Vesîle Cennette En Yüksek Derecedir
Ebû Sinan eş-Şeybânî hazretleri hadîs âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. 749 (H.132) senesinde vefât etti. Zamânının âlimlerinden ilim öğrendi ve hadîs-i şerîf nakletti. Bunlardan bazıları şöyledir:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.648.522
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ebû Sinan eş-Şeybânî hazretleri hadîs âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. 749 (H.132) senesinde vefât etti. Zamânının âlimlerinden ilim öğrendi ve hadîs-i şerîf nakletti. Bunlardan bazıları şöyledir:
Padişahlardan biri maiyetiyle birlikte bir gezintiye çıkmıştı. Yolu üzerindeki bir köyde çok yaşlı bir adamın tarlasına fidan dikmekle meşgul olduğunu gördü. İhtiyara uzaktan seslendi:- Baba, sen ne diye fidan dikmeye uğraşıyorsun? Maşallah yaşını yaşamışsın, bu diktiğin fidanların meyvesinden herhalde yiyemezsin. İhtiyar cevap verdi: - Bu diktiğim fidanların meyvesini bizim yememiz şart değil evlat. Biz nasıl bizden öncekilerin diktiği fidanların meyvesinden yedikse, bizim diktiğimiz fidanların meyvesini de bizden sonrakiler yer.
Kanuni Sultan Süleyman Han, Portekiz donanmasının taarruzlarına karşı imdat isteyen Hind müslümanlarına bir donanma göndererek yardımda bulundu. Bu donanma Portekizlileri bu denizlerden kovaladıktan sonra Mısır'a dönerken, bu donanmada bir filoya kumanda eden Hayreddin Mehmed Reis, bu donanmanın kumandanı Süleyman Paşa tarafından iki gemiyle doğu denizlerini keşfe gönderildi. Osmanlı denizcileri ilk olarak Siyam (Tayland)'a geldiler ve kral tarafından çok iyi karşılandılar. Kral onların Siyam'da istekdileri kadar kalabileklerini ve misafirleri olduğunu söyledi. Tam 15 yıl burada kaldılar ve onlara yılda 12.000 altın ücret verildi. Bu zaman zarfında başkent Ayuthia'da (bugünkü başkent Bangkok'a yakın) 7 cami açtı lar. Yalnız başkentte 30.000 aile, onların örnek ahlakı sebebiyle müslüman olmakla şereflendi. Bugün Tayland'daki 2,5 milyon müslümanın menşei bunlardır.
Muhammed bin Eslem Tûsi, Horasan taraflarında yaşayan büyük velilerden, tefsir, kelâm ve hadis âlimidir. 856 (H.242) senesinde Nişâbur'da vefât etti.
Zamânındaki hadis âlimleri onun "sikâ", güvenilir bir zât olduğu husûsunda görüş birliğine vardılar.
Ebû Abdullah isminde bir zât şöyle anlatıyor:
"Vefâtından dört gün önce Muhammed bin Eslem'in yanına girdim. Bana dedi ki:
Ahmed Ticâni hazretleri meşhur âlim ve velilerindendir. 150 (m. 1737) senesinde Cezayir'de Ayn-ı Mâdi denilen yerde doğdu. Orada tahsilini tamamladıktan sonra Kâhire'ye gitti. Evliyânın büyüklerinden Ahmed bin İdris'le görüştü. Ondan ilim öğrenip feyz aldı. Hilâfeti ile şereflendi.1230 (m. 1815) senesinde Fas'ta vefât etti. Oğluna şöyle nasihat etti:
Ebû Abdullah-ı Rodbâri, evliyânın büyüklerindendir. Onuncu yüzyılda Bağdât ve Şam diyarlarında yaşamıştır. İsmi Ahmed bin Atâ'dır. Büyük veli Ebû Ali Rodbâri hazretlerinin kız kardeşinin oğludur. Yani o mübarek zatın yeğeni olur. Ebû Abdullah künyesiyle ve Rodbâri nisbesiyle meşhur olmuştur. Bağdât'ta doğdu. Doğum târihi bilinmemektedir. 979 (H.369) senesinde Sûr şehri yakınlarındaki Menvas köyünde vefât etti. Kabri Sûr şehrindedir...
Vaktiyle bir kasabada, kayınvalidesiyle birlikte yaşayan bir gelin vardı. İkisinin de kişiliği tamamen farklıydı. Sık sık kavga edip tartışırlardı. Evde huzur kalmamış, bitmez tükenmez gelin kaynana kavgalarından, annesi ile karısı arasında kalan koca için de, ev cehennem haline gelmişti.Artık bir şeyler yapmak gerektiğine inanan gelin, doğruca babasının eski bir arkadaşı olan yaşlı bir aktara gitti ve derdini anlattı. İlim ve marifet sahibi olan yaşlı aktar, ona bitkilerden yaptığı bir karışım hazırladı ve üç ay boyunca hergün azar azar, kaynanası için yaptığı yemeklerin içine koymasını söyledi. Zehir az az verilecek, böylece kaynanayı gelininin öldürdüğü belli olmayacaktı. Yaşlı aktar gelin hanıma, kimsenin ve eşinin şüphelenmemesi için, kaynanasına çok iyi davranmasını, ona en güzel yemekleri yapmasını söyledi.