Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.003.713

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Gaflet Uykusundan Daha Ağır Bir Uyku Yoktur

Ebû Hâmid el-Belhî hazretleri evliyânın büyüklerindendir. 854 (H.240) senesinde Türkistan’da Belh'te vefât etti. Önceleri Hâtem-i Es'am'ın talebesiydi. Ebû Turâb en-Nahşebî ve Ebû Hafs el-Haddâd ile sohbet etmiş, İbrâhim bin Edhem'i görmüştür.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Hepimiz Mevaşiyiz

Sultan II. Abdülhamid Han zamanında bir nüfus sayımı yapılması kararlaştırılır. Ecnebi sefirler Hâkan'a, hazır sayım yapılırken bir de mevâşi (küçük ve büyükbaş hayvanlar) sayımı yapılmasını tavsiye ederler. Hâkan, insanlarla hayvanların aynı sistem ve aynı zaman içinde sayılmasının insan haysiyetini zedeleyici olacağını belirterek, mevâşi sayımının daha evvel yapılmasını münasip görür. Bunun için vilâyet ve kazâlara telgraflar gönderilir. Meğer bir kazânın kaymakamı o sırada izinde imiş. Vekâlet eden zât, alaylı takımından ve kaymakamla hiç geçinemeyen câhil bir adammış. Mevâşi kelimesinin ne mânâya geldiğini bilmediği gibi, araştırmaya dahi ihtiyaç duymamış. Onu, "Üstün gayret sahibi vatandaş" falan zannetmiş olsa gerek ki, telgraf metnini okuduktan sonra, "Bunun ucunda ya bir nişan; ya bir taltif vardır! İhsân-ı şâhâneyi bu sefer de ben kapayım" diye hemen cevâbi telgrafı yazıp göndermiş:"Ser-kurenâ-yi hazret-i pâdişâhiye, ma'rûzât-ı kemineleridir:" Burada kaymakamdan başka hepimiz mevâşiyiz!"Lûgatçe: Kurenâ: Yakınlar; Ser-kurenâ-yi pâdişâhi: Pâdişahın en yakini, baş mâbeynci; Kemine: Âciz, hakir; zavallı.

Vehbi Tülek

Paşam Siz Haksizsiniz!

Vehbi Tülek

Tasi Taraği Topladik

Vehbi Tülek

Derya Ali Baba

Vehbi Tülek

Fâtih Sultan Mehmed Han, İstanbul'u küffâr elinden kurtarmak üzere kuşatmıştı. Fetih ordusu İstanbul surlarına dayanmış, Fâtih Sultan Mehmed Han fethin gerçekleşece ği zamânı sabırsızlıkla bekliyordu. Leşker-i duâ adı verilen duâ ordusu âlimler ve veliler, fetih için gözyaşı dökerek duâ ediyorlardı. Kır atının üstünde heybet ve celâdetle duran genç hükümdâr, orduyu şevke getirici konuşmalar yapıyordu. Etrâfa dalga dalga yayılan ordu, Feth-i mübinin gerçekleşmesi için canla başla çarpışıyordu. Şehir düşmek üzere idi. İşte tam bu kritik zamanda ordunun arasında; "Ordu susuz kalmak tehlikesiyle karşı karşıya, kuyular boş, çeşmeler akmıyor." şeklinde bir söylenti yayılmaya başladı.

Mesih Paşa Vezir Olur Mu?

Vehbi Tülek

Yediğin, Giydiğin Haram Olunca

Vehbi Tülek

İtalya Mahkemesi

Vehbi Tülek

111 - Biz Sizi Uyanik Biliyorduk

Vehbi Tülek

İnanilmaz Arttirma

Vehbi Tülek

Yirmisekiz Mehmed Çelebi Ve Parisde Opera

Vehbi Tülek

RidÂniye Meydan MuhÂrebesi

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Şeyh Ahmed Efendi

Şeyh Ahmed Efendi, Osmanlılar zamânında Bursa'da yetişen evliyâdan olup Emir Sultan hazretlerinin yoluna mensûbdur. Doğum târihi bilinmemektedir. 1529 (H.935) senesinde Bursa'da vefât etti. Kabri, Bursa'da Emir Sultan Câmii bahçesinin sağ tarafındadır.

Ahmed Efendi, vefatından kısa bir zaman önce buyurdu ki:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Kaba Ve Hafîf Necâset Nedir?

Vehbi Tülek

Alâüddîn Trablusî hazretleri Hanefî fıkıh âlimidir. Trablusşam’da doğdu. Burada ve Şam’da medrese tahsilinden sonra Kudüs kadısı oldu. 849 (m. 1445)’te vefat etti. Sultan 2. Murad’a ithaf ettiği “el-İstiğnâ” adlı eserinde şöyle nakleder:

Mutlak Adak Ve Şarta Bağlı Adak

Vehbi Tülek

Cenâb-ı Hak, Hep Kolay Emretmiştir

Vehbi Tülek

İbn-i Hayran hazretleri Şafii mezhebi âlimlerindendir. Bağdâd'da yaşadı. 310 (m. 923) senesinde vefât etti. Bir dersinde buyurdu ki:

Zeynüddîn Muhammed Hemedânî

Vehbi Tülek

Cepheye Gitmeden Harbe Katılan Mübarek Zat

Vehbi Tülek

Ebû Bekir (radıyallahü Anh)

Vehbi Tülek

Abdullah El-acemî

Vehbi Tülek

Saçaklızade Osman Efendi

Vehbi Tülek

Abdülganî Meydani

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Gül Yaprağı

Gül Yaprağı

Vaktiyle, yol üzerinde bulunan bir dergahın dervişleri, yoldan geçen herkesi misafir kabul ediyordu. Burada hiç konuşulmuyordu. Dervişler anlatmak istediklerini kalben ifade ediyorlardı. Bir gün dergahın kapısına bir yolcu geldi. Yolcu kapıda öylece durdu ve bekledi. Burada, misafir geldiğini dervişler firaset yoluyla anlıyorlardı, o yüzden kapıda tokmak yoktu. Bir süre sonra kapı açıldı, içerdeki derviş, kapıda duran yolcuya baktı. Bir selamlaşmadan sonra söz'süz konuşmaları başladı. Gelen yolcu, dergahta kalmak istiyordu. Derviş içeri girdi, sonra elinde ağzına kadar suyla dolu bir kapla döndü ve bu kabı yolcuya uzattı. Bu, yeni bir misafiri kabul edemeyecek kadar doluyuz demekti. Yolcu dergahın bahçesine girdi, aldığı bir gül yaprağını kabın içindeki suyun üstüne bıraktı. Gül yaprağı suyun üstünde yüzüyordu ve su taşmamıştı. Derviş kapıyı açarak yabancıyı içeriye aldı. Suyu taşırmayan bir gül yaprağına her zaman yer vardı.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Helvaci Çocuk

Vehbi Tülek

Fahreddin-i Acemi Ve Hurufiler

Vehbi Tülek

Hizir Aleyhisselam Nasil Görülür

Derdi Olan Neylesin?

Bana İyi Bir Elbise Yapiver

Allah'tan Utanandan Her Şey Utanir

Allah Nasil Misafir Edilir?

Abayi Yakmak

Kadı Iyâd Hazretleri Ve Dürüst Genç

Vehbi Tülek

Mü'mine Ikram, Affa Sebebdir

Vehbi Tülek

Başka Du Bilmez Misin?

Vehbi Tülek

Meşayihın Kadrini Bilmezsen

Vehbi Tülek

Kabahat Kilincin Midir?

Vehbi Tülek

Kadin Akli

Vehbi Tülek