Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.302.330

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Bir Erkek, Hanımına Zorla Iş Gördürürse âsilerden Olur!

Seydî Halîfe Osmanlı evliyasındandır. 1533 (H.940) senesinde Amasya'da vefât etti. Küçük yaşta ilim tahsîline başladı. Din ve fen bilgilerinde mütehassıs oldu. Halvetî tarîkatının büyüklerinden Şeyh Habîb-i Karamânî hazretleri Amasya'ya gelince ona bağlandı. Kısa zamanda yüksek derecelere kavuştu. Habîb-i Karamânî hazretlerinin baş halîfesi oldu, hocasının vefâtından sonra onun yerine geçip, insanlara hak ve hakîkati anlattı. Sohbetlerinde buyurdu ki:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Mimar Sinan

"Bir Mimar Sinan eseri olan Şehzadebaşı Cami'nin 1990'li yıllarda
devam eden restorasyonunu yapan firma yetkililerinden bir inşaat
muhendisi, caminin restorasyonu sırasında yaşadıkları bir olayı tv'de
şöyle anlatmıştı.

Vehbi Tülek

Rüstem Paşa Ve Şeyh Burhaneddin

Vehbi Tülek

109 - Sultan İkinci Murad Ve Molla Ayas

Vehbi Tülek

Muslihuddin Efendi’nin Yardimi

Vehbi Tülek

Kânûni Sultan Süleymân Han, Zigetvar seferi esnâsında kaleyi kuşatınca, Pertev Paşa da Küle kalesini kuşatıp, topa tuttu. Zafer müyesser olmadı. Muslihuddin Efendi, Dimitrofça'dan talebelerini toplayıp, Küle'ye doğru yola çıktı. Muslihuddin Efendinin oraya ulaştığı gün, asker arasında zafer haberi yayıldı. Askerin mâneviyâtı çok yükseldi. Askerler, daha kale alınmadan birbirlerini tebrik ediyorlardı. Kısa süre sonra İslâm ordusu kaleyi fethetti. Muslihuddin Efendi, fetihten sonra Hüseyin Dede'ye; "Hemen bir araba bul, öğleyin çıkıp Zigetvar gazâsına yetişelim!" diye tenbih etti. Hüseyin Dede, arayıp taradı, münâsip bir şey bulamadı. Bütün arabacılar, askere erzak ve silâh yetiştir mekle meşgûldü. Gelip Muslihuddin Efendiye durumu arzetti. Muslihuddin Efendi; "Ne yapıp yapmalı, bir araba bulmalıyız. Bütün erenler, gazâya çıktılar." dedi. Hüseyin Dede, yeniden araba aramaya çıkıp, ikindiye doğru bir araba buldu. O gece Travnik kasabasına vardılar. Ertesi gün ikindi saatine doğru, havâlideki nehre ulaştılar. Ancak yakında konak yeri olmadığından, bir saldırı tehlikesi vardı. Bunun için köprüden geçmeyip yukarıdan dolaştılar. Cumâ günü seher vakti kalkıp, öğle vaktinden sonra Şikloş'a yetiştiler. Oradan da sevenleri yanlarına katılıp, akşama doğru pâdişâhın ordusuna ulaştılar. Ertesi gün savaş alanına vardılar. Çok geçmeden hisâr tutuştu, yanmaya başladı. Bir müddet sonra da İslâm bayrağı Zigetvar kalesi burçlarında dalgalandı.

Helal Lokma Gerek

Vehbi Tülek

Emirsultan’in Himmeti

Vehbi Tülek

100 - Çehrin Seferi

Vehbi Tülek

Ey Cesur Yeniçeri Bu Tarafa Yetiş

Vehbi Tülek

Özbekler Tekkesi Ve Sultan Ii. Mahmud Han

Vehbi Tülek

Fatima Sultan’in Rüyasi

Vehbi Tülek

Gül Baba’nin Cenaze Namazi

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Mevlânâ Kâsım Ali

Mevlânâ Kâsım Ali Bedahşi, Hindistan'da yetişen büyük velilerdendir. Mevlânâ Kâsım Ali önceleri Hâce Muhammed Bâki-billah hazretlerinin talebelerinden idi. Hâce hazretleri, onun terbiyesini, mânevi olarak yetişmesini, İmâm-ı Rabbâni hazretlerine havâle etmiş, o da Mevlânâ'nın yetişmesi için çok gayret etmiştir. İmâm-ı Rabbâni, Bâki-billah hazretlerine gönderdiği bir mektupta Mevlânâ'nın hâlini şöyle anlatır: "Mevlânâ Kâsım'ın hâli daha iyidir. Hâllere gark oluyor ve kendini unutuyor. Adımını bütün cezbe makamlarından yukarıya attı..."

