Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.662.626

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Doktor Ve Ilâç Bulmak Takdîre Bağlıdır

İbrâhim bin Mûsâ el-Ebnâsî hazretleri evliyânın büyüklerinden olup Şâfiî mezhebi fıkıh âlimidir. 1325 (H. 725) senesinde Mısır'da Ebnâs köyünde doğdu. 1400 (H.802) senesinde hacdan dönerken yolda vefât etti. Mısır'daki Şâfiî mezhebi fıkıh âlimlerinin büyüklerinden olan Veliyyüddîn el-Menfelûtî ve Esnevî'den fıkıh okudu. İlim tahsîlini tamamladıktan sonra ders vermeye başladı. Bir dersinde şunları anlattı:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Kiymeti Takdîr

Sultan Abdülmecid Hân, Selânik'e giderken fırtına sebebi ile gemi Limni'ye sığınmak zorunda kaldığı zaman, uzaktan gördüğü türbenin kime âid olduğunu sordu. Yanındakilerden birisi türbenin Niyâzi-i Mısri'ye âid olduğunu söyledi ve onun başından geçenleri anlattı. Bunun üzerine Sultan Abdülmecid, Niyâzi-i Mısri hazretlerinin kabrini ziyâret etmek için türbeye gitti. Türbede, Niyâzi-i Mısri'nin rûhâniyetine hitâben; "Ey Niyâzi-i Mısri, kıymetini takdir edemeyen kimselere bedduâ eylemişsin. Sonra gelen bizlerin bunda bir kabahati yok. Bizlere, feyzli nazarının geldiği âşikâr olmadıkça, türbenden dışarı çıkmam" diye yalvardı ve Kur'ân-ı kerim okuyarak rûhuna hediye eyledi. Sultan Abdülmecid Hân, Niyâzi-i Mısri hazretlerinin feyz dolu nazarlarına kavuşunca dışarı çıktı ve türbenin tâmir edilmesi için emir verdi.

Vehbi Tülek

Bu Hükümdar Kemal Ve Tedbir Sahibidir

Vehbi Tülek

Kayiğa Karşi Araba

Vehbi Tülek

Bendenizde İki Fuad Vardir

Vehbi Tülek

Sultan Abdülaziz Han, Sadrazamlarından, tecrübeli devlet adamı Fuad Paşa ile birçok meseleyi istişare ederdi. Bir defasında, o günlerde İstanbul'da bulunan Mısır Hidivi İsmail Paşa ile hususi bir iş yapmak için görüşecekti. Bu meseleyi Fuad Paşa ile istişare etti. Fuad Paşa bunu mahzurlu buluyordu. Fakat Sultan Abdülaziz'in bu işe fazla istekli olduğunu gördüğün den, "Devletlû Hünkarımız nasıl arzu buyuruyorlarsa öyle olsun" dedi. Fakat aradan birkaç saat geçince Padişah, Fuad Paşa'nın kendisine niçin net bir cevap vermediğini düşündü. O gece bir adamını, Kanlıca'da bulunan yalısına gönderdi ve Fuad Paşa'dan, bu mesele hakkında ki görüşünün ne olduğunu yazılı olarak bildirmesini istedi. Fuad Paşa bir kağıda şu satırları yazarak padişaha gönderdi:

"Efendimiz, bendenizde iki Fuad vardır. Birincisi Padişahımızın tebeasından 'Vatandaş Fuad'dır. Vazifesi, Padişaha itaattir. Efendimizin her arzusu ve emri başının üstündedir, her fermanını fikir beyan etmeden kabul eder. İkincisi ise 'Sadrazam Fuad'dır. Onun vazifesi ise, padişahımızın isteklerine karşı gelmek değil, o işin devlete, millete ve padişahımızın şahsına, faidesi veya zararı nedir diye düşünmek, bilgi ve tecrübesine istinaden o iş hakkında fikirlerini beyan etmek, sonra da verilen vazifeyi bihakkın yerine getirmekdir.Padişah Efendimiz bu meseleyi iki Fuad'dan hangisine sual buyururlarsa o, vazifesi ile mütenasib cevab verecekdir."

Yavuz Sultan Selîm Ve Dede Molla

Vehbi Tülek

Padişahlar Da Güler!

Vehbi Tülek

Onun Görmediği Yer

Vehbi Tülek

Galiçya Cephesinde Bir Türk Çocuğu

Vehbi Tülek

Bir Dirhem Bal İçin

Vehbi Tülek

75 - Ertuğrul Şehitleri

Vehbi Tülek

Ermeni Zulmünün Canli Şahitleri

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

dülger-zâde Mustafa Efendi

Dülger-zâde Mustafa Rızâ-eddin Efendi, ilk tahsilini tamamladıktan sonra, Sinân Paşa Medresesi'ne devam etti. Bu sırada, Aziz Mahmûd Hüdâyi hazretlerinin dergâhında talebe yetiştirmekle görevli Ya'kûb Efendi'nin emri ile Odabaşı şeyhi Fenâi Efendi'nin derslerine devam edip, Celvetiyye yoluna girdi...

