Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.147.405

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Allah’tan Başkası Için Kurban Kesilmez

Mehmed Atâullah Efendi seksenbeşinci Osmanlı şeyhülislâmıdır. 1142 (m. 1729) senesinde İstanbul’da doğdu. Küçük yaşından itibâren babasından ve zamanının âlimlerinden aklî ve naklî ilimleri tahsil etti. Müderrislik ve kadılık vazîfelerinde bulundu. 1197 (m. 1783) senesinde Sultan Birinci Abdülhamîd Hân tarafından şeyhülislâmlık makamına tayin edildi. 1199 (m. 1785) senesinde hacca gitmek üzere yola çıkıp Gelibolu’ya geldiği zaman, orada vefât etti. Cenâzesi İstanbul’a getirilip defnedildi.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Benim Gözüm Göreceklerini Gördü

18 Mart 1915 günü. İngiliz donanması en büyük savaş gemileriyle Çanakkale boğazını geçmek için zorluyor, yoğun topçu ateşi ile boğazın iki tarafındaki Osmanlı tabyalarını hallaç pamuğu gibi atıyordu.O gün Boğaz tabyaları arasında en çok iş gören ve en çok hasara uğrayan Rumeli Mecidiyesi Bataryası oldu. Sabahtan beri muharebenin en şiddetli anlarında dahi iki sahil arasında gidip gelmekten çekinmemiş olan Müstahkem Mevki Komutanı Cevat Paşa, tabyanın feci durumunu haber aldığı zaman yine motora atlayıp Çimenlik İskelesi'nden karşı sahile hareket etti. Cephaneliği berhava olan tabyanın durumu hazindi.

Vehbi Tülek

Şeyh EdebÂlî Hazretleri

Vehbi Tülek

Bir Avuç Bulgur

Vehbi Tülek

Sadece Emredileni Yaptik

Vehbi Tülek

I. Dünya Savaşında Irak cephesinde görevli bir batarya kumandanı şöyle bir hatıra sını nakleder:"Harbin son seneleriydi. Bağdat cephesindeki üstün İngiliz kuvvetleri ordumuzu geri çekilmeye mecbur etmiş, Fırat nehri boyunca kuzeye doğru ilerliyordu. Çekilmemiz bir bozgun şeklinde olmayıp harbin gereğiydi. Bir aralık ordumuzun artçı birlikleri, düşman kuvvetleriyle Şatt-ül-Edhem denilen yerde muharebeye tutuştu. Sabahtan öğleye kadar bütün silahların ateşleriyle, çölün kızgınlıklarında her taraf alev alev yanıyordu. Bütün hınç ve güçleriyle saldıran düşman kuvvetleri, bir an önce mukavemetimizi kırmak istiyorlardı.

Alin Terinde Bereket Vardir

Vehbi Tülek

Amerika’ya Osmanli Yardimi

Vehbi Tülek

Yunan Subayinin İntikami

Vehbi Tülek

Bendenizde İki Fuad Vardir

Vehbi Tülek

Nesilleri HelÂk Olurdu

Vehbi Tülek

Sultan İkinci Murad Ve Molla Fenari

Vehbi Tülek

Hemhal Olmak

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

Ezelde Saîd Olanlar Saîdlerin Işini Yapar

Dimetokalı İlyâs Efendi Osmanlı fıkıh ve kelam âlimlerinin büyüklerindendir. Edirne yakınında, Dimetoka'da doğdu. (m. 1523) senesinde İstanbul'da vefât etti. Şerh-i Akâid'e, Hayâli'nin yaptığı haşiye üzerine, ayrıca bir haşiye yazmıştır. Bu eserinde buyurdu ki:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Övünmek Için Söylemiyorum Peygamberlerin Reîsiyim

Vehbi Tülek

Nûreddîn Hâdırî hazretleri hadîs, nahiv, kırâat ve Hanefî mezhebi fıkıh âlimlerindendir. 747 (m. 1346) senesinde doğdu. Şam’a gidip oranın büyük âlimlerinden ilim öğrendi. Haleb’de Hanefî kadılığına getirildi. Burada fetvâlar verdi ve ders okutarak talebe yitiştirdi. 824 (m. 1421) senesinde Haleb’de vefât etti. Bir dersinde şunları anlattı:

Yapılan Ibâdetin Tadı, Ihlâs Iledir

Vehbi Tülek

Karamanoğlu Mehmed Bey

Vehbi Tülek

Karamanoğulları Beyliği, Anadolu Selçuklu Devleti'nin yıkılmasından sonra Niğde, Konya ve İçel çevresinde kurulan bir Türk beyliğidir. Mehmet Bey de bu beyliğin ikinci beyi Kerimü'd-din Karaman'ın oğludur. Doğum tarihi belli olmayıp ölümü 1280'dir. Mehmet Bey askeri ve idari yönden bilgili bir devlet adamı idi...

Az Yiyin, Az Uyuyun Çok Tefekkür Edin

Vehbi Tülek

“yeter Ki Mübarek Yüzünüzü Göreyim!”

Vehbi Tülek

Hocalık Ve Talebelik Takvâ Ile Olur

Vehbi Tülek

Bilmemek Özür Değil Günâh Olur

Vehbi Tülek

Hafız Ebû Hasin

Vehbi Tülek

Ramazan Halîfe

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Abdullah El-acemî

Abdullah El-acemî

Zamânın sultânı Melik Zâhir Mücirüddin, bir defâsında Abdullah el-Acemi hazretlerinin köyüne gitmişti. Abdullah el-Acemi bahçelerde bekçilik yapıyordu. Melik onu bir bahçe içinde görüp:

"Ey Genç! Bize tatlı bir nar getir." deyince, bulunduğu bahçedeki bir nar ağacından nar koparıp götürdü. Melik kesip tadına baktı ve; "Bu nar ekşi sen nasıl bekçisin narın ekşisini tatlısını ayırd edemiyorsun?" dedi.

Abdullah el-Acemi kendisine âid olmayan meyvelerden hiç yemediği için, ekşisini tatlısını bilmiyordu. Melik'in sözleri üzerine hem üzüldü hem de mahcûb oldu. Gidip bir ağacın altında namaza durdu ve iki rekat namaz kılıp şöyle duâ etti: "Yâ Rabbi bana hangi narın tatlı olduğunu bildir, gidip Melik'e vereyim..."

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Misâfir Istiyordun. Gönderdik, Kovdun

Vehbi Tülek

Yeterki Kalbi Kirilmasin

Vehbi Tülek

Bir Çuval Toprak Ve Arsa

Ebussuud Efendi Ve Nureddinzade

Allah’a Firar Et

Sarik Ve Sakal

Kadin Akli

Korkma!

Allah Diyen Genç

Vehbi Tülek

Latif Bir Şikayet

Vehbi Tülek

Bunlar Şarapti

Vehbi Tülek

Hakikati Görmek

Vehbi Tülek

Şikayet

Vehbi Tülek

Cennetlik Hanım Isteyen...

Vehbi Tülek