya savaşında, Osmanlı Ordusunun savaştığı cephelerden biri olan Galiçya'da, Ruslarla burun burunayız. Meşhur 15 Eylül 1916 taarruzuna hazırlık yapmakta olan sahra bataryalarımızdan biri, eteklerini saran bodur çalılıklar içinde yükselen çam ağaçlarıyla dolu olan Ulu Dağın tepesine bir gözcü göndermek mecburiyetinde... Gözcü, bu tepenin arkasında mevzilenmiş olan Rus askerinin durumunu, siperinden hücuma geçtiği takdirde uzanıp giden sırtın üzerindeki irili ufaklı tepelerin hangisinin arasından geçebileceğini, dalları arasında saklı bulunduğu bir çam ağacının tepesinden telefonla bildirecek. Tabii, kaderde tepenin arkasında mevzilenmiş ve her an dağın tepesinde bir Osmanlı hücumu için dikkat kesilmiş olan Rus askerinin kurşun yağmuruna hedef olmak da var. Batarya kumandanı sordu:-Bu fedakarlığı, gönüllü olarak gösterecek?-Ben hazırım kumandanım!..
Şemseddin Bakari hazretleri "rahmetullahi aleyh" Osmanlı devrinde Mısır'da yaşamış olan Şafii fıkıh âlimlerindendir. Mısır'ın Dâr'ül-Bakar köyünde doğdu. Tahsilini Kahire'de yaptı ve çok talebe yetiştirdi. 1111 (m. 1699)'da Kahire'de vefat etti. Bir dersinde şunları anlattı:
Resûlullahın âhirete irtihalinden sonra, Eshab-ı kirâmın her biri, onun ayrılık acısına dayanamayarak başka şehirlere hicret etmişlerdi. Hz. Ebû Talha da, ayrılık acısıyla Şam'a gitti. Burada uzun müddet kaldı. Medine'ye dönüp, Resûlullah'ın kabr-i şerifini ziyaret etmek arzusu her geçen gün fazlalaşmasına rağmen, ancak Hz. Ömer'in şehid edilmesine yakın bir zamanda gelebilmişti...
Muhammed bin Nâsır es-Selâmi hazretleri Hanbeli mezhebi âlimlerindendir. Hafız (yüzbin hadis-i şerifi senetleriyle bilen), sağlam, güvenilir bir zât idi. 467 (m. 1074)'de doğdu. 550 (m. 1155)'de Bağdad'da vefât etti. Babası aslen Türk idi. Bir dersinde buyurdu ki:
Vehb b. Münebbih'ten rivayet edilmiştir, diyor ki:
- "İsrailoğullarının abidlerinden biri vardı ki, nehrin kenarındaki ibadethanesinde ibadet ederdi. Yakınında bir elbise tamir ve temizleyicisi vardı. Belinde para kemeri bulunan bir atlı gelip, kemerini ve elbisesini çıkarır. Nehirde elbisesini yıkar. Elbisesini giyer, fakat para kemerini orda unutup gider.