Cimrilik, Sizden Önceki Ümmetleri Helak Etmiştir
Abdullah bin Nümeyr hazretleri hadîs âlimlerinin meşhûrlarındandır. 115 (m. 733) senesinde doğdu. 199 (m. 814)’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.543.922
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Abdullah bin Nümeyr hazretleri hadîs âlimlerinin meşhûrlarındandır. 115 (m. 733) senesinde doğdu. 199 (m. 814)’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
Fatih Sultan Mehmed Han, üzerinde derin nüfuzu bulunan hocası Akşemseddinin sık sık tekrar ettiği bir Hadis-i Şerif, genç Sultanın her zaman baş düsturu ve rehberi olmuştu:"Ümmetimden iki sınıf ilmi ile amel ederse, insanlar kurtulurlar: Âlimler ve Hâkimler. Eğer bu iki sınıf bozulursa, bütün halk bozulur ve ortalığı fesad kaplar"Bundan dolayıdır ki Fatih, ülkesinde ilme ve adalete son derece ehemmiyet vermişti. İstanbul'un fethinden sonra mahkumları serbest bırakan Fatih'in huzuruna, zindandan çıkmak istemeyen iki papaz getirilir. Bunlar, Konstantin'e âdil ve hakperest olmaktan bahsettikleri için zindana atılmış, sonra böyle adaletsiz bir dünyanın içerisi, dışarısından daha rahat diye hapisten çıkmamaya yemin eden keşişlermiş.
Tarihçi Ali'nin yazışına göre Kemal Reis Eğriboz Azepler Reisi iken Dip Frengistan'a gitmiş ve bütün sahillerdeki kaleleri vurmuş, gittikçe gemisi çoğalıp levent mellahlarına başbuğ olmuştur. Frenk kıyılarının hakimleri onun korkusundan şaşkına dönmüşler. Bir gece Malta adasına varmış ve bir yol bulup adadaki Beyin oğlunu esir almış, onu bir çok kumaş yükleriyle birlikte önce Gelibolu'da Arnavut Sinan Beye ve onun tavsiyesi ile İstanbul'a saraya getirmiştir. Osmanlı Devleti'ndeki şöhreti bu hadise ile başlamış görünüyor. Kemal Reis Gırnata'da Beni Ahmer hükümdarlarının sonuncusu olan Mevlâ Hasan'ın Osmanlı devletinden imdat istemesi üzerine donanma ile İspanya sularına gitmiş, nümayişler ve vurgunlar yaparak oralara korku salmıştı.
Mevlânâ Celâleddin-i Rûmi hazretleri, Mesnevi'sinde anlatır: Hazret-i Ömer'in (radıyallahü anh) halifeliği zamanında bir çalgıcı vardı. Düğünlerde çalgı çalar, şarkı söylerdi. Zaman geçti, yaş ilerledi, çalgıcı ihtiyarladı. Sesi çirkinleştiği için itibardan düştü. Artık bir şey kazanamaz duruma gelmiş, bir dilim ekmeğe muhtaç olmuştu. Bir gün içi yanarak Cenabı Hakk'a şöyle niyazda bulundu:
Ebü’l-Kâsım Geylânî hazretleri Hanbelî mezhebi fıkıh âlimidir. 451 (m. 1059) yılında İran’da Geylân’da doğdu. Zamanın ileri gelen âlimlerinden ilim öğrenen Ebü’l-Kâsım Geylânî, Bağdad’a birçok âlimden ilim öğrenip hadîs-i şerîf işitti. Hadîs-i şerîf ve Hanbelî mezhebi fıkıh bilgilerinde âlim oldu. 546 (m. 1151) yılında Bağdad’da vefât etti. Cenâze namazını Abdülkâdir-i Geylânî hazretleri kıldırdı. Bir dersinde şunları anlattı:
Demir Hoca, tahsil çağı gelince Köse Vâiz Medresesinde ilim öğrenmeye başladı. Hocası Hacı Hamdi Efendiden icâzet, diploma aldı. İlim tahsilini tamamladıktan sonra manifaturacılık yaparken, en çok Nevşehir'in Tavukçu Camii'nde ve daha sonra da diğer bütün câmilerinde ücretsiz imâm-hatiplik yaptı. Bir süre sonra ticâreti tamâmen bırakıp insanlara Allahü teâlânın emir ve yasaklarını bildirmeye çalıştı. Kendisi için tutulan han odalarında çok talebe yetiştirdi...
Mesnevi'de şöyle bir hikaye anlatılır:Çölde yolculuk eden iki arkadaş, yolculuk esnasında bir sebepten tartışırlar, biri ötekine bir tokat aşk eder. Tokadı yiyenin canı çok yanar; ama tek kelime etmez ve kum üzerine şu sözleri yazar:
"BUGÜN EN İYİ ARKADAŞIM BANA BİR TOKAT ATTI."