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Kelâm Ve Tasavvuf âlimi Muhammed Bin Fadl

Vehbi Tülek

Muhammed bin Fadl İsferâini, Tasavvufda derin bir âlim idi. Keşf-ül-esrâr, Beyân-üt-tekal-lüb, Bess-ül-esrâr, Nesâr-ül-kalb ve Usûl adlı eserleri vardır. Hikmetli sözleri pek çoktur. Buyurdu ki:

Bana Ümmetimin Günahları Gösterildi

Vehbi Tülek

“ebü’l-fazl” Abbas Bin Muhammed

Vehbi Tülek

Abbas bin Muhammed el-Bağdâdi 185 (m. 801)'de doğdu 271 (m. 884)'de Safer ayının ortalarında vefât etti. Abbas bin Muhammed el-Bağdâdi, Sa'id bin Âmir ed-Dab'i, Esved bin Âmir eş-Sâzân, Ahves bin Cevâb, İshâk bin Mansûr es-Selûlû, Hüseyn bin Ali el-Ca'fi, Hüseyn bin Muhammed el-Mervezi, Hâlid bin Muhalled, Ebû Dâvûd et-Tayâlisi, Abdurrahmân bin Mus'ab el-Kettân, Abdullah bin Yezid, Yahyâ bin Ebi Bekr el-Kirmâni ve birçok âlimden ilim öğrenmiş ve hadis almıştır...

Cennet'in Kapısında Yazılı Isimler.

Vehbi Tülek

Ey Insanlar, Gölgeye Gidiniz

Vehbi Tülek

Hak Sözü Söylemekten Hiç Çekinmeyen Zat

Vehbi Tülek

Ahmed Nûreddîn Sâbûnî

Vehbi Tülek

Ali (radiyallahü Anh)

Vehbi Tülek

Hayber Şehidi Amr Bin Ekvâ

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Korkma!

Korkma!

Sinop'ta medfûn bulunan ve Takıyyüddin Ebû Bekr Kefevi'nin talebesi olan Mahmûd Kefevi hocasının şu kerâmetini anlattı:"Gemiye binip İstanbul'a gitmek üzere yola çıktık. Ben o zaman gençtim ve bu benim ilk yolculuğumdu. Hoş bir rüzgârla dört gün gittik. Sonra şiddetli bir rüzgârla deniz kabardı. Dalgalar her taraftan vurmaya başladı. Gemide bulunanlar korku, dehşet ve ümitsizlik içinde bâzı mal ve eşyâlarını denize attılar. Bu ızdırap ve sıkıntı bana da ümitsizlik vermeye başladı. Hocam Takıyyüddin Ebû Bekr Kefevi, geminin alt katında sâkin ve telaşsız bir halde oturuyor du. Dalgaların şiddetli vuruşları gemide bulunanların ve benim korkumu iyice arttırdı. Hocam bana bakıp; "Korkma! Allahü teâlâ bizi kurtaracak ve biz Erikli Kasabasının doğu tarafındaki Hacı Baba Dergâhında kuşluk vakti oturup süt içeceğiz ve incir yiyeceğiz." buyurdu. Gemici lerin hesâbına göre seksen mil yolumuz kalmıştı. Ebû Bekr Kefevi hazretleri sükûn ve vekar içinde tatlı ve güzel sesiyle Kehf sûresini okumaya başladı. Biz rahatladık ve korkumuz kalma dı. Halbuki dalgaların vuruşları hâlâ devâm ediyordu. Nihâyet Allahü teâlâ bizi, hocam Ebû Bekr Kefevi hazretlerinin duâsı bereketiyle kurtardı. Gecenin sabahında Erikli sâhiline çıkıp doğruca Hacı Baba Dergâhına ziyârete gitti. Biz de onu tâkib ettik. Hep birlikte oturduk. Hocamız Kur'ân-ı kerim okuyor biz de dinliyorduk. O sırada dergâhın çevresinden bir kadın iki elinde birer çanak ile çıkageldi. Kapları önümüze bıraktı. Biri süt, diğeri incirle doluydu. Şeyh Ebû Bekr Kefevi tebessüm ederek bize baktı ve; "Bismillah ile yiyiniz!" buyurdu. Biz besmele ile yedik. Hocamın bu kerâmetine şâhid olduğumuz zaman, 1542 (H.949) senesiydi."

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Hazreti Hâlid'in Üstün Başarısı

Vehbi Tülek

O Kullarına Çok Merhametlidir

Vehbi Tülek

Garip Karşilanan Bir Adak

Keramete İnanmayan Âlim

Allahü TeÂlÂyi Bilir Misin?

Yürüdüğü Yerde Deniz Durgunlaşiyordu

Kırk Bin Kahramanın Başarısı

Allah’a Firar Et

Cimrilik Ve Nankörlüğün CezÂsi

Vehbi Tülek

Bu Dünya Ona Da Kalmaz

Vehbi Tülek

Korkma!

Vehbi Tülek

Bunlar Şarapti

Vehbi Tülek

Bir Çuval Toprak Ve Arsa

Vehbi Tülek

Abdullah-i EnsÂrî

Vehbi Tülek