Vesîle Cennette En Yüksek Derecedir
Ebû Sinan eş-Şeybânî hazretleri hadîs âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. 749 (H.132) senesinde vefât etti. Zamânının âlimlerinden ilim öğrendi ve hadîs-i şerîf nakletti. Bunlardan bazıları şöyledir:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.650.613
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Ebû Sinan eş-Şeybânî hazretleri hadîs âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. 749 (H.132) senesinde vefât etti. Zamânının âlimlerinden ilim öğrendi ve hadîs-i şerîf nakletti. Bunlardan bazıları şöyledir:
13 Haziran 1913 Çarşamba günü saat 11.oo sıralarında Sadrazam ve Hariciye Nazırı Mahmud Şevket Paşa, bugün İstanbul Üniversitesi Merkez Binası olarak kullanılan, o zamanki Harbiye Nezareti binasından makam otomobiline binip Babıâli'ye gelirken, Bâyezid meydanını geçip Divanyolu'na vardığı bir sırada "Sakalar Çeşmesi" denilen yerde kalabalık bir cenaze alayı yüzünden durmak zorunda kalmıştı. Tam bu sırada, tamir bahanesiyle yolun kenarına park etmiş başka bir otomobilin içinde ve dışında bulunan yedi kişi hemen tabancalarıyla ateş etmeye başladılar. Bunlar, Topal Tevfik Çerkes Ziya, Nazmi, eski Bahriye Yüzbaşısı Şevki, Teğmen Mehmed Ali, Gelenbevi Mektebi Başmubassırı Abdullah Safa ve Abdurrahman adlı kişilerdi.
Kanuni Sultan Süleyman, Macaristan Kralına Yanoş Zapolya'nın tayin edildiğini bütün Avrupa'ya bildirmişti. Fakat Avusturya kralı Ferdinand bunu tanımıyor, kendisinin aynı zamanda Macaristanın da kralı olduğunu iddia ediyordu. Zapolya'nın ölümünde onbeş gün önce bir oğlu olmuştu. Ferdinand bunun gayrimeşru olduğunu, kendi çocuğu olmadığını ileri sürerek yeniden Macarisan tahtı üzerindeki hak iddia etmeye başladı. Kanuni, bu durumun ne derece doğru olduğunu araştırmak için Macaristan'a bir çavuşun gönderilmesini emretti. Çavuş, Budin'e gelince, Zapolya'nın karısı İzabella kucağında çocuğu ile onun yanına geldi ve:-İşte Zapolya'nın ve benim oğlumu Padişah'ın himayesine bırakıyorum...dedi.Bu sözler üzerine Çavuş:-Çocuğunuz şu andan itibaren Macaristan kralıdır ve Osmanlı himayesi altındadır. Bunun için Padişahımız Sultan Süleyman Han adına yemin ediyorum...dedikten sonra İstanbul' a döndü ve padişaha hadiseyi arzetti.
Ebü'l-Hasan Ali Konevî hazretleri evliyânın büyüklerinden ve fıkıh âlimlerindendir. 1270 (H.668) senesinde Konya'da doğdu. İlk tahsilini burada yaptıktan sonra Şam'a gitti. Burada meşhur âlimlerden ilim öğrendi. İcâzet aldıktan sonra Şam'da İkbâliyye Medresesinde ders vermeye başladı. Sonra Mısır'a gidip otuz seneye yakın kaldı. Tekrar Şam'a döndü ve kâdılık mevkiine getirildi. 1328 (H.728)'de orada vefât etti.
İbn-i Sâlim Kilâ'i rahmetullahi aleyh, Endülüslü (İspanya) hadis âlimidir. 565 (m. 1170)'de Gırnata'da (Granada) doğup, 634 (m. 1237)'de Belensiye'de (Valencia) şehid oldu. Naklettiği hadis-i şeriflerden bazıları:
Bedi'uddin Sehârenpûri, İmâm-ı Rabbâni hazretlerinin talebelerinin en meşhurlarındandır. Hindistan'da Sehârenpûr'da doğdu. İmâm-ı Rabbâni hazretlerine talebe olmadan önce memurluk yapıyordu. Zaman zaman İmâm-ı Rabbâni'nin sohbetlerini dinlemeye Serhend'e giderdi. Ne zaman Serhend'e mübârek hocasının huzûruna gitse kendiliklerinden buyururlardı ki: "Sen şu hâldesin, bundan sonra şöyle şöyle olacak." Gerçekten buyurdukları gibi vâki olurdu. Dâimâ ona hâllerini söyler, bu yolda ilerlemesini sağlar ve kontrol ederdi. İmâm-ı Rabbâni hazretlerinin, Bedi'uddin Sehârenpûri'ye yazdığı bir mektup aşağıdadır:
Görünüşü düzeltmekle adam olunamayacağına dair, Bayezid-i Bistami hazretlerinden şu kıssa meşhurdur: Müridlerinden biri:
"Paltonuzdan bir parça verseniz de teberrüken üzerimde taşışam!…" der. Bayezid-i Bistami hazretleri cevaben:
"Oğlum, sen adam olmazsan, Bayezid'in paltosuna değil, derisini yüzüp, içine girsen fayda vermez!" buyururlar.