Hüseyin Hilmi Işık

(Rahmetullahi Aleyh)

Türkiye Gazetesi

e-Gazete (Bugün)

Türkiye Gazetesi

Bizim Sayfa (Bugün)

Toplam Ziyaretçi

17.612.497

Huzur Pınarı

Caliyet-ül Ekdar

Dinimiz İslam

Silsile-i Aliyye Büyükleri

Bildiğiyle Amel Edene Bilmedikleri De Öğretilir

Dârendeli Hilmi Efendi son devir Osmanlı velîlerindendir. Malatya’nın Darende kazasında doğdu. 1916 (H.1334) yılında Maraş'ta vefat etti. İlk tahsilini Darende'de tamamlayan Hilmi Efendi, ihtisas için İstanbul'a gitti. Abdülazîz Han zamanında Fatih Medresesinde tahsil gördü. Bu arada İstanbul'da Gümüşhâneli Ziyâeddîn Efendi’nin ders ve sohbetlerine devam etti. Bu zattan Nakşibendî-Hâlidî yolu halifelik icazeti alıp, Darende'ye döndü. Sonra Maraş'a hicret ederek burada talebe yetiştirdi. Duraklı Câmii’nde vaazlar verdi. Bir vaazında insanlara şöyle nasihat etti:

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

1001 Osmanlı Hikayesi

Tüm Yazılar

Fatih’in Medreseleri

Fatih'in bilime olan hizmetlerine tanıklık eden anıtların en önemlisi, kuşkusuz camisinin etrafına yaptırdığı medreselerdir... Ancak ilk medrese eğitimi, fetihten hemen sonraki günlerde cami haline getirilen Ayasofya'da başlamış ve caminin yanındaki papaz odaları boşaltılarak öğrencilerin buralarda kalmaları sağlanmıştır. Molla Hüsrev'in başmüderrisliğe getirildiği bu ilk öğretim kurumunda, İstanbul'un ilk kadısı,Ayasofya'yı Cami olarak "tescil eden" Hızır Çelebi 'nin ilk müderrisler arasında bulunduğu görülmektedir. Bu sıralarda molla Zeyrek de müderris olarak Zeyrek camisinde derslere başlamıştır. (Türkiye Tarihi 2 s: 243) İşte İstanbul'da fetihten sonra öğretime başlayan ilk iki medrese bunlarrdır. Fatih medreselerinin yapımı bitince, Zeyrek'teki öğrenciler oraya taşınmış, Ayasofya'da ise öğretim sürdürülmüştür. Vakfiyesinde de belirtildiği üzere, Medaris-i Semaniye adı ile Fatih Camii'nin etrafında yapılmış olan bu yeni kuruluş, sekiz medrese ve her medresenin arkasında Tetimme adı verilen daha küçük sekiz medreseden oluşmaktadır. Ayrıca müderris ve öğrencilerin yararlanması için bir kitaplık, bir Darüşşifa ve bir de misafirhane bulunmakta idi. medreselerin her birinde "akli" ve "natli" bilimlerde birer müderris, Daruşşifada ise hangi ulustan olursa olsun iki hekim, bir göz hekimi, bir cerrah ve bir de eczacı görevlendirilmişti. Hekimlerin hastaları günde iki kez ziyaret etmeleri şart koşulmuştur.Fatih döneminde üzerinde durulması gereken önemli bir kuruluş da hızla geliştiği görülen bir yüksek okul niteliğindeki Enderun Okulu'dur. Bu kuruluş içinde askerlik, yöneticilik,güzel sanatlar bölümleri olduğu gibi, ayrıca bir de hastane bulunmakta idi. tanzimat dönemine kadar yaşadığı görülen Enderun Okulu'nda Galata Sarayı,Eski Saray ve Edirne Sarayı gibi sarayların orta dereceli saray okullarını bitirenler kabul edilmekte idi.

Vehbi Tülek

23 - Budin Müdafaasi

Vehbi Tülek

İnebahti Deniz MuhÂrebesi

Vehbi Tülek

Şaşiran ŞÂir

Vehbi Tülek

Şâirlerden biri, yeni yazdığı bir şiiri, Pâdişaha takdim etmek üzere huzûra kabul edi lir. Pâdişah o kadar zekidir ki, okunan bir şeyi ezberlemekte, birinci vezir 2 defâ okunanı, ikinci vezir de 3 defâ okunanı ezberleyebilmektedir. Şâir şiirini okuyunca, Pâdişahın çok hoşuna gider ve bir latife yapmak ister. Der ki:-Burada herkes bu şiiri zâten bilirdi. Şâir şaşırıp arzeder:-Pâdişahım, affedersiniz. Bu şiiri yeni yazdım ve ilk defâ burada, yâni huzûrunuzda okudum.
-Sen benim sözüme inanmadın gâlibâ. Bak şimdi ben okuyorum dikkatle dinle!
Pâdişah şiiri okur ve şâirin çok fazla şaşırdığını görünce, iki defâ dinlediği için ezberleyen birinci vezire dönüp der ki:-Şâirimiz iyice tatmin olsun, bir de şiiri sen oku bakalım!Şâirin şaşkınlığı iyice artar. Birşeyler söylemek için kekeler. Pâdişah iyice şaşırtmak için ikinci vezire dönüp der ki:-Bir de sen oku da, şâir dostumuz iyice kanaat getirsin artık. O da yanlışsız okur. Şâir ne diyeceğini şaşırmış vaziyette iken, Pâdişah imdâdına yeti şir. Durumu anlatır ve çeşitli hediyeler verir. Şâir de anlar ki; devletimizin başında hakikat en seçilmiş insanlar var.

