Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

16.979.880

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Rehberimiz Bize Sabrın Meyvesi Tatlı Olur Dedi

Ahmed Cüzeyrî hazretleri evliyânın büyüklerindendir. 1483 (H. 887)’te Cizre’de doğdu. 1580 (H. 987)’de orada vefat etti. İlk tahsilinden sonra Diyarbakır, İmâdiye ve Hakkâri'de ilim tahsîl etti. Doğu Anadolu'nun pekçok şehir ve kasabalarını gezip gördü. Tahsîlini tamamlayarak Diyarbakır'da icâzet aldı. Ubeydullah-ı Ahrâr hazretlerinin talebelerinden feyz alarak tasavvufta Ahrâriyye yolunda kemâle erdi. Ahmed Cüzeyrî hazretleri ilâhî bir aşk ateşiyle yanmış ve şiirlerinde bunu dile getirmiştir. Bir şiirinde bir rehbere tâbi olmayanın hâlini şöyle anlatır:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

O Kendini Tanitti

Kânûni, bir gün kayıkla Boğaz'da gezmeye çıkmıştı. Ortaköy hizâsına gelince kıyıya yanaşıp, bir adam göndererek Yahyâ Efendiyi çağırttı. O da yanında bir ahbâbı ile gelip kayığa bindiler. Birlikte giderlerken, Yahyâ Efendinin ahbâbı, devamlı olarak Kânûni'nin parmağında bulunan çok kıymetli bir yüzüğe bakıyor ve bu bakış dikkati çekiyordu. Kânûni bu hâli farkedince, parmağındaki o kıymetli yüzüğü çıkarıp; "Buyurun, daha yakından iyice bakıp ince leyebilirsiniz." dedi. O zât yüzüğü aldı. Evirip çevirdikten sonra, denize atıverdi. Yahyâ Efendi hâriç, kayıkta bulunanlar çok hayret ettiler. Bir müddet gittikten sonra, o zât inmek istediğini bildirince, kayık kıyıya yanaştı. O zât, ineceği sırada denizden bir avuç su alıp Sultana uzattı. Avucunda biraz önce denize attığı yüzük vardı. Yahyâ Efendi hâriç, kayıkta bulunan herkes, yine çok hayret ettiler. Kânûni, elini uzatıp yüzüğü alınca, o zât birdenbire gözden kayboluverdi. Kânûni, Yahyâ Efendiye dönüp;"Ağabey, neler oluyor?" dedi. O da; "O gördüğünüz Hızır aleyhisselâm idi." dedi. Bunun üzerine Kânûni; "O hâlde bizi niye tanıştırmadınız?" deyince, Yahyâ Efendi; "O kendini tanıttı. Ama siz tanımakta geç kaldınız." buyurdu.

Vehbi Tülek

105 - Baltaci Mehmed Paşa Ve Rus Çari Deli Petro

Vehbi Tülek

Tek Başina Bir Ordu: Ebussuud Efendi

Vehbi Tülek

Kosova Şehidi

Vehbi Tülek

Ağabeyi Süleymân Şahın Rumeli fetihleri sırasında vefât etmesi üzerine Şehzade Murad Osmanlı tahtına veliahd tâyin edildi (1359). Kısa bir müddet sonra da babasının vefâtı üzerine Bursa'ya davet edilip Osmanlı tahtına geçti. (1360).Sultan Murâd Han, ilk iş olarak devletin başşehri Bursa'da lüzumlu tâyin ve icrâatlarda bulundu. Şehzâdeler meselesini halletti. Önce, Karadeniz Ereğlisi ve Ankara fethedildi. Lala Şâhin Paşayı ilk serdar ve sadrazam yaptı. Bursa kâdısı Çandarlı Halil Paşayı da kazasker tâyin etti. Devletin içişlerini hallettikten sonra, Anadolu'dan Rumeli'ye yöneldi. 1361'de Çorlu, Keşan, Dimetoka, Pınarhisar, Babaeski, Lüleburgaz ve 1362'de Edirne fethedildi. Bizans Devletinin İstanbul'dan sonra ikinci önemli şehri olan Edirne'nin fethi, Türkler'in Avrupa'ya kesin olarak yerleşmelerini temin etti. Trakya'da stratejik bir mevkide bulunan Edirne, Osmanlı Devletinin Rumeli'ndeki fetihlerinde bir askeri harekât noktası oldu. Her geçen gün şehrin imar faâliyetleri artarak; genişledi. Ardından sıra ile; Gümülcine, Zağra, Yenice ve Filibe fethedildi. Rumeli'nde fethedilen Avrupa topraklarına, Osmanlı iskân siyâsetince, Türk-İslâm ahâlisi yerleştirildi. Bu arada Osmanlının âdil idâresinden memnun kalan Hıristiyan ahâli de seve seve Türklerin hâkimiyeti altına girdiler.