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Sırrî-yi Sekatî Ve Saraylı Talebesi

Vehbi Tülek

Sırri-yi Sekati vaaz veriyordu. Sultânın adamlarından birisi, merâsim ile oradan geçerken; "Şuraya bir uğrayalım" deyip içeri girdi. Giriş, o giriş!..

Büyük veli Sırri-yi Sekati Bağdadlıdır. Ma'rûf-i Kerhi hazretlerinden feyz aldı. Cüneyd-i Bağdâdi'nin dayısı ve hocasıdır... Bu büyük veli bir gün vaaz veriyordu. Sultânın adamlarından birisi, merâsim ile oradan geçerken; "Şuraya bir uğrayalım" deyip içeri girdi...

Büyük Mutasavvıf Zeynelâbidîn Ayderûsî

Vehbi Tülek

Cemâleddîn Es'ad Nişâbûrî

Vehbi Tülek

Cemâleddin Es'ad Nişâbûri rahmetullahi aleyh, Hanefi fıkıh âlimlerindendir. Horasan'da doğdu. 570 (m. 1174)'de Bağdad'da vefât etti. Fıkıh ilmine dâir yazdığı "El-Fürûk" kitabı meşhûrdur. Bu eserinde buyuruyor ki:

Din Kardeşlerine Yardımcı Olmak

Vehbi Tülek

İzzeddîn Türkmânî

Vehbi Tülek

Şihâbüddîn Ahmed Bin Ali

Vehbi Tülek

Vakit Zâyi Olursa Elde Etmek Imkânsızdır

Vehbi Tülek

Yâ Rabbî, Ilmimi Artır

Vehbi Tülek

Okçular Yerlerini Terk Edince!..

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Namazini Ben Kildirayim

Namazini Ben Kildirayim

Büyük İslâm âlimi Mevlânâ Şemseddin Fenâri'nin ömrünün sonlarına doğru gözlerine perde geldi. Göremez oldu. Sultanın veziri olan Hacı İvâz Paşa bir konuda Molla Fenâri'ye kızmıştı. Gözleri görmez olunca, laf olsun diye; "Dilerim ki, o âmâ ihtiyârın namazını ben kıldırayım." demişti. Bu söz Molla Fenâri'nin kulağına ulaşınca; "Ol kimse câhildir. Cenâze namazını kıldırmayı beceremez. Cenâb-ı Hakk'ın kapısından ümidim şudur ki, bana hemen şifâ buyurup, onu âmâ eyleye ve ben onun namazını edâ edeyim." dedi. Bir süre sonra, bir gece rüyâsında Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem efendimiz; "Tâhâ sûresini tefsir eyle!" diye buyurdukta; "Yüksek huzûrunuzda, Kur'ân-ı kerimi tefsir etmeye gücüm olmadığı gibi, gözlerim de görmüyor." demişti. Peygamberlerin tabibi olan Resûlullah efendimiz mübârek hırkasından bir parça pamuk çıkarıp, mübârek tükrüğü ile ıslattıktan sonra gözleri üzerine koydu. Molla Fenâri uyanıp, pamuğu gözlerinin üstünde buldu, kaldırınca, görmeye başladı. Allahü teâlâya hamd ve şükretti. Pamuk ipliklerini saklayıp, öldüğü zaman gözleri üzerine konmasını vasiyet etti. Tam bu günlerde, vezirin gözleri görmez oldu. Vezir bir süre sonra vefât etti ve cenâze namazını Molla Fenâri kıldırdı. Gözlerinin açılmasının bir şükrânesi olarak, 1429 (H.833) senesinde Şam yolu ile ikinci defâ hacca gitti. Bu esnâda Mısır'a ve Kudüs-i şerife de uğradı. Bir çok âlim ile sohbet edip onlardan istifâde etti.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Üzülmeyiniz, Allahü Teala Sizi Kurtardi

Vehbi Tülek

Sakiz Ağacinda Yapilan Hac

Vehbi Tülek

Onun Görmediği Yer

Yirmi Saniyede

Abdullah El-acemî

Abdullah El-acemî

Sarik Ve Sakal

Cimrilik Ve Nankörlüğün CezÂsi

Iv. Mehmed Han Ve Ahmed CÂhidî Efendi

Vehbi Tülek

Biz Söze Bakmayız, Öze Bakarız

Vehbi Tülek

Minareden Okunan Şiir

Vehbi Tülek

Allah'ın Emaneti

Vehbi Tülek

Kum Ve Kaya

Vehbi Tülek

Sultan Mahmud Ve Hirsizlar

Vehbi Tülek