Cimrilik, Sizden Önceki Ümmetleri Helak Etmiştir
Abdullah bin Nümeyr hazretleri hadîs âlimlerinin meşhûrlarındandır. 115 (m. 733) senesinde doğdu. 199 (m. 814)’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.542.965
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Abdullah bin Nümeyr hazretleri hadîs âlimlerinin meşhûrlarındandır. 115 (m. 733) senesinde doğdu. 199 (m. 814)’de vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
Osmanlı Sultânı Dördüncü Murâd Han, Bağdât seferine giderken Misâli Baba'nın bulunduğu köyün yakınında bir yerde ordusunu istirâhate çekmişti. Bu sırada çevreyi dolaşan Sultan, onun köyüne uğradı. Köyün alt tarafında küçük bir kulübe gördü. Yaklaşıp kapısını çaldı. Kulübenin kapısı açılıp, Sultanı, nûr yüzlü bir zât karşılayıp, tebessüm ederek içeri aldı. Onun velilerden olduğunu fark eden Sultan, hürmetle huzûrunda oturup, bir müddet sohbetini dinledi ve duâsını aldı. Ayrılıp giderken Sultana birkaç avuç bulgur ve bir torba da saman verdi. Sultan bunları alıp ordusuna döndü.O gün yemek zamânı kendisine Misâli Baba tarafından hediye edilen birkaç avuç bulgurun pilav yapılmasını istedi.
"Osmanlı Sultanı Abdülaziz Han Hazretlerini Paris'te görmek ve ağırlamakla büyük şeref duyacağımızı...Temmuz 1867 başlarında açılacak "Exposition" Büyük Paris Fuarını teşriflerinizi... Bu hususta vaki emir ve arzularının İstanbul sefarethanesi ne ulaştırılmasını... Yüksek takdirlerinize, daimi saygılarımızla arz ederiz... Fransa İmparatoru Napoleon III"Fransız elçisi, kraliyet davet mektubunu sunarken çok heyecanlıydı. Kont Bourrée:-Sultan hazretlerini bütün Paris ve bütün Fransa, samimi bir heyecanla beklemekte dir...diyebildi. Başmabeyinci:-Efendimize arzederiz...cevabını verdi.Üç gün sonra İngiltere Büyükelçisi de, bir Resmi Davet Mektubu" takdim etti. Kraliçe Victoria da, "Yeryüzü Müslümanlarının Halifesi"ni Londra'da ağırlamak istiyordu.Abdülaziz Han kararsızdı. Yakınlarıyla istişare etmek lüzumunu hissetti:-Bu güne kadar hiçbir Osmanlı Sultanı, Payitahtı terk eylememiştir.
Ebû Abdullah Huşeni rahmetullahi aleyh, fıkıh, hadis ve târih âlimidir. Üçüncü asrın ortalarında Tunus'ta Kayravan'da doğup, takriben 366 (m. 976) târihinde vefât etmiştir. "Kudât-ı Kurtuba" kitabından seçmeler:
Hâce Hamidüddin, Buhâra âlim ve velilerindendir. Şah-ı Nakşşibend hazretleriyle aynı devirde yaşamıştır. Yetiştirdiği talebelerinin büyüklerinden Seyfeddin Menâri, hocasından duyduğu nasihatleri şöyle nakleder:
Mübarek hocama "Dünyâ nedir?" diye sorulduğunda; "Allah'tan gayri her şey dünyâdır. Senin nefsin alçak ve aşağıdır. Nefsine yakın olan her şey dünyâdır... Dünyâ nefsin evidir ve dünyâlıklar onun harp âletleridir. O kendi evinde rahat durmakta, arkadaş ve dostlarından da yardım beklemektedir. Rûh ise bu âlemde kendi arkadaş ve akrabâlarından uzak kalmış, aslını unutmuştur. İlâhi bir yardım gelmedikçe, ondan bir iş, bir fayda gelmez" buyurdu
Ebû Abdullah Muhammed bin Ahmed hazretleri İslam âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. 1310 (H.710) senesinde Cezayir'de Tlemsân şehrinde doğdu. Tunus'a tahsile gitti. Orada İbn-i Abdüsselâm'dan tasavvuf, Ebû Zeyd bin Yâkub'dan Kur'ân-ı kerim dersleri aldı. Tasavvuf ilminde Allahü teâlânın zâtı ve sıfatlarına âit mârifet bilgilerinde âdetâ bir derya gibi oldu. Akılları hayrete düşürecek derecede ilimlere sahip bir âlim olarak memleketine döndü. 1370 (H.771) senesinde vefat etti. Buyurdu ki:
Emir Sultan, âlim ve ilim menbaı olan Buhârâ'da yetişti. Mekke-i mükerreme ve Medine-i münevvere'de ilim tahsil etti. Medine-i münevvereye yerleşmek ve ömürlerinin sonuna kadar orada kalmak niyetindeyken, bir rüyâ gördü. Rüyâsında Peygamber efendimiz ile hazret-i Ali yanyana oturmuşlardı. Yanlarına vardı ve diz çöküp oturdu. Hazret-i Ali ona; "Ey oğlum! Sana cenâb-ı Hak tarafından ceddin Muhammed'in (sallallahü aleyhi ve sellem) sünnetini, takvâ yoluyla öğretmen için Rûm iline gitmen işâret olundu. Önünde giden nûrdan üç kandil belirecek, o kandiller nerede gözünden kaybolursa orada kalacaksın. Mezârın da orada olacak" dedi. Emir Sultan uykudan uyanınca; "Demek ki takdir-i ilâhi böyle" diyerek yola çıktı. Hazret-i Ali'nin dediği gibi, üç kandil ona kılavuzluk etti. Bursa'ya geldiği zaman, önündeki nûrdan üç kandil, pınar başında üç servi civârında fakirler için tahsis edilmiş eski bir kilisenin yanında kayboldular. Böylece Emir Sultan Bursa'ya yerleşti.