Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.451.086

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Allahü Teâlâdan Iyilik Umarak Can Veriniz

Şeyban bin Abdurrahmân hazretleri Tebe-i tabiînin meşhûrlarından olup hadîs, nahiv ve kırâat âlimidir. Basra’da doğdu. 164 (m. 780)’da Bağdâd’ta vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Tez Sakabaşini Getirin

Fâtih Sultan Mehmed Han, İstanbul'u küffâr elinden kurtarmak üzere kuşatmıştı. Fetih ordusu İstanbul surlarına dayanmış, Fâtih Sultan Mehmed Han fethin gerçekleşeceği zamânı sabırsızlıkla bekliyordu. Leşker-i duâ adı verilen duâ ordusu âlimler ve veliler, fetih için gözyaşı dökerek duâ ediyorlardı. Kır atının üstünde heybet ve celâdetle duran genç hükümdâr, orduyu şevke getirici konuşmalar yapıyordu. Etrâfa dalga dalga yayılan ordu, Feth-i mübinin gerçekleşmesi için canla başla çarpışıyordu. Şehir düşmek üzere idi. İşte tam bu kritik zamanda ordunun arasında; "Ordu susuz kalmak tehlikesiyle karşı karşıya, kuyular boş, çeşmeler akmıyor." şeklinde bir söylenti yayılmaya başladı.

Vehbi Tülek

Savaş İçin Planiniz Var Mi?

Vehbi Tülek

Mesih Paşa Vezir Olur Mu?

Vehbi Tülek

20 - Şehid Derviş Paşa

Vehbi Tülek

1578 yılı Ağustos ayının 9. Cumartesi günü idi. İran Şahı 30.000 kişilik kalabalık bir orduyu Osmanlı sınırına göndermişti. Hedef Erzurum'du. Sadrazam Lala Mustafa Paşa, Erzurum beylerbeyi Özdemiroğlu Osman Paşa'yı İran üzerine sefere memur etti. O da Derviş Paşa'yı düşman kuvvetleri hakkında istihbarat yapması için küçük bir öncü kuvvetle, İranlıların karargah kurduğu Çıldır civarına gönderdi. Yanında üç yüz kadar asker bulunuyordu. İran ordugahına yaklaştığı zaman, onların gayet dağınık vaziyette ve ani bir hücumla dağıtılabilecek bir durumda olduğunu gördü. Yapabileceği iki tercih vardı. Ya düşmana saldıracak, yada geri dönecekti. Bu takdirde askerin maneviyatı bozulacaktı.

Yavuz Sultan Selîm Ve Dede Molla

Vehbi Tülek

Git Zavalli Oyuncak

Vehbi Tülek

Sultan Ii. Mahmud’un Rumeli Seyahati

Vehbi Tülek

Harp İlanindan Vazgeçsin

Vehbi Tülek

Yoğurtlarimiz Bile Var

Vehbi Tülek

Nagy Varat Köprüsü

Vehbi Tülek

Borcun VÂdesi

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Anadolu Velîlerinden İsmâil Ankaravî Rusûhî

İsmâil Ankaravi Rusûhi hazretleri, ilk tahsilini doğum yeri olan Ankara'da yaptı. Akli ve nakli ilimleri, zamânının âlimlerinden okudu. Arapça ve Farsça öğrendi. Din ve fen ilimlerini öğrendikten sonra tasavvufa yöneldi. Bayrâmiyye yoluna girip feyz aldı. Tasavvuf derecelerinde yükseldi. Hocası tarafından insanlara Allahü teâlânın dinini ve sevgili Peygamberimizin güzel ahlâkını anlatmakla vazifelendirildi. Halvetiyye yolunda da icâzet alıp, insanlara ilim öğretti...

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Ondan Daha Sevgili Hiç Kimse Yaratmadım

Vehbi Tülek

Yahyâ bin Abdürrahmân Acisi hazretleri Mâliki mezhebi fıkıh âlimidir. 777 (m. 1375) senesinde Fas'ta doğdu. 862 (m. 1457) senesinde Kâhire'de vefât etti. İlim öğrenmek için memleketinden ayrılıp, Mısır'da büyük âlimlerin derslerine devam etti. İcazet alıp talebe yetiştirdi. Bir dersinde buyurdu ki:

Âlimler Hâriç, Insanların Hepsi Ölüdür!

Vehbi Tülek

Nûreddîn Taşkendî

Vehbi Tülek

Nûreddin Taşkendi, Ubeydullah-ı Ahrâr hazretlerinin talebelerindendir. Doğum ve vefât târihleri belli değildir. On beşinci asırda yaşamıştır. Vefatından kısa bir zaman önce bir sohbetinde buyurdu ki:

Mehmed Kâmil Efendi

Vehbi Tülek

Eshâbıma Dil Uzatmayınız

Vehbi Tülek

Abdurrahîm Bin Muhammed

Vehbi Tülek

Kabir Ehlini Iyi Veya Kötü Hâlde Görmek

Vehbi Tülek

Müminlerin Rızkı Bu Ayda Artar

Vehbi Tülek

Biz Kuluz, Başıboş Değiliz

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Ebussuud Efendi Ve Nureddinzade

Ebussuud Efendi Ve Nureddinzade

Kânûni Sultan Süleymân Hânın kadıaskerlerinden Mirim Kösesi diye meşhûr olan Muhammed Efendinin hizmet ve sohbetlerinde bulunup, ilmi yüksek derecelere kavuştu. Bu sırada dünyâdan ve dünyâ makamlarından yüz çevirip, tasavvuf ehlinden Sofyalı Bâli Efendinin dergâhına gidip, ona talebe oldu. Hizmetinde ve sohbetinde uzun müddet kalıp, feyz aldı. Tasavvufta yükselip, insanları Allahü teâlânın yüce dinine dâvet etmek ve Resûlullah efendimizin sallallahü aleyhi ve sellem güzel ahlâkını öğretmekle meşgûl oldu. Allahü teâlâya muhabbetinden dolayı, dünyâya hiç önem vermez oldu. Onun bu durumunu anlayamayan bâzıları pâdişâha şikâyet ettiler. Pâdişâh meselenin tahkik edilmesini emretti. Tahkikat için İstanbul'a geldi. Tahkikat sonunda berâat etti ve hakkındaki ithamlardan kurtuldu.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Yuhçu Baba

Vehbi Tülek

Sarayda İftar

Vehbi Tülek

Başka Du Bilmez Misin?

Meşayihın Kadrini Bilmezsen

SelÂmetle Gidip Gel

Bu Gece Yolcu Olsa Gerektir

Anzakli Ömer

Korkma!

Sizin Rizkinizdan Kesilmiş

Vehbi Tülek

Deniz Üzerinde Yürüyüp Sahile Doğru Gitti

Vehbi Tülek

Yürüdüğü Yerde Deniz Durgunlaşiyordu

Vehbi Tülek

Üç Kandil

Vehbi Tülek

Salavat-ı Şerifin Bereketi

Vehbi Tülek

Latif Bir Şikayet

Vehbi Tülek