Allahü Teâlânın Azabı Çok Şiddetlidir!
Abdurrahmân bin Ebî Zinâd hazretleri hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 100 (m. 718) senesinde doğdu. 174 (m. 790) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
(Rahmetullahi Aleyh)
e-Gazete (Bugün)
Bizim Sayfa (Bugün)
17.568.091
Caliyet-ül Ekdar
Silsile-i Aliyye Büyükleri
Abdurrahmân bin Ebî Zinâd hazretleri hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 100 (m. 718) senesinde doğdu. 174 (m. 790) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları:
Meşhurdur, Osmanlı pâdişahları zaman zaman tebdili-i kıyâfet edip halkın arasına karışırlardı. Bazan da vezirlerin arasına girer, onların düşüncelerini öğrenmeye çalışırlardı. Nitekim vezirlerin hamam safâsında neler konuştuklarını anlamak için bir pâdişah, fakir kıyâfetinde gitmiş. Fakat hamamcılar:
" Şimdi olmaz, vezirler var! demişler.Bunun üzerine gariban kıyâfetindeki pâdişah:
" Ne olacak, gariban da bir kenarda oluversin, diye ısrar etmiş.
" Peki; demişler, şöyle bir kenarda yıkan, demişler. O da bakmış orada garip yaşlı bir vezir var.
" Yardım edeyim amcacığım, diyerek başlamış ihtiyarın sırtını oğmaya... Ama kulağı da diğer vezirlerde imiş. Kamufle olsun diye de:
" Ah! Vezir olmak varmış. Bak şunların haşmetli hallerine!.. dermiş. Yaşlı vezir de aslında firâset sahibi büyük bir veli imiş, ona demiş ki:
" Evlat, eğer duâ edersen, Cenâb-ı Hakk seni daha da büyük makamlara getirir; hatta hastalıklı, sırtını zamanın pâdişahına oğdurup yıkatır bile! Tabii böylece ikisinin de sırrı fâş olmuş...
Adı Soyadı: Mehmet Baba Adı: TevfikAnne Adı: RukiyeDoğum Yeri: Van-GöllüDoğum Tarihi: 1901Göllü köyündenim. Van'daki ordunun Erzurum tarafına çekilmesi üzerine Ermeniler harekete geçtiler. Analarımız, babalarımız hep Ermeniler tarafından kesildi. Benim babam da orada şehit oldu. Jandarma çavuşu idi. Mollakasım, Amik, Şeyhayne, Göllü, Hıdır, Kurtsatan, Köprüköy köylülerinin hepsi katledildiler. Bizim köyün bir kısmı Zeve'ye sığındı, orada şehit oldular. Biz zor kaçabildik. Ermeniler, hamile kadınların karınlarını süngülerle yarıp çocuklarını süngülerin ucunda çıkardılar. Bütün Müslüman köylerini basıp ateşe verdiler. Kadın-erkek, genç-yaşlı demeden birçok insanı katlettiler. Adını saydığım köylerden kaçıp kurtulan Müslüman halk, Zeve'den Van gölüne dökülen Ablengez suyu üzerinde bulunan köprüden karşıya geçerek kurtulmaya çalışıyorlardı. Annem, ben ve iki kızkardeşim geçtikten sonra baktık ki, Ermeniler köprüyü yıktılar. Esirleri öldürüp Ablengez suyuna attılar. Cesetleri, baharda kar sularının taşırdığı Ablengez suyu göle götürdü. Ben, annem ve iki kızkardeşim, gündüzleri ekinlerin arasında derelerde sürüne sürüne ilerliyor, geceleri dağlarda kalıyorduk. Ermenilerin eline geçersek öldürüleceğimizi biliyorduk. Diyarbakır'a kadar kaçtık. O kaçış sırasında annem öldü. Sonra iki kızkardeşimi de kaybettim. Yapayalnız kaldım.
Ömer İbn-i Fârid hazretleri büyük velilerdendir. 1180 (H.576) senesinde Mısır'da doğup, 1238 (H.636) senesinde yine burada vefât etti. İlk tahsilinden sonra Şâfii fıkhı ile meşgûl oldu. İbn-i Asâkir'den hadis-i şerif ilmini aldı. Büyük hadis âlimi Münziri ve başkaları kendisinden hadis-i şerif rivayet etti. Ezher'de hatiplikle meşgûl oldu. Sonra tasavvuf yoluna ve yalnızlığa meyletti.
Seyyid Muhammed Ezheri hazretleri İslâm âlimlerinden ve evliyânın büyüklerindendir. İran'da Şirâz'da doğdu. Mısır'da Câmi'ul-Ezher Medresesine gitti. Tahsilini tamamladıktan sonra, Tebriz'e yerleşti. Orada, Şeyh Şihâbüddin-i Tebrizi'ye intisab etti. Kemâle geldikten sonra, icazet verilerek Geylân taraflarına gönderildi.1358 (H.760) senesinde Lenger-Künân mevkiinde vefât etti.
Muhammed Demirtaşî hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Ömer Rûşenî hazretlerinin talebelerinden ve İmâm-ı Şarânî hazretlerinin de hocalarındandır. Mısır’da Hüseyniyye beldesinde 929 (m. 1522) senesinde vefât etti. Bu mübarek zat buyurdu ki:
Abdullah-i Ensâri hazretleri Evliyânın meşhûrlarından ve Hanbeli mezhebinin büyük fıkıh âlimlerindendir. Kerâmetleri pek çoktur. Vâzlarında Ehl-i sünneti müdâfaa eder, mezhebsizlik ve bid'atlerin kötülüğünü anlatırdı. Allahü teâlâya kavuşmak yolunda yürümek isteyenlerin, evliyâya ve hakiki din âlimlerine çok bağlı olmasını isterdi. Bu yolda ilerleten vâsıtaların, onlara olan tam muhabbet ve bağlılık oduğunu söylerdi. O büyüklere dil uzatanların zavallılıklarını her defâsında ifâde eder ve; "Yâ Rabbi! Dostlarını öyle yaptın ki, onları tanıyan sana kavuşuyor ve sana kavuşmayan onları tanıyamıyor. Yâ Rabbi! Her kimi felâkete düşürmek istersen, onu dostlarının, evliyânın ve gerçek İslâm âlimlerinin üzerine atarsın." buyurmuştur.