Her Işin Intizamı Doğruluk Iledir
Emînüddîn bin Neccâr hazretleri Şafiî mezhebi âlimlerindendir. 845 (m. 1441)’de Mısır’da doğdu. 929 (m. 1522)’de vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.546.569
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Emînüddîn bin Neccâr hazretleri Şafiî mezhebi âlimlerindendir. 845 (m. 1441)’de Mısır’da doğdu. 929 (m. 1522)’de vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
Sultan IV. Murad Han çocuk yaşta tahta geçtiği için yeniçeri ve sipahilerin zorbalık ları artmıştı. Hüsrev Paşa ve Topal Recep Paşa gibi vezirler de el altından bu zorbaları destekliyor ve onların gücü sayesinde mevkilerini elde tutuyorlardı. Nitekim Sultan Murad, Hafız Ahmed Paşayı Sadrazam yaptığı zaman askeri ayaklandıran Recep Paşa sadrazamlığı ele geçirdiği gibi, Hafız Ahmed Paşa, Hasan Halife ve Padişahın çok sevdiği muhasibi Musa Çelebiyi çeşitli hilelerle öldürttü. Sultan Murad Han, Musa Çelebinin katlini işitince acı bir ah çekip; "Yâ Rab! Bu mazluma kıyan zalimlerin haklarından gelmeye sen bana kuvvet ver" diyerek ağladı.
Haçova Meydan Muharebesi üzerinden henüz fazla bir zaman geçmeden Avusturya İmparatoru, Osmanlı topraklarına tekrar saldırdı. Bunun üzerine, Sadrazam Damad İbrahim Paşa kumandasında bir ordu hazırlandı. Sefer hazırlıklarını tamamladıktan sonra 1599'da İstanbul'dan Belgrad'a doğru harekete geçti. Edirne'ye geldiğinde Avusturya seraskeri olan Satırcı Mehmed Paşayı başarısızlığı sebebiyle katlettirdi. Daha sonra Belgrad'a, oradan Macaristan'a giren İbrâhim Paşa, Estergon üzerine yürüdü. Ancak bu hareketi, muhârebe yapmak veya kale fethetmekten ziyâde uzun süren muhârebeler neticesinde dağılan veya Osmanlılar aleyhine cephe alan yerli halkın yeniden kazanılması, serhad kalelerinin tâmiri gâyesine yönelikti. Kışı Belgrad'da geçiren Veziriâzam İbrâhim Paşa, 1600 senesi baharında Estergon üzerine yürüyüşe geçti.
Ebû Muhammed Serrâc hazretleri evliyadan olup hadis ve fıkıh âlimidir. 1026 (H.417) senesinde Bağdat'ta doğdu, 1106 (H.500) senesinde Bağdât'ta vefât etti. Bağdâd'ın meşhûr âlimlerinden akli ve nakli ilimleri tahsil etti. Kırâat, hadis ve fıkıh ilimlerindeki yüksek derecesi yanında edebi sanatlarda da yüksek bir şâir olan Ebû Muhammed Serrâc birçok kıymetli eser yazdı.
Bir başka sohbetinde de Sehl bin Abdullah-ı Tüstüri hazretlerinin şöyle naklettiğini buyurdu:
Sehl-i Ergiyâni hazretleri Şafii mezhebi fıkıh ve tasavvuf âlimlerindendir. 426 (m. 1035)'da İran'da Nişâbûr'un Ergiyân nahiyesinde doğdu. 490 (m. 1097)'da vefât etti. Bir sonbetinde, Hazreti Ali'nin (radıyallahü anh) kıymetli sözlerini anlattı:
Sirâcüddîn Osman hazretleri Sultan-ül-ulemâ Hâce Nizâmüddîn-i Evliyâ'nın yetiştirdiği Hindistan evliyâsının büyüklerindendir. Daha gençlik yıllarında, Hâce Nizamüddîn hazretlerinin sohbetlerinde bulunarak yetişen Sirâcüddîn Osman, zamanın meşhur âlimlerinden de fıkıh ve hadis ilmi tahsil etti. 1357 (H.759) yılında vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:
Hacı Bayram-ı Veli'nin doğduğu Zülfadl (Sol-Fasol) köyünden bir genç askere çağrılmıştı. Yetim olan bu temiz genç, babasından kalma birkaç altınını, annesinden kalan hâtıra bilezik ve küpleri emânet edecek bir kimse bulamadı. Hepsini küçük bir çekmeceye koyup, Hacı Bayram-ı Veli'nin türbesine getirdi. Türbeyi ziyâret edip;
"Yâ hazret-i Hacı Bayram-ı Veli! Beni vatani vazifemi yapmak için çağırdılar. Annemden ve babamdan kalma şu hâtıraları emânet edecek bir kimse bulamadım. Bu küçük çekmeceyi zâtı âlinize emânet bırakıyorum. Eğer askerden dönersem, gelir alırım. Şâyet dönemezsem, istediğiniz bir kimseye verebilirsiniz!" diye münâcaat etti.