İslâm Dîni, Hep Faydalı Şeyleri Emretmektedir
Ebü'l-Abbâs Şâvirî hazretleri Şâfiî mezhebi fıkıh âlimi ve büyük velîlerdendir Yemen’de doğdu. 1390 (H.793) senesinde orada vefat eti. Bir dersinde şunları anlattı:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.156.428
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ebü'l-Abbâs Şâvirî hazretleri Şâfiî mezhebi fıkıh âlimi ve büyük velîlerdendir Yemen’de doğdu. 1390 (H.793) senesinde orada vefat eti. Bir dersinde şunları anlattı:
Fâtih Sultan Mehmed Hanın vezirlerinden Mahmûd Paşaya yakınlığı ile tanınan Molla Vildân anlatır: Birgün Mahmûd Paşa, söz arasında beni çok sevdiğinden bahsetti. Ben de, onun Molla Abdülkerim Efendiye olan ilgisinden bahisle; "Siz, benden çok Abdülkerim Efendiyi seversiniz." dedim. Mahmûd Paşa da; "Evet, doğru söyledin." dedi.
Sultan III. Murad Han o gün bir hoştur. Telaşeli görünür. Sanki bir şeyler söylemek ister sonra vazgeçer. Neşeli deseniz değil, üzüntülü deseniz hiç değil. Veziriazam Siyavuş Paşa sorar:- Hayrola efendim, canınızı sıkan bir şey mi var?- Akşam garip bir rüya gördüm.- Hayırdır inşallah?..- Hayır mı şer mi öğreneceğiz.- Nasıl yani?- Hazırlan, dışarı çıkıyoruz.Ve iki molla kılığında çıkarlar yola.
Şemsül-eimme Hulvâni hazretleri Hanefi mezhebi fıkıh âlimlerinin büyüklerinden olup 456 (m. 1064) senesinde Buhârâ'da vefât etti. Buhârâ'da, o zamanda bulunan âlimlerin İmâmı, en yükseği idi. Fıkıhdan başka hadis ve diğer ilimlerde de derin âlim idi. Derslerinde buyurdu ki:
Velid bin Velid, Eshâb-ı kirâmdandır. Medine'de h. 8 (m. 629) senesinde vefât etti. Bedir gazâsında müşriklerin safında harbe katıldı. Müşrikler bu harpte yenilince, O'nu Abdullah bin Cahş esir aldı. Medine-i Münevvere'ye getirdi. Kardeşlerinden henüz müşrik olan Hâlid bin Velid ile Hişam bin Velid, O'nu esâretten kurtarmak üzere Medine'ye geldiler...
Ebû Amr bin Abdülkays hazretleri evliyânın meşhurlarından olup Tâbiîndendir. Sahâbî olduğuna dâir rivâyetler de vardır. Hazret-i Ömer'in “radıyallahü anh” halîfeliği sırasında Medâin ve Tüster'in fethine katıldı. Sonra da Basra'ya yerleşti. Eshâb-ı kirâmdan hazret-i Ömer'i, hazret-i Osman'ı ve Abdullah bin Mes'ûd “radıyallahü anhüm” gibi büyükleri gördü. Hazret-i Ömer'den ve Selmân-ı Fârisî'den “radıyallahü anhüma” hadîs-i şerîf rivâyet etti. Kendisinden, Hasan-ı Basrî ve Muhammed bin Sîrîn rivâyette bulunmuşlardır. 674 (H.55) senesinde Kudüs'te vefât etti.
Eski elbiseli, fakir ve köse bir alim, bir kadı'nın mahkemesinde alimler sırasında üst sırada oturur. Kadı gerek giyiminden gerese tanımadığından olacak sert sert bakar. Bunun üzerine, Kadının adamı fakir alimin yanına gelerek: -Buradan kalk. Haddini bil burası senin yerin değil. Herkes meclisin üst tarafına layık olamaz. Senin yerin aşağısı.Ya git oraya otur, ya da çık git, der. Alim, bakar ki olacak gibi değil, kalkar ve aşağılarda bir yere oturur. Derken alimler fıkıh konusunda tartışmaya başlarlar:-Hayır, evet, kabul edemem, ben haklıyım, şeklinde her biri birbirine üstünlük kurma sevdasıyla mücadelelerini sürdürür her biri bir dövüş horozuna döner. Bir karmaşadır gider. Fakir alim dayanamaz kalkarak: -Lütfen bir kere de beni dinlermisiniz? Bu konuda benim de söyleyeceğim bir kaç söz var.