Kanuni Sultan Süleyman’in Fransa Kralina Mektubu

Vehbi Tülek

Broken Hill Savaşi

Vehbi Tülek

Tozkoparan İskender

Vehbi Tülek

Fatih’in Medreseleri

Vehbi Tülek

İlk Hristiyan Vezir

Vehbi Tülek

Donanma Sefer Çikarken

Vehbi Tülek

Koca Yusuf

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

“reis-ül-kurrâ” İmâm-ı Âsım

İmâm-ı Âsım'ın yetiştiği Kûfe şehri, İslâmi ilimlerin okutulduğu ilim merkezlerinden biriydi. Burada, son sahabi Hz. Abdullah bin Ebi Evfâ'nın 705 yılında vefâtına kadar yüzlerce Eshâb-ı kirâm yaşadı. O yüksek ilim ve marifet sahibi insanların sohbetine kavuşup yetişen Tâbiinin büyük âlimlerinden biri de, Âsım bin Behdele hazretleriydi. Bu altın halkanın Kûfe'de yetiştirdiği büyük âlimlerin meşhûrlarından bazıları; Alkame bin Kays, Şüreyh bin el-Hâris, İbrâhim en-Nehai ve meşhûr mezheb imamımız İmâm-ı A'zam Ebû Hanife'dir.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Numune Mektebi Ve Mehmed Reşad Han

Vehbi Tülek

1900'lü yılların başındayız... Devlet idaresine tamamen hakim olan İttihatçılar istedikleri kabineyi iş başına getiriyorlar, istemediklerini ise baskı ve tehditle görevden uzaklaştırıyorlardı. Sultan Abdülhamid tarafdarı diyerek pek çok kişiyi idam ettirdiler. Memlekette can, mal ve namus emniyeti kalmadı. Devlet düşmanlığı, küfr ve dinden dönme moda olmağa yüz tuttu. Her vilayette zalimler, asiler ve zorbalar türedi. Bunun neticesi olarak Arnavutluk'ta isyan hareketleri başladı. Sultan Reşad 16 Haziran 1911'de Kosova'ya gitti. Yüz bin Arnavud ile cuma namazı kıldı. Huzur'u temin etti.

İyi Ve Kötü Huyları Öğrenmek Farzdır

Vehbi Tülek

İlmiyle Amel Etmeyen Din Adamları!

Vehbi Tülek

Şems-üş-Şümûs Muhyiddîn hazretleri evliyânın büyüklerindendir. 1570 (H.978) senesinde Hindistan'ın Ahmedâbâd şehrinde doğdu. Zamânının meşhûr âlimlerinden ilim öğrendi. Allâme Cemâleddîn Muhammed ve birçok zattan tasavvuf yolunda hırka giydi. 1628 (H.1038) senesinde aynı yerde vefât etti. Çok kitap yazdı. “El-Minhâc ilâ Ma'rifeti'l-Mi’râc” isimli eserinde şöyle nakleder:

Aile Efradı Ile Sohbet, Güzel Ahlâktandır

Vehbi Tülek

Aza Kanâat Etmiyor, Çokla Doymuyorsun

Vehbi Tülek

Bişr Bin Hakem

Vehbi Tülek

Rabbinin Ismini Hürmetle Ve Ondan Korkarak An

Vehbi Tülek

Tövbeye Sebep Olan Mektup!..

Vehbi Tülek

Abdülmün’îm Bâcisrâî

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Arafatta Görüşürüz

Arafatta Görüşürüz

Sultan III. Mustafa zamanında İstanbul'da yaşamış olan evliyanın büyüklerinden Abdülehad Nuri Efendinin meşhûr talebelerinden Karabâşi Hacı Sâdık Efendi şöyle anlattı: Hacca giderken, korkulu ve kimsesiz yerlerde, Abdülehad Efendiyi bizzat bu gözlerim ile görürdüm. Kendi kendime, ona olan fazla sevgimden dolayı onu gördüğümü, bir hayal olduğu nu düşündüm. Fakat Mekke-i mükerremeye vardığımda, tavâf ederken hocamı yanımda gördüm. Hattâ bana selâm verdi. Ben de elini öptüm. Sonra kayboldu. Ben tavâfımı bitirdiğimde, hocam Makâm-ı İbrâhim denilen yerden ayrılıyordu. Bana; "Ey Sâdık Dede! Arafat'ta görüşürüz." deyip tekrar kayboldu. Arafat'ta, hocam Abdülehad Efendi ile birlikte vakfeye durduk. Sonra bana vedâ ederek ayrıldı.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Abdullah-i İlÂhî Hazretleri Ve Muhyiddin Çelebi

Vehbi Tülek

Allah'ın Takdirine Kulun Aklı Ermez

Vehbi Tülek

Üç Kandil

Kum Ve Kaya

SelÂmetle Gidip Gel

Veliye Rastlamak İstiyorsan

Ya Kadîmü'l-ihsÂn İhsÂnüke'l-kadîm

Allah Diyen Genç

Ya Kadîmü'l-ihsÂn İhsÂnüke'l-kadîm

Vehbi Tülek

Allah Diyen Genç

Vehbi Tülek

Yürüdüğü Yerde Deniz Durgunlaşiyordu

Vehbi Tülek

Fani Dünya

Vehbi Tülek

Ayyaşin Sonu

Vehbi Tülek

Dinini Dünyalığa Alet Edenin Sonu

Vehbi Tülek