Saltanat Tahtina Oturacaktir

Vehbi Tülek

60 - Yavuz'un Adaleti

Vehbi Tülek

Hepimiz Mevaşiyiz

Vehbi Tülek

İngiliz Tüccarlar Fesad Çikariyorlar

Vehbi Tülek

109 - Sultan İkinci Murad Ve Molla Ayas

Vehbi Tülek

Bir Yüz Karasi

Vehbi Tülek

Vehhabi İsyani Ve Kavalali İbrÂhim Paşa

Vehbi Tülek

Yolumuzu Aydınlatanlar

TÜM YAZILAR

İbretli Bir Hayat... Abdullah Bin Sa'd

Abdullah bin Sa'd, Eshab-ı kiramın büyüklerinden ve "Afrikiye" diye anılan, Kuzeybatı Afrika'nın fatihi, büyük komutan ve validir. Tam ismi, Abdullah bin Sa'd bin Ebi Serh bin Haris bin Hubeyb el-Kureşi el-Amiri olup, künyesi "Ebu Yahya"dır...
Abdullah bin Sa'd, Osman bin Affan'ın (radıyallahü anh) sütkardeşidir. Resulullah efendimizle (sallallahü aleyhi ve sellem) Medine'ye hicret etti. Ayrıca, vahiy katibiydi. Fakat ne hazindir ki Mekke'ye geri döndü ve müşriklerin arasına karıştı...

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Muhammed Bin Abdullah

Vehbi Tülek

Muhammed bin Abdullah hazretleri Şâfii hadis âlimlerindendir. 749 [m. 1348] senesinde vefât etti. İmâm-ı Begavi'nin (Mesâbih) kitâbına ek ve açıklamalar yaparak (Mişkât-ül-Mesâbih) adını verdiği kitâbı meşhurdur. Bu kitabında buyuruyor ki:

Abdullah-i Ensârî

Vehbi Tülek

Tasavvuf Ehli, Aynı Toprak Gibidir

Vehbi Tülek

Seyyid Nûbânî hazretleri son devir Osmanlı evliyasındandır. 1904 (H.1322) senesi Kudüs yakınındaki Mezra köyünde vefât etti. Yûsuf Nebhânî eserlerinde ondan sıkça bahseder.

İlim Kaledir, Cehâlet Ise Meçhûldür!

Vehbi Tülek

Hiç Kimse Mucizeye Karşı Gelemedi

Vehbi Tülek

Dünyâda âfiyet Üzere Olanlar

Vehbi Tülek

Putun Içinden Gelen Ses

Vehbi Tülek

Adam Başka, Adam Kılığına Giren Başkadır!

Vehbi Tülek

Şeyh Sühreverdî

Vehbi Tülek

Dini Hikayeler

TÜM YAZILAR
Yuhçu Baba

Yuhçu Baba

Asırlar önce ak sakallı, nurani simalı bir adam varmış. Zühd ve takvâ sahibi olan bu zat, kendi hâlinde sâkin bir hayat yaşarmış. Halkın sevip saydığı bu muhterem zâtın ilginç bir âdeti varmış. Kendisine ölüm haberi verildiğinde, hemen çoğunlukla:Yuh olsun, dermiş. Halk bunun sebebini bir türlü anlayamaz, bu muhterem kişinin bazı kimselerin ölümünden sonra, "Yuh olsun" demesinin sırrını bir türlü çözemezmiş. Ama hiç kimse, bununla ne demek istediğini sormaya cesaret edemezmiş. Mutlaka bir hikmeti olduğu nu düşünürler, böyle faziletli bir ihtiyarın mânâsız bir davranış yapmayacağına inanırlarmış.

Vehbi Tülek

Vehbi Tülek

Ana Hakkı Ve Alkama'nın Sonu

Vehbi Tülek

Sakiz Ağacinda Yapilan Hac

Vehbi Tülek

Ayyaşin Sonu

Bereketi Var Mı?

Helvaci Çocuk

Kırk Bin Kahramanın Başarısı

Bunlar Şarapti

Annenin Hizmete İhtiyaci Var

Terbiye Yaratilişa Bağlidir

Vehbi Tülek

Adalet Ve Tevazu

Vehbi Tülek

Örümcek Ağı

Vehbi Tülek

Meşayihın Kadrini Bilmezsen

Vehbi Tülek

Yakub-i Germiyani’nin Yağmur Duasi

Vehbi Tülek

Senin İsmin Defterden Silinmiştir

Vehbi Tülek