Allahü Teâlânın Azabı Çok Şiddetlidir!
Abdurrahmân bin Ebî Zinâd hazretleri hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 100 (m. 718) senesinde doğdu. 174 (m. 790) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.565.726
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Abdurrahmân bin Ebî Zinâd hazretleri hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 100 (m. 718) senesinde doğdu. 174 (m. 790) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
Sultan Üçüncü Mehmed Hanla birlikte Eğri Seferine katılan Şemseddin Sivasi hazretleri nin talebelerinden Receb Efendi şöyle nakleder: "Şemseddin Sivâsi bir gün bu fakiri odalarına çağırıp; "Din düşmanlarının (hıristiyanların), sınırlardaki müslümanlara baskı ve zulümleri haddinden fazla olmuş, tahammül edilemez hâle gelmiştir. İçimde onlara karşı sefere gitme arzusu belirdi." buyurdu. Bu sözü üzerine, ihtiyâr olduklarını zayıf bünyelerinin sefere çıkmaya engel olacağını ve bu husûsa dâir pâdişâhtan da herhangi bir haber gelmediğini söyledim. Bunun üzerine; "Bize işâret ve tenbih olundu ki: "Sefer hazırlıklarını tamamla! Fetih ve zafer senin için mukarrerdir." buyurdu. Ben de; "Şüphesiz ben sâdece hak dine boyun eğip, yüzümü, gökleri ve yeri yaratmış olan Allah'a çevirdim ve ben O'na ortak koşanlardan (müşriklerden) değilim." meâlindeki En'âm sûresi 79. âyetini okudum. Bunun üzerine; "Bize müjde verildi ki yakında güçlü bir pâdişâh gazâ edip, birçok fetihlerde bulunacak ve müminlerin kalpleri de sevinçle dolacaktır." buyurdu.
Türkler, kılıç kullanmakta da ustaydılar. Bu, şimşirbazlık denilen bir sporun, yani bugünkü eskrim sporunun doğmasına sebep olmuştur. Türk kılıçları, başlıca yatağan ve pala olmak üzere iki kısımdı. Yatağan, yeniçeri silahlarından olup, meşhur kıvrık Türk kılıcıydı. Pala ise daha ziyade bahriye askeri ve süvariler tarafından kullanılırdı. Pala, düz, genişliği ucuna doğru biraz artan ve bu yüzden hafifçe öne kıvrık gibi görünen bir silahtı. Türklerin gürzleri de ünlüydü. Bunlar yekpare saplı veya zincir saplı olurdu. Spor için ise somak veya mermer gürz kullanılırdı. Talim gürzleri, ikiyüz okka (256.5 kg) kadar olurdu. Bununla müsabakalardan önce çok idman yapılırdı. Gürz, sağ ve sol elde, değişik yönlerde, belli kaidelerle çevrilip sallanarak, kaldırılıp indirdilerek kullanılırdı.
Seyyid Muhammed Hargûşî hazretleri hadis ve fıkıh âlimidir. Nîşâbur'un Hargûş mahallesinde doğdu. İlk tahsiline Nîşâbur'da başladı. Sonra Bağdat, Mekke, Şam ve Mısır'da ilim tahsil ettikten sonra Nîşâbur'a dönerek hadis dersi verdi. Hâkim Nîşâbûrî gibi âlimler kendisinden hadis rivayet ettiler. 406 (m. 1015)’te Hargûş'ta vefat etti. Naklettiği hadis-i şeriflerden bazıları:
Muhammed İbnü'l-Haddâd Kinâni hazretleri Şâfii fıkıh âlimidir. 264 (m. 878)'de Mısır'da doğdu. Buradaki büyük âlimlerden hadis ve Şafii fıkhı tahsil edip icazet aldıktan sonra kadı nâibliği, kadılık, müderrislik ve müftülük yaptı. 344'te (m. 955) Kahire'de vefat etti. Buyurdu ki:
Seyyid Emîr Alî Melîhâbâdî hazretleri tefsir ve hadis âlimidir. Hindistan’da Eved şehrine bağlı Melîhâbâd kasabasında doğdu. Delhi’de Seyyid Nezîr Hüseyin’in derslerine katıldı, Kalküta’da Medrese-i Âliye’de başmüderrislik görevine tayin edildi. Nedvetü’l-ulemâ’nın rektörü Abdülhay Hasenî tarafından Nedvetü’l-ulemâ’ya davet edildi. 1858 (m. 1919)’da vefat etti. Buyurdu ki:
Nureddin Cerrahi, çocukluğundan beri anasına karşı büyük bir sevgiyle doluymuş. Hem ne türlü, âdeta aşka benzer bir sevgiymiş bu! Büyüyüp geliştiği zaman Nureddin Cerrahi'yi anası irşad etmiş. Nureddin Cerrahi, doğumundan dört yüz yıl evvel müjdelendiği gibi, İbrahim Düssuki'nin sırrını taşıyan olgun, dolgun bir insan olarak âlem halkı içinde parladıktan bir süre sonra, anasının huzuruna vararak - Bana izin verde hacca gideyim. Şeriatın bana farz kıldığı görevimi yapayım" demiş. Annesi bu isteği yerinde görmüş, genç Nureddin de hazırlıklara başlamış. Lazım olan parayı tedarik ettikten sonra bir gün anacığına veda ederek, evden hacca götürecek olan kervanın sahibine giderken yolda iki gözü iki çeşme sel sel ağlayan bir adam görmüş.